İstanbul 21°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Haram yerken basılan şeyh

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Ekim 6, 2013

Haram yerken basılan şeyh

Dün Zincirlikuyu Kabristanı’na uğradım sabah erken saatlerde. Ne zaman önünden geçsem, girerim içeri. İki nedenle. Hem rahmetli babamı ziyaret edip onu ne kadar sevdiğimi bir kez daha söylemek için, hem de mezarlıkların çok ciddi bir terapi merkezi olduğunu düşündüğüm için. Mezarlar arasında dolaşırım. İsimleri okurum. Doğum tarihlerine bakarım, ölüm tarihlerine bakarım. İsimlere bakarım. Yeri doldurulmaz zannedilenlerin yerin altında olduklarını görürüm. Güç ve servetinin yanına yaklaşılamayacakların yanına yaklaşırım, hayatında birbirine selam vermemiş, birbirinden nefret etmişlerin sonsuza dek komşu olmasına tebessüm ederim. Hayatın ne kadar değerli ama bir o kadar da anlamsız olduğunu idrakin, havalanmış ayakları yere bastırmanın yeridir mezarlıklar. Zincirlikuyu’nun giriş kapısının üzerindeki “Her canlı bir gün ölümü tadacaktır” sözü ise bana her zaman başka bir anlam ifade eder, her zaman bambaşka bir şey hatırlatır. Dün ise Yılmaz Özdil’i hatırlattı birdenbire. Sabah evden çıkmadan okumuştum yazısını, belki de ondan. Özdil, iki gün önce bir televizyon programında Beşar Esad’ın Türk gazetecilere verdiği röportaj üzerine yorum yapıyordu ve Beşar Esad Başbakan Erdoğan’a verip veriştirince, “Ben bu Hacivat kılıklı adama ülkemin Başbakan’ını harcatmam” demişti. Ve dünkü köşesini de bu cümlesi üzerine kendisine gelen tepkilere ayırmıştı. Belli ki, Yılmaz Özdil’in bu cümlesi “müritlerini” oldukça öfkelendirmiş. Ne satılmışlığı kalmış, ne karaktersizliği, ne AKP’liliği, ne şerefsizliği. Hakaretin bini bir para olmuş. Yılmaz Özdil de hayli üzülmüş, hayli bozulmuş, kırılmış. Bilirim o hissi. İnsan olmadığı bir şeye benzetilince, yapmadığı bir şeyden dolayı suçlanınca kırılır, üzülür, dertlenir.   ZOR VE KOLAY GAZETECİLİK Aslına bakarsanız iki tür gazetecilik vardır. Zor ve kolay gazetecilik. Kolay olan bir fikri cemaatin sözcülüğüne soyunmak, sırtını ona dayamak ve oradan karşıt fikrin cemaatine sövüp saymaktır. Kendi cemaatiniz müritlik derecesinde bağlı olur size, karşı cemaat ise saydırır durur. Ama en azından yüzde 50’lik bir desteğiniz garantidir. O yüzde 50 ile karşılıklı iman tazeler, bu kısırdöngü “inanmışlık” içinde mutlu olursunuz. Postunuz sağlamdadır. Zor olan ise doğruyu arama ve kendi doğrularını söyleme gazeteciliğidir. Asla ve asla sağlam bir yüzde 50’niz yoktur. Her lafınızla birini kızdırırsınız, her cümlenizle farklı bir cemaatle ters düşersiniz. Asla ve asla müritleriniz olmaz. Bir gün bir taraf “Doğru söylemiş” der, bir gün diğer taraf. Bir gün bu taraf küfreder, ertesi gün diğer taraf. Ama günün sonunda herkesin sizden nefret etmek için bir nedeni birikir. Yalnız kalırsınız. Tek kişilik bir tarikatın, klavye başında zikir yapan hem şeyhi, hem müridisinizdir.   KARŞITLIK DEĞİRMENİ Yılmaz Özdil’in başına gelen gerçek bir felakettir aslında. “Haram yerken basılan şeyh”ten farkı yoktur yaptığının. Ve bu yüzden de hakaretlerin en ağırına maruz kalmış belli ki! Kendi müritleri tarafından taşlanmış. Yazık! Ve yine AK Parti’yi suçlamış içine düştüğü durum için. “Ülkeyi öylesine kamplaştırdılar ki, bakın başıma bunlar geldi” demeye getirmiş yazısında. Haklı ama yüzde 50 haklı. Evet doğru, AK Parti’nin ülkede bir “karşıtlık” yarattığı gerçek. Ama o karşılığın bir de “karşı” tarafı var. Bu karşıtlığı büyük oranda AK Parti yaratmışsa, Yılmaz Özdil ve benzerleri de bu “karşıtlık değirmenine” az su taşımadılar. İyisine de kötü demenin, kötüyü de iyileştirdiğini asla anlamadılar. Afyonlu yazılarıyla kendilerinden geçmiş müritlerinin şehvetli ‘’Huu’’larında kendilerini en az suçladıkları, ‘’Tu kaka” demeyi görev haline getirdikleri karşıtları kadar kaybettiler. Hiçbir zaman göremediler ki, bu değirmen sonunda kendine su taşıyanları da çarkları arasına alıp ezecek ve daha büyük kovalarla, daha çok su taşıyanları arayacak. Yine de Yılmaz Özdil için üzüldüm. Zincirlikuyu’nun kapısında kendisini hatırlamam belki de bu yüzden. Her gazeteci bir gün küfrü tadacaktır. Kendini bir cemaatin şeyhi konumuna taşıyanlar bile...   Ağar’a bakın ve düşünün MEHMET Ağar için üzülüyorum. Geçmişte yaptığı her şeyi onayladığım veya saygı duyduğum için değil. Ama bir dö ne min tüm su çu nu onun omuzları üzerine yıkıp, onunla hesaplaşılarak dönemle hesaplaşılacağı zannedildiği için. Bir el, kime ait olduğundan emin olamadığım bir el 1990’lı yılların “devlet politikası”nın hesabını Mehmet Ağar adına fatura ediyor. Peş peşe davalar, zamanaşımına saatler kala kabul edilen iddianamelerle... Tamam Mehmet Ağar suçlu, Mehmet Ağar ayıplı. Peki o dönemin siyasi sorumluları kim, “o” devlet politikasının mimarları kim? Onlar nerede? Onlara hesap sormak yok mu? Diyelim ki, Mehmet Ağar kendisine isnat edilen her türlü suçu işledi, bütün bunları kendi kafasına göre mi yaptı? Öyle yaptıysa bile, ki hiç zannetmiyorum, o gün ona göz yuman siyasi otoritenin hiç mi suçu yok! Dönemin başbakanının, bakanlarının, Genelkurmay’ının, Milli Güvenlik Kurulu’nun elleri temiz mi! Mehmet Ağar için gerçekten üzülüyorum. 20 yıllık bir dönemin tüm sorumluluğunu, birkaç suç üzerinden Mehmet Ağar’a yükleyip, Mehmet Ağar üzerinden “devletin ellerini yıkamak” belki Mehmet Ağar gibi ömrünü “devlete adamış” biri için kabul edilebilir bir durumdur, ama vicdanlar için kabulü zordur. Ve bir yandan da Mehmet Ağar’ın bugün yaşadıkları, bugün ve yarın için herkese “ders” niteliğindedir. Bir dönem “kendini devlet zannedenlerin” emriyle “her şeyi legalleştirmek”, bir başka dönem hesap vermeyi gerektirir. Asla ve asla da “Ben yapmadım, yaptırdılar” diyemeden...

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Komşunun tavuğunu kaz görmediğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
CHP, beis ve yeis
Köşe Yazıları
CHP, beis ve yeis

Fatih Altaylı

Temmuz 6, 2026

Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!
Köşe Yazıları
Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!

Fatih Altaylı

Temmuz 5, 2026

Deniz Göktaş KKK’na ne dedi
Köşe Yazıları
Deniz Göktaş KKK’na ne dedi

Fatih Altaylı

Temmuz 4, 2026

  • Videolar

Tümü
Yunan metin çevirilerinin bilime katkısı görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimYunan metin çevirilerinin bilime katkısıShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 05:01 Solvay Konferansı fotoğrafı 07:11 Solvay Konferansı fotoğrafı bugün çekilebilir mi? 10:36 İrlandalı keşişlerin kopyaladığı eski metinler 13:52 Aristo ve doğa bilimleri 24:32 Hrıstiyanlar nasıl gelişim gösteriyor? 27:53 Modern bilimin başlangıcı 35:44 Galile'den önceki bilim adamları problemleri fark edemediler mi? 38:09 İslam dünyasının geçmiş dönemde bilimde Batı'dan geride kalmasının sebepleri 46:50 Kapanış #işbirliği
Temmuz 5, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!" görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Koleksiyoner Mehmet ÇebiFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:28 Saat koleksiyonu işi nereden çıktı? 19:01 Hangi saat markalarına sahip? 23:53 Koleksiyonerlik pahalı bir iş mi? 29:47 Türk hat sanatı hak ettiği yerde mi? 42:20 Murat Bardakçı'nın "Türk resmini sanattan saymam" cümlesi 51:15 Eserin değerini nasıl belirliyor? 1:05:07 Pandemi döneminde eserlerin fiyatları neden yükseldi? 1:08:36 Çatı Müze işi ne durumda? 1:19:20 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Temmuz 5, 2026
"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:15 Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisi 03:27 24 Haziran 2026 Scorpions İstanbul konseri 06:50 Kars'taki Gastronomi Film Festivali 08:36 Dua Lipa'nın evliliği 10:21 Fatih Altaylı evlilik hakkında ne düşünüyor? 13:28 Manifest grubu 17:02 Yaz ayındaki konserler 30:51 Fatih Altaylı'nın yakın tarihteki dünya hakkında düşünceleri 36:18 Christopher Nolan'ın "The Odyssey" filmi 36:40 İstanbul Caz Festivali 37:41 Fatih Altaylı dizi-film izliyor mu? 40:03 Kapanış #işbirliği
Temmuz 2, 2026