İstanbul 18°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Yeni hareketler bunlar

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Haziran 26, 2019

Yeni hareketler bunlar

Bilen bilmeyen yazıp duruyor Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun kuracakları “partilerle” ilgili. Ben size söyleyeyim çoğu kulaktan dolma, çoğu palavra demeyeyim ama uydurma bilgi. Büyük bölümünün gerçeklikle ilgisi yok. En hakikisinden, en taze bilgiyi almak istiyorsanız, buyrun okuyun lütfen. Ahmet Davutoğlu’nun kuruluş çalışmalarını şu anda AK Parti’nin eski İstanbul İl Başkanı Selim Temurci yürütüyor ve görüşmeleri hızlandırmış durumda. Eli kulağında demek mümkün. Babacan tarafında ise farklı bir hareketlilik var. Ali Babacan bir süreden beri “periyodik” toplantılar yapıyor. İş dünyası, yerli ve yabancı yatırımcılar, bankacılarla. Geçtiğimiz günlerde TÜSİAD üyelerini ziyaret etmiş, ekonomiyi değerlendirip üyelerle sohbet etmiş. Büyük ilgi ve iltifata mazhar olmuş. Yabancı yatırımcılar veya temsilcileri ile yaptığı görüşmelerde ise “Size ihtiyaç var” cümlesi çokça söyleniyormuş. Ancak Babacan’ın çok acelesi yok gibi görünüyor. Erken seçim ihtimali olduğunu düşünmüyorlar. Bu yüzden de apar topar hareket etmek gibi bir niyete sahip değiller. Ya da değillerdi. Merakla İstanbul seçiminin sonucunu bekliyorlardı. Bu sonuç erken seçim konusunda belki biraz daha temkinli olmalarını ya da ellerini biraz daha çabuk tutmalarını sağlayabilir. Sağda solda yazılan “AK Parti'den şu kadar adam istifa edip; Babacan’a katılacak” laflarının ise gerçeği pek yansıtmadığını söyleyeyim. Babacan’ın ve ona kol kanat geren Abdullah Gül’ün en son istediği şey partinin bir “küskünler hareketi” gibi algılanması. Bu yüzden de “İstifa ettirelim, hemen grup kuralım” gibi bir yaklaşımdan en azından şimdilik uzak duruyorlar. Ancak şu konuda kararlılar: AK Parti’ye geri dönüş yok. Cumhurbaşkanı ile görüşecekleri yolundaki haberler ne kadar doğru emin değilim. Ancak daha önce bir görüşme olduğunu biliyorum. Burada verilen mesaj ise netmiş. “Kalacaksanız kalın, gidecekseniz bir an önce gidin. Bu işin sürüncemede kalması hoş olmuyor” denilmiş. Belli ki Ali Babacan bir süre daha iş dünyası, finans dünyası ve sivil toplum dünyası ile görüşmeleri sürdürecek. Parti ondan sonra. Bazıları ise “Babacan ile Davutoğlu ayrı ayrı çıkıp sonra birleşebilirler” diyor. Ben ona hiç ama hiç ihtimal vermiyorum. Çünkü Babacan’ın arkasında çok ciddi bir uluslararası destek olduğunu biliyorum. O desteğin Davutoğlu’na aynı şekilde yaklaşıp yaklaşmayacağını kestirmek zor. Tabii siyaset bu. Kesin konuşmamak lazım. ***

Hadi algıya bir katkı

Gezi Davası sürüyor. Niye sürüyor, nasıl sürüyor anlamak mümkün değil. Yargının işidir, karışmayalım. Ancak dava sürse bile biraz makul, biraz izanlı ve bir katre insaflı herkesi rahatsız eden bir şey var. Osman Kavala’nın tutukluluğu. Niye yargılandığını anlamamışken, tutuklu yargılanmasına anlam vermek mümkün değil. Delil karartacak hali yok, kaçacak değil. Niye tutuklu? Vakfı Gezi’ye destek vermiş, Soros’la ilişkileri varmış falanmış, filanmış. Yahu o gün o vakfın başında olan kişi, dönemin Başbakanı’na çok yakın ve hâlâ yakın bir kişi. O yargılanmıyor ki, sakın yanlış anlaşılmasın "Onu da yargılayın" falan demiyorum, Kavala’nın yargılanması niye? Çözebilen varsa anlatsın. Yahu hazır İstanbul seçimi sayesinde buralarda demokrasi var gibi bir hava oluşmuşken, şu tutuklu yargılananları da salıversek de, hukuk devleti de varmış gibi algılansa. En azından dışarda. ***

Hazzetmem

Zannediyorlar ki kızıyorum. Yok vallahi ben aslında çok eğleniyorum. Son zamanların bir modası var… Sosyal medyada benimle ilgili bir cümle kurulacaksa ve eğer bu cümle pozitif bir anlam içeriyorsa, genelde şöyle başlıyor: “Kendisinden hiç hazzetmem ama...” Ya da şöyle: “Kendisini hiç sevmem fakat…” Sonrası şöyle geliyor: “Ama çok doğru söylemiş” ya da “Çok iyi tespitte bulunmuş çok iyi yazmış”. Benim yazdığımı beğenmek, benim iyi bir şey yaptığımı söylemek büyük ayıp ya… Kendilerini cümleye böyle başlamaya mecbur hissediyorlar. Cümleye böyle başlayanlara çok samimi bir şey söyleyeyim mi? Zannetmeyin ki ben de size bayılıyorum. Zaten hiçbirinizi de tanımıyorum. Açık söyleyeyim, tanımaya, tanışmaya da niyetim yok. Sosyal böcek olmadığım gibi, sosyal medyanın klavye kahramanlarıyla işim de olmuyor genelde. Ama emin olun benim hakkımda ne düşündüğünüz zerre umurumda değil. Pek büyük bölümünün benimle ilgili önyargılarının “Ben onun yerinde olsaydım” diye başlayan bir düşünce silsilesinin uzandığı yerden kaynaklandığının farkında olacak kadar da tecrübeliyim. Ama emin olun ne umurumdasınız ne de beni sevin diye yazıyorum. Gözümde ve gönlümde hükmünüz sıfırın bile altında... Okuyun diye yazıyorum. Kafanızı biraz farklı düşünmeye yöneltmek için yazıyorum. Tavrımın gıcık hatta sevimsiz olduğunun farkındayım, sevimli görünmek gibi bir niyetim de yok. Yani o yüzden “Kendisinden pek hazzetmem” diye başlayan cümleleriniz benim için hiçbir anlam ifade etmiyor. Beni üzüp kırdığınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Belki biliyorsunuz, Habertürk binası Taksim’in tepesinde. Aşağı baktığımda gördüğüm ise “Kasımpaşa”. Bu söylediklerim, okur yazarlıktan nasibini almayıp önyargı ile saçmalayan, köşe yazısı değil, sosyal medya cümlesi okuyup ahkam kesenlere. Beni yıllardır düzenli olarak okuyup, kim olduğumu, ne olduğumu bilenlere ise tek lafım olmaz. Ne derlerse haklarıdır. Onlar aileden çünkü. ***

350 bin Gülben

Gülben Ergen, Ekrem İmamoğlu’na destek verdi ve seçildikten sonra kutladı diye kıyamet kopuyor. “Vay efendim sen düne kadar Tayyipçi idin, nasıl olur da şimdi İmamoğlu dersin”. Bunu söyleyenler AK Partililer olsa gam yemeyeceğim ama bunu söyleyenler daha çok anti AK Particiler. Bir yandan AK Parti iktidardan düşsün, Tayyip Erdoğan dönemi bitsin istiyorlar, bir yandan da AK Parti’den uzaklaşanlara kızıyorlar. Peki Gülben Ergen veya başkaları AK Parti’den uzaklaşmasalar, AK Parti nasıl iktidardan düşecek! Yeni doğanların AK Partili olmamasına yönelik çok uzun vadeli bir proje ile mi? İşte gördünüz, Ekrem İmamoğlu’na seçimi kazandıran ya da AK Parti’ye seçimi kaybettiren, AK Parti’den uzaklaşan 350 bin kişi oldu. 350 bin Gülben. Yahu AK Parti iktidar olmasın istiyorsanız Gülben Ergen’e sövmeyin. Gülben Ergenleri teşvik edin teşvik! ***

Pabuç

Beşiktaşlı Quaresma’nın garip kıyafetlerine gözümüz alışık ama o da her seferinde biraz daha sınırları zorluyor. Bu kez de fotoğrafta gördüğünüz pembe takım elbise ile çıktı piyasaya. Bize uymaz ama pembeye bir diyeceğimiz yok. Ama altındaki ayakkabılar beni benden aldı. Hadi Quaresma böyle giyinmeyi seviyor da, o ayakkabıları kim yapmış, kim vitrine koyma cesaretini göstermiş. Gerçekten merak ettim.   ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Cehalet sergilemek övgü vesilesi olmadığı zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Madring’i görünce İstanbul Park’ın kıymeti anlaşıldı
Köşe Yazıları
Madring’i görünce İstanbul Park’ın kıymeti anlaşıldı

Fatih Altaylı

Eylül 14, 2026

Ağırel üzerinden “Ahlaki sınırımız yok” mesajı
Köşe Yazıları
Ağırel üzerinden “Ahlaki sınırımız yok” mesajı

Fatih Altaylı

Eylül 13, 2026

Özgür Özel nefretin boyutunu algılayamamış
Köşe Yazıları
Özgür Özel nefretin boyutunu algılayamamış

Fatih Altaylı

Eylül 11, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Yaprak Dökümü hayatımı değiştirdi" & Toygar Işıklı görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Videolar yorumluyorFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Yaprak Dökümü hayatımı değiştirdi" & Toygar IşıklıTeke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:39 Toygar Işıklı müziğe nasıl başladı? 06:57 Ay Yapım ile işbirlikleri 08:04 Şimdiye kadar kaç diziye müzik yaptı? 08:38 Dizi müzikleri dışında çalışıyor mu? 11:50 Dizi müzikleri sahnelere göre mi yapılıyor? 16:10 Dizi yönetmeni müziklere karışıyor mu? 21:07 "Ezel" dizi müziğinin Galatasaray marşı olarak uyarlanması 22:48 Gölcük depreminde Gölcük'te miydi? 24:14 Grammy nedir? 24:46 Kaç dalda ödül verilmekte? 25:34 Toplam kaç jüri var? 26:50 Grammy jüriliği nasıl oluyor? 30:43 Toygar Işıklı'nın global işleri 32:56 Grammy Ödülleri'nde aday göstermek nasıl oluyor? 35:47 Para kazanabiliyor mu? 37:28 Güncel hedefleri neler? 44:03 Müziği basite indirgemek 46:24 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Eylül 13, 2026
Hücreler neden yaşlanır? görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimHücreler neden yaşlanır?00:00 Giriş 02:43 Trump ve Amerika'daki üniversiteler arasındaki son durum ne? 13:06 İnsan vücudundaki moleküler mimari 16:15 Hücre restorasyonu nasıl başlıyor? 19:02 Mitokondri nedir? 23:33 Endoplazmik Retikulum nedir? 28:24 Bu bilimsel çalışmalardan ne öğreniyoruz? 30:40 Obezite ve yaşlanma ilişkisi 35:16 Oksidatif stres nedir? 41:29 Koenzim Q10 molekülü ve takviyesi 45:11 Koenzim Q10 obeziteyi engelleyebilir mi? 51:26 En karmaşık organ karaciğer midir? 54:26 İnsan doğasında aç kalmak 1:00:05 Yaptıkları işten kazançları ne? 1:06:25 Şeker vücuda ne kadar zararlı? 1:07:23 Zayıflama iğneleri ile ilgili ne düşünüyor? 1:10:43 Zayıflama ilaçları hücreleri düzeltme açısından vücuda katkı sağlıyor mu? 1:19:55 Kapanış #işbirliği
Eylül 13, 2026
Dünyada IQ sorunu var! görseli
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce - Teke Tek KitapDünyada IQ sorunu var!Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 00:00 Giriş 01:56 Dünyada IQ problemi var! 05:24 Medrese V. Üniversite 21:58 Hangi Liberal Demokrasi 24:38 Konuşulmayan Erkeklik 26:27 Odysseus 28:50 Girne'deki gemi faciası 33:03 Altın Günlerden Kurşun Gecelere 36:06 Clara'ya Mektuplar 38:08 Hermeneutik Dersleri 40:16 A Line In The Sand 43:12 Fatih Altaylı'nın anjiyo hikayesi 48:00 Bilim Tarihi 52:51 Dış haberler servislerine ne oldu? 55:37 Kapanış 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. #işbirliği
Eylül 9, 2026