
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
Bir cezaevi gözlemi: CHP ve parti içi durum
Yerli ve milli gurbetçilerimiz kaç TOGG aldı!
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
Bir cezaevi gözlemi: CHP ve parti içi durum
Fatih Altaylı
Şubat 24, 2026
Yazı İçeriği
Bir cezaevi gözlemi: CHP ve parti içi durum
Yerli ve milli gurbetçilerimiz kaç TOGG aldı!
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
İktidara yakın hatta fazla yakın bir grup köşe yazarı ve yorumcu sürekli olarak CHP yazıyorlar.
Muhtemelen artık iktidar partisinde övecek bir şey bulamadıkları için, “Bizimkiler kötü ama CHP daha da kötü” demek üzere CHP içinde tartışma yaratacak yazılar kaleme alıyorlar.
CHP’de zaaf var algısı yaratmaya çalışıyorlar.
En sevdikleri iki konu var.
Biri Butlan Davası ile CHP’nin yönetiminin değişeceğini iddia etmek, diğeri genel başkan Özgür Özel’in Ekrem İmamoğlu’nu satacağını, Mansur Yavaş’ı da hapse attırarak kendini cumhurbaşkanı adayı yapacağını kesin bilgi olarak paylaşmak.
Özgür Özel ise genel başkan adayı olduğu günden bu yana hiç değilse 50 kere falan “Ben asla aday olmayacağım” dediği halde bunu yazıyorlar.
Konunun daha da zırva bir hal alması için CHP yanlısı medyanın bunu her duyduğunda sanki yeni bir şey duymuş, Özel bunu ilk kez söylemiş gibi heyecanlanması.
Şimdi yine CHP’deki butlan meselesi ısıtılıyor ve aynı yazarlar şimdi CHP meclis grubunun neredeyse tamamının Kılıçdaroğlu’ndan yana tavır almaya hazırlandığını yazıp duruyorlar.
Gelin ben size CHP içindeki gerçek durumu anlatayım.
Cezaevinde bulunduğum süre içinde, Kılıçdaroğlu’na yakın birkaç isim dışında neredeyse tüm CHP’li vekiller ile, bazılarıyla defalarca görüştüm, ziyaretime geldiler.
Benim içeri girdiğim ilk aylar, Butlan Davası’nın en fazla beklenti yarattığı günlere sahne oluyordu.
Bu dönemde CHP milletvekillerinden 14 kadarı Kılıçdaroğlu’nun yanındaydı, 15-20 kadar vekil ortada görünüyordu. Buna ek olarak yine 20 kadar vekil “Kılıçdaroğlu’ndan bir şey olmaz ama Özgür Özel de yanlış bir politika uyguluyor. Bütün partiyi Ekrem İmamoğlu’na endeksledi. Bu partiye zarar veriyor” inancındaydı.
Örgütte ise partinin ancak Özgür Özel ile iktidar olabileceği inancı oluştuğu için, örgüt neredeyse tamamen Özel’den yana görünüyordu.
Ancak Özgür Özel’e en yakın isimler bile Kılıçdaroğlu’na yönelik olumsuz ifadeler kullanmıyorlardı.
Ya eski genel başkana saygıdan ya da ne olur ne olmaz duygusu ile.
Kılıçdaroğlu’nun yakınındaki 14 kişilik grup ise Özel ve çevresine karşı son derece tepkiliydi. “Bunlar Kemal Bey’in en yakınlarıydı. Hata dedikleri her şeye ortaktılar. Ne oldu da şimdi Kemal Bey kötü oldu” diyorlardı ama asıl nedenin Özgür Özel’in yakın çevresine girememeleri olduğu da bilinmeyen bir şey değildi.
Bir oran vermek gerekirse parti grubunun yüzde 10’u Kılıçdaroğlu’ndan yanaydı.
Yüzde 10 gelen ağam giden paşam diye bekliyordu.
Yüzde 20 ise Kılıçdaroğlu’ndan yana olmasa da, Özgür Özel’e ve parti yönetimine “eleştirel” gözle bakıyordu.
Tüm bu dengeyi değiştirip, Özgür Özel’i partide en güçlü hale getiren iktidar kanadının yanlış bir hamlesi oldu.
Gürsel Tekin’in, İstanbul’da bir yerel mahkemenin kararı ile İstanbul İl Başkanlığı’na “atanması” CHP içindeki tüm dengeleri değiştirdi.
Özgür Özel’i partinin gerçek lideri haline getiren ve parti içi muhalefeti büyük oranda bitiren olay ne İmamoğlu’nun tutuklanması ne de Özel’in Saraçhane’de başlattığı ve mitinglerle sürdürdüğü hareket oldu.
Özgür Özel’i asıl güçlendiren ve parti içinde hakimiyet kurup, parti içindeki çatlak sesleri susturan Gürsel Tekin ve Tekin’in İstanbul İl Başkanlığı’na gelişinde yaşananlardı.
Öyle ki, o günün ardından Kılıçdaroğlu’nun yanındaki vekillerden bazıları da Kılıçdaroğlu’nu terk edip en azından tarafsız ve bağımsız bir pozisyona geçtiler.
Özel’i eleştiren parti içi muhalefet sustu, susmak zorunda kaldı.
Bugün CHP Genel Başkanı’nın parti grubundaki destek oranı yüzde 80’in üzerinde, ki bu grubu meclise sokan kişi Kılıçdaroğlu olduğu halde.
Kılıçdaroğlu’nun çevresinde en iyi ihtimalle 10 kadar vekil kaldı ki Özel bunların bazılarına görev verse koşarak gelecekler.
Birkaç vekil ise, TOKİ ve Vakıflar ile olan ticari ilişkileri nedeniyle AK Parti’den gelecek sinyallere göre hareket eder gibi görünüyor.
Kim bu vekiller derseniz, Bakan Murat Kurum Meclis kürsüsüne çıktığında büyük bir heyecanla alkışlayan CHP’lilerin kimler olduğunu gözünüzün önüne getirmeye çalışın.
Yerli ve milli gurbetçilerimiz kaç TOGG aldı!
Yerli ve milli otomobil markamız TOGG Ekim ayı itibarıyla Almanya’da satışa başladı.
Hatta Almanya’da satış fiyatının üretildiği ülke Türkiye’den yaklaşık yarım milyon TL daha ucuz olması eleştiri konusu oldu.
Bugün itibarıyla TOGG 5 aydır Alman pazarında.
Merak ettiğim şu.
TOGG Almanya’da bu beş ayda kaç adet sattı?
Yerlilik, millilik ve Türkiye’yi düşünme konusunda mangalda kül bırakmayan “muhafazakar” gurbetçilerimizin kaçı bu 5 aylık sürede TOGG satın aldılar?
Kaç “Türk malı” otomobil Alman otobanlarına çıktı?
Berlin Büyükelçimiz, Almanya’daki konsoloslarımız makam araçlarını TOGG’le değiştirdiler mi mesela! Çünkü genel uygulamadır, diplomatlar bulundukları ülkelerde, eğer var ise kendi ülkelerinin otomobil markalarını kullanırlar.
En azından pazarına girmeye çalıştığımız ülkelerde TOGG kullanan kaç diplomatımız var!
Hazır TOGG demişken, bir de eleştiri getireyim.
TOGG’un yönetim kurulu başkanı Fuat Tosyalı tanıdığım parlak iş insanlarından biri.
Kendi alanında, demir çelikte global bir oyuncu olmaya çalışan iyi bir iş insanı.
TOGG’un bugünkü stratejisinden memnun mu!
Niye mi!
Otomobil hâlâ bir heyecan nesnesi ve hâlâ bir teknoloji ve yapabilirlik gösterisi.
TOGG ne yazık ki, bu gösterinin hiçbir yerinde yok.
BYD, bugün dünyanın en çok satan elektrikli otomobil markası.
Satışları Tesla’nın üzerinde ve farkı açıyor.
Buna rağmen ne yapıyor?
Dünyanın en hızlı otomobilini üretiyor. Yangwang U9 modeli ile 496.22 km/s hıza ulaşıyor. BYD bu otomobilden yılda 10 bin tane üretip satacak mı! Bütün bayilere birer tane dağıtacak mı! Millet bunu almak için kuyruğa mı girecek!
Hayır.
Hatta belki hiç üretmeyecek.
Ama ne yapıyor, tüm dünyaya ne yapmaya muktedir olduğunu gösteriyor.
Marka imajı oluşturuyor, teknik kapasitesini gösteriyor. Bu otomobil videosu Youtube’da yüz milyonlarca kez izleniyor.
Markanın en küçük, en ucuz modelini alana bile bir kimlik veriyor.
Keza Tesla.
S Plaid milyonlarca mı satıyor! Elbette satmıyor ama markanın 0’dan 100’e 2 saniyede çıkabilecek kapasitesini gösteriyor.
Marka ilerlemiyor Fuat Bey, hatta ne yazık ki geriliyor.
Hadi bunu yapamıyorsunuz diyelim.
Avrupa’da taksiler ve Uber, Bolt gibi şirketler giderek elektrikli araçlara meylediyorlar.
Bari hiç değilse oraya yönelik bir faaliyetiniz olsun.
Bugün mesele üretmek değil, marka yaratmak ve pazarlamak.
Öldürmeyin şu markayı.
Yazık!
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
Öz disiplinin önemini anladığımız zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar




