İstanbul 28°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

TBMM ayağına sıkmamalıydı

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Haziran 5, 2020

TBMM ayağına sıkmamalıydı

Benim gördüğüm şudur, Binali Yıldırım, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmak için TBMM Başkanlığı’nı bırakmasaydı, bugün bu tatsız durumu yaşıyor olmazdık. Tatsız durum dediğim başta Enis Berberoğlu olmak üzere bazı milletvekillerinin milletvekilliğinin TBMM’de alelacele ya da apar topar diyebileceğimiz şekilde düşürülmesi. Binali Yıldırım, “başkanlık sistemi” sonrası işlevsizleştirilen ve önemsizleştirildiği düşünülen TBMM’nin “Hâlâ önemli ve hâlâ etkin” olduğu izlenimini uyandırmak için çok özel bir çaba sarf ediyordu. Hem içeride hem de dışarıda. TBMM içindeki partilere de olabildiğince eşit mesafede durmaya çalışıyordu. Eğer bugün TBMM Başkanı Binali Yıldırım olsa idi, milletvekilliklerini düşüren o tezkereler TBMM kürsüsünde okunmaz, Yıldırım büyük ihtimalle bu tezkereleri bu yasama döneminin sonuna kadar bekletirdi. Elbette ki, bugünkü ortamda TBMM Başkanı Mustafa Şentop’u da anlıyorum. Cumhurbaşkanlığı’ndan gelen tezkereleri “Okutmuyorum” demek kolay bir şey değil. Ama Meclislerin saygınlıklarını korumak bazen zorlu süreleri göğüslemekten geçer. İki kez Gazi unvanına sahip bir Meclis’in de böyle bir gücü, böyle direnci olmalıydı. Çünkü ne olursa olsun bir Meclis’in kendi üyelerini güle oynaya hapishaneye göndermesi hoş bir şey değildir. Seçilmişleri hapse atmak demokrasilerin işi değildir. Suç varsa elbette cezası çekilir. Ama en azından dönem sonu beklenir. Unutulmamalı ki, bazen suç bile konjonktüreldir. ***

Covid’liler idmanda

Dün bir futbol takımının doktoru ile konuştum. Oldukça öfkeli idi. “Fatih Bey, federasyon bizleri çağırdı ve bir sürü şey anlattı. Ancak anlattıklarının değeri sıfır. Ben bir hafta sonra maça çıkacak bir takımın sağlığından sorumluyum. Asıl uzmanlık alanım ortopedi ama bugün artık halk sağlığı uzmanı, virolog, göğüs hastalıkları uzmanı, Allah ne verdiyse hepsini öğrenmek zorundayız. Çünkü bugün sporcularımızı sadece sakatlıktan korumak yetmiyor, Covid-19’dan da korumak ve hastalanmaları halinde tedavilerini en iyi şekilde yapacak veya yaptırtacak durumda olmalıyız. Geçtiğimiz 3 aylık süreç boyunca birkaç oyuncumuz bu hastalığa yakalandı ve tedavi oldu. Kolay atlattılar. Yaklaşık 1 aydır hiçbir vakamız yok ve özel hayatları dahil kontrol altında tutuyoruz. Koruma için büyük gayret sarf ediyoruz.” Sonunda dayanamadım. “Sevgili doktor, çok öfkelisin. Sadede gel” dedim. “Tüm takımların sağlık ekipleri birbirimizle temas halindeyiz. Ve şunu biliyorum ki, önümüzdeki hafta maç yapacağımız takımda şu anda 6 Covid-19’lu futbolcu var.” “Olacak doktor, bu baştan belliydi.” “Evet, olacak ama Federasyon diyor ki, hasta futbolcu idmana çıkmayacak. Ancak rakibimizdeki oyuncular idmana çıkıyor. Federasyon da bunu denetlemiyor. Yaptırımı da yok. Haftaya ben bunlarla oynadıktan sonra bizim takımda da Covid vakaları ortaya çıkarsa bunun hesabını kim verecek?” Soru çok doğru. ***

En kötü savaş, kazanmak üzereyken kaybedilendir

Okurlar soruyor: “Fatih Bey, siz doktorlarla çok program yaptınız, çok okudunuz, çok araştırdınız. Bu normalleşme döneminde yapılanları doğru buluyor musunuz?” Peşin peşin söyleyeyim uzman değilim. Görüşlerimin bilimsel bir önemi yok. Ama şunları söyleyebilirim: - Bilim Kurulu üyeleri dahil doktorların büyük bölümünün de tam olarak düşündüklerini söyleyebildiklerini zannetmiyorum. Sonuçta hepsi bir üniversitede, bir hastanede çalışıyorlar, işleri, beklentileri ve düşünmeleri gereken çevreleri var. - Elbette ki, sonsuza kadar kapalı yaşamak mümkün değildi. Ülkenin ekonomik ve sosyal çarkları dönmek zorunda. Aksi halde virüsün yapacağından daha büyük yıkımlar olabilirdi. Normalleşmeye çalışmak gerekiyordu. Ben kendi adıma ne yapıyorum: - 1 Haziran öncesi kendimce uyguladığım önlemler ne ise onları uygulamaya devam ediyorum ve bir süre daha uygulayacağım. En azından yılbaşına kadar. - Gereksiz yere sokağa çıkmıyorum. - Çıktığım zaman maske takıyorum. - Toplu yerlerden uzak duruyorum. - Çok özlememe rağmen henüz dostlarımla buluşup dışarıda yemek yemedim. Buluşursam da teker teker buluşmayı düşünüyorum. - Aile büyüklerine hâlâ dokunmuyorum. Uzaktan seviyoruz birbirimizi. - Kalabalık ortamlardan denize girmeyi düşünmüyorum. - Hastalanmamış arkadaşlarım evime gelebiliyorlar ancak ayakkabı ile içeri girmek yasak. Ya çıkarıyorlar ya galoş takıyorlar. - Dışarıdan gelen paketleri hâlâ 24 saat eve sokmuyorum. Naylon poşet içindekileri dezenfekte etmeden ellemiyorum. - Bu saydığım kurallara uymayan dostlarımla da görüşmüyorum. Evet. Bugün vakalar az ve düşüşte, hastalığın öldürücülüğü de azalmış gibi görünüyor ama tarihte pek çok muharebenin ordu kazandık havasına girdiği zaman kaybedildiğini de biliyorum. ***

Covid ile ilgili yeni bulgular

Covid-19’un yeni özellikleri ortaya çıktı. Bunu keşfeden Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’nu kutluyorum: -Gündüz saatlerinde bulaşmıyor ama gece 22:00’den sonra bulaşıyor. -Hafta içi bulaşıcı değil ama hafta sonları bulaşıcı. -65 yaşından büyüklere sokakta bulaşabiliyor ama sokaktan eve gelenlerden bulaşmıyor. -Gece kulüplerinde bulaşıyor ama otel gece kulüplerinde bulaşmıyor. -Karı koca aynı yatakta yatarken bulaşmıyor ama aynı otomobilde seyahat ederken bulaşabiliyor. Bunlar da Türkiye’nin Covid literatürüne katkıları oluyor. ***

Irkçılık hastalık mı?

Bir süredir başta sosyal medya olmak üzere ırkçılık karşıtı çeşitli söylemler dolanıyor. Irkçılığın bir hastalık olduğunu söyleyip duruyorlar. Bana sorarsanız yanılıyorlar. Irkçılık bir hastalık falan değildir. Irkçılık bir kültürdür. Büyük oranda Batı’ya mahsus bir kültürdür. Bazı Doğu toplumlarında başka topluluklara kapalı olma durumu vardır Japonya’da olduğu gibi. Ama bu ırkçılık şeklinde evrilmemiştir. Batıda ise kültürel kodlamanın parçasıdır. Hastalık olmadığı için tedavisi de yoktur. Peki Türkiye’de ırkçılık var mıdır? Batı’daki tarz bir ırkçılık yoktur ama... Ben söylemeyeyim. Siz kendiniz karar verin. Mesela bizim ülkenin Floydları kimler olabilir bir düşünün! ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

İlkesel kararlar alabilmek için önce ilkeli olmak gerektiğini bildiğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Melih bey, utanmıyor musunuz!
Köşe Yazıları
Melih bey, utanmıyor musunuz!

Fatih Altaylı

Ağustos 22, 2026

Kurşun atana af, saçını örene ihraç
Köşe Yazıları
Kurşun atana af, saçını örene ihraç

Fatih Altaylı

Ağustos 20, 2026

Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”
Köşe Yazıları
Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”

Fatih Altaylı

Ağustos 19, 2026

  • Videolar

Tümü
140 yıllık mirasın sonucu! Mercedes-Benz yeni GLC görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke Tek140 yıllık mirasın sonucu! Mercedes-Benz yeni GLCMercedes-Benz’in 140 yıllık inovasyon ve mühendislik yolculuğu, otomobilin geçmişinden geleceğine uzanan güçlü bir hikâye. DİREKSİYONDA TEKE TEK’in bu bölümünde Fatih Altaylı’dan Mercedes-Benz’in 140 yıllık tarihini ve bu yolculuk boyunca şekillenen inovasyon anlayışını dinliyoruz. Ardından, bu köklü mirasın geleceğe uzanan temsilcisi Yeni Elektrikli GLC’yi direksiyon başındaki deneyimleriyle keşfediyoruz. Mercedes-Benz’in geçmişinden geleceğine uzanan bu yolculuğa siz de eşlik edin. #MercedesBenzTürkiye #DireksiyondaTekeTek #YeniElektrikliGLC #işbirliği Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:11 Mercedes-Benz’in tarihi ve GLC’nin üretimi 03:20 800 Volt mimarisi nedir? 04:26 Dış tasarım 07:22 Yan görünüm ve içine ilk bakış 09:41 Kokpit tasarımı 11:43 Teknik bilgiler ve sürüş izlenimi 15:25 Cam tavan ve multimedya 16:20 Otonom sürüş kabiliyeti 17:05 Konforu arttıran detaylar 20:31 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli
Ağustos 21, 2026
Osmanlı'da modernleşme görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimOsmanlı'da modernleşmeShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 04:55 Modernleşme nedir? 12:00 Osmanlı'da modernleşmenin ilk adımları 18:40 Modernleşme ve gelenekçilik 23:32 Osmanlı'da bankacılık sistemi neden kurulamadı? --shorts 26:45 Osmanlı'nın zengin tebaası var mıydı? 39:29 Türk aydınları kendi çağdaşları arasında geride mi? 52:25 Batı’nın teknolojisi hariç başka bir şeyini almamak mümkün mü? 56:07 Mısır modernleşmesi niye durdu? 1:03:21 İran modernleşmesi 1:16:48 Kore modernleşmesi 1:21:15 Kapanış #işbirliği
Ağustos 16, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Faruk SabancıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:04 Neden sanayici olmadı da DJ oldu? 07:46 Zengin bir aileden gelmek bu işte avantaj mı? 09:55 Tiësto onu nasıl keşfetti? 12:29 Nasıl bir hayat geçirdi? 15:16 DJ'liğe nasıl başladı? 17:36 Parçaları sürekli değiştiriyor mu, yoksa aynı parçaları mı çalıyor? 21:47 Günde kaç saat müzik dinliyor? 23:18 Hangi ülkelerde konser verdi? 24:11 Örnek aldığı DJ'ler var mı? 25:28 DJ'likte hedefi ne? 27:07 Türk sanatçılarla projeler düşünüyor mu? 30:15 Canlı orkestrayla birlikte çalmayı planlıyor mu? 30:43 Yapay zekânın DJ'liğe etkisi 35:57 DJ'likte para var mı? 38:05 DJ'likte telif meselesi nasıl oluyor? 38:41 Bir DJ en çok nerede çalmak ister? 42:42 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 16, 2026