İstanbul 19°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Kamuda araç tezgahı

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Temmuz 4, 2019

Kamuda araç tezgahı

Ekrem İmamoğlu, belediyede büyük israf olduğunu anlatmaya çalışırken, makam otomobillerinden örnek vermişti, Büyükşehir Belediyesi’nden ise itiraz gelmişti. “Belediyede yok öyle bir makam aracı israfı” diyerek. Yemin etseler başları ağrımaz. Çünkü uzunca bir süredir, ister belediye olsun, ister merkezi hükümet, devlette makam aracı işi, otomobil işi başka türlü çözülüyor. Başka türlü dediğim şu. Her türlü araç var, lüksünden, basitine kadar. Ama bunlar belediyenin üzerine değil. Sahibi belediye değil. Yok uzun dönem kiralamalardan söz etmiyorum, onların kamu kurumu ile en azından bir sözleşmesi, bir izi olur. Benim dediklerim izi tozu olmayan cinsten. Kamu yöneticileri gerek makam, gerek hizmet aracı işini çözmenin basit bir yolunu bulmuşlar. Kurumla iş yapan şirketlerden otomobil istiyorlar. Diyelim ki, belediyeden ihale alıyorsunuz. Bu bir inşaat da olabilir, hizmet de olabilir, sarf malzemesi de olabilir. Aldığınız ihalenin boyutuna göre sizden talep edilenler arasına “otomobiller” de sıkıştırılıveriyor. Diyelim ki, 20 milyonluk bir iş yapıyorsunuz. Talep geliyor belediyeden, “Bize bir 4 serisi BMW, bir E serisi Mercedes”. İş 100 milyonluk mu? O zaman S serisi Mercedes. Üç de Renault Megane. Yanına da iki Clio. Hatta bazen “Üzerlerinde taşıtmatik de olsun” talebi geliyor. Belediye ya da hangi kamu kurumu ise... İş yapılan bankadan istenenler ise zaten ayrı bir fasıl. Belediyenin ya da kamu kurumunun üzerinde otomobil görünüyor mu? Görünmüyor. Belediye ya da kamu kurumu yöneticisi o otomobili kullanıyor mu? Kullanıyor. Şimdi diyeceksiniz ki, “Bunun israf neresinde, özel sektör belediyeye vermiş. Belediye bedavadan kullanıyor”. Tabii, haklısınız. Özel sektör de dangalak. Belediyeye verdiği ihale fiyatına bunları eklemiyor. ***

Makul

Tabii şimdi bir yandan da gözümüz Ekrem Bey’de olacak. Özellikle de makam aracı konusunda. Bakalım “makul”e kendinden mi başlayacak. Bakın dikkat edin tasarruf demiyorum. Makul diyorum. Çünkü devlette uzunca bir süredir özellikle makam araçları konusunda “makuliyet” diye bir şey kalmadı. Aksine muazzam bir görgüsüzlük. Eskiden bir bakan bir yerden bir yere giderken, tek bir eskort aracı ile giderdi. Güvenlik için. Şimdi İçişleri, Dışişleri gibi riskli olanları bırakın, en alakasızı bile bir yerden bir yere 10 araçtan azıyla gitmiyor. Ne kadar otomobil var ise konvoyda o kadar önemli oluyorsun sanki. Bırakın bakanları, başbakanları, İstanbul Belediye Başkanları farklı mıydı? Allah var sonradan görme diyemeyeceğimiz Kadir Topbaş bile önde arkada sıra sıra eskort, jammerlı güvenlik araçları falan derken 7-8 araçtan azıyla gezmezdi. İşin öyle cılkı çıktı ki, medyaya bile sirayet etti. Bunları gören bazı gazeteci arkadaşlar da heveslendi. Bakın yemin ediyorum, ben çok da uzakta bir yerde değil İstanbul’dan Ankara’ya 5 otomobillik konvoyla giden medya yöneticisi gördüm. Zaten sonra kamuda danışman oldu Allah tarafından. O yüzden makul olan önemli. Demiyoruz ki, dökülen otomobillerle gezin. Ama makul olun lütfen. Dünyada daha iyi bir ölçü birimi icat edilmedi. Makuliyetten. ***

Zorla yürüyün diyen mi var!

Onur Yürüyüşü’ne bu denli tepki gösterilmesinin nedenini anlamakta zorlanıyorum. Gerçi bu tepkiler bize özgü değil, başka ülkelerde de bu tür tepkiler var ama bana biraz gereksiz geliyor. Ben kimsenin bu yürüyüşten etkilenerek cinsel tercihini değiştireceğini zannetmiyorum. Olsa olsa “Yahu bu utanılacak bir şey değilmiş” diyerek saklamaktan vazgeçebilir tercihini. Ki bunda da bir yanlış yok zaten. Bu yürüyüşe abartılı tepki gösterenler ne zannediyor merak ediyorum. Bu yürüyüşten önce toplumda gay ya da lezbiyen ya da transseksüel yok muydu? Bu yürüyüş olmazsa olmayacak mı? İnsanlık kadar eski bir şey bu durum. Size ne, kime ne? Kimseye “Gelin siz de yürüyün burada zorla” demiyor ki kimse! Partinin seçim bürosunda seçim broşürü, parti bayrağı dağıtırken kızmadığınız LGBT üyesine, yürüyünce niye kızıyorsunuz? Yıllar önce LGBT dergisinden beni arayıp bir röportaj istemişlerdi. Ben kabul edince de çok şaşırmışlardı. Benim açımdan hiçbir sakıncası olmayan sıradan bir şeydi oysa. Sonra bazı “önemli” gazetecilerin böyle bir röportaj verebileceklerini söyleyerek övünmelerini garipsemiştim tam aksine. Hele hele Diyanet İşleri Başkanı’nın hakaret dolu sözlerini anlamak mümkün değil. Kadın erkek demeden herkesi badeleyen sözde tarikat şeyhlerine göstermediğin tepkiyi, bu yürüyüşe göstermeniz bana enteresan geldi Sayın Başkan. Çok enteresan. ***

Şaşırmayın

Wimbledon’da 15 yaşındaki Gauff, hemen hemen annesi yaşındaki Venus Williams’ı eleyince herkes pek bir şaşırdı. Zannedersin ki, bir mucize gerçekleşti… Oysa Wimbledon, her zaman gençlerin başarılı olduğu bir turnuvadır. Mesela İsviçreli tenisçi Martina Hingis, Wimbledon’da çiftler şampiyonu olduğunda 15 yaşındaydı. Boris Becker ise 1985’te ilk Wimbledon şampiyonluğunu kazandığında 17, ertesi yıl İvan Lendl’ı yenerek unvanını koruduğunda ise 18 yaşındaydı. O yüzden çok şaşırmayın. Cehalet gösterir. ***

Subaşı yanlış kitap yazdı

Geçen gün bir arkadaşım şöyle anlamsız bir soru sordu: “Şeyma Subaşı’nın kitabını okudun mu?” “Sen okudun mu?” diye ben sordum. Okumamıştı. “Ben niye okuyayım” dedim. ”Gazetecisin, her şeye meraklısın belki bakmışsındır dedim” yanıtını aldım. Vallahi okumadım. Okumaya da niyetim yok. Galiba pek okuyan da yok. Aslında Subaşı yanlış kitap yazdı ya da Subaşı’na yanlış kitap yazdırıldı. Şeyma Subaşı “Nereye gidilir, nerede eğlenilir, nerede yenilir içilir” diye bir uluslararası gezi rehberi benzeri bir şeyler yazıp içine tavsiyelerini koysaydı, vallahi de billahi de okurdum, bir şey öğrenirdim. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Makamla değer bulanlardan değil, makama değer katanlardan olmaya çalıştığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Ağırel üzerinden “Ahlaki sınırımız yok” mesajı
Köşe Yazıları
Ağırel üzerinden “Ahlaki sınırımız yok” mesajı

Fatih Altaylı

Eylül 13, 2026

Özgür Özel nefretin boyutunu algılayamamış
Köşe Yazıları
Özgür Özel nefretin boyutunu algılayamamış

Fatih Altaylı

Eylül 11, 2026

Bu suç dolandırıcılık değil!
Köşe Yazıları
Bu suç dolandırıcılık değil!

Fatih Altaylı

Eylül 10, 2026

  • Videolar

Tümü
Dünyada IQ sorunu var! görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce - Teke Tek KitapDünyada IQ sorunu var!Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 00:00 Giriş 01:56 Dünyada IQ problemi var! 05:24 Medrese V. Üniversite 21:58 Hangi Liberal Demokrasi 24:38 Konuşulmayan Erkeklik 26:27 Odysseus 28:50 Girne'deki gemi faciası 33:03 Altın Günlerden Kurşun Gecelere 36:06 Clara'ya Mektuplar 38:08 Hermeneutik Dersleri 40:16 A Line In The Sand 43:12 Fatih Altaylı'nın anjiyo hikayesi 48:00 Bilim Tarihi 52:51 Dış haberler servislerine ne oldu? 55:37 Kapanış 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. #işbirliği
Eylül 9, 2026
Roma'da mühendislik görseli
FatihAltaylı
YouTube
Göksel Göksoy & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimRoma'da mühendislik00:00 Giriş 02:13 Roma ne zaman kuruldu? 07:04 Roma’da nasıl bir sistem vardı? 10:27 Roma’nın en geniş sınırları nelerdi? 13:02 Roma’nın gelir kaynağı ne? 16:57 Kuzey Avrupa’ya neden gitmiyorlar? 18:53 Her yol Roma’ya nasıl çıkardı? 24:43 Su yolları nasıl yapıldı? 31:27 Mühendisliği nereden öğreniyorlar? 39:27 Büyük binalar gösteriş için mi, ihtiyaç mı? 51:12 Roma para birimi nedir? 53:22 Roma’da insanlar nasıl yaşıyorlar? 58:54 Roma’da eğitim sistemi nasıl? 1:01:20 Roma’daki yol ve bina örnekleri 1:26:27 Kartaca ve Roma çatışmaları 1:29:20 Roma’daki gastronomi 1:33:56 Roma yıkılmasaydı? 1:37:41 Kapanış
Eylül 6, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Babam oyuncu olmamı istemedi!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Kerem AlışıkFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Babam oyuncu olmamı istemedi!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com 00:00 Giriş 02:45 Sanatçı bir ailede doğmak nasıl bir his? 12:26 Dayısı nasıl etkiledi? 14:53 Dayısının sol görüşüne özendi mi? 16:45 İlk şiirini ne zaman yazdın? 18:09 Kaç şiir kitabı yazdı? 20:12 Sevdiği şairler kimler? 22:01 Kaç şiir biliyor? 25:23 Eleştirici yorumlar şair olarak kendisini üzüyor mu? 28:27 İlk sahnesi 33:10 Hep şiir gibi mi konuşur? 37:13 Ödülleri nasıl değerlendiriyorlar? 43:54 Nietzsche mi, Schopenhauer mı? 46:30 Türkiye’de edep meselesini nasıl görüyor? 54:43 Kitap yazmayı düşünüyor mu? 55:36 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Eylül 6, 2026