İstanbul 21°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Doçent yaptığınızın yaptığı evde çocuklarınız ölecek!

  • Yerli ve milliliği Pakistan'a sorsak mı!

  • Özgürlük, özgürlükten ne anladığınızı bağlı

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

Doçent yaptığınızın yaptığı evde çocuklarınız ölecek!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mayıs 8, 2023

Yazı İçeriği

  • Doçent yaptığınızın yaptığı evde çocuklarınız ölecek!

  • Yerli ve milliliği Pakistan'a sorsak mı!

  • Özgürlük, özgürlükten ne anladığınızı bağlı

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Yerli ve milliliği Pakistan'a sorsak mı!

Anlaşılan o ki, liyakatsizliğe verilen değer, mevcut iktidarın son gününe, son anına kadar devam edecek.

O an ne zaman ise.

Belki hatırlayacaksınız, 30 Ağustos özel programı için gittiğim Afyon’da gençlerle sohbet ettiğimi yazmıştım.

Üniversiteden yeni mezun olan ya da mezun olmaya hazırlanan gençler, iş için kamuya hemen başvurmayacaklarını, iktidar değişikliğinden sonra başvurmayı planladıklarını, çünkü bu dönemde eskaza işe alınırlarsa, AK Partili olarak damgalanacaklarını ve bunun hayat boyu üzerlerinde kalacağını söylemişlerdi.

Ben de şaşırmıştım.

Ama önümüze gelen olaylar gençlerin haklı olduğunu, kamuda siyasi parti yandaşlığının, liyakatin çok çok önüne geçen bir dönem yaşadığımızı gösteriyor.

Hala, giderayak, seçime 5 kala. Yağmadan mal kaçırırcasına.

Bu kez olay yeri İstanbul Üniversitesi.

Bölüm İstanbul Üniversitesi Mimarlık Fakültesi.

Atamanın yapılacağı yer doçentlik kadrosu.

Atanacak kişi, doçent olacak ve ardından deprem ülkesi Türkiye’de mimarlık eğitimi verecek.

Doçentlik kadrosu için başvuran bir aday, jüri önüne çıkıyor.

Yapılan görüşme sonunda jüri üyelerinin tamamı mülakata katılan kişinin ilgi alanın gerektirdiği koşulları sağlamaktan çok uzak olduğuna ilişkin görüş belirtip, aday hakkında olumsuz rapor veriyor.

Üstelik adayın, ön koşulları dahi sağlayamadığı, normalde jüri önüne dahi çıkmaması gerektiği, inceleme komisyonu tarafından tespit edilerek, üniversite yönetimine önceden bildirilmiş.

Buna rağmen jüri önüne çıkarılmış ve jüri de olumsuz rapor vermiş.

Sonuç şu.

Üniversite yönetimi jüri kararını açıklamamış.

Üç jüri üyesinden ikisinin raporları ortadan kaldırılmış.

Onların yerine iki yeni jüri üyesi atanmış.

Bu iki yeni iki üyenin olumlu rapor vermesi ile atama kararı üniversite yönetim kuruluna sunulmuş.

Bu rezalet üzerine, İstanbul Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kutgün Eyüpgiller durumu anlatan ve adayın A grubu 200 puanı olması gerekirken 149 puana sahip olduğunu, jüri üyelerinin olumsuz raporlarının ortadan kaldırıldığını, jüri üyelerinin değiştirilerek raporun zorla olumluya çevrildiğini, bu gelişmeleri dekan olarak hayretle öğrendiğini ve bu durumun kabul edilemez olduğunu üniversite rektörlüğüne bildirmiş.

Bir yanıt almış mı bilemiyorum.

Aldığını da zannetmiyorum.

Doçentlik kriterlerine haiz olmayan, sınavı geçemediği halde bu dönem alışık olduğumuz bir uygulama türüyle sınavı geçmiş gibi yapılan bir kişi deprem ülkesi Türkiye’de mimarlık dersi vermek üzere doçent yapılıyor.

Bu düzen sürerse üç vakte kadar profesör, dört vakte kalmaz dekan da olur.

Siz de enkaz altından “Sesimi duyan var mı” diye bağırırsanız.

Hala meseleyi soğan, patates zannedenlerin anlamadığı budur.

Soğan sadece bir simgedir.

Not: Doçent yapılan kişinin adı Çiçek Akçıl Harmankaya. Yarın öbür gün bir projesi önünüze falan gelir. Aklınızda bulunsun.

Savunma Sanayii konusunda sürekli bir övünme içindeyiz.

Elbette ki, bu alanda önemli işler yapılıyor, 1970’lerde başlatılan hamlenin meyveleri toplanıyor.

Bu konuda eleştirinin dozunu kaçıranlardan da değilim.

Hatta okudunuz, gidip Altay tanklarının geliştirildiği ve seri üretim öncesi “Yeni Altay Tankı”nı geliştirildiği Arifiye’deki tesisi gezip, sizlere anlattım.

Yerli tank ve ağır hizmet motorlarının gelişimini paylaştım.

Gurur da duydum.

Ancak savunma sanayiinin geneli ile ilgili sürekli vurgulanan yerlilik ve millilik artık hepimizi aptal yerine koyma noktasına geldi.

Çok övündüğümüz İHA ve SİHA’larımızın yerlilik oranı kaç?

Motorunu, avioniclerini, hedef belirleme elektroniklerini, optiklerini, lazerlerini geçtim, gövdesinde kullandığımız kompozit malzemenin ne kadarı yerli…

Biliyorum ki, bu araçlarda en önemli şey yazılım ve oradaki yazılım bizim ama o yazılımı yüklediğimiz bilgisayarların içindeki yerlilik ne!

Hadi onu geçtim.

TCG Anadolu’nun aynısından yapıp, bir başka ülkeye satma hakkımız var mı, yoksa bunun için İspanyollardan izin almak zorunda mıyız!

Pistlerde gezdirdiğimiz ve bir gün havalanmasını umduğumuz MMU’ların ya da eğitim uçağımız Hürjetlerin motorları nereden geliyor!

Yarın MMU’ya takmak zorunda kalacağımız avionicleri kim üretecek?

Hadi hepsini geçtim.

Pakistan’a “yerli ve milli” dediğiniz T 129 Atak helikopterleri satacaktık.

Anlaşma da tamamdı.

Ne oldu niye satamadık da Pakistan gidip Çin helikopterleri almak zorunda kaldı?

Pakistan mı vazgeçti?

Yooo.

Biz veremedik.

Çünkü bizim “yerli ve milli” helikopterimizi dost ve kardeş “Cive” Pakistan’a satmamıza ABD yönetimi onay vermedi. E, hani yerli ve milliydi? ABD izni ne alaka!

Rolls Royce Honeywell ortaklığı olan LHTEC motorları ABD’de veriyordu ve Pakistan için bu motorları vermedi o alaka!

Hazır Rolls Royce demişken, Rolls Royce lisansı ile Türkiye’de kurulacak turbofan motor fabrikası anlaşmasının da niye iptal edildiğini anlatmak ister misiniz bir ara?

Yoksa onu da hatırlatmak bana mı kalsın!

Özgürlük, özgürlükten ne anladığınızı bağlı

Kanım dondu. Gerçekten.

Kötülüğün böylesine değil, fütursuzluğun böylesine.

Kötülüğün türlü çeşidini gördük de, kötülüğün, insan olmaktan uzaklığın böylesine fütursuzca ve hatta övünülerek sergilendiğine pek şahit olmamıştık.  

Bir kadınla röportaj yapılıyor.

Önümüzdeki seçimlerdeki siyasi tercihi soruluyor.

Kadın mevcut iktidardan yana olduğunu ve bu iktidarın devam etmesi gerektiğini anlatıyor.

Ve bunun nedenini açıklıyor.

“Bu iktidar gelmeden önce biz hastane kuyruklarında beklerdik. Doktorlar bize emir verirdi” diyor.

Ve ardından bu iktidara destek gerekçesini açıklıyor:

“Şimdi ise doktorlar bizim emrimizde. Biz artık doktorları dövebiliyoruz” diyor.

Kadın iktidarın sürmesini istemesindeki yüce amaca bakar mısınız!

Kendisini iyileştirmesini beklediği doktoru dövebilme özgürlüğü.

Kötülüğün değilse de, şuursuzluğun zirvesi.

Belli ki, iktidarın “Özgürlükleri genişlettik” sözü boşuna değil.

Fikir özgürlüğü değilse de, doktor dövme özgürlüğü genişletilmiş.

Anlaşılan bir kısım seçmenin beklediği özgürlük de bu imiş.

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Dünden beri sürekli Erol Evgin'in Söyle Canım şarkısını söyleyip gülmediğim zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Milli piyango mu bu!
Köşe Yazıları
Milli piyango mu bu!

Fatih Altaylı

Temmuz 7, 2026

CHP, beis ve yeis
Köşe Yazıları
CHP, beis ve yeis

Fatih Altaylı

Temmuz 6, 2026

Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!
Köşe Yazıları
Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!

Fatih Altaylı

Temmuz 5, 2026

  • Videolar

Tümü
Yunan metin çevirilerinin bilime katkısı görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimYunan metin çevirilerinin bilime katkısıShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 05:01 Solvay Konferansı fotoğrafı 07:11 Solvay Konferansı fotoğrafı bugün çekilebilir mi? 10:36 İrlandalı keşişlerin kopyaladığı eski metinler 13:52 Aristo ve doğa bilimleri 24:32 Hrıstiyanlar nasıl gelişim gösteriyor? 27:53 Modern bilimin başlangıcı 35:44 Galile'den önceki bilim adamları problemleri fark edemediler mi? 38:09 İslam dünyasının geçmiş dönemde bilimde Batı'dan geride kalmasının sebepleri 46:50 Kapanış #işbirliği
Temmuz 5, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Koleksiyoner Mehmet ÇebiFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:28 Saat koleksiyonu işi nereden çıktı? 19:01 Hangi saat markalarına sahip? 23:53 Koleksiyonerlik pahalı bir iş mi? 29:47 Türk hat sanatı hak ettiği yerde mi? 42:20 Murat Bardakçı'nın "Türk resmini sanattan saymam" cümlesi 51:15 Eserin değerini nasıl belirliyor? 1:05:07 Pandemi döneminde eserlerin fiyatları neden yükseldi? 1:08:36 Çatı Müze işi ne durumda? 1:19:20 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Temmuz 5, 2026
"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı" görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:15 Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisi 03:27 24 Haziran 2026 Scorpions İstanbul konseri 06:50 Kars'taki Gastronomi Film Festivali 08:36 Dua Lipa'nın evliliği 10:21 Fatih Altaylı evlilik hakkında ne düşünüyor? 13:28 Manifest grubu 17:02 Yaz ayındaki konserler 30:51 Fatih Altaylı'nın yakın tarihteki dünya hakkında düşünceleri 36:18 Christopher Nolan'ın "The Odyssey" filmi 36:40 İstanbul Caz Festivali 37:41 Fatih Altaylı dizi-film izliyor mu? 40:03 Kapanış #işbirliği
Temmuz 2, 2026