İstanbul 19°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Vize talepleri niye reddediliyor

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Ağustos 25, 2022

Vize talepleri niye reddediliyor

Türk vatandaşları uzunca bir süredir vize sorunu yaşıyor. Yurt dışına seyahate gidecek vatandaşlarımız, vize uygulayan ülkelerin konsolosluklarından vize almakta hayli zorlanıyorlar. Sıkıntı önce pandemi sürecinde, konsoloslukların uzun süre kapalı kalması ile başladı. Sonrasında konsolosluklar hizmet vermeye başlasa da, vize sorunu büyüyerek sürdü. Sadece AB değil, başta ABD olmak üzere Türk vatandaşlarına vize uygulayan ülkeler hem vize randevularını çok ileri tarihlere vermeye başladılar hem de vize başvurularına verilen ret yanıtı oranı çok çok arttı. Vizelerin gecikmesi ve ret yanıtları ile ilgili olarak Türk yetkililerden ilk çıkışlar geldiği zaman ben de “Siz önce kendi yetkinizde olan pasaport verme işlemlerini hızlandırın. Türk vatandaşları vizeye başvurmadan önce zaten pasaport almakta zorlanıyor” diye uyardım. Çünkü yeni çipli pasaportların başvurudan sonra teslim süresi giderek uzuyordu. Tabii bu durum, vize konusundaki sıkıntıları görmezden gelmemizi engellemiyor. Evet, doğru, özellikle Avrupa Birliği ülkeleri, Türk pasaportlarına vize konusunda bayağı zorluk çıkarıyor, yüksek oranda ret yanıtı veriyorlar.

Peki bunun nedeni ne? Hiç öyle derin siyasi komplolar aramaya gerek yok. Neden belli. Vatandaşlık verilen GÖÇ-MEN-LER… Yok hükümeti sıkıntıya sokmakmış, yok AK Parti karşıtlığı imiş, bunlar palavra. Avrupa’nın da, diğer ülkelerin de en büyük rahatsızlığı göçmenler. Bu ülkeler, Türk vatandaşlığı alan Suriye, Mısır ve diğer ülke vatandaşları arasında yer alan radikal İslamcı gruplara bağlı ve terör bağlantılı olabilecek kişilerin kendi ülkelerine sızmasından korkuyor. Çünkü özellikle ilk etapta hızla vatandaşlık verilen Suriye Mısır uyruklu İhvan ve El Nusra kökenli kişilerden büyük rahatsızlık vardı. İsim değiştirmenin kolaylaştırılmasından sonra bu rahatsızlık had safhada arttı. Vize isteyen kişiler ile ilgili ya çok kapsamlı, derin bir araştırma yapmak gerekiyor. Ki bu hem maliyet hem de zaman demek. Ya da kim olduğundan çok da emin değilsen ret yanıtı ver. Bir süre önce AB yetkililerinin bu konuda çok gizli bir toplantı yaptığı ve Türkiye’den yapılacak vize başvuruları için “Kim olduğundan kesin emin değilseniz, geçmişte vize alıp AB ülkelerine sorunsuzca seyahat etmemişse vize vermeyin” şeklinde bir eşgüdüm kararı alındığı bilgisi geldi. Sırf bu yüzden yani olası bir teröristi ülke topraklarına ayak bastırmamak için transit geçişlere bile vize koyma kararı alındı ve bu yaygınlaşacak. Üstelik tek sorun vize de değil. Türkiye’deki iktidar ise sözde buna tepki gösteriyor. Ama tüm bu ülkelerin vatandaşlarının Türkiye’ye değil vizesiz, pasaportsuz girmesinin yolunu açmaya da devam ediyor. NOT: Vize sorununu NATO'daki İsveç ve Finlandiya tavrımıza bağlayanlar var ama ben o konuda bir tavrımız kaldığını zannetmiyorum. ***

Seçim yakınlaşıyor galiba

Borçluların borçları ödeniyor, yeni kadrolar açılıyor, EYT sorununun çözüleceğine yönelik açıklamalar geliyor, giderlerse gitsinler denilen sağlık çalışanları için düzenlemeler yapılıyor… Belli ki, seçim geliyor. Tüm bunlardan sonra Kasım ayında bir erken seçim olursa kimse şaşırmaz herhalde. Çünkü bu “seçim ekonomisinin” Haziran’a kadar etkisini koruması pek mümkün görünmüyor. ***

İmam da halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmiyor mu!

Benim çocukluğumda çok meşhur bir sanatçı hanımefendi vardı. Sevtap Çetinkale. Ama “İmamın Karısı” olarak meşhurdu. Çünkü eşi Mustafa Taşova, gerçekten imamdı. Sevtap Çetinkale’den boşandıktan sonra da “Çapkın İmam” olarak anılmaya başlamıştı, çünkü yanında çeşitli kadınlarla İstanbul gecelerinde görülürdü. İmam Taşova hızlı yaşadı genç öldü. 66 yaşında hayatını kaybettiğinde dahi “Çapkın İmam vefat etti” diye haber olmuştu. Nur içinde yatsın. Medyamız şimdi yine imam haberleri yapıyor. İmamlar da haber olmak için ellerinden geleni. Ama bunlar "Çapkın" değil, "Sapkın" imamlar. Son günlerde bunlar çok moda. Abuk sabuk herkese sallıyor. Salladıkça haber oluyor. Haber oldukça mutlu oluyor. Sallamanın dozunu arttırıyor. Türk sanat müziği bestekarlarından, güftekarlarına, ünlü ses sanatçılarından, meşhur komedyenlere kadar herkes bu saldırılardan nasibini alıyor. Her zırvalamasından sonra haber olmaktan öylesine mutlu ki, giderek zırvalamanın dozunu arttırıyor. Kendisini eleştirenler bu eleştirilerden ders alacağını zannededursun, imam efendi bu eleştirilerden keyif alıyor, şöhretin tadını çıkarıyor. Tam “Göster amcana şeyini” denilen çocuklar gibi şen bir şekilde sürekli amcalara kirli fikirlerini gösteriyor. Medyadaki arkadaşlara tavsiyem şudur. Bu imamın saçmalamalarından rahatsızsanız yapacağınız şey çok basit. Görmeyin, duymayın, haber yapmayın. Sonuç olarak ateş olsa cirmi kadar yer yakar. Siz onun olmayan cirmini var ediyorsunuz. Kendisini de mutlu. Ama tabii yine de onun mutluluğu, yaptığı çıkışların toplumsal etkisini ortadan kaldırmıyor. Şarkıcı Gülşen’in halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmesinden daha fazla bu ve bunun gibi sözde din adamları da halkı kin ve düşmanlığa tahrik ediyorlar. Gülşen’e soruşturma başlatmakta vakit kaybetmeyen savcıların bu gibi sözde din adamlarına karşı da aynı hızda harekete geçmesine fayda var. Sözlerini biz ciddiye alsak da, almasak da… ***

Üstün Dökmen saçmalamış

Bazı konuları, üzerindeki toz bulutu dağıldıktan sonra ele almayı seviyorum. Bazen arkaya yaslanıp biraz düşünmek, yetersiz olduğunuz anda uzmanlardan fikir alarak kendi fikrinizi imal etmeye çalışmak daha doğru geliyor. Psikolog Üstün Dökmen’in “Başörtülü psikolog, başörtülü psikiyatr, başörtülü PDR’ci olamaz. Nötr olamazlar meslek etiğine aykırıdır” sözlerini bu şekilde eleştirmek gerek. Soğukkanlılıkla. Üstün Dökmen hedefe koyuldu. Hakkında ağır yazılar yazıldı, yarım entelektüellerin ve trollerin hedefi oldu. Peki Dökmen bu kadarını hak ediyor muydu? Galiba hepsini değilse bile çoğunu hak ediyordu. Çünkü bir bilim insanına yakışmayacak kadar düşüncesiz ve boş laflardı ettikleri. Bana göre nötrlüğü ya da tarafsızlığı veya normalliği kendi normaline göre şekillendirmek Dökmen’in en büyük hatasıydı. “Başı açık olan normaldir.” Kime göre, neye göre! Bana göre başı açık normalken, kuzenime göre tam tersi normal olabilir. Ya da Güneydoğu’da görev yapan bir psikolog şalvar mı giymek zorundadır! Giyime ya da inanca dayalı böyle bir norm koyulabilir mi! Tabii yine de konuyu Türkiye’nin önde gelen psikolog ve psikoterapistlerinden birine de sorma ihtiyacı hissettim. Aldığım yanıt çarpıcıydı: “Ben, kendisinin ilgi çekmeye çalıştığını düşünüyorum. Erol Büyükburç'un 'Saksı mıyım ben?' çıkışını hatırlattı bana bu çıkışı. Şurası kesin ki, örneğin ABD'de bir psikoterapistin baş örtüsü, kıyafeti sorgulanmaz. Bu African-American (siyah) adam psikoterapist olmasın demek gibi bir şey.” Ve devam etti: “Bizim ülkede, bir tek başörtüsü değil ki mesele... Alevi-Sünni, Türk-Kürt-Arap, göçmen gibi birçok mevzu var. Ne yapacağız bu durumda! Başı örtülü psikoterapist objektif olamaz cümlesi hayli garip bir söylem. Muhafazakar erkek de terapist olmasın mı o zaman? Peki bu durumda muhafazakarlık ölçüsünü nasıl belirleyeceğiz? Danışan olarak başı örtülü bir psikoterapiste gitmek istemeyebilirsiniz. İnsanlar çocuklarını götürürken hala çocuğu olan psikoterapist tercih ediyor. Bekar psikoterapiste evlilik-çift terapisi için gidilmek istenmeyebiliyor. Biz çok şekilci bir ülke olduğumuz için bunlar ne yazık ki olabiliyor; fakat bu tercihler danışanların tercihleri. Kadınlar, erkek jinekolog tercih etmeyebiliyor ya da meme ameliyatı olacaksa (estetik cerrahi) kadın doktor tercih edebiliyor. Erkekten jinekolog olmasın mı o zaman mesela? Ya da plastik cerrah? Danışanın önyargısı olabilir ama o da o zaman başı örtülü psikoloğa gitmez olur biter.” Peki psikoloğun önyargısı olabilir mi? “Modern psikoterapist eğitimlerinde; terapist olacak kişinin önyargıları ortaya çıkartılır ve farkındalık kazandırılır. Üzerinde çalışılır. Yalnız, burada asıl önemli olan psikoterapistin kendi önyargısı olduğunu fark etmesi. Bu eğitimlerde şöyle sorular vardı: ‘Bir kadın olarak asansörde 2 siyah erkekle kapalı kalmak’ ya da ‘2 Beyaz erkekle kapalı kalmak’ gibi... Böyle sorularla her gruba karşı önyargınız ölçülür. Sonra törpülenebildiği kadar törpülenir ama esas olan önyargın olduğunu bilmek ve onu yönetebilmek.” Hasta psikoloğunu ya da hekimini seçerken psikoloğun ya da psikoterapistin de hasta seçme şansı var mıdır? “Psikoterapist (Her psikolog ve psikiyatri uzmanı psikoterapist değildir, psikoterapi eğitimi almış olması gerekir) objektif olmalıdır yani danışanı yargılamadan olduğu gibi kabul edip, terapi sürecinde ona eşlik etmelidir. Yalnız, psikoterapist de bir insan ve önyargıları olabilir. Eğer gerçekten iyi bir eğitim aldıysanız, hangi konuda önyargınız olduğunu bilir ve ona göre ya o konu üzerinde çalışırsınız ya da o danışan grubuyla çalışmazsınız. Örneğin, ben çocuklara cinsel taciz uygulayan bir danışanla çalışmam. Onun da bir psikopatoloji olduğunu bilirim ama çalışmayı tercih etmem. Yani psikoterapistin belli sebeplerden dolayı -kişisel de olabilir, genel bakış açısı da olabilir- bir danışanla çalışmak istememesi, objektif olamayacağını düşünmesi olasıdır. Yalnız, bir psikoterapist objektif olup olamayacağını da bilir, bilmelidir. Zorlandığını hissederse, süpervizyon alır ya da bir başkasına yönlendirir danışanını. Mesela ben bir genelevde seks işçisi danışanıma sorduğum soruları terapi için değil meraktan sorduğumu fark edince hemen süpervizyon almıştım. Sonuçta psikolog o eğitimi empati kurmak ya da kurdurmak için almıyor. Bazı psikoterapi ekolleri karşı tarafı etkilemek için yüzük bile takmayabilir ama Üstün Bey’inki biraz abartılı ve manasız olmuş.” ***

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

En azından attığımız taşın isabet edeceği kurbağayı öngörebildiğimiz zaman.

Ne zaman insan oluruz?

En azından attığımız taşın isabet edeceği kurbağayı öngörebildiğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Fon dolandırıcılığı seçmene nasıl anlatılıyor!
Köşe Yazıları
Fon dolandırıcılığı seçmene nasıl anlatılıyor!

Fatih Altaylı

Ekim 5, 2026

Amaç siyasi zararı azaltmak
Köşe Yazıları
Amaç siyasi zararı azaltmak

Fatih Altaylı

Ekim 4, 2026

TFF’de istifa ya da istifalar yakın
Köşe Yazıları
TFF’de istifa ya da istifalar yakın

Fatih Altaylı

Ekim 2, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Türk bilardosu başarı mirasına sahip!" görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Güzin Müjde KarakaşlıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Türk bilardosu başarı mirasına sahip!"Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:45 Bilardo ile nasıl tanıştı, hikâyesi nasıl gelişti? 06:01 Voleyboldan neden uzaklaştı? 09:06 İlk katıldığı şampiyonada derece yapabildi mi? 09:46 Üniversite ile bilardo beraber gidebildi mi? 11:36 İyi bir ıstaka kaç para? 13:41 3 senede bilardo çözülebilir mi? 14:55 Bir bilardo şampiyonu kaç saat bilardo oynar? 16:01 Türkiye’de bilardocular nasıl seçiliyor? 17:18 PBA sadece Kore’de mi var? 17:06 Bilardoda takımlar var mı, yoksa bireysel giden bir spor mu? 18:12 Bilardo pahalı bir iş mi? 18:47 Bilardodan para kazanabiliyor mu, avukatlıkla beraber nasıl yaptı? 19:52 Senede kaç turnuva var? 21:43 Türkiye 3 ana dalda şampiyon olan ülkelerden mi? 22:46 Türkiye’de kaç bilardocu var? 24:45 Bilardo yaşam tarzını etkiler mi? 26:02 Vuruş hesaplarını nasıl yapıyorlar? 29:52 Basit alınacak bir sayıyı daha havalı vurduğu oluyor mu? 30:41 Istakanın ucuna neden tebeşir sürülür? 32:35 Bilardoda masadan masaya fark olur mu? 35:14 Bilardoda kadınlar için de bir kıyafet düzeni var mıdır? 37:14 Evinde bir bilardo masası var mı? 39:35 Eskiye göre Avrupa’da bilardo daha mı az revaç görüyor? 41:16 Bilardonun bir yaşı var mı? 42:52 Bilardo bir centilmenlik sporu mu? 43:54 Beyaz topla başlayıp bitirilen eller oluyor mu? 44:40 Bilardonun simülatörü var mı? 45:52 Gelecek için bir şampiyonluk sözü verebilir mi? 48:16 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ekim 4, 2026
Din, modern insanın hayatındaki yerini tamamladı mı? görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Ahmet Arslan & Fatih AltaylıDin, modern insanın hayatındaki yerini tamamladı mı?00:00 Giriş 02:14 Hazırladığı kitabı 04:04 Son zamanlarda neden din konusu üzerine çalışmalar yaptı? 23:02 Gelecekte dinleri ve inançları nasıl görüyor? 37:00 Sentetik akılda basiret olacak mı? 53:20 Aslında insanoğlu Matrix'te mi yaşıyor? 1:03:00 Psikoloji geleceğin bilimi mi? 1:09:35 Kapanış #işbirliği
Ekim 4, 2026
Hilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota Hilux görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke TekHilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota HiluxYeni Toyota Hilux tüm gücüyle sahnede! Direksiyonda Teke Tek’in bu bölümünde Fatih Altaylı, gelişmiş arazi performansı ve sportif detaylarıyla öne çıkan bu özel versiyonu test ediyor. Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim
Ekim 2, 2026