İstanbul 19°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Eczacıbaşı Holding'e teşekkür

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Kasım 26, 2013

Eczacıbaşı Holding'e teşekkür

HATIRLARSINIZ herhalde, bir süre önce İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın Tepebaşı'ndaki muhteşem merkezini satıp gelen parayla vakfın borçlarını kapatacağı açıklanmıştı. Ben de bunu eleştiren bir yazı yazıp "Bu bina satılır mı? Vakfın yönetimindeki dev gibi işadamları, işkadınları niye böyle bir şeyi yapıyorlar? Bu vakıf sizin yönetiminizde olabilir ama İstanbul halkınındır" diye ağır bir yazı kaleme almıştım. Yazının yayımlandığı gün vakfın başkanı Bülent Eczacıbaşı birkaç kez aramış ama görüşememişiz. Sonra yardımcıları arayıp not iletmişler. "Bülent Bey konuyu çözecek ve Fatih Bey'i bilgilendirecek" diye. Bülent Eczacıbaşı önceki gün aradı. "Fatih Bey, yazınızı okuyunca yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımız biraz bozulmuşlardı. 'Elbette bu vakıfla ilgili kararları biz veririz' diye düşünüyorlardı. Ama halktan bize gelen tepki ve taleplere bakınca sizin haklı olduğunuzu anladık. Bu vakıf gerçekten tam anlamıyla halkın olmuş" dedi. O güzelim Nejat Eczacıbaşı Binası'nın İKSV'nin elinden çıkmaması için gereken yapılmış. Bülent Eczacıbaşı, Eczacıbaşı Holding olarak İKSV'nin tüm borçlarını üstlendiklerini, bankalara olan borçların Eczacıbaşı Holding'in İKSV'ye yapacağı hibe niteliğindeki bir bağışla ödeneceğini ve Tepebaşı'ndaki binanın İKSV'nin malı olarak kalacağını aktardı. "Aslında bina vakfın gibi görünüyordu ama borçlar nedeniyle bankaların gibiydi. Şimdi biz Eczacıbaşı Holding olarak tüm borcu kapatacağız ve bina artık İKSV'nin olacak. İKSV de bundan böyle borçlarla, faizlerle boğuşmayacak, tüm geliriyle kültür sanat etkinlikleri yapacak" dedi. Birkaç gün önce basına aksettiği gibi binanın Eczacıbaşı Holding tarafından satın alınarak vakfa hibe edilmesi gibi bir formülün söz konusu olmadığını da söyleyen Bülent Bey, "Bina zaten vakfın, alalım, sonra geri verelim falan diye bir şey yok. Biz holding olarak borçları kapatacağız. Vakıf da nefes alacak" dedi. İKSV'nin bugünlere gelmesinde büyük pay elbette ki Eczacıbaşı Ailesi'nin. Önce Nejat, sonra Şakir Eczacıbaşı bu işe ömürlerini verdiler. Bülent Eczacıbaşı da soyadına yakışanı yaptı.   Taciz mühim değil "MİLLİ Eğitim Bakanlığı tacizci mi sever?" diye sormuştum. Bakanlık dershanelere kilitlendiği için bir yanıt yok. Taciz hükümlüsü, Milli Eğitim Müdürlüğü yapmaya devam ediyor. St. Michel Lisesi'nin tacizden sabıkalı müdürü de koltuğunu korumaya. Üstelik de bakanlık müfettişlerinin "Görevden alınmalı" raporuna rağmen. Bu arada bana ulaşan bir mektubu da sizinle paylaşmak istiyorum: "Sayın Altaylı, Ben St. Michel Lisesi Müdürü Jacques Augereau'nun taciz ettiği bayanım. Yazınızda müdürden tekrar bahsetmişsiniz. Teşekkür ederim. Artık bu vahim olayı kimsenin önemsemediğini düşündüğüm bir anda bu birkaç satır bana tekrar moral verdi. Bildiğiniz gibi ben St. Michel Lisesi ve müdürüne karşı açtığım işe iade ve cinsel taciz davalarını kazandım. Fakat sizin de belirttiğiniz gibi tacizci okul müdürü, kendisi hakkında MEB tarafından daha önceden verilen disiplin cezaları, hakkında 3 defa görevden alınma teklifi ve cinsel tacizden suçlu bulunmuş olmasına rağmen hiçbir şey olmamış gibi görevine devam ediyor. Bu da bende haklı olarak bu şahsın ülkemizdeki gerçek konumu hakkında soru işaretleri yaratıyor. Size ekte MEB'e konuyla ilgili gönderdiğim mektubu ve bana verilen cevabı gönderiyorum. Bu hafta tekrar gücümü toplayarak bir mektup daha gönderdim. Bunu da ekte bulabilirsiniz. Belki bu süreçte bir gazetecinin de bu konuda MEB'e veya ilgili diğer bir makama konu hakkında soru sorarak bir haber yapması benim yazdığım naçizane mektuplardan daha etkili olur. Bu konuda takdiri size bırakıyorum. Saygılarımla Ülkem Serin" Bakanlıktan bir yanıt gelmeyeceğini biliyorum. Çünkü meşguller.   Herkes gittiği için gidiyorlar ÖRGÜTLÜ mü, örgütsüz mü bilmiyorum ama dershaneler konusunda "okur baskısı" altındayım. Yüzlerce mail geliyor, "Niye dershaneler mevzuuna girmiyorsun?" diye. Geçen hafta yazdım. Ama yetmemiş. İlle de yaz. Yahu Türkiye'de bu konuyu yazmayan kalmadı. Kavga alabildiğine sürüyor. Ben neresinden tutayım bu işin? Ne yazsan diğer taraf suçluyor. Açıkçası benim de ilgi alanım bir konu değil. Ama umumi arzu üzerine yazayım. Benim dershaneler konusunda bildiğim şudur: Yıllardan beri solcular, özellikle de aşırı solcular dershanelere karşıdır. Dershanelerin fırsat eşitsizliği yarattığını, fakir çocukların dershaneye gidemediği için üniversite sınavlarında haksızlığa uğradığını söyler dururlardı. Sağ kesim ise tam aksine dershaneleri savunur, dershanelerin fırsat eşitsizliğini giderdiğini, okullar arasındaki kalite farkının dershaneler sayesinde ortadan kalktığını, koleje gidemeyen çocukların dershaneler sayesinde üniversitelere gidebildiğini savunurdu. Türkiye'deki her şey şirazesinden çıktığı gibi burada da saflar karıştı. Şimdilerde bakıyorum solcular dershaneleri savunuyor, sağ kesimin ise bir bölümü dershaneyi savunuyor, bir bölümü ise dershanelere karşı ve hatta dershaneleri savunanlara da karşı. Kaotik bir ortam anlayacağınız. Öyle ki, milletvekili olduğundan beri siyasi meselelere girmeyip futbol yorumlamakla yetinen ve parti disiplininden kopmayan Hakan Şükür bile partisiyle ters düşerek dershaneleri savunmak durumunda kalmış. Benim bu konudaki fikrim ise kendi deneyimimle sınırlı. Geçen yıl kızım gelip dershaneye gitmek istediğini söyledi. "Ne işin var dershanede?" dedim ama ters ters bakınca kendi bulduğu dershaneye yazdırdık. Meğer arkadaşlarının çoğu o dershaneye gidermiş, anlayacağınız "mahalle etkisi". Üç hafta gitti, bir daha uğramadı. "Niye gitmiyorsun? O kadar para verdik" dedim. "Okuldaki derslerimi bozuyor. Çünkü okulla alakalı şeyler öğretmiyorlar" dedi. Dershaneye sordum. "Biz sınavlara göre hazırlıyoruz. Sınav soruları müfredattan farklı geldiği için öyle" yanıtını aldım. Sonuçta bizim paralar gitti. Bu yıl yine "dershaneye gitmek istedi". "Geçen sene gibi olmasın" dedik. "Olmayacak" dedi. Yazdırdık. Şimdi haftada 3 gün gidiyor. Memnun. Biz de memnunuz. Hiç değilse çalışıyor.   Hobiye engel sınav GEÇEN hafta Milli Eğitim Bakanı'nın "Dershane dershane koşturacaklarına hobilerini vakit ayırırlar" demesiyle ilgili bir yazı yazdım. Hobilerin önemine değinen ama "Hobilerin ne olacağını da siz dikte etmezsiniz inşallah" temennisiyle. Ancak kendi yazımı okuyunca bir eksik gördüm. 1 yılda çocukları 12 sınava girmek zorunda bırakan Milli Eğitim, acaba çocukların nasıl hobi sahibi olmasını bekliyor? Dershaneye gitsin gitmesin bu çocuklar 12 kez sınava girecekler. Bu sınav maratonunda hobilere nasıl vakit ayıracaklar? Ardından üniversite sınavı derdi başlayacak. Nabi Avcı acaba hangi hobiden bahsediyor? Hobilerin önündeki engel dershaneler değil, sınavlar.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Selden perişan olmuş kentlerin belediye başkanları, İzmir Belediyesi'yle dalga geçmediği zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Engin Altay: Ya hemen Kurultay, ya bölünme
Köşe Yazıları
Engin Altay: Ya hemen Kurultay, ya bölünme

Fatih Altaylı

Mayıs 23, 2026

Golü ye, tehlikeyi atlat
Köşe Yazıları
Golü ye, tehlikeyi atlat

Fatih Altaylı

Mayıs 22, 2026

Dostu olmayan adam
Köşe Yazıları
Dostu olmayan adam

Fatih Altaylı

Mayıs 21, 2026

  • Videolar

Tümü
"Atatürk'ü anlamak için tek kitap yeterli değil!" görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı - Teke Tek Kitap"Atatürk'ü anlamak için tek kitap yeterli değil!"Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. 00:00 Giriş 03:27 Atatürk hakkındaki kitaplar 05:52 Lord Kinross'un "Atatürk" kitabı 11:13 Nutuk 12:38 Afet İnan'ın "Atatürk hakkında hatıralar ve belgeler" kitabı 20:25 Edward Casey "Mekânın kaderi" kitabı 21:26 Turan Farajova'nın "İstanbul Apartmanları" kitabı 24:21 Fabio Grassi'nin "Atatürk" kitabı 26:07 Ahmet Kuru'nun "İslam" kitabı 34:29 19 Mayıs 36:56 Şiir kitapları 39:12 Kapanış #işbirliği
Mayıs 19, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Ticarette başarısız olduğum için tiyatrocu oldum” görseli
FatihAltaylı
YouTube
Alper KulFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Ticarette başarısız olduğum için tiyatrocu oldum”Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:22 Trabzonlu olması 05:10 Amerika'da neden tiyatro okumaya gitti? 07:34 Boş vakitlerinde hammallık mı yapıyordu? 11:23 Ferzan Özpetek'le Hamam filmindeki rolü neydi? 13:00 BKM'nin kuruluşundan beri orada mı? 19:50 Oynadığı diziler neler? 23:49 Askerlik anıları 29:00 Güldür Güldür'de oynamak yorucu değil mi? 33:53 Güldür Güldür'den neden ayrıldı? 35:33 Barselo oyunu nedir? 38:15 En sevdiği branş hangisi? 39:38 Çocuklarının isimleri 40:27 “Erkekler kendini ifade etmekte zorlanıyor” cümlesi 43:43 Evlilik nasıl gidiyor? 48:21 Ticari girişimlerindeki başarısı? 1:00:11 Şu anda olan oyunları neler? 1:01:09 Ortam sanatçı açısından zorlayıcı mı? 1:04:03 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Mayıs 17, 2026
Hantavirüs, Covid-19’dan daha büyük tehlike mi? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Önder Ergönül & Fatih AltaylıHantavirüs, Covid-19’dan daha büyük tehlike mi?Espresso, cold brew, filtre kahve; tek cihazda. Ninja Luxe Café Premier'ı keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/collections/ozel-fiyatlar?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_April26 https://www.sharkninja.com.tr/products/ninja-luxe-cafe-premier-espresso-makinesi-es601eu?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_kahve_makinesi_April26 Shark PowerDetect Clean&Empty ile güçlü algılama ve Auto-Empty sistemiyle toza temas etmeden hijyenik temizliği keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-powerdetect-clean-empty-sarjli-dikey-supurge-gold-ip3251eut?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_April26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:08 Hantavirüs nedir? 08:22 Hantavirüs türleri 10:29 Hantavirüs yayılan gemideki ilk vakalar ve dünyadaki geçmişi 24:01 Türkiye'deki hantavirüs vakaları 27:22 Hantavirüsün belirtileri 31:49 Kırım Kongo Kanamalı Ateşi 37:58 Hantavirüs yayılan gemideki insanların karantinaya alınması gerekiyor mu? 39:26 Bu gemideki hantavirüs solunum yolu ile mi yayılıyor? 40:26 Dünya Sağlık Örgütü gemideki insanların durumlarını tek tek takip ediyor mu? 41:38 Koç Üniversitesi'ndeki çalışmaları nasıl gidiyor? 44:38 Hantavirüs ismi nereden geliyor? 45:33 Önümüzdeki dönemlerde korkmamız gereken yeni virüsler olacak mı? 46:27 Grip ve zatürre aşıları 47:46 Aşıların kalp krizi yapma riskleri var mı? 51:03 Kapanış
Mayıs 17, 2026