İstanbul 13°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Büyükelçi Akıncı: El gitti sıra hangi organda!

  • Anadolu’da işler iyi değil

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

Büyükelçi Akıncı: El gitti sıra hangi organda!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mart 17, 2025

Yazı İçeriği

  • Büyükelçi Akıncı: El gitti sıra hangi organda!

  • Anadolu’da işler iyi değil

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Anadolu’da işler iyi değil

Türkiye’deki iktidar giderek bir komediye dönüşüyor.

Komedi derken, Marx’ın komedi anlayışından bahsediyorum.

Hegel’in “Tarihteki büyük olaylar ve insanlar tekerrür eder” cümlesine getirdiği “İlkinde trajedi, ikincisinde komedi olarak” değerlendirmesindeki türden bir komedi.

Birkaç bildik isim dışında “cehaletin siyaseti” olmaya başlayan AKP iktidarı, sürekli olarak kendini tekrar etmeye çalışıyor.

Bunun işaretlerini pek çok yerde görmek mümkün.

Parti, başarılı olduğu daha doğrusu geniş kesimlerden oy almayı başarabildiği “güzel” yılları, şekilsel olarak tekrarlayarak yine geniş bir oy tabanına sahip olabileceğini düşünüyor.

Ancak içi boş bir şekilselliğin işe yaramayacağını idrak dahi edemiyorlar ve bir PR faaliyetiyle her şeyi çözebileceklerine, algı ile sorunları halledebileceklerine inanıyorlar.

Bunun en açık örneklerinden biri de AB meselesi.

Belli ki, bir karar gereği Cumhurbaşkanı Erdoğan aniden “AB üyeliğinden”, AB’nin Türkiye’ye ihtiyacından söz etmeye başladı.

Benzer cümleleri Dışişleri Bakanı da kurmaya başlayınca bunun bir PR faaliyeti olduğunu anlıyoruz.

AB’nin gerek siyasal konjonktür, gerek liderlerinin tavrı açısından Türkiye’yi almaya en yakın olduğu dönemde bile bu işi ciddiye almayıp, AB üyeliği yolunda mesafe katedemeyen AKP iktidarının, MHP gibi AB karşıtı bir parti ile sarsılmaz bir işbirliği varken “AB” demeye başlamasının ciddiye alınır bir tarafı olmadığı gibi, Türkiye sınırına duvar ören bir birliğin, Türkiye’nin üyelik talebine karşılık vermesi pek de mümkün değil.

Bu arada Avrupa’nın Rusya karşısında kendini yeniden tehdit altında hissetmesi ile birlikte, Türkiye aynen Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi AB’ye “silahlı güç” konusunda destek olmayı önermeye başladı.

Türkiye’nin 70 yıldır en önemli ihraç maddesi olan ama Soğuk Savaş sonrası dönemde değerini kaybettiği düşünülen Türk Silahlı Kuvvetleri’ni bir politika kozu olarak masaya koyma niyetinde.

Bu politikayı AKP’nin yaptığı şekliyle “sunmak” ne kadar gerçekçi ve ne kadar “haysiyetli” bir tutum!

Bunu, Türk Keneşi’nin yani Türk Devletler Teşkilatı’nın kurucu genel sekreteri Büyükelçi Halil Akıncı’ya sordum.

Verdiği yanıt oldukça düşündürücü:

“Avrupa daha istemeden Avrupa güvenliğine katkı yapma hevesi ne işe yarayacak. Vize değil, vize mülakatı randevusu vermede bile hevessiz davranan, üç dört yılda bir gözden geçirilmesi mutad olan bir ticari anlaşma niteliğindeki gümrük birliğini konuşmaya bile yanaşmayan Avrupa’nın güvenliğine biz bunları halletmeden niye katkıda bulunalım?
Ama talibiz!

Talip olana sorarlar daha ne verebilirsin. El kol çoktan gitti. Hangi organ kaldı ise tabii ki onu vereceğiz.
Biz niye devamlı gönüllüyüz. Niye bize silah ambargosu koyan, sanayimiz için gerekli bazı teçhizatı bile vermeyen, bizi ancak sıkıştığı zaman aklına getiren bir şey vermeden almasını bilen Avrupa’nın güvenliğini üstlenelim, ona katkıda bulunalım. Bize ne verecek, sormak niye aklımıza gelmez? Bizi Suriye bataklığına sokan kendi işbilmezliğimizin, milli bilinç eksikliğimizin yanı sıra bunların teşviki değil mi? Sonra da ‘sen güvenliğini sağlayamazsın, hakkın yok’ diyen gene bunlar değil mi?
Ne diye siyasi bir anlayışa varmadan Genelkurmay Başkanları toplantısına dört nala koşuyoruz!”

Hafta sonunda, Anadolu Kaplanları denilen yeni nesil sanayicilerden biri ile karşılaştım.

Yeni nesil derken, aslında onlar da bayağı eskidiler ama yine de nispeten yeni sayılıyorlar.

Hal hatır derken haliyle sohbet derinleşti.

“Fatih Bey, kentte durum çok kötü. Üretim durma noktasında. Ticaret durma noktasında. Sanayici çok kötü durumda, esnaf bitme noktasında. Suriye ile ticaret, iç savaş zamanından bile kötü. Yakında toplu işten çıkarmalar da başlar. Üretim maliyetleri inanılmaz arttı. Rekabet edemiyoruz, mal satamıyoruz. İstanbul’da bir canlılık varmış gibi görünüyor ama Anadolu’da durum felakete doğru gidiyor. Biz böyle isek Denizli, Bursa, Kayseri, Maraş da iyi olamaz. 50 yıldır böyle bir durum görmedim desem yeridir. Dahası derdimizi anlatacak kimse bulamıyoruz” diye ayak üstü dert yanmaya başladı.

Gülmeye başladım.

Bir önceki sohbetimizi hatırlıyordum çünkü.

İktidarı yere göğe koyamıyor, Türkiye’nin uçacağını anlatıyordu.

Gülünce niye güldüğümü elbette anladı.

“Ben de sizin söylediklerinize güvenmiştim. Türkiye uçacak diye bekliyordum.” dedim.

“Kanadımız yokmuş. Havalanırken çakıldık galiba” dedi.

Anlatmaya devam etti.

“Eskiden derdimizi anlatacak birileri olurdu. AK Parti öncesinde de, AK Parti’nin eski dönemlerinde de. Siyasetçiye anlatamazsak, bürokrata anlatırdık. Kaliteli bürokratlar vardı. Sorunu çözerlerdi. Şimdi siyasetçiye anlatmak imkansız. Sorun var desek vatan haini gibi, muhalefetin adamı gibi görülüyoruz. Sordukları zaman mecburen elhamdülillah diyoruz. Ama şükürlük bir halimiz kalmadı. Sorunları söylemeye korkuyoruz. Bürokrata gitsek ortada bürokrat yok. Çoğu siyasi. Anlatıyorsun kös dinler gibi dinliyor. Sorunu anlamıyor ki çözüm üretsin. Tam aksine derdi yukarıya sorun yansıtmamak, sorun yokmuş gibi yapmak. Hiçbir şey çözülmüyor. Eskiden en azından birlikler, dernekler çıkar anlatırdı. Artık onlar da korkuyor. TÜSİAD Başkanı’nın başına gelenden sonra kimse ağzını açmıyor. Derdimizi anca sizin gibi eski dostlara anlatıyoruz ama biliyorum ki, siz adımı verirseniz yandım.”

Bu cümleler muhafazakar bir sanayici ailenin önemli bir isminin cümleleri.

Çözüm umudu bile kalmamış.

Derdini anlatmaya bile korkar hale gelmiş.

Bu tablodan parlak bir gelecek, sorunlarını çözebilen bir Türkiye çıkar mı siz karar verin.

Keşke ülkenin sorunlarını çözmek İmamoğlu’nun diplomasını yok etmek kadar kolay olsaydı.

Ama ülkenin sorunları hukuku, adaleti, ifade özgürlüğünü ayaklar altına almakla çözülmüyor.

Tam aksine büyüyor.

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Söyleyenden değil, söyleyemeyenden korktuğumuz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Kaybolmayan bir umutla nice bayramlara
Köşe Yazıları
Kaybolmayan bir umutla nice bayramlara

Fatih Altaylı

Ekim 29, 2026

Pamuk ipliği
Köşe Yazıları
Pamuk ipliği

Fatih Altaylı

Ekim 28, 2026

Family Sins ya da itirafçı oğul mu var!
Köşe Yazıları
Family Sins ya da itirafçı oğul mu var!

Fatih Altaylı

Ekim 27, 2026

  • Videolar

Tümü
"Cumhuriyetin amacı bir millet yaratmak" görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı"Cumhuriyetin amacı bir millet yaratmak"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:24 Cumhuriyet bize ne öğretti? 03:38 Atatürk'ü diğer paşalardan ayıran neydi? 09:36 Samsun'dan Büyük Millet Meclisi'ne 12:17 Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü Kurtuluş Savaşı'na nasıl katıldı? 14:24 Atatürk Anadolu'ya İngilizlerin izniyle mi geçti? 18:22 Nutuk neden bu kadar önemli? 20:50 Sakarya Meydan Muharebesi 25:27 Büyük Taarruz'a hazırlık 28:41 Atatürk bir diktatör müydü? 29:21 Atatürk neden bir Türk tarihi yazdırmak istedi? 36:02 Harf devrimi 39:50 Soyadı Kanunu neden önemliydi? 43:42 Cumhuriyet iyi insan yetiştirdi mi? 44:46 Cumhuriyet Anadolu'ya ulaşabildi mi? 47:16 Tek parti dönemi daha mı iyiydi? 51:11 Cumhuriyetin en önemli devrimi hangisi? 54:14 Kadın hakları ve Medeni Kanun 56:04 Cumhuriyet Osmanlı'yı reddetti mi? 58:08 Atatürk döneminde bankacılık 1:00:44 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ekim 29, 2026
Denizlerimizi koruyabiliyor muyuz? görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Zafer Kızılkaya & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimDenizlerimizi koruyabiliyor muyuz?00:00 Giriş 02:48 Akdeniz'de korunan alanlar 05:10 Türkiye'de ki özel çevre koruma bölgeleri 09:34 Gökova'daki balıkçılığa kapalı alanlar 17:44 Ekosistem restorasyonu 26:50 Deniz kestaneleri de istilacı bir tür mü? 33:36 Deniz çayırı ile yosunun farkı nedir? 44:52 Mercanlar yok oluyor mu? 46:38 Bu mercanların evrim geçirip hayatta kalma ihtimalleri var mı? 47:30 Trol teknesi belgeseli 51:39 Türkiye'de tutulan hamsiler 54:09 Balık çiftliklerini açık denizlere kuramaz mıyız? 1:02:44 Norveç somonu ve orkinosların ağır metal içerdikleri doğru mu? 1:05:07 Çekilen belgeseller maliyetleri karşılayabiliyor mu? 1:06:48 Mühendislik okuyup neden bu işi yapmayı tercih etti? 1:12:10 Med Sea Alliance ne yapıyor? 1:13:33 Devlet ile nasıl işbirliği yürütüyor 1:14:56 Türkiye'de kaç deniz koruma alanı var? 1:17:04 Koruma alanlarının kıyılarında imar yasağı var mı? 1:19:02 Kapanış #işbirliği
Ekim 25, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "İyi şarkı, güzel arabadan daha çok keyif verir" görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
EypioFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "İyi şarkı, güzel arabadan daha çok keyif verir"Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:14 Eypio'nun ailesi nereden geliyor? 04:10 Hollanda'ya uzanan kaçak yolculuk 17:47 Müziğe nasıl başladı? 18:58 Türkiye'ye dönüşü ve ticari girişimleri 22:12 "Günah Benim" şarkısının hikayesi 25:41 Kibariye ve Sibel Can ile düetleri 30:58 "Yeraltı" dizisinin şarkıları 32:13 Özdemir Erdoğan ile yaşanan tartışma 35:22 Türk rapinin dünyadaki yeri 39:10 Şarkılarını nasıl yazıyor? 46:09 Ailesi ve kızları 49:47 Rahat bir hayat müziğini etkiliyor mu? 51:35 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ekim 25, 2026