
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
Golü ye, tehlikeyi atlat
AK Parti’ye de sürpriz
CHP ne yapacak, erken seçim olacak mı?
Halk TV’nin yerini TGRT mi alacak!
Bilgi Üniversitesi’nin kapanması ne kadar yasal
Golü ye, tehlikeyi atlat
Fatih Altaylı
Mayıs 22, 2026
Yazı İçeriği
Golü ye, tehlikeyi atlat
AK Parti’ye de sürpriz
CHP ne yapacak, erken seçim olacak mı?
Halk TV’nin yerini TGRT mi alacak!
Bilgi Üniversitesi’nin kapanması ne kadar yasal
Uçağa binmekten korkmaya başladım. Uçmaktan korktuğum için değil, memleketin başına gelen her türlü felaketi uçak yolculuğunun sonunda öğrenir olduğum için.
2016 yılı 15 Temmuz günü, uçakla Cenevre’den dönüyorum. İstanbul’a indik, telefonumu açtım, yüzlerce cevapsız arama notu düştü, bir o kadar da mesaj. Darbe girişimi olmuştu. Ben çıkarken Atatürk Havalimanı’na tanklar giriyordu.
Dün de Los Angeles’ten dönüyoruz. İstanbul’a yaklaştık, mesaj yağmaya başladı. Haber sitelerine bir girdim ki, CHP ile ilgili mutlak butlan kararı çıkmış.
Şaşırdık mı? Hayır.
Bekliyor muyduk? Evet!
40 gün önce yazdım. “Mutlak butlanınız hayırlı olsun” diye.
Aslına bakarsanız bugün ne yazılması gerekiyorsa, o gün yani 14 Nisan 2026 tarihli yazımda yazmışım. Linkini bırakayım, merak eden açıp okusun. (https://fatihaltayli.com.tr/yazarlar/fatih-altayli/2026-04-14/butlaniniz-hayirli-olsun)
Bir süre önce de “Gecikmesinin nedeni savaş” dedim.
Fatih Atik “Butlan kararı alındı ama UYAP’a Cuma günü yüklenecek. Piyasalar karışmasın, bayram tatilinde ortalık sakinleşsin diye böyle yapılıyor” dedi. Atik’e yönelik iktidar kanadından bir tepki gelmeyip, bir soruşturma falan da söz konusu olmayınca anladık ki, yazdığı doğru.
Los Angeles’a beraber gittiğimiz Türk gazetecilerle sohbet ederken “Cuma günü butlan gelir. Cumhurbaşkanı Erdoğan Trump ile görüştüğüne göre ha bugün ha yarın. Eli kulağındadır” dedim. Çünkü Trump ile yapılan görüşmeler CHP açısından hiç hayırlı olmuyordu ve yine Beştepe’den Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump ile bir telefon görüşmesi yaptığı açıklanmıştı.
Nitekim tahminimiz doğru çıktı. Yargı darbesi de ben havadayken patladı. Bu açıkça yargıda yetki aşımıdır. Normal şartlarda partilerin kongrelerini, kurultaylarını denetim yetkisi yüksek mahkeme statüsünde olan Yüksek Seçim Kurulu’ndadır ama ne gam. Hukukun “Yapıyorum çünkü yapabiliyorum” kıvamında uygulandığı bir dönemde bunu bir Bölge İdare Mahkemesi yaptı. Sulh hukuk ya da sulh ceza hakimine verse kim ne yapabilirdi ki!
Bundan sonra ne olur?
Neler olabileceğini yukarıda linkini verdiğim yazıda, 14 Nisan’da, üç aşağı beş yukarı yazmıştım.
Peki, AK Parti bunu niye yaptı, oluşacak tepkileri bile bile niye butlan kararına niye ihtiyaç duydu?
Nedeni çok açık. Sorunları çözemiyor, oylarını arttıramıyor.
İktidar partisinin oy oranı ile CHP’nin oy oranı birbirine yakın miktarlarda kilitlendi.
İkisi de yüzde 30’lar civarında. Kimine göre CHP üç puan önde, kimine göre AK Parti üç puan önde. Ama ikisi de yeterli oya erişemiyor. İkisi de cumhurbaşkanlığı için gereken yüzde 50 barajını aşamıyor, AK Parti’nin adayı bu barajı aşsa bile Meclis’te çoğunluğu elde edemiyor.
AK Parti kendini güçlendiremeyince, rakibi zayıflatmaktan başka çare bulamadı.
Bu işe yarayacak mı?
AK Parti bile bundan emin değil. Ama tüm tuşlara basmak zorunda ve basıyor. Toplumda kabul oranı yüzde 19 olarak ölçülen bir hamleyi de yapmaktan başka çaresi olmadığını düşünüyor.
AK Parti hamlesini yaptı.
Şimdi CHP ne yapacak?
Olasılık çok. İyimser olasılığı, yani Kılıçdaroğlu’nun yargı kararıyla geldiği koltukta partiyi hemen kurultaya götürüp koltuğu yeniden Özel’e bırakmasını, il başkanlarının ya da kurultay delegelerinin olağanüstü kurultay talebi sonunda koltuğa oturtulmuş genel başkanın partiyi seçimli kurultaya götürmesi olasılıklarını hiç düşünmeyin. Bunu yapacak bir Kılıçdaroğlu o koltuğa oturtulmazdı. Bunları yapmayacaktır.
Kendi “yeni” ekibini kurup partiyi seçime kadar bırakmayacak, büyük ihtimalle kendini bir kez daha aday yapacaktır. Koltuğa oturtulmasının koşulu budur. Yeniyi tırnak içinde yazmamın nedeni ise şu. Bugün CHP’nin başında olanlar yani Özgür Özel ve ekibi aslında Kılıçdaroğlu’nun ekibiydi. Şimdi yeni ve muhtemelen son derece vasıfsız bir ekip kuracak.
Seçime bu yönetimle gitmeye çalışacak olan CHP büyük ihtimalle son seçimde aldığı oyun yarısını bile alamayacak.
Büyük ihtimalle cumhurbaşkanı adayı, AK Parti karşısında 14. yenilgisini almak isteyen Kılıçdaroğlu olacak. Miting bile yapamayacaktır. İnsan içine çıkamayacaktır.
Ama iktidara tepkili seçmen yine de cumhurbaşkanlığı yarışında Kılıçdaroğlu’na oy verip kendisini başkan seçerse çok ama çok gülerim.
Böyle bir durumda Kılıçdaroğlu YSK’ye gidip itiraz eder. İktidar da buna güveniyordur zaten.
Ama bence güvenmesinler. Kılıçdaroğlu bu.
AK Parti’ye de sürpriz
Dün akşam üzeri CHP Genel Başkan Yardımcısı Ali Mahir Başarır İstanbul’a gelmek üzere uçağa biner.
Yanında AK Parti sözcüsü Ömer Çelik oturmaktadır.
Yol boyu konuşurlar, güncel konular üzerine.
Uçak inince Butlan Davası’nın sonuçlandığı ve Kılıçdaroğlu’nun partinin başına yargı kararıyla geçirildiği haberi gelir.
Başarır, “Ömer Çelik’in de karardan haberi yoktu. O da benimle birlikte öğrendi” dedi. Zaten konuşmadan hemen uzaklaşmış.
Keza Mehmet Şimşek de bu kararı önceden bilmiyor olmalı ki, karara Londra’da Türkiye’yi güven sağlamaya çalıştığı bir toplantı sırasında yakalandı.
Kararın dün açıklanması belli ki CHP’den çok AK Parti için de sürpriz oldu.
CHP ne yapacak, erken seçim olacak mı?
Butlan konusunu dün Özgür Özel ile konuşamadım. Normalde telefonla aradığınızda hemen ulaştığınız, o an açamaz ise ilk fırsatta geri dönen, son derece kibar bir siyasetçidir. Nur içinde yatsın, Ecevit’i aratmayan bir nezaketi vardır Özgür Bey’in ama dün konuşamadık.
Aslında gerek de yoktu.
Çünkü bu butlan meselesini beni cezaevinde ziyaret ettiği günlerde çokça konuşmuştuk.
Ben o zaman da butlan kararının çıkacağına kesin gözüyle bakıyordum çünkü iktidarın başka çaresi yoktu.
Özgür Bey de bu olasılığı göz ardı etmemekle beraber “Bu kadarını yapamazlar” inancında idi. Ama böyle bir durumda ne yapacaklarını da tartışıyorlardı.
Mesela şunu biliyorum, “CHP’yi bırakıp başka bir parti kurma niyetleri yok”.
Daha doğrusu buna mecbur bırakılmadıkları sürece yok. Eğer Kılıçdaroğlu yönetimi disiplin kurulu kararıyla kendilerini partiden uzaklaştırırsa elbette yeni bir parti kurarlar.
Parti içi mücadeleyi seçecekler. Olağanüstü kurultay yapmak için tüm yolları deneyecekler. Seçime normal olarak bir yıl ama aslında 16-17 ay kalmışken partiyi yıpratmadan geri almaya çalışacaklar.
Kılıçdaroğlu büyük ihtimalle Ekrem İmamoğlu ve birkaç belediye başkanını partiden uzaklaştırıp, bölünmeyi zorlayacaktır.
Parti Meclisi, MYK ve Disiplin Kurulu Özgür Özel’in kurduğu oluşumlar, bunlar buna izin vermemeye çalışır ama genel başkan olarak bu işi yapabilecek ortamı sağlayabilir. O zaman bölünme ihtimali olabilir.
Açıkçası ben bazılarının dediği gibi 45 gün içinde bir erken seçime ihtimal vermiyorum.
Seçim en erken olsa olsa 2026’nın Kasım’ında olur. AK Parti’nin uğurlu diye düşündüğü sonbaharda.
Yani 5 ay sonra.
Türk siyasetinde 24 saat uzun zamandır. 5 ayda neler olur neler!
Zaten Türkiye’de erken seçim kararını alma yetkisine sahip tek kişi var.
Devlet Bahçeli.
Durun bakalım o ne diyecek!
Çözüm Süreci bitmeden erken seçim yaptırır mı!
Halk TV’nin yerini TGRT mi alacak!
Dün Halk TV’nin patronu Cafer Mahiroğlu aradı. Açsam mı açmasam mı düşündüm.
Sonra açtım.
Gülerek “Abi, ne dersen tersini yapmak için yine seni arıyorum” diye ben söylemeden o söyledi.
Güldüm.
Butlan kararının olası sonuçlarını konuştuk.
Ona söylediğimi size de söyleyeyim.
Artık Cumhuriyet Halk Partisi’nin “resmî kanalı” Halk TV değildir.
Sözcü TV de değildir.
Bundan böyle CHP’nin kanalı TGRT’dir.
Merak edilen ise iktidar yanlısı kanallarda yıllarca “terör örgütünden talimat almakla suçlanan” Kılıçdaroğlu’na bundan sonra ne söyleneceğidir.
Kılıçdaroğlu’nu partinin başına yeniden getiren yargıçlara ne diyecekleri de benim merakımdır.
Bilgi Üniversitesi’nin kapanması ne kadar yasal
Türkiye’nin en eski ve en köklü özel üniversitelerinden biri kapandı.
Artık esamisi okunmayan Alo hatlarından kazanılan paralarla kurulan, sonra sürekli elden ele gezen ve son olarak da Can Holding’e devredilen üniversiteye Can Holding soruşturması nedeniyle el koyulmuş, yönetimi TMSF’ye devredilmişti. Şimdi kapatıldı.
Bu da aslında son derece hukuksuz çünkü üniversiteler kanunla kurulur.
Özel de olsa, vakıf da olsa bir üniversite Meclis’ten geçen bir özel yasa ile faaliyete geçer.
Bu yüzden Bilgi Üniversitesi’nin ya da herhangi bir üniversitenin bu şekilde kapatılması mümkün değildir.
Ama Türkiye’de her şey gibi bu da mümkün olmuştur.
Öğrenciler açısından tedirgin olmayı gerektirecek bir durum da yok. Her özel üniversite, bir devlet üniversitesinin şemsiyesi altındadır. Bilgi Üniversitesi de Mimar Sinan Üniversitesi’nin şemsiyesi altındadır. Öğrencileri bundan böyle Mimar Sinan Üniversitesi öğrencisi olacaktır.
Ne zaman insan oluruz?
Piro ile piyon arasındaki farkı gördüğümüz zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar







