İstanbul 19°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Cumhurbaşkanı, oğlunu Başbakan yapsa yine olmaz

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Temmuz 18, 2014

Cumhurbaşkanı, oğlunu Başbakan yapsa yine olmaz

BAŞBAKAN Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmasına uzunca bir süreden beri kesin gözüyle bakıldığı için tartışma Başbakan’ın kim olacağı ve Cumhurbaşkanı- Başbakan ilişkisinin nasıl yürütüleceği üzerinden yapılıyor. “Şu Başbakan olursa böyle olur, bu Başbakan olursa şöyle” olur ile başlayan ve “Şu Başbakan bunu kabullenmeyeceği için Erdoğan onu istemez”e doğru uzanan bir tartışma. Çeşitli yazarlar da farklı isimlerin sözcülüğüne soyundukları için tartışma alevli ve hakaretlerle dolu oluyor. Benim fikrim ise bambaşka. Eğer Türkiye’de Anayasal sistemi değiştirecek bir şey yapılmazsa, yani başkanlık sistemine geçişi sağlayacak bir Anayasa değişikliği gündeme getirilmezse, Başbakan kim olursa olsun, seçilmiş Cumhurbaşkanı’nın oğlu bile olsa Cumhurbaşkanı yetkilerini ancak ve ancak “bir yere kadar” kullanabilir. Yasalar karşısında sorumlu bir Başbakan, yasalar karşısında “sorumsuz” bir Cumhurbaşkanı’na tüm yetkilerini devretmez de, kullandırmaz da Bir yer gelir, “Bi dakka Cumhurbaşkanım” der. Bu hem yasalardan gelen bir durumdur, hem de “ego”lardan. Başbakan olan kişi de, sonuç olarak ego sahibi biri olacaktır. Egosu yoksa bile Başbakan olunca “egosu” artacaktır ve başbakanlık gücünü kullanmak isteyecektir. En mülayim şahsiyetli kişi bile aksini yapmaz, ki örneğini Özal-Akbulut ilişkisinde gördük. Şimdi de AK Parti içinden kim çıkarsa çıksın, kim olursa olsun, Abdullah Gül veya bir başkası hiç fark etmez, Cumhurbaşkanı’na saygısını bir yere kadar korur, ama bir noktadan sonra “Kusura bakmayın ama ben de Başbakan’ım” der. Dedim ya, Cumhurbaşkanı olan kişi, oğlunu Başbakan yapıp onun üzerinden ülkeyi kendi bildiği gibi yönetmeye kalksa dahi oğul da bir yerde “Baba bir dur” diyecektir. Bu nedenle kim ne yazarsa yazsın, kim ne derse desin, kim neye heveslenirse heveslensin fark etmez. Başbakanlık başbakanlıktır. Velev ki, Anayasa değiştirilsin. O ayrı...   Anayasa değişir mi? “ANAYASA değişsin, o ayrı” dedik de, peki Anayasa değişir ve başkanlık sistemine geçilir mi? Vallahi bugün artık zor görünüyor. Düşünsenize, başkanlık sistemine geçilirse parlamentonun işlevi azalacak. Siz bakmayın bazılarının “artacak” demesine, Türkiye’de artmayacağını herkes gün gibi biliyor. Kuvvetler ayrılığı prensibinin işlemediği yerde başkanlık sisteminde parlamentonun işlevi artmaz. Dahası, başkanlık sisteminde bakanlar parlamentodan değil, parlamento dışından seçiliyor. Hangi parlamenter bir gün bakan olma ihtimalini veya bakanlarla aynı sıraları paylaşma ihtimalini ortadan kaldıracak bir değişikliği ister ki!   Gerçekti, hayal oldu 17 Aralık operasyonu sırasında 4 bakan hakkında TBMM’ye yollanan fezlekelerin gidişatını izliyorsunuz herhalde. AK Parti, fezlekelerin yerel seçim öncesi okunmasını engellemek için çeşitli oyalama taktikleri geliştirdi. Sonunda AK Parti’nin önerisiyle bir soruşturma komisyonu kurulmasına ve fezlekelerin burada incelenmesine karar verildi. Komisyon kuruldu ama AK Parti uzunca bir süre komisyona üye vermeyerek fezlekelerin incelenmesini geciktirdi. Sonunda AK Parti, komisyona üye verdi ve komisyon çalışmaya başladı. İlk icraat olarak da fezlekelerin “okunmadan ve açılmadan iadesine” karar verdi. Doğrusu bu fezlekelerin içeriğinde “bu kadar korkulacak ne olduğunu” merak ediyorum. Ama merakımızı gidermek mümkün olmayacak. Fezlekeler artık hayal oldu.   Ya cehalet ya rezalet SİYASETTE bir tarafın destekçisi olmak ayıp bir şey değil elbet, bunu hep söylüyoruz. Ama bir tarafa destek, karşı tarafa yalanla, iftirayla veya cehaletle saldırmak gerçekten çok ayıp. Bir gazete son yıllarda bunu çok fütursuz biçimde yapıyor. Kendi bilecekleri şey, karışamayız ama cehaletin bir noktadan öteye gidenini de biraz “hizaya getirmek” gerekiyor. Bu tarz yayın yapan gazetelerden birinde dün, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun evinde yaptığı bir röportajın başka bir gazetede yayınlanmış fotoğrafı yer aldı manşette, koskocaman. Fotoğrafta Ekmeleddin İhsanoğlu ve ailesi görülüyor. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun ayağında da ayakkabı var. Gazetenin manşeti de bu ayakkabı üzerine. “Evinde ayakkabıyla oturuyor.” Yani demeye getiriyor ki, o bizden değil. Öyle ya bunlara göre Müslüman, evinde ayakkabıyla değil terlikle oturur, eve ayakkabıyla giren Müslüman değildir. Ama bu gazeteyi yapanların bilmediği veya bilmeyi istemediği şu: Ekmeleddin İhsanoğlu’nun ayağındakiler sokak ayakkabısı değil, ev ayakkabısı. Pek çok kişinin evinde olan, çok ince tabanlı, çok yumuşak deriden yapılmış ve sokakta giyilmesi mümkün olmayan ev ayakkabılarından giymiş İhsanoğlu. Çünkü evinde misafir ağırlarken yalınayak olmanın doğru olmadığını bilecek kadar beyefendi belli ki. Yani bizim “pantufl” diye bildiğimiz, şimdilerde “pantufla” denilen ev ayakkabılarının deriden yapılmışı. Arda Turan’ın, Fatih Terim’in kızının düğün töreninde smokininin altına giydiği ayakkabılar da aslında bu tür bir ev ayakkabısı. Eğer o gazete bu çamuru atarken bu durumu bilmeden atıyorsa “cehalet”, bilerek atıyorsa “rezalet” demek lazım.   Kral idi Mısır’a BU döneme mahsus değil, her dönemin işadamları vardır. İktidar ilişkileriyle parlatılırlar, iktidar ilişkileriyle var olurlar. Sonra iktidar gider, işadamının işi biter. Kamuran Çörtük’ün mahkûmiyet haberini görünce aklıma geldi. Bir zamanlar “aile fotoğrafının” içinde yer alıyordu, önce başbakan, sonra cumhurbaşkanı olmuş bir kişinin. Kayınbiraderiyle ortak işleri vardı. İş yapabilmek için onunla ortak olmak gerekiyordu. İtalyanların dev firması Astaldi bile onunla ortak olmuş ve gazetelere ilan vermişti, “İşlerimizi bitirebilmek için Bayındır ile ortak olduk” diye. Hamisinin başbakanlığı bitti, cumhurbaşkanlığı bitti. O şimdi mahkûm. 5 yıla. Artık ne işi kaldı, ne adamlığı. Ders alan olur mu? Zannetmem. Ama ben yine duyurayım.   İlmi Araştırmalar PROFESÖR Yekta Saraç, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun kitabıyla ilgili olarak kaleme aldığı eleştirinin orijinalini lütfetmiş. İlim Yayma Cemiyeti’nin “İlmi Araştırmalar” Dergisi’nin 1997 yılında yayınlanmış nüshası. Yekta Bey demek istiyor ki: “Ben bir Cumhurbaşkanı adayının değil, bir yazarın kitabıyla ilgili bir yazı yazdım. Üstelik de 17 yıl önce.” Dergi oldukça ilginçti. İçindeki makalelerin tamamını okudum. Milli Görüş hareketinin Türkiye’de siyasi bir başarı elde etmesinin arkasındaki fikri gücü de gördüm.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Kendimizi peynir gemisinin kaptanı zannetmediğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Fon dolandırıcılığı seçmene nasıl anlatılıyor!
Köşe Yazıları
Fon dolandırıcılığı seçmene nasıl anlatılıyor!

Fatih Altaylı

Ekim 5, 2026

Amaç siyasi zararı azaltmak
Köşe Yazıları
Amaç siyasi zararı azaltmak

Fatih Altaylı

Ekim 4, 2026

TFF’de istifa ya da istifalar yakın
Köşe Yazıları
TFF’de istifa ya da istifalar yakın

Fatih Altaylı

Ekim 2, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Türk bilardosu başarı mirasına sahip!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Güzin Müjde KarakaşlıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Türk bilardosu başarı mirasına sahip!"Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:45 Bilardo ile nasıl tanıştı, hikâyesi nasıl gelişti? 06:01 Voleyboldan neden uzaklaştı? 09:06 İlk katıldığı şampiyonada derece yapabildi mi? 09:46 Üniversite ile bilardo beraber gidebildi mi? 11:36 İyi bir ıstaka kaç para? 13:41 3 senede bilardo çözülebilir mi? 14:55 Bir bilardo şampiyonu kaç saat bilardo oynar? 16:01 Türkiye’de bilardocular nasıl seçiliyor? 17:18 PBA sadece Kore’de mi var? 17:06 Bilardoda takımlar var mı, yoksa bireysel giden bir spor mu? 18:12 Bilardo pahalı bir iş mi? 18:47 Bilardodan para kazanabiliyor mu, avukatlıkla beraber nasıl yaptı? 19:52 Senede kaç turnuva var? 21:43 Türkiye 3 ana dalda şampiyon olan ülkelerden mi? 22:46 Türkiye’de kaç bilardocu var? 24:45 Bilardo yaşam tarzını etkiler mi? 26:02 Vuruş hesaplarını nasıl yapıyorlar? 29:52 Basit alınacak bir sayıyı daha havalı vurduğu oluyor mu? 30:41 Istakanın ucuna neden tebeşir sürülür? 32:35 Bilardoda masadan masaya fark olur mu? 35:14 Bilardoda kadınlar için de bir kıyafet düzeni var mıdır? 37:14 Evinde bir bilardo masası var mı? 39:35 Eskiye göre Avrupa’da bilardo daha mı az revaç görüyor? 41:16 Bilardonun bir yaşı var mı? 42:52 Bilardo bir centilmenlik sporu mu? 43:54 Beyaz topla başlayıp bitirilen eller oluyor mu? 44:40 Bilardonun simülatörü var mı? 45:52 Gelecek için bir şampiyonluk sözü verebilir mi? 48:16 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ekim 4, 2026
Din, modern insanın hayatındaki yerini tamamladı mı? görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Ahmet Arslan & Fatih AltaylıDin, modern insanın hayatındaki yerini tamamladı mı?00:00 Giriş 02:14 Hazırladığı kitabı 04:04 Son zamanlarda neden din konusu üzerine çalışmalar yaptı? 23:02 Gelecekte dinleri ve inançları nasıl görüyor? 37:00 Sentetik akılda basiret olacak mı? 53:20 Aslında insanoğlu Matrix'te mi yaşıyor? 1:03:00 Psikoloji geleceğin bilimi mi? 1:09:35 Kapanış #işbirliği
Ekim 4, 2026
Hilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota Hilux görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke TekHilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota HiluxYeni Toyota Hilux tüm gücüyle sahnede! Direksiyonda Teke Tek’in bu bölümünde Fatih Altaylı, gelişmiş arazi performansı ve sportif detaylarıyla öne çıkan bu özel versiyonu test ediyor. Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim
Ekim 2, 2026