İstanbul 14°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Sonunda yüksek teknolojinin önemini anlamaya başlayanlar var

  • Tek suçlu AKP değil elbet

  • İş insanları haklı imiş

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

Sonunda yüksek teknolojinin önemini anlamaya başlayanlar var

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Eylül 20, 2024

Yazı İçeriği

  • Sonunda yüksek teknolojinin önemini anlamaya başlayanlar var

  • Tek suçlu AKP değil elbet

  • İş insanları haklı imiş

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Tek suçlu AKP değil elbet

Sonunda birileri daha “yüksek teknoloji” meselesinin önemini kavramaya başladı.

Bu köşeyi uzun zamandır okuyanlar, Teke Tek Bilim programlarını yıllardır izleyenler, Türkiye’nin yüksek teknoloji üretimi ve sanayii konusunda ne kadar dertlendiğimi bilirler.

Sık sık karşılaştırmalarla, ülke kıyasları ile özellikle AKP iktidarı döneminde ne kadar geride kaldığımızı anlatmaya çalıştım hep.

Prof. Ufuk Akçiğit ile yaptığımız tüm programlarda bu meseleyi net sayılarla dile getirdik.

Sonuç?

Sonuç hikaye.

Ne dinleyen oldu, ne umursayan.

Ülkenin tüm kaynaklarını ve hatta gelecekteki kaynaklarını betona ve asfalta gömen AKP iktidarı tınmadı bile.

Yol yaptırdılar, köprü yaptırdılar, bina yaptırdılar, devleti onlarla yıl sürecek taahhütler altına soktular.

Ama yüksek teknolojiye, bırakın yükseğini teknolojiye zerre önem vermediler.

Kritik tüm parçaları ithal birkaç İHA, benzeri yıllar önce İspanya’da imal edilmiş ve tüm kritik unsurları ithal malzemeye dayanan bir “sözde” uçak gemisi falan ile gözümüzü boyadılar.

Siyasi yazılarımın yasaklı olduğu dönemde Vietnam’a gittim ve sanki gezi yazısı gibi Vietnam’daki teknoloji üretimine yapılan yatırımı anlattım. Çip fabrikaları kurduklarını gösterdim. O gün dünyanın en büyük mikroçip üreticisi olan Intel’in Vietnam’a kurduğu fabrikayı anlattım belki anlarlar diye.

İlgi duymadılar.

Ben yazmaktan bıktım, siz belki okumaktan bıktınız, AKP döneminde yüksek teknoloji ihracatımız arta arta sayısal olarak yüzde 50 civarında arttı. Toplam ihracata oranla ise geriledi. Toplamı 2,5 milyar dolar civarında.

Aynı dönemde Vietnam’ın yüksek teknoloji ihracatı 250 kat artarak 130 milyar dolara yaklaştı.

Hadi orası uzak.

Yakınımızdaki Çekya’nın 2022 yüksek teknoloji ihracatı sadece son 10 yıl içinde 10 kat artarak 43 milyar dolara çıkmış.

Polonya yine 10 yıl içinde yüksek teknoloji ihracatını 2 milyar dolardan 26 milyar dolara çıkarmış.

Ben yıllardan beri bunları anlatıp durdum. Kah burada, kah televizyonda.

Kimse umursamadı.

Ne iktidar, ne iş dünyası, ne de medya.

Neyse ki iki gündür gerek bazı iş insanlarının, gerek bir iki medya organının sonunda bu meseleye uyandığını ve bu meseleyi mesele etmeye başladığını görüyorum.

Geç de olsa sevindirici.

Bu yüksek teknolojideki geri kalmışlığımızın tüm faturasını AKP’ye yükleyecek değilim.

Elbette payları, hataları, umursamazlıkları büyük.

Ama bu geri kalmışlığın nedenleri çok daha gerilere uzanıyor.

Bakın bugün Güney Kore’nin ihracatında yüksek teknoloji ürünlerinin payı yüzde 25’ler civarında.

Ve Güney Kore ve teknoloji denince akla gelen firmalardan biri Samsung.

Samsung’un bugün alanında en iyi ve güçlülerden biri olan elektronik bölümü Samsung Electronics 1969 yılında kurulmuş.

Peki Samsung Electronics’den 2 yıl önce, 1967 yılında Türkiye neyi kurmuş!

Samsung Electronics ile benzer alanlarda üretim yapmayı ve teknoloji geliştirmeyi amaçlayan NETAŞ’ı. İçindeki yabancı ortaklık daha sonra Ecevit döneminde satın alındı ve tam yerli oldu.

Yine aynı yıllarda PTT bünyesinde PTT ARLA kuruldu ve sonrasında Teletaş’a dönüştü.

Her ikisi de yüksek teknoloji üretmek için kurulmuştu.

1970’lerin ortasında askerî elektronik sanayi olarak ASELSAN, birkaç yıl sonra da yine askerî amaçlı HAVELSAN kuruldu.

Sonra ne oldu.

Yere göğe koyamadıkları Turgut Özal geldi.

1980’lerin sonunda hem NETAŞ’ı, hem Teletaş’ı “özelleştirme” adı altında uluslararası rakiplerine sattı.

Her iki firma da teknoloji üretemez hale geldi.

İçindeki nitelikli personel dağıldı.

Pek çoğu yurt dışına gitti ve oralarda teknoloji şirketlerinde çalıştılar, kendileri teknoloji şirketleri kurdular, patent ürettiler, zengin oldular.

Özal ASELSAN ve HAVELSAN’a dokunamadı, onları yabancılara peşkeş çekemedi.

Bu yüzden bugün bu ikisi hâlâ var ve hâlâ gururumuz işler yapıyorlar.

Özal’ın neden olduğu bu açık kapatılabilir miydi!

Elbette kapatılabilirdi.

Ama AKP çok kıymetli 22 yılı harcadı.

Harcamaya da devam ediyor.

O sokak röportajlarında gördüğünüz emekli amcalar var ya.

Onlar torunlarının geleceğini harcıyorlar.

Ama o kadar şuursuzlar ki, neyi harcadıklarını dahi bilmiyorlar.

İş insanları haklı imiş 

Yıllardır iş insanlarının kendi adlarına vakıf üniversitesi kurmak yerine var olan iyi üniversitelere yardım etmesini, oralarda kendi adlarını taşıyan enstitüler kurup, onları fonlaması gerektiğini savunurum.

Dünyada bu iş böyledir.

Bunların en bilineni Rockefeller’in fonladığı Chicago Üniversitesi’dir.

Harvard, Yale, Columbia gibi üniversiteler de iş dünyasından gelen bağışlarla yaşarlar, Harvard’a gelen yıllık bağış miktarı bizim YÖK’ün toplam bütçesinden fazladır.

Bizde ise iş insanları kendi adlarına üniversite kurar, genelde devletten arazi alır, buraya bina yapar ve bunu üniversite zannederler.

Ben de bunun doğru bir iş olmadığını söylerim çünkü bu şekilde kurulan onlarca üniversiteden sadece bir bilemedin ikisi üniversite olmayı becermiştir.

Yıllar önce bu vakıf üniversitesi saçmalığına karşı, Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Sevgili Üstün Ergüder, iş insanlarını üniversite içinde fakülte ya da enstitü kurmanın daha doğru olduğuna ikna etmeye çalıştı.

Nitekim bazılarını etti de.

İlk adım Aydın Doğan’dan geldi.

Aydın Doğan aslında atla deve olmayan bir paraya Boğaziçi Üniversitesi içinde adını taşıyacak bir enstitüye kaynak sağlamayı kabul etti.

Enstitü kuruldu ama bunu iş insanların kabul ettiren Üstün Ergüder, üniversite yönetim kuruluna bunu kabul ettiremedi ve proje atıl kaldı.

Kurulabilen tek enstitü Aydın Doğan Enstitüsü oldu.

Ve dün Cumhurbaşkanı Erdoğan bu enstitünün de adını ortadan kaldıran bir karara imza attı.

Ve ben haksız çıktım.

İş insanları haklı çıktı.

Türkiye gibi yönetilen bir ülkede kimse parasını başkasının kontrolüne hele hele siyasetçilerin iki dudağının arasındaki bir işe vermez.

O iş sadece ve sadece ülke yararına olup, iş insanına yalnızca onuru kalacak olsa bile.

Bu siyaset kafası ile olmaz.

Olmuyor, olmayacak.

Bu kafalar ile, bu pisliğin içinde debelenmeye devam edeceğiz.  

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Timsahın ağzından kurtulmak için çırpınan ve sonunda başaran antilop kadar cesur ve yılmaz olduğumuz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Amaç siyasi zararı azaltmak
Köşe Yazıları
Amaç siyasi zararı azaltmak

Fatih Altaylı

Ekim 4, 2026

TFF’de istifa ya da istifalar yakın
Köşe Yazıları
TFF’de istifa ya da istifalar yakın

Fatih Altaylı

Ekim 2, 2026

SPK hâlâ suç duyurusunda bulunmadı
Köşe Yazıları
SPK hâlâ suç duyurusunda bulunmadı

Fatih Altaylı

Ekim 1, 2026

  • Videolar

Tümü
Hilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota Hilux görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke TekHilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota HiluxYeni Toyota Hilux tüm gücüyle sahnede! Direksiyonda Teke Tek’in bu bölümünde Fatih Altaylı, gelişmiş arazi performansı ve sportif detaylarıyla öne çıkan bu özel versiyonu test ediyor. Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim
Ekim 2, 2026
Yapay zeka 2030'da insanlığı yok edecek mi? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Emre Onur Kahya & Fatih AltaylıYapay zeka 2030'da insanlığı yok edecek mi?00:00 Giriş 01:34 Yapay zeka üzerine çalışma yapmak için yurtdışına gitmesi 04:36 Jacob Coxon'un paylaştığı twit ve yapay zeka tehlikesi 20:51 Hugging Face saldırısı 36:33 Hugging Face nedir? 39:41 Hugging Face bu saldırıyı farketmese ne olurdu? 46:52 Yapay zeka devletlerin elinde daha mı güvenli? 55:41 Yapay zekanın gelişimi insanlara gösterilenin daha mı ilerisinde? 1:13:33 Yapay zeka çok tehlikeli hale gelmesi durumunda fişini çekmek mümkün mü? 1:19:03 Kapanış #işbirliği
Eylül 27, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Şampiyon olacağım dedim oldum!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Ali Türkkan & Fatih AltaylıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Şampiyon olacağım dedim oldum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:33 Dünya Gençler Şampiyonluğu ne demek? 02:30 Kaç pilot yarışıyor? 03:37 Ralli pahalı bir spor mu? 04:33 Otomobil sporuna nasıl başladı? 06:42 Bu işten ne zaman para kazanmaya başladı? 07:01 Neden ralliyi tercih etti? 08:59 Ralli mi, pist mi daha zor? 10:09 Dünya Şampiyonası’na nasıl katıldı? 11:29 Sponsorları az mı? 13:07 Yarışlarını nasıl izleyebiliriz? 14:37 Bu seneki hedefi ne? 17:57 WRC ile WRC2 arasında ne fark var? 19:18 Rallide araç kullanımında başka bir boyuta geçiliyor mu? 21:22 Dünya şampiyonu olunca ne hissetti? 22:48 Eğitim hayatı nasıl ilerledi? 23:59 Kariyer planlaması nasıl olacak? 25:20 Ford ile şampiyon olmaya devam edebilir mi? 26:55 Bir yıllık çalışma takvimi nasıl ilerliyor? 27:52 WRC2’de hedefi ne? 28:22 Federasyon yeterince destekliyor mu? 30:01 Formula 1 izliyor mu? 30:30 En zor otomobil sporu hangisi? 32:12 Nasıl bir antrenman programı izliyor? 33:14 Özel hayatını nasıl etkiliyor? 34:37 İşin duygusal boyutu nasıl? 38:54 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Eylül 27, 2026