İstanbul 26°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Sandık güvenliğinde muhalefete ne kadar güveniyorsunuz

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Kasım 22, 2022

Sandık güvenliğinde muhalefete ne kadar güveniyorsunuz

Altılı masanın son derece başarılı iletişim stratejisi sayesinde Türkiye’nin en uzak ihtimalle 7 ay sonra gideceği seçimler gündemden epey bir düştü. Önce Taksim’deki terör saldırısı, ardından Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye ve Irak’ın kuzeyine yaptığı harekatlar ile ülkede seçimlerden ve olası seçim sonuçlarından pek söz eden kalmadı. Bu altılı masa için iyi mi kötü mü bilmiyorum. Bir yandan üzerlerindeki “Adayınızı açıklayın” baskısı hafiflerken diğer yandan da “Bunlardan cacık olmaz” algısı da oluşuyor. Ama hep dediğim gibi bunların tümünü söylemek için henüz erken. Önümüzde daha koca bir kış var. Ekonominin bu kış göstereceği performans seçim sonuçlarında etkili olacak. Olan biten bunca acayipliğe, siyasi zigzaglara, yönetim hatalarına rağmen seçim sonuçlarının hala ve hala birkaç ekonomik veriye bağlı olacak olması da Türkiye’nin dramı. Hala en önemli olan şey Süleyman Demirel’in hep vurguladığı gibi tencere. İlke falan palavra. Bunun farkında olmayan taraf ise başta anası olmak üzere “muhalefet”.

Tabii muhalefetin farkında olmadığı tek şey tencerenin önemi değil. Kamuoyunun, muhalif seçmenin tedirgin olduğu pek çok hususta başta ana muhalefet olmak ise muhalefet partilerinin aşırı rahatlığı asap bozuyor. Bunların en önemlisi seçim güvenliği ve seçmen kütükleri. Vatandaşlık verilen göçmen sayısının kaç olduğu, para ile satılan vatandaşlıkların sayısının nereye ulaştığı ve ne kadar yabancının, pek çoğumuza göre Türkiye’nin kaderini belirleyecek bu seçimlerde oy kullanacağı konusu seçmeni tedirgin ediyor. Bir yanda bazı siyasetçilerin verdiği 2 milyona yaklaşan sayılar hatta Ümit Özdağ’ın seçime kadar 3 milyon göçmene vatandaşlık verilerek seçmen haline getirileceği iddiası. Diğer yandan son derece “rahat” bir görüntü sergileyen ana muhalefet liderinin “Abartmayın. 400-500 bin gibi rakam söz konusu değil. Çok daha altında” diyerek İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bir yıl önce verdiği sayıları kabullenmiş tavrı. Özdağ’ın sayıları abartılı olabilir ama nüfus idarelerine ve noterlere gittiğiniz zaman Kılıçdaroğlu’nun verdiği sayıların da “izansız” ve “dayanaksız” olduğunu hissediyorsunuz. Tabii ana muhalefetin sandıklar ile ilgili tek zafiyeti yabancı seçmen sayısında değil. Ana muhalefet, bu seçimde ilk kez oy kullanacak seçmen sayısını önce 6,3 milyon olarak açıkladı. Sonra bu sayıyı 7,5 milyona çıkardı. Son olarak da 6,5 milyona düşürdü. Polimetre araştırma şirketi 2023 seçimlerinde ilk kez oy kullanacak seçmen sayıları üzerine bir araştırma yapmış.
Bu araştırmaya baktığınız zaman ana muhalefetin sandık güvenliği konusunda ne kadar güvenilir olabileceği de ortaya çıkıyor. Polimetre’nin 10 binde 1 hata payına sahip olduğunu iddia ettiği araştırma raporuna göre ana muhalefetin açıkladığı sayıların gerçeklikle alakası bile yok. Polimetre’ye göre son seçimden bunu yana yani 31 Mart 2019 tarihiyle 18 Haziran 2023 arasındaki 1,540 günlük dönemde artan seçmen sayısı 3 milyon 110, ilk kez oy kullanacak seçmen sayısı ise 4 milyon 930 binden fazla olamıyor. Ancak bunun bir de alt açılımı var. Polimetre’ye göre “Iilk kez oy kullanacak seçmen oranları”, AK Parti veya kayyum tarafından yönetilen il ve ilçelerde yüksek, CHP tarafından yönetilen il ve ilçelerde düşük. Dahası “normalden fazla evet” oylarının olduğu ilçelerde “Iilk kez seçmen” oranları da yüksek. Ana muhalefetin tüm bu bilgilere sahip olmadan sergilediği rahatlık ise ciddi bir güvensizliğin temelini oluşturur. ***

TSK ve troller

ABD’nin Irak ve Suriye’nin kuzeyindeki terörist müttefiklerini önceden uyarmış olmasına rağmen Türkiye’nin bölgeye yaptığı hava harekatının oldukça başarılı olduğunu, terör örgütünün feryadından ve uluslararası destekçilerinin Türkiye’ye yönelik tepkilerinden anlıyoruz. Şimdi de bir kara harekatı olacağı söyleniyor. Allah askerlerimizin yardımcısı olsun. Benim anlamakta güçlük çektiğim ise birtakım trollerin ya da iktidar destekçilerinin, TSK’nin bu harekatından bile “karşıtlık çıkarma” çabası ve bu harekatı bir “parti meselesi” haline getirmeleri. Zannedersiniz, operasyonu yapan Türk Silahlı Kuvvetleri değil de, AK Silahlı Kuvvetleri. Tamam anladık, kafası çalışmayan, üç kuruşu tweet ya da mail atarak geçinmeye çalışan aptal trollersiniz ama işin cılkını da çıkarmayın. Bu ordu hepimizin ordusu, bu ordu bizim ordumuz. Var olan tüm partilerden daha eski ve var olan tüm partiler yok olduğu zaman da o ordu mevcudiyetini koruyacak. Konunun ne sizinle ne de para karşılığı taraftarı göründüğünüz siyasi görüşle alakası yok. Siz daha doğmadan, bedeli karşılığı desteklediğiniz parti daha var olmadan önce de bu Silahlı Kuvvetler oralara harekat yapıyordu. Hem de çok daha kısıtlı imkanlarla. Teknolojinin bu kadar ilerlemediği zamanlarda. Bu yüzden kesin sesinizi. O üniformaların kolunda partinizin amblemi yok, bayrak var. Hepimizi altında toplayan bayrak. ***

Fiyat algımızı kaybettik

Her ne kadar gündemden düşürülmüş gibi görünse de ve her ne kadar muhalefet meseleyi iktidardan daha iyi gizliyor olsa da, hayat pahalılığı alabildiğine sürüyor. Hem de izansızca. Peynir fiyatları zaten epeydir gündemde ve tarihte ilk kez peynir fiyatı et fiyatını geçti. Sürpriz mi! Tabii ki değil, böyle olacağı bir yıl öncesinden biliniyordu. Peynirdeki artış, kötü tarım politikasının sonucu bunu biliyoruz. Aynı şey et fiyatları için de geçerli. Ama bazı şeyler var ki izahı mümkün değil. İş yerindeki kahve makinası için aldığımız bir kahve var mesela. Geçen seneye kadar euro üzerinden satılıyordu. O gün euro kaç TL ise onun üzerinden TL’ye çeviriyorlardı. Bir süredir TL üzerinden satıyorlar. Ama euro sabit kalırken TL üzerinden fiyat düzenli olarak artıyor. Beni en şaşırtan ise komik gelecek belki ama kabak çekirdeği fiyatı. Alp Yalman’dan edindiğim alışkanlıkla maç izlerken kabak çekirdeği yiyorum. Evin yakınındaki kuru yemişçiden Geçen Mart ayında 120 TL’ye aldığım bir kilo kabak çekirdeğini bir ay kadar önce 220 TL’ye aldım, birkaç gün önce 280 TL’lik etiketi gördüm ve “Yuh artık bu kadarı ayıp. Bir daha da kapınızdan girersem ayaklarım kırılsın" diyerek çıktım dükkandan. Tamam önemli bir şey değil, genel bir tüketim maddesi değil belki ama zihniyeti gösteriyor. Geçirme zihniyetini. Zaten artık hiçbir şeyin fiyatı ile ilgili bir fikrimiz olamıyor. Pahalı mı, ucuz mu, gerçek fiyatı ne olmalı bilmiyoruz. Bir sayı yazıyorlar veya söylüyorlar. Ödüyoruz. Ödeme gücümüzün ötesinde ise almaktan vazgeçiyoruz. 60 yaşındayım hiç böyle bir dönem görmedim. Kendimi hiç bu kadar kazıklanıyor hissetmedim. Ama sorun değil. Tahıl koridorunda etkinliğimiz çok büyük. Zelenskiy ve Putin’le konuşabiliyoruz. Güney sınırlarımızda başarılı harekatımız var. F-35’ler gündemde bile değil artık ama en azından eski F-16’lar konusunda Biden bir şeyler yapabilir belki. E daha ne olsun. Bundan iyisi Şam’da kayısı. ***

Bir kariyer bir yazı mıdır

Hıncal Uluç’un arkasından yazılanlar, söylenenler beni gerçekten üzüyor artık. Koskoca bir kariyeri, Türk basınına damga vuran bir gazetecilik anlayışını, dergicilikteki önemli yerini, her şeyi ama her şeyi bir tek cümle ile çöpe atmış bir grup var. Defne Joy Foster hakkındaki o tatsız, o sevimsiz, o her kelimesi yanlış, o insafsız yazı ile. Aslında tek bir cümle, tek bir yanlış. Ben de tekrarlamaya dahi utandığımız o cümleye çok kızdım. Ben de o cümleyi hiç sevmedim. Ben de o cümle üzerine Uluç’a ağır bir yazı yazdım. Ama bir insanı, 83 yıllık bir hayatı, 65 yıllık bir kariyeri sadece bir cümleye indirgemek doğru mu? İnsaflı mı! Evet, Hıncal Uluç çok insafsızca bir yazı yazdı, tamam. Peki ya bugün ona yapılan muamele çok mu insaflıca! Sizin ağızınızdan hiç mi yanlış bir cümle, hatalı bir fikir, kötü bir değerlendirme çıkmadı? Yemin edin. Hiç mi! ***

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

İnsafsızlıkta suçladıklarımızdan daha insaflı olduğumuz zaman.

Ne zaman insan oluruz?

İnsafsızlıkta suçladıklarımızdan daha insaflı olduğumuz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Melih bey, utanmıyor musunuz!
Köşe Yazıları
Melih bey, utanmıyor musunuz!

Fatih Altaylı

Ağustos 22, 2026

Kurşun atana af, saçını örene ihraç
Köşe Yazıları
Kurşun atana af, saçını örene ihraç

Fatih Altaylı

Ağustos 20, 2026

Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”
Köşe Yazıları
Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”

Fatih Altaylı

Ağustos 19, 2026

  • Videolar

Tümü
140 yıllık mirasın sonucu! Mercedes-Benz yeni GLC görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke Tek140 yıllık mirasın sonucu! Mercedes-Benz yeni GLCMercedes-Benz’in 140 yıllık inovasyon ve mühendislik yolculuğu, otomobilin geçmişinden geleceğine uzanan güçlü bir hikâye. DİREKSİYONDA TEKE TEK’in bu bölümünde Fatih Altaylı’dan Mercedes-Benz’in 140 yıllık tarihini ve bu yolculuk boyunca şekillenen inovasyon anlayışını dinliyoruz. Ardından, bu köklü mirasın geleceğe uzanan temsilcisi Yeni Elektrikli GLC’yi direksiyon başındaki deneyimleriyle keşfediyoruz. Mercedes-Benz’in geçmişinden geleceğine uzanan bu yolculuğa siz de eşlik edin. #MercedesBenzTürkiye #DireksiyondaTekeTek #YeniElektrikliGLC #işbirliği Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:11 Mercedes-Benz’in tarihi ve GLC’nin üretimi 03:20 800 Volt mimarisi nedir? 04:26 Dış tasarım 07:22 Yan görünüm ve içine ilk bakış 09:41 Kokpit tasarımı 11:43 Teknik bilgiler ve sürüş izlenimi 15:25 Cam tavan ve multimedya 16:20 Otonom sürüş kabiliyeti 17:05 Konforu arttıran detaylar 20:31 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli
Ağustos 21, 2026
Osmanlı'da modernleşme görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimOsmanlı'da modernleşmeShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 04:55 Modernleşme nedir? 12:00 Osmanlı'da modernleşmenin ilk adımları 18:40 Modernleşme ve gelenekçilik 23:32 Osmanlı'da bankacılık sistemi neden kurulamadı? --shorts 26:45 Osmanlı'nın zengin tebaası var mıydı? 39:29 Türk aydınları kendi çağdaşları arasında geride mi? 52:25 Batı’nın teknolojisi hariç başka bir şeyini almamak mümkün mü? 56:07 Mısır modernleşmesi niye durdu? 1:03:21 İran modernleşmesi 1:16:48 Kore modernleşmesi 1:21:15 Kapanış #işbirliği
Ağustos 16, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Faruk SabancıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:04 Neden sanayici olmadı da DJ oldu? 07:46 Zengin bir aileden gelmek bu işte avantaj mı? 09:55 Tiësto onu nasıl keşfetti? 12:29 Nasıl bir hayat geçirdi? 15:16 DJ'liğe nasıl başladı? 17:36 Parçaları sürekli değiştiriyor mu, yoksa aynı parçaları mı çalıyor? 21:47 Günde kaç saat müzik dinliyor? 23:18 Hangi ülkelerde konser verdi? 24:11 Örnek aldığı DJ'ler var mı? 25:28 DJ'likte hedefi ne? 27:07 Türk sanatçılarla projeler düşünüyor mu? 30:15 Canlı orkestrayla birlikte çalmayı planlıyor mu? 30:43 Yapay zekânın DJ'liğe etkisi 35:57 DJ'likte para var mı? 38:05 DJ'likte telif meselesi nasıl oluyor? 38:41 Bir DJ en çok nerede çalmak ister? 42:42 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 16, 2026