İstanbul 18°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Anlarsan şaka, anlamazsan sahi 

  • Yazıcı yeni Uçum mu olacak!

  • Son yılların tek dürüst ihalesi olabilir

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

Anlarsan şaka, anlamazsan sahi 

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Şubat 25, 2025

Yazı İçeriği

  • Anlarsan şaka, anlamazsan sahi 

  • Yazıcı yeni Uçum mu olacak!

  • Son yılların tek dürüst ihalesi olabilir

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Yazıcı yeni Uçum mu olacak!

Cumhurbaşkanı Erdoğan hepimizle dalga geçmeye devam ediyor.

Son olarak Avrupa Birliği’ne seslendi ve “Avrupa Birliği’ni ekonomiden savunmaya, siyasetten uluslararası itibara, içine düştüğü çıkmazdan sadece Türkiye, Türkiye’nin tam üyeliği kurtarabilir.” dedi.

Haklı mı?

Bence evet.

Ciddi mi?

Bence hayır…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne sokmak gibi ne bir niyeti var, ne de arzusu.

Öyle olsa Yiğit Bulut gibi Avrupa Birliği karşıtı hatta sövücüsü bir adamın yıllardır Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda ne işi var.

Hadi Yiğit Bulut Saray’da zurnanın son deliği diyelim, Bahçeli gibi AB’den nefret eden bir adam Erdoğan’ın en yakın müttefiki, siyasi destekçisi değil mi!

AKP 2002 yılında iktidarı ele geçirdiğinde hepimize Avrupa Birliği hikayeleri anlatıyordu.

Partinin hedefleri arasında Türkiye’yi AB’ye üye yapmak da vardı.

Ortam da müsaitti.

Almanya’nın başında Türkiye’ye hep dost olmuş ve AB üyeliğini destekleyen Sosyal Demokrat Başbakan Gerhard Schröder vardı.

Fransa’da Cumhurbaşkanlığı koltuğunda Türkiye’ye çok da karşı çıkmayan ve daha önce de destek olmuş Jacques Chirac, İngiltere’de çok açık Türkiye yanlısı İşçi Partili Başbakan Tony Blair iktidardaydı.

İtalya’da da Başbakan Berlusconi idi ve Başbakan Erdoğan’ın oğlunun nikah şahitliğini yapacak kadar bize yakındı.

İspanya’nın başbakanlık koltuğunda ise Erdoğan’ın sık sık Medeniyetler İttifakı’nda eş başkan olarak birlikte görev yapmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdiği Zapatero oturuyordu.

İşte böyle bir ortamda Türkiye 2004 Aralık ayında AB ile tam üyelik müzakerelerine başlayacağı imzayı attı.

Gerçi o imza atılırken de epey bir gerilim yaşanmış, sinirlenen Erdoğan toplantıyı terk edip Türkiye’ye dönme kararı almıştı ama neyse ki o zaman AKP’de de sağduyulu isimler çoktu ve Tony Blair’in de gayretleri ile Erdoğan sakinleştirilmiş ve imzalar atılmıştı.

Türkiye’nin üyeliği için 10 numara beş yıldız bir ortam vardı.

AB’yi AB yapan en güçlü ülkeler Türkiye’nin yanında, üyeliğine destek verir konumda idi.

O zamanki tek sıkıntı, üyeliğin ancak 2013 yılında gerçekleşeceğinin söylenmesi idi.

O vakte kadar uyum yasaları üzerinde çalışılacak, AB ile Türkiye’nin hukuk ve uygulama normlarında eşleşmesi sağlanacaktı.

Avrupa halkları da artık Türkiye’yi üye olarak görmeye başlamıştı.

Bir NATO toplantısı sırasında Metehan Demir ile birlikte bindiğimiz taksinin sürücüsü, AB’ye üye olduğumuz için bizi tebrik edince Metehan ile gülüşmüştük.

Ancak Türkiye çok yavaş hareket ediyor, uyum yasaları konusunda ayak diretiyordu.

4 değerli yıl boşa harcandı.

Sonrasında işler tersine dönmeye başladı.

Fransa’da Türkiye’ye kısmi destek veren Chirac gitti, yerine iğrenç Sarkozy geldi. Açık bir Türkiye karşıtı idi.

Almanya’da Gerhard Schröder’in yerini Türkiye’nin üyeliğine onay vermeyeceğini saklamayan Merkel aldı.

Berlusconi, Zapatero birer birer devrildiler.

Yeni iktidarlar Türkiye karşıtı idi.

Ve Türkiye’ye “Tam üyelik istemeyin, ayrıcalıklı üyelik verelim” gibi abuk ve dayanaksız bir öneri ile geldiler.

Ama yine de elimizde kapı gibi anlaşma vardı.

Gereğini yapsaydık engellemeleri zordu.

Türkiye de istemedi.

AB Bakanlığı kapatıldı, başmüzakerecilik makamı fiili olarak ortadan kaldırıldı.

Rüya bitti.

Zaten o arada Türkiye 10 milyon mülteci tarafından istila edildi, Türkiye Avrupa’nın korkulu rüyası göçmenler için bir depo haline getirildi.

Ve bu durumun sonucu olarak Avrupa’da demokratik değerler ortadan kalktı, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı yükseldi, aşırı milliyetçi partiler iktidarları tehdit eder hale gelince en soldakiler bile sağa doğru kaymaya başladılar.

Ve her şeyin en uygun olduğu zamanda Türkiye’yi AB’ye üye yapmak için gereğini yapmayan, sallandıkça sallanan AKP iktidarı şimdi hem bizimle hem AB ile dalga geçer gibi “Bizi üye yaparsanız sorunlarınız çözülür” diyor.

Haklı mı!

Büyük oranda haklı.

Ciddi mi?

Büyük oranda değil.

Dün Ankara’da siyasetle de yakından ilgili hukukçularla sohbet ediyordum.

Çeşitli sağ partilerde siyaset yapmış, kimi hâlâ aktif siyasetin içindeki hukukçularla.

Hepsinde Serap Yazıcı’nın AKP’ye katılmasının şoku vardı.

Özellikle de AKP’ye yakın olanlarında.

Anlattıkları olaylar ilginçti.

Bir süre önce aralarında Demokrat Hukukçular Derneği’nden isimlerin de olduğu bir grupla Prof. Serap Yazıcı’yı ziyaret etmişler.

Ankara’da bir hukuk zirvesi düzenlemek, yeni Anayasa tartışmalarına katkı sunacak bir toplantı yapmak, bu konuda Serap Yazıcı’nın da desteğini almak istiyorlarmış.

Yazıcı ile görüşmeleri sırasında toplantıya bazı AKP’li hukukçuların ve Saray’daki bazı danışmanların da katılması ile ilgili bir önerileri olmuş.

Bana olayı aktaran hukukçu arkadaşım şöyle anlattı:

“Bazı AK Partili isimleri sıraladığımız zaman yıllardır tanıdığımız Serap Hoca’nın gözlerinden ateş fışkırdı. AKP’lilerle bir Anayasa tartışması yapılamayacağını, AKP’den bir demokratik anayasa çıkmayacağını haykırdı. Sana burada tekrarlamayacağım öylesine ağır ifadeler kullandı ki, hepimiz şaşkınlığa uğradık. Hatta ben hoca karşısında biraz da haddimi aşarak abarttığını söyledim ve konuşmamızın anlamı kalmadığını belirterek izin istedim. Öylesine öfkeli ve gördüğüm en sert AKP ve Erdoğan karşıtı idi.”

Ve Yazıcı’nın yanından ayrıldıktan sonra aralarında konuşup “Serap Hoca’yı böyle bir toplantıya davet edersek başımız belaya girer. Hoca bu lafları orada da tekrarlarsa hepimiz hakkında Cumhurbaşkanı’na hakaretten dava açılır hatta daha ağır suçlamalarla karşılaşırız” demişler.

Şaşkınlıkla dinledim.

“Peki Gelecek’ten istifa edip AKP MKYK’sına girince ne düşündünüz” diye sordum.

“Vallahi ilk duyduğumda inanmadım. Hâlâ da tam olarak inanmış değilim. Ama olmuş. Ankara siyasetinde her şeyi gördüm, avukat olarak her türlü insanı tanıdım zannederdim. Yanılmışım, böylesini görmek de varmış. Keşke o gün sesini kaydetseydim diyorum. Bir gün dinletir ve insanların nelere kadir olduğunu gösterirdim” dedi.

“Peki nasıl olmuş da AKP’nin teklifine evet demiş” diye sordum.

“Serap Hanım’ın bilinen ve giderek de yükselen bir egosu vardır. Zannederim AKP hocayı oradan yakalamış. ‘Yeni Anayasa’yı sen yazacaksın. Yeni Anayasa senin eserin olacak’ demişler. O da özgürlükçü ve modern bir Anayasa yazacağını zannederek katılmış. Bir önceki Anayasa’yı yazanları çok eleştirir beğenmez ve yetkin bulmazdı. Zannederim onlara olan öfkesinden dolayı böyle bir teklifi kabul etti. Onlar yazacağına ben yazayım dedi herhalde.”

“Kastın Mehmet Uçum mu?” diye sordum.

“Ben isim vermeyeyim ama sen anla.”  

 Son yılların tek dürüst ihalesi olabilir

Araç muayene istasyonlarını kimin işleteceğini belirleyen ihale yapıldı. 

Eskiden Karayolları’nın elinde olan bu iş 2007 yılında özelleştirilmiş, imtiyazı Alman TÜV (Technischer Überwachungsverein- Teknik Muayene Derneği) ile ortak olarak Doğuş Grubu almıştı. 

İki ayrı bölge ve 20 yıllık süre için verilen para 613 milyon dolardı. 

Ve bu yıl süresi sona ermekte olan bu ihale için yeniden ihaleye çıkılacağı açıklandı. 

Şartname ise oldukça kötü bir dille kaleme alınmıştı ve birilerine kıyak yapmak üzere organize edilmiş gibi hali vardı. 

Sorumlu olan Bakanlık, Türkiye’de en fazla pis koku yayan Ulaştırma Bakanlığı olduğu için de hepimiz meseleye şüphe ile yaklaştık. 

Yine adrese teslim bir iş gibi görünüyordu çünkü. 

Benim de yoğun eleştirilerim oldu. 

Ve ihale dün yapıldı. 

613 milyon dolarlık bir önceki fiyat, 1 milyar 720 milyon dolara yani hemen hemen üç katına tam olarak 2,8 katına çıktı. 

Bu değer dolar enflasyonu ile ölçülemeyecek kadar önemli bir artışa işaret eder ve geçmiş dönemde birilerinin nasıl zengin edilmeye çalışıldığını ve birilerinin cebine nasıl bir haksız kazanç koyulduğunu gösterir. 

Son aylardaki gelişmelere bakarak şunu söylemek mümkün. 

Belli ki birilerinin pişirmeye çalıştığı aşa su katıldı ve ortaya böylesine bir değer çıktı. 

Ülke kazandı. 

Bana sorarsanız bu ihale AKP döneminin en şeffaf ve son yılların en “namuslu” ihalesi olmuştur. 

Ulaştırma Bakanlığı’nda birilerinin dün gece çok mutsuz uyuduğuna, planlarının bozulduğuna eminim. 

Ama ispatlayamam. 

Umarım bu ihaleyi alanlara karşı Ulaştırma Bakanlığı içinde bir düşmanlık oluşmaz. 

İstanbul-İzmir otoyolunu eski Ulaştırma Bakanı’nın planlarını bozarak nispeten daha makul fiyata alan konsorsiyumun başına gelenleri bilerek bunu söylüyorum. 

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Bir Portekiz şoparının Türklere sürekli hakaret etmesine iki çift laf ettiğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Arkadaşlar arası sıkıcı bir tartışma
Köşe Yazıları
Arkadaşlar arası sıkıcı bir tartışma

Fatih Altaylı

Ekim 22, 2026

Merrill Lynch de iade edecek mi!
Köşe Yazıları
Merrill Lynch de iade edecek mi!

Fatih Altaylı

Ekim 21, 2026

Bulls Yatırım avukatı: Biz SPK’yı uyarmıştık
Köşe Yazıları
Bulls Yatırım avukatı: Biz SPK’yı uyarmıştık

Fatih Altaylı

Ekim 20, 2026

  • Videolar

Tümü
"Gülle gibi" Toyota GR YARiS görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke Tek"Gülle gibi" Toyota GR YARiSToyota GR Yaris tüm dinamizmi ve gücüyle sahnede! Direksiyonda Teke Tek’in bu bölümünde Fatih Altaylı, ralli dünyasından ilham alan tasarımı, üstün yol tutuşu ve heyecan verici sürüş performansıyla öne çıkan Toyota GR Yaris’i test ediyor. Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor. #işbirliği
Ekim 21, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Almancı değilim, Adanalıyım!" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Olgun TokerFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Almancı değilim, Adanalıyım!"Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 03:24 Oyunculuğa nasıl başladı? 10:42 Okulu kazanamayıp dönseydi ne olurdu? 12:21 İlk sahnesi 15:22 İlk dizi teklifi ne zaman geldi? 20:07 Hayat Şarkısı’ndaki Almancı rolü 22:50 Almancılık nereden geliyor, neden Almancı sanıyorlar? 27:46 Eşiyle nasıl tanıştı? 31:41 Darbukatör Bayram rolünü reddetmesi 32:21 Oyuncular bazı rolleri aldığına pişman olur mu? 35:28 Futbola merakı var mı? 36:07 Dizisi neden kalktı? 37:19 Kafasında yeni bir proje var mı? 41:09 Bu işin maddi yönünü mü seviyor, manevi yönünü mü? 44:09 Dijital platformlardaki işlere nasıl bakıyor? 48:23 Futbol üzerine bir film çekme isteği neden var? 50:59 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor. #işbirliği
Ekim 18, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Tuzlu Kahve hayaldi gerçek oldu” görseli
FatihAltaylı
YouTube
Eda EceFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Tuzlu Kahve hayaldi gerçek oldu”Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 03:05 Eda Ece'nin hikayesi nasıl başladı? 08:38 Üniversite eğitimi ile oyunculuğu bir arada nasıl götürdü? 16:50 "Yasak Elma" dizisi nasıl oluştu? 23:19 Bir senaryo yönetmeyi düşünüyor mu? 25:58 "Pis Yedili" dizisi 29:33 Batuhan Tuncer ile olan evliliği 39:47 "Tuzlu Kahve" dizisinin başlangıç hikayesi 45:56 Eda Ece'nin gelecekteki planları neler? 53:01 Astrolojiye olan ilgisi 59:21 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor. #işbirliği
Ekim 11, 2026