İstanbul 5°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Kanatlı İngiliz!

Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Ocak 22, 2017

Kanatlı İngiliz!

Sevgili okurlar ya da otomobilseverler. Hangisiyseniz artık. Kusura bakmayın, bu hafta otomobil deneme fırsatımız olmadı. “Çok yoğunduk” gibi bir yalan söylemeye gerek yok, dalgaya düştük. Bu durumu fırsat bilip, size otomobil tarihinin en müstesna otomobillerinden birini, spor otomobiller tarihinin en “etkileyici” araçlarından birini ve hatta belki de birincisini anlatayım dedim. Anlatacağım otomobil MCLaren F1. McLaren’i bilmeyeniniz yoktur. Formula 1 tarihinin en başarılı otomobillerinden biridir. Ancak McLaren’in hemen tüm otomobillerinde katkısı olan İngiliz dizaynır Gordon Murray’in kafasında yollarda da kullanılabilecek fakat yarış otomobili özelliklerine sahip muazzam bir otomobil üretme fikri bir kenarda duruyordu. Sonunda kafasında bir plan oluşturdu, bunu kâğıda döktü ve McLaren’in patronu İngiliz sanayici Ron Dennis’in karşına dikilip projeyi anlattı. McLaren o zamanlar şimdi olduğu gibi yol otomobilleri falan üretmiyordu. Ama Gordon Murray çok iyi bir sunum yapmıştı ve Ron Dennis de zaten heyecanlı ve istekli bir adamdı. İkna olması uzun sürmedi. “Hadi yapalım şu otomobili” dedi. Murray’in ilk işi otomobilin dışını ve içini tasarlamak üzere Peter Stevens’i ikna etmek oldu. Bu arada kendisi de teknik detaylarla ilgilenecekti. Oluşturduğu projeye göre yaklaşık 1200 kg ağırlığında ve 550 ila 600 beygir arasında bir güce sahip bir spor otomobil üretmek istiyordu. Otomobilin hafif olması çok önemliydi ve Murray ilk kez seri üretim bir yol aracında karbonfiber şasi kullanmaya karar verdi. Motor da güçlü ama hafif yani alüminyum bloklu olmalıydı. Fakat Murray’in bir de takıntısı vardı. Motor asla turboşarjlı olmayacaktı. Çünkü turboşarjlı motorların sürüş kalitesini olumsuz etkilediğini ve sürücüleri şaşırttığını düşünüyordu. Kendisi de 7 yıldır bir Honda NSX kullandığı ve Honda’nın da elinde turboya gerek duymadan 558 beygir güç üreten bir motor olduğu için hemen Honda’ya başvurdu. Yapacağı McLaren’lerde Honda’nın bu motorunu kullanacaktı. Öyle ki, çizimler bile bu motorun ebatlarına göre yapılmıştı. Ancak Gordon Murray, Honda’dan hiç beklemediği bir yanıt aldı: “Motorumuzu size veremeyiz.” Çaresizdi. Bu sırada bir diğer Uzakdoğulu otomobil üreticisi Isuzu, Formula 1’e katılmaya hazırlanıyordu ve bu iş için 550 beygirlik alüminyum gövdeli bir motor üretmişti. Murray’in yapacağı bir spor otomobil için motor aradığını duyunca McLaren’e bu motoru önerdiler. Ancak Ron Dennis de, Gordon Murray de denenmemiş ve kendini kanıtlamamış bir motoru çok iddialı otomobillerine takmak istemiyordu. Arayışa devam ettiler. Ve imdatlarına BMW yetişti. Hemen anlaştılar. BMW yapılacak bu müthiş araca motor vermeyi seve seve kabul ediyordu. Otomobilin dizaynı ise müthiş ilerliyordu. McLaren F1’in dizaynında tutunmayı artırmak için bir kanat kullanılmamıştı. Buna karşın yer etkisini artırmak amaçlı bir difüzör vardı ve çok başarılıydı. Yol tutuş için kullanılmayan kanat sistemi frenler için kullanıldı, McLaren F1’de ve 64 km/s süratin üzerindeki frenlerde stabiliteyi artırmak için otomobilin yan tarafından açılan bir minik kanatçık koyuldu. Murray, hafiflik için kendisine önerilen karbon ve seramik frenleri ise “Henüz yeterince gelişmediler. Sorun çıkarması muhtemel bir parça istemiyorum” diye reddetmişti. O sıralarda yeni yeni seri üretimde kullanılmaya başlanmış ABS fren sistemi ise Murray tarafından “Ağırlık yapar ve sürücünün fren hissini de öldürüyor” diyerek istenmemişti. Fren desteği yoktu. 6 ileri manuel şanzımanı Weismann üretmişti. Şanzıman kutusu ilk modellerde alüminyumdan üretilirken, daha sonraki yıllarda daha hafif olması için magnezyum tercih edildi. Otomobilin içinde ise yine Gordon Murray’in huysuzlukları sürüyordu. Ağırlık olmasın diye otomobilin içinde kullanılan metalik plakalar alabildiğine inceltilmiş ve kalınlıkları 0.5 milimetrenin altına indirilmişti. Herkesin çok şaşırdığı, Murray’in otomobile bir air condition koyması oldu. O dönemin çok iddialı performans otomobilleri air condition kullanmazdı genelde. Ağırlığı ise sadece 1138 kilogramdı ve ton başına 550 beygir güce sahipti. McLaren F1 o güne kadar üretilmiş en hızlı seri üretim yol otomobili olarak 1992 yılında piyasaya çıktı ve 1998 yılına kadar farklı versiyonlarından 106 adet üretildi. Bunlardan 28’i sadece yarış amaçlı üretilen McLaren F1 GTR’lar oldu. F1, 1998 yılında 386 km/s sürati geçerek o güne kadar seri üretim bir otomobilin ulaştığı en yüksek sürate ulaştı. Bu rekor daha sonra Bugatti Veyron tarafından 2005’te 408 km/s’lik bir süratle kırıldı. Bugün bile McLaren F1’in bu performansına ulaşabilen Koenigsegg Aero, Bugatti Veyron, SSC Ultimate Aero ve Hennesy Venom dışında bir otomobil yok. 1992 yılında McLaren F1’i 1 milyon dolardan başlayan bir fiyat etiketiyle satışa sundu. Siparişten sonra teslim süresi yaklaşık 4 ayı buluyordu. Kelebek kapılar hafiften Lamborghini Countach gibi yukarı doğru açılır gibi görünse de aslında hafif bir çaprazla açılıyor. Yol tutuş ve viraj kabiliyetini artırmak için normalden çok az daha geniş bir gövde planlandı. Bu sayede farklı bir durum ortaya çıktı: 3 kişilik bir spor otomobil. Sürücü otomobilin önünde tam ortada bulunurken, sağında ve solunda hafif arkada iki de yolcu koltuğu vardı. Önde de 4 lambalı süper performanslı farlar. 106 ADEDİ YOLLARDA PARÇALANDI McLaren F1’in ilk müşterilerinden biri BMW’nin yönetim kurulu başkanıydı ve bu otomobille yüksek süratte büyük bir kaza yaptı ancak otomobilden hasarsız olarak çıkmayı başardı. Bir diğer müşteri olan ve Mr. Bean olarak tandığımız Rowan Atkinson da McLaren F1’ini parçalayan sürücülerden biri oldu. 106 adet McLaren F1’in çok önemli bir bölümü yarışlarda veya sürücülerin elinde yollarda parçalandı. Bugün kaç adet kaldığı tam olarak bilinmemekle beraber 70-80 arasında sağlam ve kusursuz F1’in hâlâ yollarda dolaştığı tahmin ediliyor. Fiyatları ise yanına yaklaşılabilir gibi değil. Son olarak ABD’deki bir açık artırmada LM tipi bir McLaren F1, 13.2 milyon dolara alıcı buldu ki, buna masraflar dahil değil.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Kötü bir başlangıç
Köşe Yazıları
Kötü bir başlangıç

Fatih Altaylı

Mart 10, 2026

Başlıyor
Köşe Yazıları
Başlıyor

Fatih Altaylı

Mart 9, 2026

İspanya’nın mesnetli özgüveni
Köşe Yazıları
İspanya’nın mesnetli özgüveni

Fatih Altaylı

Mart 8, 2026

  • Videolar

Tümü
"Keşke aile olmanın provası yapılsa" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Hasibe Eren & Devin Özgür Çınar & Bedia Ceylan Güzelce"Keşke aile olmanın provası yapılsa"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:35 "Bir Aile Provası" nasıl çıktı? 06:16 Çiğdem nasıl bir karakter? 10:12 Figen nasıl bir karakter? 12:54 "Bir Aile Provası"nı izleyen aileler kendilerinden ne bulurlar? 18:48 Figen ve Çiğdem karakterleri dışarıda birbirlerini sever miydi? 20:27 Kapanış
Şubat 27, 2026
"Bağ kurmak için çatışmak lazım" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Tülin Özen & Nilperi Şahinkaya & Bedia Ceylan Güzelce"Bağ kurmak için çatışmak lazım"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:45 Ballı süt severler mi? 01:10 "Ballı Süt" oyunu ortaya nasıl çıktı? 03:00 Oyun karakterleri 04:21 Oyuna hazırlanırken kendi hayatlarından etkilendiler mi? 09:41 Tülin Özen, günümüz gençleri hakkında ne düşünüyor? 14:02 "Ballı Süt" oyunundaki kardeşlik anlatımı 17:40 Oyun provaları nasıl geçti? 18:54 Yolları nasıl kesişti? 21:17 İzleyici oyunda kendileri için ne bulacaklar? 24:51 Bahçe Galata hakkında 26:42 Nilperi Şahinkaya'nın köpeği "Pablo Garcia Perez Fernandez de la Rosa" 27:31 Tiyatro dışında hayatları nasıl gidiyor? 27:58 Tek kelimelik soru - cevaplar 32:45 Kapanış
Şubat 20, 2026
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026