Tekne
Fatih Altaylı
Mayıs 2, 2026
Yazı İçeriği
Tekne
Köprüden önce son çıkış
45. yıl
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve parti yöneticileri Veli Ağbaba ile Ali Mahir Başarır’ın bir tekne gezisinden görüntüleri, iktidar medyasının en sevdiği konu haline geldi bir anda.
Vermek istedikleri mesaj şu: “Millet yokluk içinde diyorlar ama kendileri teknelerde gezip yiyip içiyorlar.”
Özel hayata müdahale tartışmalarını engellemek için de bunu aynı günlerde Antalya Kepez’de meydana gelen bir teleferik kazasına bağlıyorlar ve “Millet orada can derdindeyken bunlar teknede alem yapıyor”a getiriyorlar. Hatırlayacaksınız, Kepez’de bir teleferik kazası sonrası bir kişi hayatını kaybetmiş, 174 kişi de mahsur kaldıkları kabinlerden bir günlük bir çaba ile kurtarılmışlardı. CHP’li yöneticilerin tekne gezisi bu olayın bir iki gün sonrasına denk geldiği için iktidar medyası tarafından sorumsuzluk olarak tanımlanmış.
Hem gülünç hem haksızlık.
Teleferiğe tırmanıp mahsur kalanları indirmelerini mi bekliyorlardı!
Üstelik benzer haksızlıklara uğradığı zaman bas bas bağıran AK Parti’ye yakın medya mı bunu yapıyor!
Bundan hemen hemen 12 yıl önceydi.
Yine Türkiye’de önemli bir facia meydana gelmiş, pek çok yurttaşımız hayatını kaybetmişti.
Tam bir bayram arifesiydi yanlış hatırlamıyorsam.
Ve Habertürk Ankara bürosu bir haber yapmıştı.
Birkaç AK Partili vekil, bir düğüne katılıp halay çekmişti ve Ankara bürosunun haberi bir yanda ölümler varken, diğer yanda vekillerin eğlenip halay çekmesini gündeme getirmişti.
O günlerde AK Parti’nin tepkisi sert oldu.
Ankara temsilcisi Muharrem Sarıkaya’yı boykot ettiler. AK Parti’nin hiçbir organizasyonuna davet edilmiyor, hiçbir AK Partili vekil Sarıkaya ile konuşmuyor, mülakat vermiyor, Sarıkaya parti grup toplantılarına yaklaştırılmıyordu.
Şimdi ise daha beterini iktidar medyası CHP’ye yapıyor. Ben de buna haksızlık diyorum.
Hangi yönden bakarsanız bakın fark etmeyen bir haksızlık.
Köprüden önce son çıkış
Dünden beri bazı fanatik taraflarca ağır hakaretlere maruz kalıyorum.
Sebebi, Fenerbahçeli bir fanatik taraftarı, Athena grubunun üyesi Gökhan Özoğuz’u YouTube programımda konuk etmem.
55 yıldır mensubu olduğum, lisesinde okuduğum, kulübüne 50 yıla yakın süredir üye olduğum, gerek Cemiyet’inde, gerek spor kulübünde yönetimlerde bulunduğum, 2. başkanlığını yaptığım, tribününde rakip kulüp başkanının mafyatik adamları tarafından öldürülme maksatlı dövüldüğüm camianın, tribünlerini rant maksatlı ele geçirmiş bir grubunun ve onların etkisinde kalan bazı düzgün Galatasaraylıların eleştirilerine elbette bir şey diyemem ama hakaret ve suçlamaları kabul edebileceğim bir şey değil.
Bunlar arasında bazıları ile yargı önünde elbette hesaplaşacağız.
Gelelim Gökhan Özoğuz ile yaptığım programa.
Her Galatasaraylı gibi ben de Gökhan Özoğuz ve Şevket Çoruh’a kızgındım. Fanatik Fenerbahçeli oldukları için değil, misafir oldukları Galatasaray tribününde yaktıkları meşaleleri aşağıdaki tribünde oturanların üzerine attıkları ve Galatasaray’ın kurucu başkanı Ali Sami Yen’e ağır küfürler ettikleri için kızgındım.
Atılan o kızgın meşaleler aşağıda oturan kimi çocuk, kimi kadın, kimi yaşlı onlarca taraftarı yaralama, yakma riski taşıdığı ve eğlenmek için maça gelen insanlara bunu yapmaya hakları olmadığı için kızgındım. Artık aramızda olmayan biri ama bir camia için kurucu başkan olma önemi taşıyan ölmüş birine hakaret ettikleri için kızgındım.
Yoksa fanatik olmaları, Galatasaray Spor Kulübü’ne sövmeleri falan umurumda bile değildi.
Galatasaraylılar da Fenerbahçe’ye ağır hakaretler etmiyorlar mıydı, ama Fenerbahçe’nin kurucu başkanlarına ya da aramızdan göçüp gitmiş değerlerine söven bir Galatasaraylı hiç görmemiştim. Meşaleleri Fenerbahçelilerin üzerine atan Galatasaraylı taraftarlar olsa onlara da kızgın olurdum.
Ben bu hislerdeyken, Gökhan Özoğuz Teke Tek ekibini aramış ve “Bu iş çok tatsız bir noktaya doğru gidiyor. Ben Galatasaraylılardan özür dilemek ve kendimi anlatmak istiyorum” demiş.
Ben de kabul ettim.
Futbolda düşmanlığı, şiddeti bitirecek her adıma destek vereceğim gibi, Gökhan’ın da kendini ifade etmesine, kırdığı insanların kalbini kazanmak istemesine de vesile olmak kötü bir şey değildi.
Okurum sevgili Faruk Avşar’ın ifadesiyle, belki de maçların heyecanı, Fenerbahçe’nin içinde bulunduğu durumun yarattığı ruh haliyle "Zıvanadan çıkmak, tam anlamıyla trol olmak üzere olan bir kişiye, bir sanatçıya köprüden önce son çıkış imkanı vermek” istedim. Bunu sadece Gökhan Özoğuz için değil, Türk sporunda, taraftarlıkta normalleşme, makul limitlere dönme için yapacaktım.
Geldi ve anlattı.
Ben kendisine bir Galatasaraylı olarak kırıldığım, üzüldüğüm noktaları anlattım.
O da kendi bakış açısını anlatmaya çalıştı. İyi anlattı, kötü anlattı bilmem.
Ben orada Galatasaray’ın avukatı ya da sözcüsü değildim. Gökhan Özoğuz’u köşeye sıkıştırmak, haksız çıkarmak gibi bir arzum yoktu.
O neyi ne için yaptığını, neyi yapmadığını anlattı.
Bazılarını şaşırarak dinledim.
Küfürden rahatsız olmamasına ama bir Galatasaraylı yöneticinin “Fenerbahçe’de Galatasaray kompleksi var” demesinden büyük rahatsızlık duymasına akıl erdiremedim ama dinledim.
Ben bir röportaj yaptım.
Özoğuz’u “Gel seninle tartışalım bakalım” diye çağırmadım. Özür dilemek ve kendini anlatmak isteyen rakip takım taraftarına imkan sağladım. Futbolda şiddeti, holigan taraftarlığı durdurmak için katkı sağlamaya çalıştım. Pişmanlığı duyurmaya aracılık yaptım.
Özürünü beğendiyseniz beğendiniz, beğenmediyseniz beğenmediniz.
Ben şunu biliyorum, ne Gökhan Özoğuz, ne Şevket Çoruh ne de başka birinin sözleri 121 yaşındaki Galatasaray’a zarar vermez, veremez.
Keza bir Galatasaraylının sözleri de 118 yaşındaki Fenerbahçe’ye bir zarar vermez.
Ama bu sözler, bu tavırlar bugün bir gence, hangi takımı tuttuğunun hiç önemi olmayan bir futbol taraftarına zarar verebilir, canına mal olabilir.
Bugün Galatasaray’ın sorunu Galatasaray’ı sevmeyen Fenerbahçeliler veya Fenerbahçe’nin sorunu Fenerbahçe’yi sevmeyen Galatasaraylılar değildir.
Bugün beni düşündüren şey, Özoğuz ya da başkasının sözleri değil, seçime giderken Dursun Özbek’in oluşturduğu listedeki saçmalıklardır. Çünkü Özoğuz ya da başkası Galatasaray’a zarar veremez ama o liste verebilir.
Tıpkı Fenerbahçe’ye zarar verenin de benim ya da bir başka Galatasaraylının sözlerinin değil, Fenerbahçe’nin kendi yaptığı seçimler olması gibi.
https://www.youtube.com/watch?v=4MNBBWpKurM
45. yıl
Sevgili okurlar.
Galatasaray Lisesi’nden mezun olmamızın 45. yıldönümü nedeniyle dönem arkadaşlarımızla bir buluşma tertip ettik.
25’inci yıldan beri 5 yılda bir bunu yapıyoruz. Mektepte gelenektir, her dönem böyle buluşmalar yapar.
Yarım asırlık mezunlar olmamıza 5 yıl kaldı.
Eski günleri yad ediyor, gülüp eğleniyoruz. Hemen hemen tamamı kulüp üyesi de olan arkadaşlarımızla kulübün başarılarıyla keyifleniyor, gelecek için öngördüğümüz sorunları da ele alıyoruz.
Burada bulunanların hiçbiri Galatasaray’ı rant için, nemalanmak için sevenler değil.
O yüzden de rahat rahat konuşuyor, eleştiriyor, sonra da birlikte oturup yiyor, içiyoruz.
Bu yüzden de yazılarda aksama olursa kusura bakmayın.
64 yaşında adamlar ve kadınlar olarak daha kaç kez buluşabileceğiz bilmiyoruz.
O yüzden de her şey önemsizleşiyor.
Biliyoruz ki, artık ne birbirimizle ne de herhangi biriyle küsebileceğimiz yaşları geride bıraktık. Artık buna zamanımız yok.
Ne zaman insan oluruz?
Dostlarımıza küsebileceğimiz yaşları geride bıraktığımızı anladığımız zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar








