İstanbul 7°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • İki olay, iki karar 

  • Yerel ile merkezî aynı olmak zorunda mı!

  • Arda tek değil!

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

İki olay, iki karar 

Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Ocak 10, 2024

Yazı İçeriği

  • İki olay, iki karar 

  • Yerel ile merkezî aynı olmak zorunda mı!

  • Arda tek değil!

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Yerel ile merkezî aynı olmak zorunda mı!

60 yaşında. İş güç sahibi.

Siyasetçi.

Milletvekilliği yapmış,

Kulüp başkanlığına seçilmiş.

Başkanı olduğu kulübün maçı sırasında, yanında adamlarıyla beraber sahaya iniyor.

Kararlarını beğenmediği hakeme küfürler ederek ve tanık ifadelerine göre “Seni öldüreceğim” diyerek saldırıyor.

Türkiye Futbol Federasyonu tarafından yapılan görevlendirme ile kamu görevi yürütmekte olan hakeme yumruğu atıyor.

Hakem yere devriliyor. Kendisi ve adamları hakemi yerde tekmeleyerek linç etmeye çalışıyor.

Yetişenler hakemi kurtarıyor.

Tribünler başkana uyup sahaya inse belki de büyük bir futbol faciası yaşanacak, Türk futbolu ucuz kurtuluyor.

Hakem ambulansla hastaneye kaldırılıyor.

Elmacık kemiğinin kırıldığı anlaşılıyor.

Tüm bunları yapan 60 yaşındaki eski milletvekili tutuksuz yargılanıyor.

20 yaşında. Başarılı bir üniversite öğrencisi.

TÜBİTAK projelerinde yer alıyor.

Üniversitede hocalarının gözbebeği. Profesörleri ne kadar iyi bir öğrenci olduğu konusunda şehadet ediyor.

Bir tatil günü yolda anayasal suç işleyen biri ile karşılaşıyor.

Tartışıyorlar.

Tartışma sırasında öfkesine hakim olamayarak karşısındaki kişiye bir yumruk atıyor.

Karşındaki kişinin burnu kanıyor.

Her gün onlarcası meydana gelen, karakola gittiğinizde polislerin bile “Hadi barışın da başımızı ağrıtmayın” dediği türden bir olay.

Fakat 20 yaşındaki üniversite öğrencisi genç tutuklu.

İki olay.

İki kişi.

Biri 60 yaşında kerli ferli gibi görünen, eski iktidar milletvekili ve adamları.

Diğeri 20 yaşında sırtında çantası tek başına bir üniversite öğrencisi bir delikanlı.

Biri düşünüp planlayarak, öldürme tehdidi ile sahaya iniyor.

Diğeri anlık olarak tartıştığı kişiye bir yumruk savuruyor.

İlki dışarda.

İkincisi içerde.

Bunu sakın unutmayın.

İlerde torunlarınıza anlatırsınız.

“Eskiden adında adalet kelimesi olan bir partinin yönettiği ülkede, böyle bir adalet vardı” diye.

NOT: Tamlamanın asıl anlamıyla hangisinin kerli ferli olduğu ise sizin Türkçe bilginizle koyabileceğiniz bir teşhis.

İktidar partisi, Mart ayındaki yerel seçimlerde daha önce de yaptığı gibi “Merkezî hükümet ile aynı partiden belediye seçin ki, daha iyi hizmet alın” kampanyası yürütecek.

Murat Kurum’un bakanlarla poz vererek işe başlaması bunu gösteriyor.

Şaşırmıyoruz da, AK Parti hep bunu yaptı zaten.

Ancak bunun aslında çok da doğru bir şey olmadığını kendi söylemleri gösteriyor.

AK Parti’ye göre gelmiş geçmiş en iyi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı kim?

4 yıllık döneminde İstanbul’a damga vuran ve muhteşem işler yapan İBB Başkanı kim?

İstanbul’da çok iyi işler yaptığı için oradan Başbakanlığa ve oradan da Cumhurbaşkanlığına yürüyen belediye başkanı kim?

Tabii ki Tayyip Erdoğan.

AK Parti’nin iddiası bu.

Peki, Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’da iddia ettikleri bu harikaları yaratırken iktidarda Recep Tayyip Erdoğan’ın partisi mi vardı?

Hayır!

Erdoğan’ın o dönem içinde olduğu parti, küçük bir muhalefet partisi idi.

Belediye meclisinde de çoğunluğa sahip değildi üstelik.

Buna rağmen bugün partisinde efsane diye anlatılacak kadar başarılı oldu ise demek ki, bir belediye başkanının başarılı olması için ille de iktidarla aynı partiden olması gerekmiyor.

Ama galiba iktidarın demokrasiye inanması ve kendisinden olmayanı başarısız kılmak için halkın eziyet görmesini istemeyecek tıynette olması gerekiyor.

“Yerel yönetim merkezî iktidardan olmazsa başarısız olur” demek, peşin peşin “Bizden birini seçmezseniz onu başarısız kılmak için her şeyi yaparız” demektir aslında ve Erdoğan’ın geçmişini inkar etmek ya da Türkiye’nin o zaman daha az partizan olduğu kabul etmektir.

Yerel yönetimin başarılı olması için, merkezî yönetim ile aynı partiden olması gerekiyor olsa idi, zaten yerel seçim diye bir şeye gerek olmazdı.

Genel seçimi kazanan yerel yönetimi de atar, vali aynı zamanda belediye başkanı olur, bir vali yardımcısı da belediye işleri ile ilgilenirdi.

Böyle sistemler zaten var.

Özellikle de tek parti rejimlerinde.

Maksat bu ise onu bilemem.

Yeni Anayasa yapacağız diyorsunuz.

Anayasa Mahkemesi’ni kaldıracaksınız anladık.

Korkarım arada belediyeler de güme gidecek.

Arda tek değil!

Arda Güler’i konuşuyoruz sürekli.

Oynadı oynayacak, sakatlandı, iyileşti, yedek kaldı, oyuna girdi, frikik attı, dikten döndü.

Konuşmakta bir beis yok elbet.

Konuşalım.

Konuşurken de üç kez tahtaya vuralım ama yurt dışında Türkiye’yi temsil eden ve farklı spor dallarında farklı kulüplerde oynayan ve en az Arda Güler kadar hatta şu an ondan daha başarılı çocuklarımızı da unutmayalım.

Mesela ben zirveye Alperen Şengün’ü yazarım.

Giresun doğumlu bu genç, 18 yaşında Türkiye Basketbol Ligi’ni domine ettikten sonra 19 yaşında NBA takımlarından Houston Rockets tarafından draft edildi.

21 yaşında NBA tarihinde 1000 sayıya, önce 200 sonra 500 asiste ulaşan en genç pivot oldu.  

Basketbolun bu en üst organizasyonunda geçen hafta takımının konferansında haftanın oyuncusu seçildi. Ve 21 yaşında bir NBA efsanesi olmaya doğru hızla ilerliyor.

İkinci sıraya ise Kenan Yıldız’ı koyarım.

Arda Güler ile aynı yaşta (19) Bayern Münih alt yapısında yetişti. Alman vatandaşı olduğu halde genç yaşta Türk Milli Takımı’nı tercih etti. (Bazıları gibi emeklilikte birkaç milyon Euro çarpmak için yerli ve milli gibi görünmeye çalışmadı)

18 yaşında İtalyan devi Juventus’a transfer oldu. 18 yaşında lig maçında attığı ilk golü, ona Juventus tarihinde gol atan en genç yabancı oyuncu unvanını getirdi.

İtalyan liginde de milli takımda da harikalar yaratmaya devam ediyor.

Ve tabii Ebrar Karakurt. 25 yaşındaki Karakurt, Türk Kadın Voleybol Milli Takımı’nın peş peşe aldığı iki uluslararası şampiyonlukta en fazla pay sahibi olan isimlerden biriydi.

Kendisine yönelik saldırılara karşı dimdik ayakta durdu ve takımını sırtladı.

Önce İtalyan liginde, şimdi de Rusya liginde Türk voleybolunu en üst düzeyde temsil etti.

Rusya’da tribünlere erik dalı oynamayı öğretti.

Arda Güler’i alkışlayalım, merak edelim, dua edelim.

Ama bu çocukları unutmayalım.

Onlar Arda’dan daha az değiller.

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Doğru insanı örnek aldığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
İletişim
Köşe Yazıları
İletişim

Fatih Altaylı

Mart 26, 2026

Herkese test yapılsın
Köşe Yazıları
Herkese test yapılsın

Fatih Altaylı

Mart 25, 2026

Ne zaman?
Köşe Yazıları
Ne zaman?

Fatih Altaylı

Mart 24, 2026

  • Videolar

Tümü
"Gerçek dostluk ebedidir..." görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. İlber Ortaylı & Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı"Gerçek dostluk ebedidir..."Ninja Dondurma Makineleri | CREAMi · SLUSHi™️· Swirl by CREAMi | Tüm modeller için: https://www.sharkninja.com.tr/collections/dondurma-makinesi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_dondurma_kampanyasi_march26 Kablosuz dikey süpürge | Auto-Empty sistem | Ultra hafif | Güçlü derin temizlik : https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-detect-clean-empty-turbo-baslikli-kablosuz-dikey-supurge-beyaz-iw3612eut?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 00:00 Giriş 02:40 Prof. Dr. İlber Ortaylı ve Prof. Dr. Celal Şengör'ün son zamanlarda yazdığı kitaplar 03:31 Haldun Dormen'in vefatı 12:16 Prof. Dr. Celal Şengör'ün "Bilim Olmasaydı" kitabı 46:38 Prof. Dr. İlber Ortaylı'ya göre en önemli bilim insanları 57:05 Solvay Konferansı'na katılan bilim insanları 1:03:11 Günümüzde bir dünya savaşı söz konusu mu? 1:14:55 Bilim olmasaydı ne olurdu? 1:19:04 Dostluk nedir? 1:22:15 Görülmesi gereken şehirler 1:44:37 Dünyadaki en iyi kütüphaneler 1:54:03 Kapanış
Mart 22, 2026
"Sanat dünyayı kurtarmaz" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Yiğit Özşener"Sanat dünyayı kurtarmaz"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:13 Bir gününü nasıl geçiriyor? 02:58 Kendine iyi bakmak için neler yapıyor? 07:42 “Aşınma” oyununun hayatındaki yeri nedir? 15:35 Sanat dünyayı kurtarır mı? 17:28 Oyunculukta farklı rolleri oynamak bir zenginlik midir? 19:31 Rol seçerken filtreleri neler? 23:05 “Son Kare” ve “Mira” projeleri 34:14 Senaryoya ufak dokunuşları oluyor mu? 36:10 “Zaferin Rengi” projesinde Atatürk’ü oynarken ne hissetti? 39:20 “Ezel” projesine bugünden bakınca bir şey değiştirir miydi? 40:02 Soru-cevap 42:26 Kapanış
Mart 20, 2026
"Tarihin en hızlı yok oluşlarından birini yaşıyoruz!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı - Teke Tek Kitap"Tarihin en hızlı yok oluşlarından birini yaşıyoruz!"📚 Teke Tek Kitap’ın bu bölümünde Ed Yong’un “Muazzam Dünya” ve Turan Akıncı’nın “İşgal” kitaplarını ele aldık. Bilim ve tarih ekseninde farklı perspektifler sunan bu iki eserin anlattıklarını, arka planlarını ve okura sunduğu fikirleri birlikte değerlendirdik. 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. 00:00 Giriş 05:15 Ed Yong'dan "Muazzam Dünya" kitabına ön bakış 10:36 "Muazzam Dünya" kitabında geçen "Umwelt" kavramı nedir? 15:33 Canlıların dünyasına yapılan müdahaleler nelere yol açabilir? 22:20 Turan Akıncı'dan "İşgal" kitabı 28:32 Kurtuluş Savaşı'nda İstanbul nasıl işgal edilmişti? 33:27 Atatürk'ün silahlı fotoğrafının olmamasının sebebi nedir? 36:57 Kitapta olan Sultan Vahdettin hikayeleri 38:26 "İşgal" kitabının kaynakçası ve dayanakları 42:28 Fatih Altaylı'nın cezaevinde okuduğu kitaplar 49:02 Kapanış Yeni bölümü izlemeyi unutmayın, görüşlerinizi ve okuma önerilerinizi yorumlarda bizimle paylaşabilirsiniz.
Mart 16, 2026