İstanbul 13°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Vahhh kalanlara

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mart 15, 2026

İlber Hocamızı kaybettik.

Dün ilk defa onun olmadığı bir güne uyandım.

Çok acı vericiydi.

Artık olmadığını bilmek, onunla konuşamayacak, sohbet edemeyecek, azar işitemeyecek olmak çok ama çok zormuş.

Galiba en güzelini sevgili Cem Boyner söyledi başsağlığı mesajında:

“Vahh gidene derler ya, bu kez vahh kalanlara.”

Oysa içten içe biliyordum sevgili dostumun bu yılı çıkarmakta çok zorlanacağını. Hissediyorduk.

Çok zorlanıyordu artık.

Özellikle cezaevinde olduğum süreçte kendisine “Sakın beni ziyarete gelmesin” mesajını iletmiştim. Yorulmasını istemiyordum.

Ama Tatar inadı vardı. Laf dinlediği görülmüş şey değildi.

Yine bir hastane çıkışı kalktı geldi, bütün heybetiyle.

Varlığıyla tüm Silivri 9 Numaralı Cezaevi’ni şenlendirdi.

Bir heyecan dalgası estirdi.

Otomobilinin bagajına doldurduğu kitaplarını da infaz koruma personeline dağıttı, tek tek imzalayarak.

Bir saat sohbet ettik. “Yine geleceğim” dedi, gitti.

İlk duruşmam yine hastanedeydi.

İkinci duruşmada ise yanında seyyar nefes tüpleriyle duruşma salonundaydı. Hande “Hocam niye geldin?” deyince kızmış. “Burada olmayacağım da nerede olacağım?” diye.

Sağlığı çok bozuktu. Görüyordum.

En büyük korkularımdan biri, ben cezaevindeyken hayatını kaybetmesiydi.

Son bir kez sarılmak istiyordum.

Tahliye olduktan sonra “Benim İlber’le, Celal’le geçirecek daha ne kadar zamanım var bilmiyorum; bunu elimden aldılar” dememin nedeni de buydu işte.

Çıktıktan sonra ilk arayan oydu.

“Yemeğe gidelim” dedim.

“Ben davet edeceğim” dedi. Ertesi gün Celal’le (Şengör) beni yemeğe götürdü.

Kasımpaşa’da, geceleri taksi şoförlerinin ve meyhaneden çıkanların çorba içmeye gittiği, gündüz çevredeki işyerlerinde çalışanlara hizmet eden bir esnaf lokantasının adresini verdi.

Epey sohbet edip epey güldük.

“Beğenmedin değil mi lokantayı?” dedi.

“Beğenmedim” dedim.

“Ben de beğenmedim ama olsun, doyduk” dedi. Tüm engelleme çabalarıma rağmen bir de tatlı götürdü üstüne.

Ertesi gün aradı.

“Ben ameliyat olacağım biliyorsun. Öncesinde bir program çekelim” dedi.

“Daha programlara başlamıyorum. Sen hastaneden çıkınca çekeriz” dedim.

Niye ameliyat öncesi çekmek istediğini anlıyordum.

“Çek sonra yayınlarsın. Biz programı yapalım. Celal’e söyle, o da gelsin” dedi.

Celal Şengör’ü aradım.

“İlber’in emri başüstüne” dedi.

Aslında veda programıydı.

Çektik. Henüz yayınlamadık.

Sonra hastaneye yattı.

Ameliyat oldu.

Sıkılırdı hemen. Sıkıldı. Doktorların itirazına rağmen birkaç gün sonra çıktı.

Tatar inadı.

Birkaç gün sonra hastaneye döndü mecburen.

Yoğun bakıma kaldırılmasından birkaç gün önce, önceki pazar Celal Şengör, Oya ve Asım’la birlikte ziyaretine gittik.

İyi görünüyordu.

Ertesi gün Murat Bardakçı’yı aradım.

“Gelip seni alıyorum, İlber’e gidiyoruz” dedim.

Ama sabah diyalize girmişti. Öğlenden sonra gidebildik.

Bir saate yakın oturduk.

Murat’la uzun uzun dedikodu yaptılar her zamanki gibi. Ben de sanki bunun son sohbetleri olduğunu biliyormuşçasına ilk kez videoya aldım konuşmalarının bir bölümünü.

Bir saat kadar oturup daha fazla yormamak için kalktık.

“Gitmeyin” dedi.

“Yoruldun” dedik.

“Yarın yine gel” dedi.

“Yarın da ben ameliyat oluyorum. Hastaneden çıkınca gelirim” dedim.

Ama ben hastaneden çıktığımda o yoğun bakıma alınmıştı.

Sonra Celal arayıp haber verdi:

“Uyutuyorlar.”

Her gün Başhekim Şükrü Dilege’den bilgi alıyordum. Nuriye Ortaylı ile konuşuyordum.

Umutlar azalıyordu.

Ölümünden bir gün önce Şükrü Hoca “Gözlerini biraz açtı, baktı” deyince umutlandık.

Ertesi gün ise sabah tatsız haberi verdi Dr. Şükrü Dilege.

Celal’e haber verdim ve Murat’ı aradım.

“Her an kötü haber gelebilir, hazır ol” diye.

Murat zaten en yakın dostuydu. Gençlerin deyimiyle “kankası”, “BFF’iydi” (Best Friend Forever).

Zaten beni de İlber ile çeyrek asırdan fazla bir süre önce tanıştıran Murat’tı.

Sürekli didişirler, sürekli kavga ederler, sürekli dedikodu yaparlardı.

Bayılırdı Murat’tan dedikodu almaya.

Murat’a “ŞİT” derdi. Şeytani İstihbarat Teşkilatı.

“Amma dedikodu yaptınız” deyince, “Dedikoduyu ayak takımı yapar. Bir ilim adamıyız. Biyografi yapıyoruz” derdi.

Gezmek, bilgisini paylaşmak, aydınlanmaya katkı sağlamak en büyük keyfiydi. Yorulmadan oradan oraya koştururdu.

Bir günde üç ayrı şehirde konferans verir, aynı gece operaya giderdi.

Kendini bu kadar yormasına kızardık ama o umursamazdı. Yorulmazdı da.

Murat Bardakçı, “Anlıyorsun değil mi Osmanlı’nın neden posta işini Tatar’a verdiğini? Biz İlber’in koşturduğunun yarısını koştursak üç günde biteriz” derdi.

Haklıydı.

Ama İlber’i koşturma değil, kendine bakmama bitirdi.

Ne yediğine dikkat etti ne içtiğine.

Tüm uyarıları, doktorların tavsiyelerini, bizim sözlerimizi hiç ama hiç dinlemedi.

Yıllardır yüksek şekerle yaşadı.

Umurunda değildi.

Pandemi sırasında ilk sinyalleri verdi.

Bacaklarında sorunlar çıkmaya başladı.

Ama yine umursamıyordu. Ameliyattan çıkıp hastaneden kaçıp davet davet dolaştı.

Sonunda kız kardeşi Dr. Nuriye Ortaylı gelip aldı ve Ankara’ya götürdü.

Ciddi bir bakımdan geçti Ankara’da ama duramazdı yerinde.

Yine attı kendini yollara, seyahatlere, toplantılara.

Bildiği gibi yaşadı.

Son yıllarda sevgili Tuna, kızı, yanındaydı hep. O olmasa muhtemelen çoktan aramızdan ayrılmış olurdu hocamız.

Tuna ona yaşam verdi, zaman verdi.

O da gezmeyi, görmeyi, insanlarla bir arada olmayı, onlara bir şeyler öğretmeyi, öğretirken öğrenmeyi sürdürdü.

Her yeni gördüğü yere bayılır, orada yaşamak isterdi.

İstanbul’un çeşitli semtlerinde evleri bu yüzden vardı.

Birinden sıkılırsa başka bir tane daha kiralardı.

Üsküdar’da, Teşvikiye’de, son olarak Yeşilköy’de.

Her yere, herkese yetişirdi.

Murat Bardakçı kızardı.

“Gezme, otur yaz. Bernard Lewis’ten daha iyisin ama yazmıyorsun” derdi.

Ben de Murat’a “Senin yüzünden” derdim.

İlber Hoca’nın iki dönemi vardır bana göre.

Ankara ve İstanbul dönemleri.

Ankara’da tarih bilimine büyük katkıları oldu. Muazzam eserler verdi.

İstanbul’da ise akademik üretimi azaldı ama topluma bilgiyi ve bilmeyi sevdirdi.

Bilmenin önemini gösterdi, bilgi şehvetini aşıladı.

Cehaletin kötülüğünü anlatmaya çalıştı.

“Elitistti” diyor bazı yavşaklar.

Hiç değildi.

Cehalete, daha doğrusu cahilin cüretine karşıydı.

Yoksa hiç ama hiç elitist değildi.

Liyakate önem verirdi. Bilmeye önem verirdi.

Elitist olsa her yere gider, herkesle konuşur, herkese bir bilgi kırıntısı da olsa aktarmaya çalışır mıydı?

Elitist olsa neredeyse her gün sekreterim Gülay’ı arayıp “Bizimki nasıl bugün?” der miydi?

Elitist olsa ne işi vardı benimle?

Tam aksine, onunla dostluğum nedeniyle her gün yeni bir şeyler öğrenme çabamı severdi.

Bugün arkasından sallayanlara gülüp geçiyorum.

Yüzde 99’unun adını duymadım; ne topluma ne akademiye katre katkısı olmamış bir grup kompleksli zavallı.

Ne yaşadıklarından haberimiz var ne de bir gün gittiklerinde haberimiz olacak.

İlber’i ise çoğu genç sevenleri uğurluyor; sevgiyle, hürmetle.

Milyonların sevgisini yanına alarak gidiyor İlber Hocaları.

Artık canım çektiğinde İlber’i arayamayacağım.

Gülay’ı arayıp “Nayıpor bizimki?” diye soramayacağım.

Celal artık İlber’e her merhaba dediğinde yeni bir şey öğrenemeyecek.

Murat, İlber’le dedikodu yapıp didişemeyecek.

Gençler, sevenleri bıraktığı külliyatla yetinmek zorunda kalacaklar; yenileri eklenemeyecek.

Onu herkes çok özleyecek.

Bu kez vahh kalanlara…

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Family Sins ya da itirafçı oğul mu var!
Köşe Yazıları
Family Sins ya da itirafçı oğul mu var!

Fatih Altaylı

Ekim 27, 2026

Önemli bir tutuklama: Mütedeyyin seçmenin baskısı
Köşe Yazıları
Önemli bir tutuklama: Mütedeyyin seçmenin baskısı

Fatih Altaylı

Ekim 26, 2026

Açgözlülerin vatana ihaneti ve BofA'nın bıyıklıları
Köşe Yazıları
Açgözlülerin vatana ihaneti ve BofA'nın bıyıklıları

Fatih Altaylı

Ekim 24, 2026

  • Videolar

Tümü
Denizlerimizi koruyabiliyor muyuz? görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Zafer Kızılkaya & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimDenizlerimizi koruyabiliyor muyuz?00:00 Giriş 02:48 Akdeniz'de korunan alanlar 05:10 Türkiye'de ki özel çevre koruma bölgeleri 09:34 Gökova'daki balıkçılığa kapalı alanlar 17:44 Ekosistem restorasyonu 26:50 Deniz kestaneleri de istilacı bir tür mü? 33:36 Deniz çayırı ile yosunun farkı nedir? 44:52 Mercanlar yok oluyor mu? 46:38 Bu mercanların evrim geçirip hayatta kalma ihtimalleri var mı? 47:30 Trol teknesi belgeseli 51:39 Türkiye'de tutulan hamsiler 54:09 Balık çiftliklerini açık denizlere kuramaz mıyız? 1:02:44 Norveç somonu ve orkinosların ağır metal içerdikleri doğru mu? 1:05:07 Çekilen belgeseller maliyetleri karşılayabiliyor mu? 1:06:48 Mühendislik okuyup neden bu işi yapmayı tercih etti? 1:12:10 Med Sea Alliance ne yapıyor? 1:13:33 Devlet ile nasıl işbirliği yürütüyor 1:14:56 Türkiye'de kaç deniz koruma alanı var? 1:17:04 Koruma alanlarının kıyılarında imar yasağı var mı? 1:19:02 Kapanış #işbirliği
Ekim 25, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "İyi şarkı, güzel arabadan daha çok keyif verir" görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
EypioFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "İyi şarkı, güzel arabadan daha çok keyif verir"Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:14 Eypio'nun ailesi nereden geliyor? 04:10 Hollanda'ya uzanan kaçak yolculuk 17:47 Müziğe nasıl başladı? 18:58 Türkiye'ye dönüşü ve ticari girişimleri 22:12 "Günah Benim" şarkısının hikayesi 25:41 Kibariye ve Sibel Can ile düetleri 30:58 "Yeraltı" dizisinin şarkıları 32:13 Özdemir Erdoğan ile yaşanan tartışma 35:22 Türk rapinin dünyadaki yeri 39:10 Şarkılarını nasıl yazıyor? 46:09 Ailesi ve kızları 49:47 Rahat bir hayat müziğini etkiliyor mu? 51:35 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ekim 25, 2026
"Gülle gibi" Toyota GR YARiS görseli
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke Tek"Gülle gibi" Toyota GR YARiSToyota GR Yaris tüm dinamizmi ve gücüyle sahnede! Direksiyonda Teke Tek’in bu bölümünde Fatih Altaylı, ralli dünyasından ilham alan tasarımı, üstün yol tutuşu ve heyecan verici sürüş performansıyla öne çıkan Toyota GR Yaris’i test ediyor. Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor. #işbirliği
Ekim 21, 2026