İstanbul 13°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Bize ne çok yalan söylediniz

  • Umarım büyükelçinin sözleri doğru değildir

  • Muhafazakarlıkla yükselen ahlak sorunu

  • Bizden haberler

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

Bize ne çok yalan söylediniz

Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Haziran 9, 2023

Yazı İçeriği

  • Bize ne çok yalan söylediniz

  • Umarım büyükelçinin sözleri doğru değildir

  • Muhafazakarlıkla yükselen ahlak sorunu

  • Bizden haberler

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Umarım büyükelçinin sözleri doğru değildir

Mülteci ya da sığınmacı akınının başladığı günlerdi.

Türkiye birkaç bin mülteci almak üzere hazırlık yapıyor, sınırda mülteci kampları kuruyordu.

Suriye’den gelenlerin, kalifiye olanları, okumuş yazmışları, mürekkep yalamış, meslek sahibi olanları seçilerek Avrupa’ya gidiyor, gerisi bizdeki kamplara yerleştiriliyordu.

Sonra akın zıvanadan çıktı, Türkiye yol geçen hanına döndü, 2012 yılında 100 bin olan Suriyeli göçmen sayısı, resim sayılara göre 2014’de 1,5 milyon, 2016’da 3 milyona yaklaştı. 2016’da resmi sayı 3,6 milyon, gerçek Suriyeli göçmen sayısı ise 8 milyon civarında idi.

İpin ucu kaçmış, sınırlar yol geçen hanına dönmüştü, giren çıkan belli değildi.

Avrupa işin buraya geleceğini baştan gördü ve 2013 yılında Türkiye’ye masaya oturttu ve Geri Kabul Anlaşması imzalattı.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, bu anlaşma ile Türk vatandaşlarının Avrupa Birliği’ne vizesiz seyahatinin yolunun açılacağını iddia ediyordu.

Davutoğlu bu iddiasını Başbakan olduğunda da sürdürdü.

Ben ise “Ya Avrupa sizi kandırıyor, ya siz bizi kandırıyorsunuz. Türkler vizesiz Avrupa’ya gidemeyecek ama siz mültecileri burada tutacaksınız. Türkiye mülteci oteli olacak” diyordum.

Gerçekten de kısa süre sonra anlaşıldı ki, Türkiye komik denecek birkaç milyar Euro karşılığında mülteciler için önce otel, sonra da konut haline getirildi.

Şu anda Suriyelisi, Afgan’ı, Orta Asyalısı, Afrikalısı yaklaşık 11 milyon göçmene ev sahipliği yapıyoruz ve UNHCR’ye göre de Dünya’da en fazla göçmen barındıran ülkeyiz.

Türk vatandaşlarının vizesiz Avrupa’ya gitmesi sözü ise asla gerçekleşmediği gibi, artık vize alıp gitmek bile imkansız hale geldi.

Türkiye’deki AB ülkesi konsoloslukları Türk vatandaşlarına vize vermiyor, daha doğrusu eksine oranla çok daha düşük bir oranda vize veriyorlar.

Bir süre önce büyük bir Avrupa ülkesinin, Türk dostu bir üst düzey diplomatına bu meseleyi sordum.

Söylediği aynen şu:

“Doğru, vize başvurularına eksiye oranla daha düşük oranda onay veriyoruz. Ancak bunun Türklerle ilgili bir durum olmadığını bilmenizi isterim.

Daha az vize veriyoruz çünkü Türkiye ciddi miktarda göçmen var.

Bu göçmenlerin sayısını bilmediğimiz bir bölümüne Türk vatandaşlığı da verilmiş.

Türkiye’nin vatandaşlık verme prosedürlerinin ince eleyip sık dokumadığını biliniyor.

Bu yüzden de başvurularda eskisine oranla çok daha sıkı bir güvenlik soruşturması yapmak zorunda kalıyor vize bürolarımız.

Bunun bize getirdiği yok oldukça fazla.

Bu yüzden de en küçük bir soru işarete oluştuğu anda vize reddi çok daha kolay bir seçenek haline geldi.

Öte yandan da Türkiye’de pek çok uluslararası suçlunun yerleşik hale geldiği de bir sır değil.

Buna bir de Türkiye’deki politik ortamdan dolayı Avrupa’ya kalıcı olarak gitme arzusu artan Türk vatandaşlarının da bizim için yaratması muhtemel sorunları da eklerseniz niye eskisine oranla daha zor vize verildiğini de anlarsınız.

Vize sorunu yaşayan Türk vatandaşları bunun nedenini bize değil, Türk hükümetine sormalı.”

Bunları dinleyince Avrupa’nın kendi sınırlarını koruma arzusunu anlıyorsunuz.

Siz güney ve doğu sınırlarınızı yol geçen hanı yapınca, Batı sınırınızda tam tersi bir durum ortaya çıkması çok normal.

Samimi olarak söyleyin, sizce Avrupa haksız mı!

İki sene önceydi.

Güney kıyılarımızdaki bir tatil sitesinde, Türkiye’nin dışişleri bürokrasisinde önemli görevler üstlenmiş, sonrasında da CHP milletvekilliği yapmış ve benim de çok sevip, saygı duyduğum bir ağabeyim ile karşılaştım.

Uluslararası ilişkiler konusunda Türkiye’deki en duayen isimdi.

Deniz kenarındaki sohbet kesmeyince, akşam bizi yemeğe davet etti.

Yemekte elbette konu siyasetti ve ister istemez CHP’nin yerel seçimlerdeki başarısına geldi.

“Senin başarı dediğin CHP’yi sağa çekerek, Türkiye’yi iyiden iyiye sağa çekme projesinin yerel ayağıdır” diye kestirip attı.

Şaşırdım.

“CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir dış projedir. Nasıl ki, AKP bir dış proje ise ve okyanus ötesinde kotarıldığı ve desteklendiği artık ayan beyan ortada ise, Kemal Kılıçdaroğlu da öyle bir projedir. CHP’yi Atatürk çizgisinden çıkarmak, Türkiye’de din eksenli bir dualite kurup yeni bir fay hattı yaratmak üzere gelmiştir göreve” dedi.

Ona göre Kılıçdaroğlu da BOP’un gerçekleşmesi için destek ayağı idi.

“Abi yapma, Adam genel başkan olsun diye ben bile yazdım. Bende mi bu projeye destek verdim yani” dedim.

“Öyle bir ortam oluşturulur ki, farkında bile olmadan böyle bir projeyi farkına bile varmadan herkes destekleyebilir. Zaten projenin iyisi öyledir. Öyle bir pakete koyar ki, sen doğru bir şeyi desteklediğini zannedersin. Emin ol Kılıçdaroğlu AKP’yi yaşatma ve kalıcı hale getirmek için oradadır.” Dedi.

Ne yalan söyleyeyim, iddialarını abartılı buldum. Hatta biraz da kızdım.

Seçim öncesi mali attı.

“Bak kazanmamak için kendini aday gösterdi” diyerek.

Önceki gün yine bir mail attı.

“İstifasını istiyorsun ama etmez. Çünkü işi bitmedi. Daha yerel seçimler var. Onu da kaybettirmeden bırakmaz” diye yazmış.

Bu iddialarını hiç inanmamış ve şahsi öfkesine, kızgınlığına bağlamıştım hep.

Ama dünkü gelişmeleri ve parti içindeki kumpasları görünce içime bir kurt düşmedi değil.

Muhafazakarlıkla yükselen ahlak sorunu

Türkiye “Onlyfans” adlı internet sitesine erişim yasağı getirdi.

Dostlar alışverişte görsün yasağı.

VPN kullanmayan kalmadığı için bu yasağın hiçbir önemi olmadığını herkes biliyor.

Onlyfans denilen erişkinlere yönelik bir site.

Burada kadınlar ya da erkekler para karşılığı bedenlerini teşhir ediyor, para karşılığı cinsel ilişkiye giriyor. Girdikleri cinsel ilişkiyi para karşılığı izlettiriyorlar.

Bir tür Peep Show.

Türkiye’den de adının önüne “Sanatçı” yazıp gazetelerde haber olan bir takım tipler ya da magazin basının ünlü yaptığı kimileri bir süredir Only Fans’dan para kazanıyor ve kazandıkları para ile sürdürdükleri hayatı sergileyerek, pek çok genci de bu yola sürüklüyorlar.

Sayısız genç kız, buradan para kazanıyor. Hatta kendisinin yaptığı yetmezmiş gibi, annesini bile bu yola sürükleyenler var.

Sadece onlyfans olsa yine iyi.

Bir süre önce, Talimhane’de taksi durağında görev yapan genç bir adam *Fatih abi” diyerek yolumu kesti.

Anlattıkları korkunçtu.

Her akşam pek çok genç kız, tiktok denen uygulamada erotik görüntülerini pazarlıyor ve bu yolla para kazanıyorlardı.

“Abi o kadar yaygın ki, inanamazsın. Özellikle varoş semtlerde kızlar burada para kazanıyor, sonrasında da bazen gönüllü olarak bazen de buralarda elde edilen görüntüleri ile şantaja maruz kalarak kötü yola sürükleniyorlar.” Diye anlattı.

Siz zannediyorsunuz ki, Türkiye’de görüntüde muhafazakar bir iktidar var diye Türkiye kendini muhafaza ediyor.

Hayır efendim.

Edemiyor. Ekonomik durum ve gelir uçurumu ne yazık ki, ahlakı çökertiyor.

Türkiye sözde bir muhafazakarlığın ardında müthiş bir ahlaki çöküntü uçurumuna yuvarlanıyor.

Ve zannediyor ki, erişim yasakları ile bu sorunu çözecek.

Açık söyleyeyim.

Bu kafa ile bok çözersiniz.

Bizden haberler

Değerli okurlar, fatihaltayli YouTube hesabının ne zaman hayata geçeceğini ve Teke Tek’lerin ne zaman başlayacağını soruyorsunuz haklı olarak.

Bu hesaplardan fatihaltayli’nin işletimi daha önce yönetme hakkını devrettiğim Habertürk’ten bana yeni geçti.

Ekibimiz yayına hazır hale getiriyor.

Youtube’de fatihaltayli hesabında ilk videomuzu bugün yayınlayıp, merak ettiklerinize kısaca yanıt vereceğim.

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Çürümeyi gözlerden gizlerseniz bile burunlardan gizleyemeyeceğinizi öğrendiğiniz zaman

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Herkese test yapılsın
Köşe Yazıları
Herkese test yapılsın

Fatih Altaylı

Mart 25, 2026

Ne zaman?
Köşe Yazıları
Ne zaman?

Fatih Altaylı

Mart 24, 2026

Esnaf kazıkçı da bu sayılar ne!
Köşe Yazıları
Esnaf kazıkçı da bu sayılar ne!

Fatih Altaylı

Mart 23, 2026

  • Videolar

Tümü
"Gerçek dostluk ebedidir..." görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. İlber Ortaylı & Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı"Gerçek dostluk ebedidir..."Ninja Dondurma Makineleri | CREAMi · SLUSHi™️· Swirl by CREAMi | Tüm modeller için: https://www.sharkninja.com.tr/collections/dondurma-makinesi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_dondurma_kampanyasi_march26 Kablosuz dikey süpürge | Auto-Empty sistem | Ultra hafif | Güçlü derin temizlik : https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-detect-clean-empty-turbo-baslikli-kablosuz-dikey-supurge-beyaz-iw3612eut?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 00:00 Giriş 02:40 Prof. Dr. İlber Ortaylı ve Prof. Dr. Celal Şengör'ün son zamanlarda yazdığı kitaplar 03:31 Haldun Dormen'in vefatı 12:16 Prof. Dr. Celal Şengör'ün "Bilim Olmasaydı" kitabı 46:38 Prof. Dr. İlber Ortaylı'ya göre en önemli bilim insanları 57:05 Solvay Konferansı'na katılan bilim insanları 1:03:11 Günümüzde bir dünya savaşı söz konusu mu? 1:14:55 Bilim olmasaydı ne olurdu? 1:19:04 Dostluk nedir? 1:22:15 Görülmesi gereken şehirler 1:44:37 Dünyadaki en iyi kütüphaneler 1:54:03 Kapanış
Mart 22, 2026
"Sanat dünyayı kurtarmaz" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Yiğit Özşener"Sanat dünyayı kurtarmaz"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:13 Bir gününü nasıl geçiriyor? 02:58 Kendine iyi bakmak için neler yapıyor? 07:42 “Aşınma” oyununun hayatındaki yeri nedir? 15:35 Sanat dünyayı kurtarır mı? 17:28 Oyunculukta farklı rolleri oynamak bir zenginlik midir? 19:31 Rol seçerken filtreleri neler? 23:05 “Son Kare” ve “Mira” projeleri 34:14 Senaryoya ufak dokunuşları oluyor mu? 36:10 “Zaferin Rengi” projesinde Atatürk’ü oynarken ne hissetti? 39:20 “Ezel” projesine bugünden bakınca bir şey değiştirir miydi? 40:02 Soru-cevap 42:26 Kapanış
Mart 20, 2026
"Tarihin en hızlı yok oluşlarından birini yaşıyoruz!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı - Teke Tek Kitap"Tarihin en hızlı yok oluşlarından birini yaşıyoruz!"📚 Teke Tek Kitap’ın bu bölümünde Ed Yong’un “Muazzam Dünya” ve Turan Akıncı’nın “İşgal” kitaplarını ele aldık. Bilim ve tarih ekseninde farklı perspektifler sunan bu iki eserin anlattıklarını, arka planlarını ve okura sunduğu fikirleri birlikte değerlendirdik. 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. 00:00 Giriş 05:15 Ed Yong'dan "Muazzam Dünya" kitabına ön bakış 10:36 "Muazzam Dünya" kitabında geçen "Umwelt" kavramı nedir? 15:33 Canlıların dünyasına yapılan müdahaleler nelere yol açabilir? 22:20 Turan Akıncı'dan "İşgal" kitabı 28:32 Kurtuluş Savaşı'nda İstanbul nasıl işgal edilmişti? 33:27 Atatürk'ün silahlı fotoğrafının olmamasının sebebi nedir? 36:57 Kitapta olan Sultan Vahdettin hikayeleri 38:26 "İşgal" kitabının kaynakçası ve dayanakları 42:28 Fatih Altaylı'nın cezaevinde okuduğu kitaplar 49:02 Kapanış Yeni bölümü izlemeyi unutmayın, görüşlerinizi ve okuma önerilerinizi yorumlarda bizimle paylaşabilirsiniz.
Mart 16, 2026