
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
Sulhu salah
Temizler
Rutin ilişkiyi öldürür
Anket var, anket var
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
Sulhu salah
Fatih Altaylı
Mart 13, 2026
Yazı İçeriği
Sulhu salah
Temizler
Rutin ilişkiyi öldürür
Anket var, anket var
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Atatürk’ün “Yurtta sulh cihanda sulh” cümlesine atıfta bulunması herkesi çok şaşırttı.
İki gün önce aynı cümle Ali Sami Yen Stadı’nda, Liverpool tribünlerini süslediğinde TRT kameralarının bu pankartı görmezden gelmesine öfkelenenler, Cumhurbaşkanı Atatürk’ten Atatürk diye söz edip, sözünü tekrarlayınca hem mutlu oldular, hem de şaşırdılar.
Oysa şaşıracak bir şey yok.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk kez Atatürk’ten alıntı yapmıyor.
Geçmişte de benzer atıflarda bulundu, genel olarak “Mustafa Kemal Paşa” demeyi tercih ettiği, Atatürk’e Atatürk dediği de çok oldu.
TRT’nin tribünlerdeki aynı cümleyi “ıskalaması” ise bambaşka bir mevzu.
Kötü niyetten mi, yoksa FIFA ve UEFA’nın tribünlerde siyasi sloganlara karşı tavrı nedeniyle mi bu pankartı göstermediler bilmiyorum.
Ancak Erdoğan’ın Cumhuriyet’in kurucu felsefesinin politikasını gündeme getirip, bu politikaya sahip çıkmasını önemli buluyorum.
Bu, Türk dış politikasında önemli bir değişime işaret ediyor olabilir.
İnşallah da ediyordur.
Atatürk’ün “yurtta sulh cihanda sulh” olarak özetlediği dış işleri yaklaşımı aslında sadece bu cümleden ibaret değil.
Birkaç temel direği daha var.
Bunlardan çok önemli bir diğeri, “Komşularınızın iç işlerine karışmayın”.
Bir başkası ise “Arap devletlerinin kendi aralarındaki çatışmalarda taraf olmayın”.
“Yurtta sulh, cihanda sulh” ile birlikte bu politikalara da dönüş yapılıyorsa bu Türkiye açısından son derece doğru bir yaklaşımdır.
Ve zannedildiğinin aksine, komşuların iç işlerine karışmamak ve Arapların kendi aralarındaki çatışmalarda taraf olmamak konusunda Türkiye’nin politikalarını ilk bozan AK Parti değildir.
Demokrat Parti ve Anavatan Partisi iktidarları sırasında da bu politikadan küçük sapmalar olduysa da, asıl büyük bozulma ilk olarak Doğru Yol Partisi iktidarı sırasında, Tansu Çiller’in başbakanlığı döneminde oldu.
Türkiye önce Azerbaycan’ın, sonrasında Özbekistan’ın iç işlerine müdahil olmaya heveslendi.
Azerbaycan’da darbe yaptırmaya kalkıştı, Özbekistan’da rejim muhaliflerine kucak açtı, devlet başkanına suikast düzenleyenleri Türkiye’de sakladı.
Her iki ülke ile de bozulan ilişkilerin düzelmesi on yıllar sürdü. Özellikle Özbekistan ile tam olarak hiçbir zaman düzelemedi.
AK Parti döneminde olanlar ise malumunuz zaten.
Stratejik derinlik adı altında “Enver Paşacılık” oynamaya kalkan birileri Bulgaristan’da siyasi parti kurdurup seçime soktular, Kuzey Afrika’da bilmedikleri bir oyunda hakemliğe ve hatta taraftarlığa soyundular, Suriye’de yaptıkları ise zaten ortada.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın atfı bu yüzden önemli.
1990’ların başında bozulan, Ecevit hükümeti döneminde düzeltilmeye çalışılsa da, AK Parti ve özellikle de Davutoğlu döneminde yerle yeksan olan bir politikaya yeniden dönüleceği duygusu uyandırıyor.
Umarım doğru anlamışızdır.
Umarım, bugün Türkiye’nin çevremizi saran ateş çemberi içinde tarafsız bir barış adası gibi kalmasını övenler, bunu 2. Dünya Savaşı gibi bir yangının ortasında çok daha zor olan “barış pozisyonunu” koruyan İsmet İnönü ve o günün CHP’sine sövmekten de vazgeçerler.
Temizler
İBB Davası, ilgilenenler açısından heyecanlı geçiyor.
İlk iki gün hakimler ile sanıklar arasındaki tartışmalarla geçen celseler, dün de “tanık tutarsızlığı” ile gündemde idi.
Tanık, İstanbul Valisi’ni de meseleye kattı. Vali Gül açıklama yaparak tanığın yalancı olduğunu belirtti.
Başından beri söylediğimiz gibi dava tanık açısından zengin, delil açısından ise fakir bir dosyaya sahip.
Ancak bana göre bu davanın en ama en zayıf karnı, kuru ile yaşı aynı ocağa atmaya çalışması.
Bazı isimler var ki, hiç tanımasanız bile bu dosyaya sığmıyor, girmiyor, oturmuyor.
Mesela Buğra Gökçe.
Gökçe’yi buraya koyduğunuz zaman içerde kirli birileri varsa bile Gökçe’nin durumu diğerlerini de aklıyor.
Ya da Ramazan Gülten.
Ramazan Gülten Türkiye’de bulabileceğiniz en temiz İmar Müdürü gibi duruyor.
Gülten’i inceleyenler, hele hele de işveren ise muhtemelen “Keşke yanımda böyle biri çalışsa” diyordur.
Siz bu adamları yargıladığınız, hele hele tutuklu yargıladığınız zaman tüm dosya çürüyor.
Bu gibi adamların temizliği, dosyada var ise eğer, kirlileri de temizlemeye yetiyor.
Rutin ilişkiyi öldürür
Dün CHP’nin 97. mitingi ve rutinleşen mitinglerin sıkıcı bir hale gelme riski içerdiğini söylemem üzerine bazı sosyal medya kullanıcıları “Sen de iktidar gibi CHP’nin Ankara merkezli siyaset yapmasını istiyorsun galiba” demişler.
Cezaevinden çıktığımdan beri sosyal medya ile fazla haşır neşir olmuyorum.
Fazla trolleştiğini ve zaman kaybı olduğunu düşünüyorum ama bu medyayı da tamamen yok saymak doğru değil.
Bunu söyleyen salaklara şunu hatırlatmak isterim.
Rutinleşmek, sürprizlerden uzak durmak her türlü ilişkinin düşmanıdır.
Karı koca ilişkisinin de seçmen parti ilişkisinin de.
Eve gidip ve her gün aynı şeyi anlatın.
Bakalım eşiniz, çocuklarınız sizi dinleyecek mi!
En güzel, en eğlenceli şeyi bile anlatıyor olsanız her gün aynı şeyi anlatınca bir süre sonra dinlenmez olursunuz.
En neşeli, en komik fıkrayı bile kaç kez üst üste dinlersiniz.
Yıllar önce, yeni evliydim galiba.
Her pazartesi günü eşime çiçek yolluyordum.
Önce hoşuna giden bir jestti.
Sonra sıradanlaştı, sonra sıkıcı oldu.
Değersizleşti.
Çünkü rutindi. Benim değil, çiçekçinin işi olmuştu.
Sonra kestim, yollamamaya başladım.
Farkına bile varmadı.
Onun yerine her hafta farklı küçük sürprizler yapmaya başladım.
Çok daha heyecanlı, çok daha beklenir ve merak edilir oldu.
Ben de daha çok düşünüyor, daha yaratıcı olmaya çalışıyordum.
Emek veriyordum.
Bunu anlatmaya çalışıyorum.
Eminim ki, sosyal medyada beni suçlayanlar bile artık bütün mitingleri dinlemez izlemez olmuşlardır.
Bunu bu kadar rutin hale getirirseniz, yarın öbür gün farklı bir şey söyleyeceğiniz zaman da karşınızda kimseyi bulamazsınız.
Bu yüzden “Ankara merkezli olun” demiyorum.
“Yaratıcı olun” diyorum.
Rutin kolaydır.
Ama her gün aynı çiçeği yollayarak kimseyi kendinize uzun süreli aşık edemezsiniz.
“Anladınız mı?” diye soracağım ama anlamayacaklarını biliyorum.
Ama Özgür Özel’in anladığından hiç şüphem yok.
Anket var, anket var
Yukarıda sözünü ettiğim yazımla ilgili başka tepkiler de geldi.
Bazı CHP’liler “Haklısınız, partinin yükselişi durdu hatta son anketlerde AK Parti yeniden öne geçmiş görünüyor” diyor.
Sözünü ettikleri anket GENAR’ın anketi.
Bir Hürriyet yazarı anketi yayınlamıştı.
Bunu göre AK Parti CHP’nin önüne geçmiş.
Bölgedeki gelişmelerin de etkisiyle AK Parti 34,8 oy oranı ile 1. partiliğe yükselmiş, CHP ise 31,5 ile ikinciliğe düşmüş.
Bu, benim gördüğüm diğer anketlerle çelişen bir sonuç.
AK Parti’nin bir miktar yükselmiş olması belki mümkün ama 1. parti olması hayli iddialı olmuş.
Ancak mesele şu ki, GENAR’ın patronu İhsan Aktaş sıkı bir AK Partilidir. Tanırım. İyi de insandır ama AK Parti’ye duygusal olarak bağlıdır.
Bu da ister istemez anketlerine yansır.
Mesele 2024 Yerel Seçimleri öncesi GENAR bir anket yapmış ve İstanbul’da AK Parti’nin kazanacağını açıklamıştı.
GENAR’a göre 31 Mart 2024 seçimlerinde AK Parti İstanbul’da yüzde 45 ile 1. partiydi. CHP ise yüzde 41 ile ikinci parti konumundaydı ve İhsan Aktaş bu yüzde 41’e İYİ Parti ve HDP’den gelecek oyların da dahil olduğunu söylüyordu.
Peki seçim sonucu ne oldu?
CHP İstanbul’da yüzde 51,15, AK Parti ise yüzde 39,6 oy aldı.
GENAR’a göre AK Parti 4 puan öndeydi.
Sandıkta CHP 12 puan önde çıktı.
GENAR’ın sapması 16 puan oldu.
Elbette bu bir ölçü değil ama yine bir gösterge.
Tabii asıl şaşırtıcı olan AK Parti’nin her şeye rağmen yüzde 30’ların altına düşmüyor olması.
Bu çok önemli bir baz ve araştırmacılar Erdoğan’lı bir AK Parti’nin alt sınırının yüzde 25 olduğunu söylüyorlar.
CHP’de ise Özgür Özel’i denklemden çıkardığınız zaman alt taban yüzde 15’e kadar düşüyor.
Bunu anlamak çok zor.
Ancak zannederim 2007 seçimleri öncesiydi.
Türkiye’nin iyi tanıdığı eski bir bürokrat ve siyasetçi o sırada yayın yönetmeni olduğum gazeteye ziyarete gelmişti.
“Türkiye’de cami cemaati partisini buldu. AKP’yi devirmek uzunca bir süre çok zor görünüyor” demişti.
Haklı çıktı.
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
Beyazlarla renklileri aynı makinada yıkamadığımız zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar





