İstanbul 15°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

‘Yanlarım ağrıyor evladım’ anlat bakalım

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Eylül 10, 2011

‘Yanlarım ağrıyor evladım’ anlat bakalım

BAZI şeyleri anlamakta güçlük çekerim hep,
Mesela yurtdışında emlak edinme meselesini,
Bir Türk vatandaşı, yurtdışında emlak alır, Hemen kızarız millet olarak, "Hain, Parasını yurtdışına gönderiyor, Niye paranı başka memleketin toprağına yatırıyorsun, Bizim memleketin suyu mu çıktı" diye,
Ama yabancıların Türkiye'de emlak alması söz konusu olunca bu kez tam tersi bir tepki koyarız, "Memleketi satıyorlar,"
E, o zaman yurtdışında mülk edinen bizim Türk vatandaşı da yabancı memleketi satın almış olmuyor mu?
Ya da yurtdışında mülk almak hainlikse, bizde niye satan hain oluyor?
Buna benzer bir şekilde anlamadığım konu son günlerdeki "ithal doktor" tartışması,
Bizim Türk doktorlar yurtdışında çalışmaya gittiği zaman karalar bağlıyoruz, "Yetişmiş insanlarımız gidiyor, Beyin göçü oluyor" diye,
Ama eloğlunun yetiştirdiği doktoru Türkiye'ye getirince, "Nasıl gelir bizim memlekete ne olduğunu bilmediğimiz bu doktorlar, Bizim doktorumuz yok mu?" diyoruz,
Gitmesi kötüyse gelmesi niye kötü?
Bir karar verin, hangisi kötü? Beynin gitmesi mi, gelmesi mi?
ABD'de belki yüz binlerce yabancı doktor var,
Ben hiç duymadım Amerikalı doktorların "İstemezük" dediğini,
İstememek ne kelime,
Amerika'nın en meşhur doktoru bizden biri, Profesör Mustafa Öz'ün oğlu Mehmet Öz,
Adama televizyonda program bile yaptırıyorlar,
Elbette ki, Türkiye'ye yabancı doktorlar gelmeli,
Gelmeli ama bunun da bir "standardı" olmalı,
Bizim doktorların geçtiği kadar "ciddi sınavlardan" geçmeli,
Her önüne gelen "denklik" alamamalı,
Ayrıca Türkiye'ye gelecek yabancı doktor "Türkçe" bilmeli, Bu da bir zorunluluk olmalı, Hiçbir hasta, dilini bilmediği doktora derdini anlatamaz,
Gelenler en az bizim doktorlar kadar "kalifiye" olmalı,
Bunlar olursa bence gelsinler,
Eğitilmiş beyinlerin bize göçmesinde hiçbir mahzur yok,


Otomobilden önce motor 'arge'si yapmalıyız

OTOMOBİL mevzuuna kaldığımız yerden devam edelim,
Geçen hafta Türkiye'nin bir otomobil markasına sahip olmasının zor olmadığını, bunun sadece bir yatırım, iki sabır meselesi olduğunu söyledim,
Kalite ve inovasyon ise olmazsa olmazlar elbet,
Kalitede sorun olmaz,
İnovasyonda ise sorun olacaktır,
Eğer Türkiye'de bir otomobil markası yaratılacak ve uluslararası rekabete sokulacaksa, bunun için bazı ön adımlar atmak ve geleceği okumak gerekiyor,
Hibrit ve elektrikli otomobiller konusunda Türkiye bilgi sahibi olmaya başladı,
Ancak otomobil dünyasında bir başka gelişme, küçük hacimli motorlardan, yüksek verimlilikle yüksek güç elde etme döneminin başlaması,
Bununla ilgili çalışmalar yapan Avrupalı küçük araştırma şirketleri var,
Türkiye, bu araştırma şirketlerinden bir veya birkaçını satın almalı,
Motor altyapısını oluşturmalı,
Bu konuda teknolojik öncülerin arasında yer almalı,
Çünkü bugünkü motor ve aktarma teknolojilerinde üretilen enerjinin sadece yüzde 20'si, hadi bilemediniz yüzde 25'i otomobili hareket ettirecek güce dönüşüyor, Gerisi ısı olarak ve aktarma organlarında kayboluyor,
Bu alanda araştırmaların içinde olmak şart,
Bu tip motorların üretiminde başarılı olunduğu takdirde, birtakım vergi düzenlemeleriyle bu otomobillerin avantajlı olması sağlanmalı,
Ayrıca Türkiye'nin çevresinde doğal bir pazar oluşuyor,
Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Türki Cumhuriyetler, Türk otomobillerinin alıcısı olma olasılığı yüksek bölgeler,
Bu da yerli bir otomobilin Türkiye'de yıllık 100-150 bin, çevresinde de bir o kadar pazar bulabilmesi demek,
Tabii bir diğer gereklilik de, Türkiye kendi otomobilini üretmeyi başarırsa "hafif ticari" araç segmentindeki vergi düzenlemelerini yeniden gözden geçirmek,
Bu iş gerçekten zor değil, İmkânsız hiç değil,
Not: Hakan Çelik, batık durumdaki Saab markasının alınarak bir Türk markasına çevrilebileceğini yazmış, Saab ne yapsan Türk markasına çevrilmez, Ancak Saab'ın Türkiyeli firmalar tarafından satın alınması hiç de kötü bir fikir değil,


Dökülmüş sütün ,,,

İSRAİL'in ender makul adamlarından Ehud Barak, Mavi Marmara olayından sonra meydana gelen gelişmeler için "Spilled milk", "Dökülmüş süt" tabirini kullandı, "Olan oldu, uzatmayalım" anlamında,
Türkçesi de vardır ama pek kibar değildir "Davası olmaz" diye bilinir,
Bunu başkası söylese anlarım da, İsrailli bir siyasetçi söyleyince komik oluyor,
Her bir vatandaşının intikamı için topla, tankla, uçakla saldıran, 70 yıl önce meydana gelmiş olayların sorumlularının peşine düşen,,,
Artık 100 yaşına gelmiş eski Nazileri bile "intikam" için MOSSAD ajanlarına öldürten bir ülkenin en üst noktalara gelmiş bir siyasetçisi, 9 kişinin öldürülmesine "Dökülmüşün sütün davası olmaz" diyorsa ancak komik olur,
Üstelik de Türkiye'nin istediği atla deve değil,
İsrail'in yaptığı gibi, "Ödeşmek için biz de sizden 9 kişiyi öldürelim" falan demiyor,
İstenen sadece bir "özür",
Bir özür bile dilemekten imtina et,
Sonra süt döküldü de,
Bazen dökülen sütü yalamak zorunda kalır insan,
Kedi gibi,
Not: Bu yazdıklarıma bakıp Mavi Marmara olayına tam destek verdiğimi zannetmeyin sakın, Mavi Marmara büyük hataydı, ama İsrail'i yaptığı da bağışlanabilir değil,
Gemiyi durdurursun, Çıkarlarını savunursun, Ama 9 kişiyi uluslararası sularda öldüremezsin,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Düşman olma niyeti olmayanlar dostluğun kurallarını bildiği zaman

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Gazeteci ile kavga edilir mi!
Köşe Yazıları
Gazeteci ile kavga edilir mi!

Fatih Altaylı

Nisan 6, 2026

Bu benzetme haksızlık
Köşe Yazıları
Bu benzetme haksızlık

Fatih Altaylı

Nisan 5, 2026

Uğurcan
Köşe Yazıları
Uğurcan

Fatih Altaylı

Nisan 3, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026