
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
Abartılı ama doğru, görüşüyordu
Sun Express’ten al haberi
Verdim demekle verilmiş olmaz
Abartılı ama doğru, görüşüyordu
Fatih Altaylı
Mayıs 18, 2026
Yazı İçeriği
Abartılı ama doğru, görüşüyordu
Sun Express’ten al haberi
Verdim demekle verilmiş olmaz
Gözaltına alınmasıyla son günlerde gündemi işgal eden şahsın ifadesi de ortaya çıktı, mal varlığı da.
Ortaya çıkan mal varlığının, görünen geliri ile edinilip edinilmediği yargının inceleme alanında. Bir şey diyemeyiz.
Bir zamanlar övmeye doyamadığı Fethullah Gülen’in bankası Bank Asya’dan almış olduğu krediyi, bankaya el konulmasından sonra ödeyip ödemediği ise hepimizin meselesi. Çünkü ödemediyse bu borç bizim vergilerimizle kapatılmıştır. Onu araştırmak ya da araştırılmasını istemek de TBMM’nin işi. Benim değil.
Kendisine sorulan sorulara ve dosyanın öğrenebildiğimiz içeriğine bakarak şahsın tutuklu yargılanma olasılığı oldukça yüksek.
Ve gözaltına alınmasının ardından “dostları tarafından satıldığı” söyleniyor çünkü iktidara yakın kanallar ve yorumcular, muhalif kanalların ve yorumcuların yönelttiklerinden çok daha ağır suçlamalar yöneltiyorlar kendisine. Bu da muhalif kanatta “Önce kendi dostları, yol arkadaşları kuyusunu kazmaya başladı” denilmesine neden oluyor.
Ancak durum tam olarak bu değil.
Çünkü aslına bakarsanız eski yol arkadaşları ile yolları epey bir zaman önce ayrıldı. Önce bir medya grubunun üst düzey yöneticisi tarafından kullanılıyordu ve o zamanlar şimdi kendisini vuran dostları ile koordinasyon içindeydi. Hatta bu grubun “lideri” gibi pazarlıyordu kendini.
Ancak bir süre önce kendisini kullanan medya yöneticisi tarafından dışlandı. Ardından çevresi boşalmaya başladı. AK Parti içinde zaten sevilen ve güvenilen birisi değildi ama Beştepe’de kendisini kullananlar vardı. Yaz aylarından itibaren orada da bağlantısı kalmadı. Bu biliniyordu ve zaten son zamanlarda attıkları tutmuyordu. Kendisi de farkındaydı durumunun.
İki gün önce TGRT’de yapılan bir programda AK Parti’ye yakın bir trol, bu kişinin AK Parti’den çok CHP’de dostları olduğunu söyledi. O kadar ki programın diğer katılımcıları “Yok artık. Bir de CHP’lidir diyeceksin” tepkisi gösterdiler.
Ancak ben size daha önce de söylediğim bir şeyi hatırlatayım.
Bu ifadede gerçeklik payı var ve ben bunu cezaevinden yazdığım mektuplarda da dinleyicilerime ve okurlarıma anlatmıştım. Bugün büyük ihtimalle tutuklanacak olan bu kişi, son aylarda CHP’lilerle sıkı diyalog içindeydi.
Mahkemelik olduğu eski eşinin de CHP kanadıyla ve özellikle Kemal Kılıçdaroğlu cenahıyla görüştüğü biliniyordu ama o da CHP’lileri sık sık arıyor, konuşuyor, bilgi veriyordu.
Cezaevinde ziyaretime gelen bir CHP milletvekili görüştüklerini anlatınca “Bu adamla nasıl görüşürsünüz” diye tepki göstermiştim.
Bunun üzerine söz konusu milletvekili “Bize içerden, özellikle de savcılık kaynaklarından bilgi aktarıyor. Niye görüşmemeyim ki” demişti.
Sonradan, daha başka vekillerle de görüştüğünü öğrenmiştim.
Belli ki olası bir iktidar değişikliğine karşı kendince önlem alıyor, CHP içinde de dostlar edinmeye çalışıyordu.
Yani söylenen abartılı olsa da yanlış değil.
Bir süreden beri CHP ile de temas halindeydi. İktidar giderse ben de gitmeyeyim diye düşünüyordu herhalde.
Ama iktidarın değişmesine bile gerek kalmadı.
Sun Express’ten al haberi
Turizmde bu yıl işlerin pek de iyi gitmeyeceğinin sinyallerini anlattığım yazımdan sonra turizm sektöründen epey bir arayan oldu.
Şunu hemen söyleyeyim, “Yandık, bittik mahvolduk” durumu yok ama ciddi ciddi iptaller var, Mayıs ayı son derece kötü geçti.
Önümüzdeki ayların iyi geçeceğine ya da kayıpları telafi edeceğine dair bir emare de yok.
Bunu işkembeden değil, verilere bakarak söylüyorum. Türkiye’ye turist taşıyan en önemli charter firmalarından biri olan THY ve Lufthansa ortaklığı Sun Express Havayolları Türkiye’ye taşımayı planladığı turist sayısını revize etti.
Sun Express’in iptal ettiği koltuk sayısı 52 bin 731. Bu da yaklaşık yüzde 25 civarında bir düşüş anlamına geliyor.
Bu, sektörün bu yıl uğrayacağını öngördüğü kayıpla hemen hemen aynı oranda.
Rusya pazarını siyasi nedenlerle, Avrupa pazarını ekonomik nedenlerle, nispeten hayli küçük olan İran pazarını savaş nedeniyle kaybediyoruz ve toplam kayıp yüzde 20 ila 30 arasında olacak gibi duruyor.
Bu yıl çok şükür tarımsal don yok.
Ama zannederim seneye Mehmet Şimşek’in bahanesi hazır.
Savaş ve savaşa bağlı olarak turizm gelirlerindeki düşüş nedeniyle hedeflerin tutmadığını anlatacak.
Ama her ne hikmetse hiçbiri asıl nedenin Türkiye’deki hukuk ve adalet olduğunu söylemeyecek.
Verdim demekle verilmiş olmaz
İtirafçılığa zorlanan tutuklu belediye başkanları, CHP ve CHP’li yöneticiler ile ilgili birçok iddiayı ortaya attılar.
İktidar gazeteleri ve gazetecileri bu iddiaların üzerinde tepiniyorlar, CHP’liler ise “Bunların tümü yalan” diye bağırıyor ve yargıya gideceklerini söylüyorlar.
Sözü edilen miktarlar, milyon milyon dolarlar. Arabaya koymuşlar, duvarın üzerine bırakmışlar. Adını hatırlamadıklarını birine teslim etmişler. Siyasetin temiz olduğunu iddia edecek değilim.
Tüm partiler, yıllardır ve yıllardır, kaynağı belirsiz paralar ile siyaset yaparlar. Zaten bu yüzden Türkiye uzun zamandan beri siyasetin finansmanı meselesini tartışır. Zaten bu yüzden Davutoğlu kendi anlatımı ile siyasette şeffaflık isteyince “İlçe başkanı bile bulamayız” yanıtını alır. O yüzden de şu parti almıştır, bu parti almamıştır diyemem. Daha doğrusu hiçbir parti için almıştır da diyemem, almamıştır da diyemem.
Ancak şunu diyebilirim.
Eğer birisi, bir belediye başkanı, bir belediye başkanının oğlu, yakını bir CHP yöneticisine para vermişse, bunu arkasında iz bırakmadan yapamaz.
Bahsedilen paralar öyle on bin lira, yirmi bin lira değil. Milyonlarca dolar. Bu paralar evde, yastık altında, ev kasasında falan saklanacak miktarlar değil. Birine birkaç milyon dolar vermek için bu parayı bir yerlerden çekmeniz gerekir. Yurt içinde veya yurt dışında bir bankadan. Bu kadar büyük paraların mutlaka izi olur. “Ben bilmem kime 2 milyon dolar verdim” diyen biri o parayı nereden çektiğini, kimden aldığını, aldığı kişi bu parayı nereden, hangi bankadan çektiğini kanıtlamak zorundadır.
“Verdim” demekle olmaz.
O zaman herkes herkese “Verdim” der.
Al başına belayı olur.
Ne zaman insan oluruz?
Çekicilik ile paçozluk arasındaki çizgiyi kaybetmediğimiz zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar







