
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
Dış politikada en tutarlı olduğumuz yer: İran
Operasyon
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
Dış politikada en tutarlı olduğumuz yer: İran
Fatih Altaylı
Mart 3, 2026
Yazı İçeriği
Dış politikada en tutarlı olduğumuz yer: İran
Operasyon
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
İran ile ABD ve İsrail arasındaki “savaşımsı” çatışma sürerken, Ahmet Davutoğlu kendisinden beklenen açıklamayı yaptı.
“Türkiye’nin sessiz kalmaması lazım. Ben şu anda geç kalındığını düşünüyorum” dedi.
Ben de Ahmet Davutoğlu’nun şu anda Dışişleri Bakanlığı koltuğunda oturmuyor olmasına, hatta Başbakanlık koltuğundan kaldırılmış olmasına şükrettim.
Çünkü şu anda Türkiye’nin İran politikasının son derece doğru olduğunu ve bu şekilde devam etmesinin hem Türkiye’nin hem de bölgenin yararına olduğunu düşünüyorum. Şu anda Türkiye bu konuda konuşması gerektiği kadar konuşuyor, susması gerektiği kadar da susuyor.
Son derece doğru bir pozisyon almış durumda.
Bu pozisyonun da etkisi ile İran, ABD destekçisi olduğunu düşündüğü ülkelere, sağa sola saldırırken Türkiye topraklarına İran füzeleri atılmıyor.
Türkiye mutedil açıklamalarla dengeli bir politika yürütüyor ve bu da Türkiye’yi hedef olmaktan koruyor.
Açık söylemek gerekirse, son 15 yılda dış politikada hepimizce, hatta zaman zaman kendi tarafından bile eleştirilen hatalar yapan iktidar, İran konusunda 20 yıldır tutarlı ve gerçekçi bir politika yürütmeyi başardı.
AK Parti’nin iktidara geldiği 2000’li yılların başında da İran ile ABD-İsrail ittifakı arasında bir gerginlik ve bu gerginliğin bir çatışmaya dönüşmesi beklentisi vardı.
İran’da muhalif gruplar, İran’ın bir nükleer program yürüttüğünü ifşa etti.
Ortalık karıştı.
İsrail ve ABD İran’ı tehdit ediyorlar, İsrail bunun kendileri açısından bir varoluş, bir ölüm kalım meselesi olduğunu söylüyor, açık bir tehdide maruz kalmasa da ABD de İsrail’in yanında yer alıyordu.
Avrupa ise tedirginlikle izliyordu
Çatışma sanki an meselesiydi.
O yıllarda ben bu çatışmanın, AK Parti iktidarı açısından son derece sıkıntı verici ve hatta iktidarın devamı konusunda belirleyici olabileceğini yazmıştım.
AK Parti iktidarı, o yıllarda bu gerilimin idare edilmesi konusunda çok doğru politikalar izledi.
2007-2008 yıllarına gelindiğinde durum iyiden iyiye kötüye gitti.
İran’ın gizli bir nükleer program yürüttüğü ve zenginleştirilmiş uranyum tesisleri kurduğu ve çok miktarda santrifüj çalıştırdığı artık aşikardı ve Molla rejimi, bunun bir barışçı enerji programı olduğu konusunda ikna edici değildi.
Çatışmanın kaçınılmaz hale geldiğinin düşünüldüğü ve kimsenin kılını kıpırdatmadığı o günlerde, Türkiye son derece riskli ama sonuç olarak bir o kadar da başarılı bir hamle ile devreye girdi. Çatışmayı engellediği gibi, 5 + 1 toplantılarının kurgulayıcıları arasında önemli bir rol üstlendi, ilk toplantılara ev sahipliği yaptı.
Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Mısırlı Muhammed Baradey’in de katkıları ile çatışma engellenmiş, görüşmeler başlamış, diplomasi kazanmıştı.
Türkiye’nin payı büyüktü.
Bugün Türkiye hâlâ o politikayı yani taraflarla dengeli, mesafeli ve hamasetten uzak politikayı sürdürmeyi başarıyor.
Türkiye’yi bugün hedef olmaktan koruyan o politik mirastır.
O mirası Davutoğlu’nun “stratejik hezeyanlarından” korumak gerekir.
Operasyon
Değerli okurlar,
Bugün siz bu satırları okurken bir küçük bir operasyon geçiriyor olacağım ve birkaç gün yazı yazmam mümkün olmayacak.
Seçil Erzan’ın acıklı hikayesine de kaldığımız yerden o zaman devam edeceğim.
Erzan’ın mektubunu yayımlarken amacım banka müdiresini aklamak falan değil.
Büyük hatalar yapmış.
Başarılı bir banka müdürünün asla yapmaması gereken, yapmayacağı hatalar yapmış.
Bunları hangi ruh halinde yaptığını bilemeyiz.
Fakat futbolcuların ve davada adı geçen diğer kişilerin de iyi niyetten çok uzak oldukları ve haksız, fahiş kazançlar peşinde koşan kişiler oldukları çok açık.
Dava sürecinde de bu vicdansızlıklarını sürdürmüşler.
Her saadet zincirinde olduğu gibi, burada da özellikle son gelen birkaç kişi para kaybetmiş ama ilk gelenler fahiş kazançlar elde etmiş.
Seçil Erzan ise bu işlerden hiçbir kazanç elde etmediği gibi varlıklarını kaybetmiş.
Önümüzdeki günlerde anlattıklarını okudukça mevzuyu daha iyi anlayacaksınız.
Birkaç gün sonra görüşmek üzere.
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
Ahlaklı olmanın bedelini ödemekten korkmadığımız zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar




