İstanbul 14°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Yeni hareketler bunlar

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Haziran 26, 2019

Yeni hareketler bunlar

Bilen bilmeyen yazıp duruyor Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun kuracakları “partilerle” ilgili. Ben size söyleyeyim çoğu kulaktan dolma, çoğu palavra demeyeyim ama uydurma bilgi. Büyük bölümünün gerçeklikle ilgisi yok. En hakikisinden, en taze bilgiyi almak istiyorsanız, buyrun okuyun lütfen. Ahmet Davutoğlu’nun kuruluş çalışmalarını şu anda AK Parti’nin eski İstanbul İl Başkanı Selim Temurci yürütüyor ve görüşmeleri hızlandırmış durumda. Eli kulağında demek mümkün. Babacan tarafında ise farklı bir hareketlilik var. Ali Babacan bir süreden beri “periyodik” toplantılar yapıyor. İş dünyası, yerli ve yabancı yatırımcılar, bankacılarla. Geçtiğimiz günlerde TÜSİAD üyelerini ziyaret etmiş, ekonomiyi değerlendirip üyelerle sohbet etmiş. Büyük ilgi ve iltifata mazhar olmuş. Yabancı yatırımcılar veya temsilcileri ile yaptığı görüşmelerde ise “Size ihtiyaç var” cümlesi çokça söyleniyormuş. Ancak Babacan’ın çok acelesi yok gibi görünüyor. Erken seçim ihtimali olduğunu düşünmüyorlar. Bu yüzden de apar topar hareket etmek gibi bir niyete sahip değiller. Ya da değillerdi. Merakla İstanbul seçiminin sonucunu bekliyorlardı. Bu sonuç erken seçim konusunda belki biraz daha temkinli olmalarını ya da ellerini biraz daha çabuk tutmalarını sağlayabilir. Sağda solda yazılan “AK Parti'den şu kadar adam istifa edip; Babacan’a katılacak” laflarının ise gerçeği pek yansıtmadığını söyleyeyim. Babacan’ın ve ona kol kanat geren Abdullah Gül’ün en son istediği şey partinin bir “küskünler hareketi” gibi algılanması. Bu yüzden de “İstifa ettirelim, hemen grup kuralım” gibi bir yaklaşımdan en azından şimdilik uzak duruyorlar. Ancak şu konuda kararlılar: AK Parti’ye geri dönüş yok. Cumhurbaşkanı ile görüşecekleri yolundaki haberler ne kadar doğru emin değilim. Ancak daha önce bir görüşme olduğunu biliyorum. Burada verilen mesaj ise netmiş. “Kalacaksanız kalın, gidecekseniz bir an önce gidin. Bu işin sürüncemede kalması hoş olmuyor” denilmiş. Belli ki Ali Babacan bir süre daha iş dünyası, finans dünyası ve sivil toplum dünyası ile görüşmeleri sürdürecek. Parti ondan sonra. Bazıları ise “Babacan ile Davutoğlu ayrı ayrı çıkıp sonra birleşebilirler” diyor. Ben ona hiç ama hiç ihtimal vermiyorum. Çünkü Babacan’ın arkasında çok ciddi bir uluslararası destek olduğunu biliyorum. O desteğin Davutoğlu’na aynı şekilde yaklaşıp yaklaşmayacağını kestirmek zor. Tabii siyaset bu. Kesin konuşmamak lazım. ***

Hadi algıya bir katkı

Gezi Davası sürüyor. Niye sürüyor, nasıl sürüyor anlamak mümkün değil. Yargının işidir, karışmayalım. Ancak dava sürse bile biraz makul, biraz izanlı ve bir katre insaflı herkesi rahatsız eden bir şey var. Osman Kavala’nın tutukluluğu. Niye yargılandığını anlamamışken, tutuklu yargılanmasına anlam vermek mümkün değil. Delil karartacak hali yok, kaçacak değil. Niye tutuklu? Vakfı Gezi’ye destek vermiş, Soros’la ilişkileri varmış falanmış, filanmış. Yahu o gün o vakfın başında olan kişi, dönemin Başbakanı’na çok yakın ve hâlâ yakın bir kişi. O yargılanmıyor ki, sakın yanlış anlaşılmasın "Onu da yargılayın" falan demiyorum, Kavala’nın yargılanması niye? Çözebilen varsa anlatsın. Yahu hazır İstanbul seçimi sayesinde buralarda demokrasi var gibi bir hava oluşmuşken, şu tutuklu yargılananları da salıversek de, hukuk devleti de varmış gibi algılansa. En azından dışarda. ***

Hazzetmem

Zannediyorlar ki kızıyorum. Yok vallahi ben aslında çok eğleniyorum. Son zamanların bir modası var… Sosyal medyada benimle ilgili bir cümle kurulacaksa ve eğer bu cümle pozitif bir anlam içeriyorsa, genelde şöyle başlıyor: “Kendisinden hiç hazzetmem ama...” Ya da şöyle: “Kendisini hiç sevmem fakat…” Sonrası şöyle geliyor: “Ama çok doğru söylemiş” ya da “Çok iyi tespitte bulunmuş çok iyi yazmış”. Benim yazdığımı beğenmek, benim iyi bir şey yaptığımı söylemek büyük ayıp ya… Kendilerini cümleye böyle başlamaya mecbur hissediyorlar. Cümleye böyle başlayanlara çok samimi bir şey söyleyeyim mi? Zannetmeyin ki ben de size bayılıyorum. Zaten hiçbirinizi de tanımıyorum. Açık söyleyeyim, tanımaya, tanışmaya da niyetim yok. Sosyal böcek olmadığım gibi, sosyal medyanın klavye kahramanlarıyla işim de olmuyor genelde. Ama emin olun benim hakkımda ne düşündüğünüz zerre umurumda değil. Pek büyük bölümünün benimle ilgili önyargılarının “Ben onun yerinde olsaydım” diye başlayan bir düşünce silsilesinin uzandığı yerden kaynaklandığının farkında olacak kadar da tecrübeliyim. Ama emin olun ne umurumdasınız ne de beni sevin diye yazıyorum. Gözümde ve gönlümde hükmünüz sıfırın bile altında... Okuyun diye yazıyorum. Kafanızı biraz farklı düşünmeye yöneltmek için yazıyorum. Tavrımın gıcık hatta sevimsiz olduğunun farkındayım, sevimli görünmek gibi bir niyetim de yok. Yani o yüzden “Kendisinden pek hazzetmem” diye başlayan cümleleriniz benim için hiçbir anlam ifade etmiyor. Beni üzüp kırdığınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Belki biliyorsunuz, Habertürk binası Taksim’in tepesinde. Aşağı baktığımda gördüğüm ise “Kasımpaşa”. Bu söylediklerim, okur yazarlıktan nasibini almayıp önyargı ile saçmalayan, köşe yazısı değil, sosyal medya cümlesi okuyup ahkam kesenlere. Beni yıllardır düzenli olarak okuyup, kim olduğumu, ne olduğumu bilenlere ise tek lafım olmaz. Ne derlerse haklarıdır. Onlar aileden çünkü. ***

350 bin Gülben

Gülben Ergen, Ekrem İmamoğlu’na destek verdi ve seçildikten sonra kutladı diye kıyamet kopuyor. “Vay efendim sen düne kadar Tayyipçi idin, nasıl olur da şimdi İmamoğlu dersin”. Bunu söyleyenler AK Partililer olsa gam yemeyeceğim ama bunu söyleyenler daha çok anti AK Particiler. Bir yandan AK Parti iktidardan düşsün, Tayyip Erdoğan dönemi bitsin istiyorlar, bir yandan da AK Parti’den uzaklaşanlara kızıyorlar. Peki Gülben Ergen veya başkaları AK Parti’den uzaklaşmasalar, AK Parti nasıl iktidardan düşecek! Yeni doğanların AK Partili olmamasına yönelik çok uzun vadeli bir proje ile mi? İşte gördünüz, Ekrem İmamoğlu’na seçimi kazandıran ya da AK Parti’ye seçimi kaybettiren, AK Parti’den uzaklaşan 350 bin kişi oldu. 350 bin Gülben. Yahu AK Parti iktidar olmasın istiyorsanız Gülben Ergen’e sövmeyin. Gülben Ergenleri teşvik edin teşvik! ***

Pabuç

Beşiktaşlı Quaresma’nın garip kıyafetlerine gözümüz alışık ama o da her seferinde biraz daha sınırları zorluyor. Bu kez de fotoğrafta gördüğünüz pembe takım elbise ile çıktı piyasaya. Bize uymaz ama pembeye bir diyeceğimiz yok. Ama altındaki ayakkabılar beni benden aldı. Hadi Quaresma böyle giyinmeyi seviyor da, o ayakkabıları kim yapmış, kim vitrine koyma cesaretini göstermiş. Gerçekten merak ettim.   ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Cehalet sergilemek övgü vesilesi olmadığı zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Amaç siyasi zararı azaltmak
Köşe Yazıları
Amaç siyasi zararı azaltmak

Fatih Altaylı

Ekim 4, 2026

TFF’de istifa ya da istifalar yakın
Köşe Yazıları
TFF’de istifa ya da istifalar yakın

Fatih Altaylı

Ekim 2, 2026

SPK hâlâ suç duyurusunda bulunmadı
Köşe Yazıları
SPK hâlâ suç duyurusunda bulunmadı

Fatih Altaylı

Ekim 1, 2026

  • Videolar

Tümü
Hilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota Hilux görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke TekHilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota HiluxYeni Toyota Hilux tüm gücüyle sahnede! Direksiyonda Teke Tek’in bu bölümünde Fatih Altaylı, gelişmiş arazi performansı ve sportif detaylarıyla öne çıkan bu özel versiyonu test ediyor. Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim
Ekim 2, 2026
Yapay zeka 2030'da insanlığı yok edecek mi? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Emre Onur Kahya & Fatih AltaylıYapay zeka 2030'da insanlığı yok edecek mi?00:00 Giriş 01:34 Yapay zeka üzerine çalışma yapmak için yurtdışına gitmesi 04:36 Jacob Coxon'un paylaştığı twit ve yapay zeka tehlikesi 20:51 Hugging Face saldırısı 36:33 Hugging Face nedir? 39:41 Hugging Face bu saldırıyı farketmese ne olurdu? 46:52 Yapay zeka devletlerin elinde daha mı güvenli? 55:41 Yapay zekanın gelişimi insanlara gösterilenin daha mı ilerisinde? 1:13:33 Yapay zeka çok tehlikeli hale gelmesi durumunda fişini çekmek mümkün mü? 1:19:03 Kapanış #işbirliği
Eylül 27, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Şampiyon olacağım dedim oldum!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Ali Türkkan & Fatih AltaylıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Şampiyon olacağım dedim oldum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:33 Dünya Gençler Şampiyonluğu ne demek? 02:30 Kaç pilot yarışıyor? 03:37 Ralli pahalı bir spor mu? 04:33 Otomobil sporuna nasıl başladı? 06:42 Bu işten ne zaman para kazanmaya başladı? 07:01 Neden ralliyi tercih etti? 08:59 Ralli mi, pist mi daha zor? 10:09 Dünya Şampiyonası’na nasıl katıldı? 11:29 Sponsorları az mı? 13:07 Yarışlarını nasıl izleyebiliriz? 14:37 Bu seneki hedefi ne? 17:57 WRC ile WRC2 arasında ne fark var? 19:18 Rallide araç kullanımında başka bir boyuta geçiliyor mu? 21:22 Dünya şampiyonu olunca ne hissetti? 22:48 Eğitim hayatı nasıl ilerledi? 23:59 Kariyer planlaması nasıl olacak? 25:20 Ford ile şampiyon olmaya devam edebilir mi? 26:55 Bir yıllık çalışma takvimi nasıl ilerliyor? 27:52 WRC2’de hedefi ne? 28:22 Federasyon yeterince destekliyor mu? 30:01 Formula 1 izliyor mu? 30:30 En zor otomobil sporu hangisi? 32:12 Nasıl bir antrenman programı izliyor? 33:14 Özel hayatını nasıl etkiliyor? 34:37 İşin duygusal boyutu nasıl? 38:54 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Eylül 27, 2026