İstanbul 30°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Sorduk yanıtlandı

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Aralık 25, 2020

Sorduk yanıtlandı

Aşı ile ilgili içinde bulunduğumuz durumu dün ben sordum, sağ olsun Sağlık Bakanı yanıtladı. Sinovac aşısı yola çıkıyormuş, BioNTech ile anlaşma hemen hemen hazırmış. Mart sonuna kadar 4,5 milyon doz gelecekmiş. Opsiyonel olarak da 30 milyon doz olabilirmiş. İyi ki, sormuşum. İyi ki yanıt alabildik. Bu arada Sinovac aşısının Türkiye’deki Faz 3 çalışmaları henüz bitmemişti ama Bakanlık isteyince bir “ara rapor” açıklanabilsin diye “Kodlar kırıldı.” Kod kırılması şu demek. Kime gerçek aşı, kime plasebo yapıldığı bu kodlarla gizleniyor. Denek grubunda belirli bir hasta sayısına ulaşıldığı zaman kodlar kırılıyor ve kime plasebo, kime aşı yapıldığı ortaya çıkıyor ve karşılaştırma yapılıyor. Aşılandığı halde hasta olanlarla, aşılanmadığı için hasta olanların sayıları karşılaştırılıyor ve aşının “etkinliği” ortaya çıkıyor. Bu kodların kırılması için araştırmayı ve sonuçlarını anlamlı kılacak belirli bir hasta sayısına ulaşmak gerekiyor. Mesela BioNTech’in aşısında kodlar 178 hastaya ulaşınca kırıldı. Sinovac’ın aşısında ise ara rapor istendiği için bilim insanları istemeye istemeye 29 hastada kodları kırmak zorunda kaldılar. Etkinlik yüzde 91,25 çıktı. Hiç fena değil. Ancak çalışma hala sürüyor ve bu oran yükselebilir de düşebilir de. Ancak yüzde 72’nin altına düşmeyeceği kesin gibi. Güvenilirlik konusunda ise tüm aşılar güvenilir. Sinovac aşısını da gönül rahatlığı ile olabilirsiniz. Size tavsiyem ben bunu olmam öbür aşıyı beklerim falan demeyin. Sıranız geldiğinde bulduğunuz ilk aşıyı olun. Çünkü Covid-19 beklemiyor. Ve kime nasıl etki edeceği de belli değil. Kimi ayakta geçiriyor, kimi yoğun bakımda. Kimini ise üç günde götürüyor. ***

Dün normal bugün suç

Düğün Gecesi. Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin öldüğü gecedir. Yaradanına kavuştuğu için de bu geceyi düğün gecesi olarak görür. Ölüm kutlanır mı demeyin, kavuşma gecesi olarak Mevleviler tarafından her yıl kutlanır. Etkileyici bir ritüeldir. 35 yıl kadar önce Konya’da izlediğim Şeb-i Arus’u hatırladıkça hala ürperirim. Ancak bu yıl İstanbul’da yapılan anma ya da kutlama pek bir tartışıldı. Tartışma konularından biri “Kadın semazenlerin de katılmasıydı.” “Vay nasıl böyle bir şey olur” nidaları hükümet medyasında ve hükümete yakın yazarlar arasında yankılandı. Oysa kadın semazen yeni bir şey değildi. İlk olarak 1993 yılında kadın semazenler de semaya katılmış ve 2011 yılında Sabah gazetesi kadın semazenleri “18 yıldır duaya katılıyorlar” diye övgüyle haber yapmıştı. Hatta Dede Hasan Çakır “Hazreti Muhammed Kabe açılışını yanında kadınlarla beraber yaptı. Hac’da kadın erkek beraber Kabe’yi tavaf ediyor. Mevlana felsefesinde kadın erkek ayrımı yoktur” demiş, onu da yazmışlar Sabah’ta. 27 senedir sorun olmayan şey bugün sorun olmuş anlayacağınız. Niyeyse. Benim takıldığım ise bambaşka bir şey. Yıllardır kahvelerde, cafelerde, restoranlarda, turistik mekanlarda, defilelerde ve konserlerde Mevlevi dervişlerinin dönmesine gık demeyenlerin şimdi birdenbire öfkeyle ayağa kalkmaları. Vardır elbette onun da bir nedeni. Tabii bir de Türkçe Kur'an tartışması var. Onun için de alttaki yazıya geçelim. ***

İbadetin dili

Dedemin kitapları arasında görmüştüm ilk kez yabancı dilde bir Kur'an-ı Kerim’i. Bizim evde de çeşitli Kur'anlar vardı. Arap harfleri ile yazılmış Arapça olanı, Latin alfabesi ile yazılmış Arapça olanı, Latin alfabesi ile yazılmış Türkçe tefsiri, Osmanlıca yazılmış Türkçe tefsiri. Hepsi vardı. Ama dedemin kitapları arasında gördüğüm ilginçti. Almancaydı. Üzerinde kocaman “Der Koran” yazıyordu. Dedeme sormuştum “Niye Almanca yazmışlar” diye. “Alman anlamak istemiş içinde ne olduğunu. Bir şeye gerçekten saygı duymak için anlamak ister insan” demişti. Bana da hem Hazreti Muhammed’in hayatını hem de Kur'an’ın Türkçe mealini okumamı tavsiye eden kendisiydi. Şeb-i Arus’da Türkçe Kur'an okunması üzerinden kıyamet kopuyor şimdi yine. “1930’lara dönme suçlaması” yapılıyor. Gülüyorum. 1800’lere dönmüşüz zaten ne 1930’u diyeceğim ama ayıp olacak. Dinlerin dili olur mu diye hep tartışılır. İslamiyet’in dili Arapça diye söylenir hep. Konum değil bilemeyeceğim. İyi de o zaman niye Farsça’dan gelen Namaz kelimesini kullanırız Arapça Salat’ın yerine? Ya da niye Pehlevice’den gelen Oruç kelimesini tercih etmiştir Türkler? Farsçalaştırmakta sorun yoktur da Türkçeleştirmek mi sorundur! Konum değil derine inmeyeyim. Bu basit sorularla noktalayıp, mesela “Hristiyanlığın dili nedir?”e bakalım. Hazreti İsa Aramca konuşurdu. Ama ilk İncil’i o yazmadı. İlk nüshayı yazan kim tam bilinmiyor. Kimine göre Matta, kimine göre Markos. Ama kesin olan bir şey ilk İncil’in ve onu takip eden İncillerin Aramca yazılmış olduğu. Sonra Yunanca’ya çevrilmiş, sonra Latince’ye. Hangisi daha “Kutsal” bir fikrim yok. Hepsi geçerli. İbadeti isteyen istediği dilde eder bana göre. Kimi anlayarak etmek ister, kimi anlamayarak. Kimi anlamak ama ibadeti kutsal olduğuna inandığı dilde etmek ister. Açıkçası edebi yönünü de düşününce, Kur'an’ı Arapça okumak istemeyi çok iyi anlıyorum. Sadece ilahi metinleri değil, güçlü felsefi metinleri de dilinde okumanın önemi vardır. Ama anlamak kaydı ile. ***

Elden giden

Kimsenin Ezan’ı Türkçeye döndürmek gibi bir hali ve bir niyeti olmadığı aşikar olduğu halde bir bardak suda niye fırtına koparılıyor dersiniz! Niye böyle bir tartışma başlatıldı? İktidarın “Asla iktidar olamayacağını” beyan ettiği CHP, iktidar olabilse bile böyle bir şey yapmayacağı açık olduğu halde niye yeniden bu tartışma başladı? Nedeni çok açık. Yanıtsız sorulara karşı önlem olarak. Neler mi? - Yıllarca enflasyonun nedeni olarak yüksek faizleri gösterdiniz şimdi ha babam de babam faiz artıyor. Ekonominin kuralları mı değişti sorusuna “Ne Türkçe Ezan mı okutmak istiyorsunuz” daha basit bir yanıt olur. - Müteahhitlerin, kamu ihalesi kazanmakta rekor kıranların milyarlarca liralık borçlarını silerken gayet bonkör olan hükümet, asgari ücret konusunda niye bu kadar cimri davranıyor sorusuna “Ne Türkçe ibadet mi ettireceksiniz bu millete” demek daha rahattır. - “Maaş zamlarını TÜİK’in enflasyon hesabına göre yapacaksınız ama marketteki enflasyon bundan kat kat fazla” dediğiniz zaman “Ne kadınları mı semazen yaptınız” yanıtı çok daha etkili ve sıkıntısızdır. Bu soruları istediğiniz kadar uzatabilirsiniz. Yanıtlar ise hep aynıdır. “Din elden gidiyor” diye kıyamet koparılıyorsa elden giden mutlaka başka bir şeyler vardır. ***

Teşvik ne suçtur ne ayıp

Medyamızın en sevdiği şeylerden biri “teşvik” haberleridir. Ona şu kadar teşvik buna bu kadar teşvik. Millet de kızar. “Vay ben açken teşvik ha!” Bu kadar yanlış bir habercilik anlayışı olmaz, olmamalı. Teşvik dediğin her yerde vardır. Bir ülke yatırım olsun istiyorsa yatırımı teşvik eder. En gelişmiş ülkeler bile. Dün yine bazı kendini muhalif zanneden gazetelerde böyle haberler vardı. Okuyan da zannediyor ki, bu teşviklerle bunların cebine para konuyor. Yok öyle bir şey. Devlet diyor ki, “Şu kadar yatırım yaparsan ben senden şu kadar az vergi alırım, şu kadar az fon alırım, ithal ettiğin üretim araçlarının gümrük vergi ve fonlarında şu kadar indirim yaparım.” Yani yatırım yapma maliyetini düşürüyor ki millet yatırım yapsın. İş alanı açılsın, üretim olsun, ihracat olsun. Teşvik demek birinin cebine hazineden para koymak değil. Yatırım yapar ve üretim yaparsa Hazine’ye ödeyeceği parayı azaltmak ve böylece yatırımı özendirmek. Bunu İngiltere de yapıyor, Almanya da, Amerika da, Bulgaristan da, Romanya da. Bunda bir ayıp yok. Ama teşviki sadece kendine yakın olana veriyorsan o ayrı. Bunda büyük ayıp var. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Cahil cüretkarlığı bilgiden önemli zannedilmediği zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Dün tükürdüklerini bugün neşeyle yalayanlar
Köşe Yazıları
Dün tükürdüklerini bugün neşeyle yalayanlar

Fatih Altaylı

Temmuz 8, 2026

Dün tükürdüklerini bugün neşeyle yalayanlar
Köşe Yazıları
Dün tükürdüklerini bugün neşeyle yalayanlar

Fatih Altaylı

Temmuz 8, 2026

Milli piyango mu bu!
Köşe Yazıları
Milli piyango mu bu!

Fatih Altaylı

Temmuz 7, 2026

  • Videolar

Tümü
Yunan metin çevirilerinin bilime katkısı görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimYunan metin çevirilerinin bilime katkısıShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 05:01 Solvay Konferansı fotoğrafı 07:11 Solvay Konferansı fotoğrafı bugün çekilebilir mi? 10:36 İrlandalı keşişlerin kopyaladığı eski metinler 13:52 Aristo ve doğa bilimleri 24:32 Hrıstiyanlar nasıl gelişim gösteriyor? 27:53 Modern bilimin başlangıcı 35:44 Galile'den önceki bilim adamları problemleri fark edemediler mi? 38:09 İslam dünyasının geçmiş dönemde bilimde Batı'dan geride kalmasının sebepleri 46:50 Kapanış #işbirliği
Temmuz 5, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!" görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Koleksiyoner Mehmet ÇebiFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:28 Saat koleksiyonu işi nereden çıktı? 19:01 Hangi saat markalarına sahip? 23:53 Koleksiyonerlik pahalı bir iş mi? 29:47 Türk hat sanatı hak ettiği yerde mi? 42:20 Murat Bardakçı'nın "Türk resmini sanattan saymam" cümlesi 51:15 Eserin değerini nasıl belirliyor? 1:05:07 Pandemi döneminde eserlerin fiyatları neden yükseldi? 1:08:36 Çatı Müze işi ne durumda? 1:19:20 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Temmuz 5, 2026
"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:15 Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisi 03:27 24 Haziran 2026 Scorpions İstanbul konseri 06:50 Kars'taki Gastronomi Film Festivali 08:36 Dua Lipa'nın evliliği 10:21 Fatih Altaylı evlilik hakkında ne düşünüyor? 13:28 Manifest grubu 17:02 Yaz ayındaki konserler 30:51 Fatih Altaylı'nın yakın tarihteki dünya hakkında düşünceleri 36:18 Christopher Nolan'ın "The Odyssey" filmi 36:40 İstanbul Caz Festivali 37:41 Fatih Altaylı dizi-film izliyor mu? 40:03 Kapanış #işbirliği
Temmuz 2, 2026