İstanbul 21°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Ölçünüz Bodrum olmasın

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Temmuz 18, 2022

Ölçünüz Bodrum olmasın

Uzatanlar için bile bayram tatili bitti. Evlere geri dönüldü. Bugün işbaşı. Ben de bayram tatilinin bayram kısmını aile büyükleriyle, geri kalanını ise İstanbul’da geçirdim. Aile büyükleri ile dediğim aslında ailece annelerimizi ziyarete gittik. Her ikimizin de anneleri Kuzey Ege’de küçük kasabalarda yaşıyorlar. Eşimin zaten oralı olan annesi yazları da, 50 yıl önce aldıkları Ayvalık yakınlarındaki bir tatil sitesinde geçiriyor. Sakinlerini orta halli, bürokrat, emekli bürokrat, bürokrat çocuğu, beyaz yakalı profesyonellerin yüzde 90’ını oluşturduğu oldukça büyük bir site. Bayramın ilk günü oradaydık. Yaz aylarında, özellikle de bayramlarda hınca hınç dolu olan site, bu bayram nispeten daha boştu. Böyle zamanlarda yollarda dahi park edecek yer bulunamayan sitede otomobil azlığı dikkatimi çekti. Öğrendim ki, bu kez yol parası ağır geldiği için pek çok kişi otomobilleri ile gelmemeyi tercih etmiş. Ya da eskiden ana baba ayrı otomobil, çocuklar, damatlar, gelinler ayrı otomobille gelirken, bu kez tek otomobil gelmişler.

Bilirsiniz, böyle tatil sitelerinde deniz kıyılarında gazinolar olur. Deniz kenarında günü geçirenlere makul fiyata çay kahve, meşrubat, tost, sandviç satarlar. Hatta bazılarında küçük lokantalar, kebapçılar, pideciler bile vardır. Gazinoya gittiğimde her yıl gazinoyu işleten arkadaşlarla sohbet ettik biraz. “Abi bu yıl durum gerçekten kötü” dedi. Anlattı. “Eskiden çay satardık. Şimdi satışlar onda bire düştü. Herkes çayını evde demliyor, termosa koyup getiriyor. Evde ekmek arası sandviç yapıyor, burada tost yemiyor. Haklılar. 4 kişi gün boyu üçer çay içse neredeyse 70 TL. Birer de ayran içip, birer tost yeseler 150 daha. 200 TL. Burası sonuçta orta halli insanların yeri… Sizin gazetede de her yer dolu, ekonomi yolunda diyenler var. Abi onları al buraya getir, ben onlara yolundaki ekonomiyi göstereyim.” Öğlen bayram yemeğinden sonra, akşam üzerine sitenin pidecisine gittim. Pidesi çok lezzetlidir. Ama in cin top oynuyor. Normalde çoluk çocuk dolu olur bu saatte. Bomboş. Pideci “Fatih Abi, kaşarlı 50, kıymalı 60, kuşbaşılı 70. Emin ol bu fiyata satıyorum para kazanıyor muyum, onu da bilmiyorum. Ama çocuklar veremiyor. Gelip yer hesaba yazdırırlardı, ana babaları ay başında ya da tatil dönüşünde hesabı kapatırdı. Şimdi hepsi tembihli. Açık hesap yok. Bırak çocukları büyükler de gelmiyor. Fiyatlar geçen seneden yüksek, ciro geçen seneden düşük. Bodrum’da her yer dolu imiş. Türkiye Bodrum’dan ibaretse durum iyi demektir.”
Yollarda da o çılgın bayram kalabalığı yoktu. Ulaştırma Bakanlığı sayıları açıklayacaktır muhtemelen ama geçen yıllara göre çok daha sakindi Kuzey Ege tarafları. Elbette Bodrum’da su gibi para harcayan, Göcek’te, Bozburun’da teknelerinde kahvaltıyı şampanya ile yapan bir kitle olacaktır. 85 milyonluk ülkede, elbette bunu yapabilen bir grup vardır. Kamboçya’da bile vardır. Ama bunlara bakarak “Yahu galiba işler yolunda” diyemezsiniz. Sessiz çoğunluğun işleri pek yolunda gibi görünmüyor. ***

Ah şu Hipokrat'ın gözü kör olsun!

Burak Bekiroğlu adında bir vatandaş. (Ne yazık ki!) Aktif kullandığı sosyal medya hesabında aynen şöyle yazmış: “Bu ülkede on binlerce asker şehit oldu on binlerce polis şehit oldu. Hiçbir meslek dalı sizin gibi cazlamadı. Siz kendinizi üstün ırk olarak mı görüyorsunuz? Diğer kamu görevi ifa edenlerden zerre kadar farkınız yok bunu bilin.” Kim bu diye baktım. Avukatmış. Okumuş, yazmış. Hatta siyasete de bulaşmış. Hangi partiye yakın olduğunu söylememe bilmem gerek var mı! Zihne bakar mısınız! Silahlı kuvvetler ile doktorları kıyaslıyor. Biri mesleğe başlarken, vatan savunması yapacağını bilerek, canını gerekirse bu uğurda feda edeceği üzerine yemin ediyor. Üstelik de adı üzerinde silahlı kuvvet. Silah kullanma eğitimi alıyor. Silah kullanana karşı koyma eğitimi alıyor. Savaşmak üzere, gerekirse öldürmek üzerine eğitiliyor. Doktorlar ise tam aksine hayat kurtarmak, savaşta bile hayat kurtarmak üzerine eğitim alıyor. Silahlı değil, silah kullanma eğitimli değil. Cankurtarma eğitimli. Ve bir avukat, sözde bir hukuk adamı bu ayrımın bile ayırdına varamayacak şuur düzeyinde. Doktorların öldürülmesini normalleştiriyor. Sıradanlaştırıyor. Hastaneleri cephe, savaş meydanı zannediyor. Düşünüyorum da, iyi ki doktor değilim. Doktor olsam bu ismi, Burak Bekiroğlu ismini hafızıma, Hipokrat’ın yerine kaydederdim. ***

Huysuz bir adam

Hıncal Uluç, 2 aydan fazla bir süredir ciddi sağlık sorunları ile boğuşuyor. Önce bacağını kırdı. Uzun bir kararsızlıktan sonra doktorlar kendisine önce bir kalça protezi taktılar bir de kalp ameliyatı yaptılar. Ancak yarım asıra yakın bir süredir zaten türlü sağlık sorunu ile boğuşan yorgun bedeni bu ameliyatlardan sonra bir türlü toparlayamadı ve şu anda yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor. Bacağını kırdığı günün ertesi, olay henüz duyulmamışken, yazılmamışken hastaneye kendisini ziyarete gittim. Gittiğim gibi kıçıma baka baka döndüm. Yardımcısı benim geldiğimi haber verdi ve sonra utana sıkıla gelip, “Fatih Abi, görüşmek istemiyor” dedi. Ben de “Geçmiş olsun dileklerimi ilet o zaman. Telefonum sizde var. Olmaz ama bir ihtiyaç olursa haber verin” diyerek ayrıldım. Kızdım mı? Hayır… Bozuldum mu? Hayır… Üzüldüm mü? Belki biraz… Sonuçta Hıncal Abimizdi bizim. 40 yıl önce Cumhuriyet Gazetesi Spor Servisinde başladığımda Uluç ile yollarımız kesişti. O zaman da değişik bir adamdı. Kendisi ile ilk kapışmalarımızı orada yaşadık. Onun egosantrik Galatasaray yazılarına, ağır yanıtlar verdim birkaç kez. Sonra çok iyi dost olduk. Fikirlerimiz hiç uyuşmazdı. Sonra 80’li yılların ikinci yarısında Gelişim yayınlarında birlikte çalıştık. O yayın yönetmeni idi, ben yazı işleri müdürü. O zaman da sürekli kapışır, sürekli tartışırdık. Sonra yollarımız ayrıldı. Gerilimli dostluğumuz hep sürdü. Ben onu eleştirirdim, o da bana ölçüsüz biçimde saydırırdı. Köşelerde çok itiştik. Çok şey öğrendim ondan. Çok şeyi de nasıl yapmamam gerektiğini onun yaptıklarına bakarak öğrendim ya da öğrenmeye çalıştım. Haddimi aşacak bir değerlendirme yapmak istemem ama iyi bir gazeteciydi. Gençliğinde öncü idi. Bakmayın şimdi kendisini küçümseyenlere. Erkekçe gibi efsane bir dergiyi yaratmıştı. Gelişim Spor gibi Türkiye’nin en iyi spor dergisinin yayın yönetmenliğini yapmıştı. Spor yazarlığına da, köşe yazarlığına da yeni bir yaklaşım getirmişti. İyi veya kötü. Ona ben karar veremem. Ama bana uymayan çok yönü vardı. Dostlarına çok kötü davranır, en sert, en acımasız eleştirileri dostlarına yöneltirdi. 30 sene önce kendisine “Abi o kadar ölçüsüzsün ki, öldüğünde tabutunu taşıyacak 4 kişiyi zor bulacağız” demiştim. Yanımızda rahmetli Temel Özalak vardı. “Bir sen bir ben diğer ikisi kim olacak?” demişti. Bir sürü iyi yönü, bir sürü hatası vardı. Hepimiz gibi. Ama en büyük ayıbı Defne Joy Foster’e yapmıştı, “Su testisi su yolunda kırıldı” diyerek. Eski Hıncal Uluç o lafı söylemek bir yana söyleyeni yerden yere vururdu. O gün anladım ki, “Yaşlanmış, artık bırakması lazım”. Sonrasında bir kez görüştük. Mustafa Cengiz yeni Galatasaray Başkanı seçilmişti. Hıncal Abi de bizi Fatih’te, Özkilis’te kebap yemeğe davet etmişti. Huysuz adamla bir daha görüşemedik. Şimdi bakıyorum da, yoğun bakım yatağında herkes arkasından sallıyor. Hayatta iken hakkında çok olumsuz şey yazmışımdır, çok eleştirmişimdir. Ama şimdi susarım. Sıradan insanların öfkesini, eleştirisini anlarım da, bizim meslek erbabının yanıt verebilecek pozisyonda iken Hıncal Abi deyip, ölüm döşeğinde iken gömenini hiç ama hiç anlamam. Hele sen Sevgili Cüneyt. Sen hatırlar mısın bilmem ama ben dün gibi hatırlıyorum. Zannederim 1991 yılıydı. Sen 32. Gün’de yeni başlamış genç bir muhabirdin. Sabah Gazetesi’ne, Hıncal Uluç ile röportaja gelmiştin. Seni ilk görüşümdü. Bir meslek büyüğünle röportaj yapıyor olmanın heyecanı içindeydin. Elbette Hıncal Uluç da o günkü Hıncal Uluç değil. Sen de o günkü Cüneyt Özdemir değilsin. Ama söyle bana sevgili dostum. Yazdığın o satırlar, gerçekten içine sindi mi! ***

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

İnsanlığını unutanları normalleştirmediğimiz zaman.

Ne zaman insan oluruz?

İnsanlığını unutanları normalleştirmediğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
CHP, beis ve yeis
Köşe Yazıları
CHP, beis ve yeis

Fatih Altaylı

Temmuz 6, 2026

Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!
Köşe Yazıları
Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!

Fatih Altaylı

Temmuz 5, 2026

Deniz Göktaş KKK’na ne dedi
Köşe Yazıları
Deniz Göktaş KKK’na ne dedi

Fatih Altaylı

Temmuz 4, 2026

  • Videolar

Tümü
Yunan metin çevirilerinin bilime katkısı görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimYunan metin çevirilerinin bilime katkısıShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 05:01 Solvay Konferansı fotoğrafı 07:11 Solvay Konferansı fotoğrafı bugün çekilebilir mi? 10:36 İrlandalı keşişlerin kopyaladığı eski metinler 13:52 Aristo ve doğa bilimleri 24:32 Hrıstiyanlar nasıl gelişim gösteriyor? 27:53 Modern bilimin başlangıcı 35:44 Galile'den önceki bilim adamları problemleri fark edemediler mi? 38:09 İslam dünyasının geçmiş dönemde bilimde Batı'dan geride kalmasının sebepleri 46:50 Kapanış #işbirliği
Temmuz 5, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!" görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Koleksiyoner Mehmet ÇebiFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:28 Saat koleksiyonu işi nereden çıktı? 19:01 Hangi saat markalarına sahip? 23:53 Koleksiyonerlik pahalı bir iş mi? 29:47 Türk hat sanatı hak ettiği yerde mi? 42:20 Murat Bardakçı'nın "Türk resmini sanattan saymam" cümlesi 51:15 Eserin değerini nasıl belirliyor? 1:05:07 Pandemi döneminde eserlerin fiyatları neden yükseldi? 1:08:36 Çatı Müze işi ne durumda? 1:19:20 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Temmuz 5, 2026
"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:15 Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisi 03:27 24 Haziran 2026 Scorpions İstanbul konseri 06:50 Kars'taki Gastronomi Film Festivali 08:36 Dua Lipa'nın evliliği 10:21 Fatih Altaylı evlilik hakkında ne düşünüyor? 13:28 Manifest grubu 17:02 Yaz ayındaki konserler 30:51 Fatih Altaylı'nın yakın tarihteki dünya hakkında düşünceleri 36:18 Christopher Nolan'ın "The Odyssey" filmi 36:40 İstanbul Caz Festivali 37:41 Fatih Altaylı dizi-film izliyor mu? 40:03 Kapanış #işbirliği
Temmuz 2, 2026