İstanbul 21°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

100'e üç kala

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Ekim 29, 2020

100'e üç kala

Yüzyıla şunun şurasında 3 yıl kaldı. Yüz yıl... Dışardan ama en önemlisi içerden yıkmaya çalışmakla geçen 97 yılın sonunda biraz sallansa da, içerden vurulan darbelerle yer yer çatırdasa da ayakta. Yıkmayan her darbe güçlendiriyor. Emin olunuz ki, bu son badireden de güçlenerek çıkacağız. Bir ülkenin kurucusu, hala bu kadar saygı görüyor, hala bu kadar aranıyor, hala bu kadar özleniyor ve artık kimseye ne bir iyilik, ne de bir kötülük yapma gücü olmadığı halde bu kadar seviliyor ise onun büyük öngörü ile kurduğu bu yapı kolay kolay yıkılmaz. Biliniz ki, en büyük düşmanımız ne toptur ne tüfektir ne inanç ne de inançsızlıktır. 100 yıla doğru giderken, bize, bu güzelim ülkeye zarar verebilecek olan iki şey; cehalet ve liyakatsizliktir. Bugün savaşılması gereken budur. Yarın adı bile hatırlanmayacak olanlar ve onların karalamaları değil. ***

Fransızlar 17 Ekim 1961'i hatırlar mı?

Yıllar önce televizyonda söylemiş ve belki birkaç kere de yazmıştım, Fransızların ulusal simgesinin niye horoz olduğunu. Bana da bunu söyleyen bir Fransız entelektüeli, sonrasında Mitterand’a danışmanlık da yapmış olan bir Sorbonne’lu  Felsefe profesörüydü. 1980’lerin başında bir gün bir sohbetimiz sırasında Fransa’yla ilgi bir eleştiri yaptığım sırada “Siz Fransızlarla başedemezsiniz. Çünkü bizim simgemiz horozdur” demiş, “Ne alakası var” diye sorduğumda da “Ayakları bileklerine kadar bokun içindeyken. Başı dik herkesi uyandırmaya çalıştığını iddia eden tek hayvan odur da ondan” demişti. Ve yine ondan öğrenmiştim Fransa’nın hiç sözü edilmeyen büyük ayıbını. 17 Ekim’i. ABD’nin Vietnam ayıbını herkes bilir de, Vietnam’daki büyük katliamın, büyük insanlık ayıbının Fransa’nın işi olduğunu, ABD’nin Vietnam’a Fransa’nın başlatıp da beceremediği işi tamamlamaya gittiğini kimse pek hatırlamaz. Hindiçin katliamlarında Fransa’nın eli hiç ama hiç temiz değil tam aksine hayli kanlıdır. Keza çok değil 60 yıl önce Cezayir’de yaşanan rezalet ve 1 milyon Cezayirli’nin ölümü de Fransa’nın “utanç defterinin”  Fransızlar tarafından hiç ama hiç hatırlatılmayan, açılmayan bir sayfasıdır. Ve peki siz hiç “Massacre du 17 Octobre 1961” diye bir şeyi duydunuz mu! Yani “17 Ekim Katliamı”nı! Muhtemelen duymadınız. Anlatayım. Cezayir’de Arap Cezayirlilerin, Fransız sömürgecilerine karşı 1854’te başlattığı direniş son aşamasına varmak üzereydi. Fransa Cezayir’deki bağımsızlık yanlılarının önünde duramıyor ancak şiddeti giderek tırmandırıyordu. Buna karşın 1961 yılının 17 Ekim’inde Paris’te yaşayan Cezayirli Araplar, barışçı bir gösteri düzenlemek istediler. Cezayirli Ulusal Bağımsızlık Cephesi’nin çağrısı ile Paris’te yapılacak barışçı yürüyüşe Fransız polisi müdahale etti. Paris savaş alanına dönüştü. Polis silahsız Cezayirlilere makinalı tüfeklerle ateş açtı. Paris sokakları bir anda kızıla boyandı, polis öldürdüğü göstericilerin cesetlerini Seine Nehri’ne attığı için 17 Ekim 1961 günü Seine’in kırmızı aktığı söylenir. Şiddet o denli büyüktü. Bugün hala o gün Fransız polisinin kaç kişi öldürdüğü bir muammadır. Resmi sayılar 40-50 arası der. O günü yaşayanlar 300’den az değildi der ölü sayısı için. Kimilerine göre ise o gün Paris sokaklarında katledilen insan sayısı 500’ün üzerindedir. Çok değil, 60 yıl önce olmuştur tüm bunlar. Ve Fransa da, Fransızlar da ona buna talkın verirken bunu unutmaya unutturmaya çalışmışlardır. Bahsi bile geçmez. O yüzden Fransızlar söz konusu olduğu zaman ayıbından bile utanmayan bir ülke ile karşı karşıya olduğumuz gerçeğini  unutmamak gerekir. Sadece ayakları değil, gırtlağa kadar bok içindeyken bile ötmeyi sürdüren bir horozla. Ama şunu da söylemeden geçersem ayıp olur. Fransa’nın siyasetine ne kadar karşı isem de Fransız bilim adamlarının bilime, insanlığa yaptıkları katkıya da o kadar hürmet ederim. Ve bu çok farklı iki yönü asla birbirine karıştırmam. ***

Allah da TÜİK'i güldürsün

Zaman zaman beni güldüren haberlerden söz ediyorum. Dünün güldüren haberi şöyle: “Ekim ayında ekonomik güven endeksi 4,8 puanlık artıla 92,8 puana yükseldi” TÜİK’e teşekkür ediyorum. Onlar beni güldürdü. Allah da onları güldürsün. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Geç alınan önlemin önlemediğini anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Cemaat döverken sirkatin söylemek
Köşe Yazıları
Cemaat döverken sirkatin söylemek

Fatih Altaylı

Ağustos 14, 2026

Ankete inanmayın, anketsiz kalmayın
Köşe Yazıları
Ankete inanmayın, anketsiz kalmayın

Fatih Altaylı

Ağustos 13, 2026

Yumurta küfesizler ve ucuz bir barometre
Köşe Yazıları
Yumurta küfesizler ve ucuz bir barometre

Fatih Altaylı

Ağustos 12, 2026

  • Videolar

Tümü
Üniversiteye gitme isteği azalıyor mu? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Erhan Erkut & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimÜniversiteye gitme isteği azalıyor mu?Shark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 03:26 Üniversite tercihleri ve önemleri 09:49 Üniversitelerin 3 senelik eğitime düşmesi planlanması 13:00 Üniversite kontenjanlarının dolmaması ve sonrasında azaltılması 17:44 Yapay zeka ile birlikte açılan bölümler 21:48 Üniversite sınavına giren kişi sayısının azalması 26:29 Üniversite fiyatlarının artışı 38:29 Sınavlarda sıfır çeken öğrenci sayısının artması ve eğitime etkisi 41:11 Yurtdışına eğitime gidenlerin sayısı artıyor mu? 43:18 Türkiye'deki öğrenci kalitesi düşüyor mu? 49:58 Devlet üniversitelerinin düşüşü, özel ve vakıf üniversitelerinin yükselişi 53:02 Bugünkü bilgi birikimi ile bir tercih yapacak olsa hangi bölüm ve okulda okumak isterdi? 55:13 Kapanış #işbirliği
Ağustos 9, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: Atelier Rebul'un 130 senelik hikayesi görseli
FatihAltaylı
YouTube
Kerim MüderrisoğluFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: Atelier Rebul'un 130 senelik hikayesiTeke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:46 Atelier Rebul nasıl kuruldu? 08:58 Beyoğlu'ndaki eczane duruyor mu? 10:20 Parfüm yapmaya nasıl başladılar? 13:01 Kokuları nasıl üretiyorlar? 16:04 Parfümörlük nedir? 16:37 Rebul parfümlerindeki oryantal havası 20:33 Bir parfüm nasıl oluşur? 23:45 İyi bir parfüm nasıl belli oluyor? 28:21 Yapay zekanın sektördeki yeri 40:30 Türkiye'de esans üretimi 43:41 Parfüm şişeleri nasıl tasarlanıyor? 47:42 Rebul parfümleri neden leke yapmıyor? 50:37 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 9, 2026
Türk AI girişimine 4 milyon dolar! görseli
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Dr. İbrahim Ethem HamamcıTürk AI girişimine 4 milyon dolar!Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:51 İbrahim Ethem Hamamcı kimdir ve akademik çalışmaları neler? 10:54 Kendi şirketlerini kurma süreçleri 11:37 ETH Zurich'de bu araştırma fikri ile nasıl karşılandı ve neden bu araştırmayı tercih etti? 12:39 Yapay zekayı kullanarak tıpta ne geliştirmeyi amaçlıyorlar? 16:33 Yapmaya çalıştıkları gelişim için ne kadar sürede tamamlanmasını öngörüyorlar? 17:08 Kendisine gelen iş tekliflerini neden kabul etmedi? 18:38 Şirketleri nerede ve ekipleri nasıl? 19:07 Şirketlerine yatırım alabiliyorlar mı? 19:48 Şirketlerinin gelişme planları nasıl? 20:27 Şirketlerinde tam olarak ne üretiyorlar? 23:33 Üzerinde çalıştıkları yapay zekanın kişiye özel ilaç üretiminde bir faydası olacak mı? 24:36 10 yıl sonra bu geliştirdikleri iş ile kendisini nerede görüyor? 25:03 Üniversite tercihi yapacak olan gençlere tavsiyeleri neler? 30:48 Bu yaptıkları işi Türkiye'ye taşımayı düşünüyorlar mı? 31:48 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 4, 2026