
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
Macaristan Türkiye’ye ne anlattı
Aparat anketine var mısınız!
İşlerin aynası sayılar
Niye tutuklular
Macaristan Türkiye’ye ne anlattı
Fatih Altaylı
Nisan 13, 2026
Yazı İçeriği
Macaristan Türkiye’ye ne anlattı
Aparat anketine var mısınız!
İşlerin aynası sayılar
Niye tutuklular
Macaristan’da beklenen oldu.
16 yıllık Başbakan Viktor Orban iktidarı sona erdi.
Muhalefet seçimleri açık farkla kazandı.
Doğrusu tüm anket sonuçlarına rağmen, otokrat Orban’ın iktidarı bırakacağını zannetmiyordum. Hile hurda kazanır, ABD ve Rusya göz yumar, AB zaten iğdiş diye düşünüyordum.
Macaristan’ı pek de demokratça yönetmeyen ve bu yüzden de sıkça eleştirilen Orban aslında “Yeni Dünya Düzeni”ne uygun bir profil çiziyordu.
Aynı anda hem Trump hem de Putin tarafından desteklenmeyi becerecek bir siyaset izliyordu.
Avrupa değerlerine hiç ama hiç uymadığı halde, Avrupa ülkeleri ile ilişkileri koparmamayı becerecek kadar AB liderlerinin “kişiliksizliğini” çözmeyi başarmıştı.
Ancak bir şeyi unutuyordu.
Macaristan halkı mutsuzdu. Kendi halkını mutsuz ediyordu çünkü özgürlüklerini kısıtlıyordu. Buna bir de ekonomik sıkıntılar eklenince koltuğunu koruyamadı.
Fark yiyerek iktidarı kaybetti. Seçim yenilgisini de kabul ederek rakibini kutladı.
Viktor Orban 16 yıllık iktidarı boyunca, özellikle de son döneminde AK Parti iktidarı ile karşılaştırıldı. Benzer bulundu. Bu benzerliğe dikkat çekenler sadece Avrupalılar ya da muhalifler değildi. AK Partililer de bunu gizlemiyordu.
Ve şimdi Orban’ın devrilmesi ile beraber bu benzerlik tekrar konuşulmaya başlandı.
Ve AK Partili Mücahit Birinci buna herkesten önce başlamış görünüyor.
“Orban’ın başına gelenlerden ders almalıyız” manasında bir açıklama da yaptı, yapılması gerekenleri sıraladı.
Peki, iki ülkede siyaset birbirine gerçekten benziyor mu, Orban’ın hezimeti, Türkiye’de AK Parti’nin benzer bir hezimetini mümkün kılar mı?
Tablo pek öyle değil.
Orban’ın partisi Fidesz, Macaristan seçimlerinde ilk sonuçlara göre yüzde 37,8 oranında oy aldı. Yani aslına bakarsanız Fidesz’in oy oranı bugün AK Parti’ye yakın en iyimser anket firmalarının sonuçlarında bile yüzde 35’i bulmayan AK Parti’den en az 2 puan daha yüksek.
Yani AK Parti’nin toplumsal desteği Orban’ın partisinin bile altına düşmüş vaziyette.
Merkez sağda konumlanan muhalif Tisza ise oyların yüzde 53,6’sını almayı başardı ve Macar parlamentosunda üçte ikilik bir çoğunluğu elde etti.
Oranlara bakarak gördüğünüz gibi, ülke siyasetleri arasında bir benzerlik yok.
Türkiye’de iktidar adayı muhalefet partisi, Macar muhalefet partisinin yüzde 53,6’lık oy oranına yaklaşamıyor bile.
Türkiye’deki en büyük muhalefet partisinin yerel seçimlerde elde ettiği yüzde 38’lik oy oranı ile bile Tisza’nın yakınından geçmiyor.
Bugün en iyimser anketler CHP’yi yüzde 35 civarında gösteriyorlar.
Kendini muhalif olarak konumlayan partilerin toplam oy oranı Macaristan’da seçim kazanan partinin oy oranına yakın olabilir ama tek parça olamıyorlar.
CHP’ye yüzde 35 desek, İYİ Parti yüzde 6, Zafer yüzde 5, Anahtar Parti yüzde 4 olsa, 2 Yeniden Refah Partisi, 1 Saadet Partisi yüzde 53 ediyor etmesine de hepsi ayrı ayrı.
Bırakın tek çatı altını, milliyetçi partiler dahi aynı çatı altında birleşemiyor.
Ne yapacağından emin olamadığımız DEM Parti’yi de muhalefete eklesek bile parçalı yapı oldukça Türkiye’de Macaristan’daki sonucun benzerini göremiyorsunuz.
Bir de sistem farklılığını göz önüne alırsanız benzerlik iyiden iyiye zayıflıyor.
Macaristan’ın Türkiye’ye gösterdiği tek şey 16 yıllık güçlü ve ABD destekli iktidarların bile yıkılabileceği.
Ama karşısında parçalı bir yapı ile yıkılmasının kolay olmadığı.
Orban’ın kurdu kendi içinden çıktı
Macaristan’da aşırı sağ gitti ve yerine merkez sağ geldi.
Başbakanlık koltuğuna oturması artık bir zaman meselesi olan Magyar, gençlik döneminde ve sonrasında Orban’ın parti teşkilatında görev alan bir isim.
Eski eşi, Orban hükümetinin eski Adalet Bakanı.
Eşinin, Orban’ın adının karıştığı bir taciz skandalına getirilen aftan sonra istifa etmesi ile birlikte siyasi bir kişiliğe dönüşen Magyar, önce Avrupa Parlamentosu seçimlerinde büyük bir başarı elde etti.
Şimdi de genel seçimlerde bu başarısını ikiye katladı.
En büyük vaadi Macaristan’da yeniden hukuku üstün kılmak, AB değerlerine geri dönmek, başbakanlığı iki dönemle sınırlamak.
Bunları yapar mı, yoksa yeni bir Orban mı olur kimse emin değil.
Ama yine de değişim herkes açısından umut verici.
Tabii Magyar’ı biriyle karşılaştıracaksak Ali Babacan ile karşılaştırabilirdik.
Hatta daha fazlasıyla partisinden istifa etmiş olsa belki Süleyman Soylu ile.
Aparat anketine var mısınız!
Gazeteci dostum Timur Soykan ile CHP İstanbul İl kayyumu Gürsel Tekin birbirlerine girmişler.
Timur Soykan’ın sert eleştirileri karşısında Gürsel Tekin, Timur’a “Operasyon aparatlığı yapıyorsun” demiş.
Çok güldüm.
Timur Soykan, benim Türkiye’de en güvendiğim gazetecidir.
Duruşu, ilkeleri, ilişkilerindeki mesafe ile eşi benzeri artık az bulunan gazetecilerden biri, bana göre birincisidir.
Bana hangi gazeteciye kefil olursun diye sorsalar, ilk sıraya hiç düşünmeden Timur Soykan’ın adını yazarım.
Bu yüzden de hiç kimse, hele hele Gürsel Tekin Timur Soykan’a “operasyon aparatı” diyemez.
Ve eğer Gürsel Tekin çok arzu ediyorsa çıkıp bir anket yapalım ve “Bu ikisinden hangisi operasyon aparatıdır?” diye halka soralım.
Böyle bir anket için Gürsel Tekin Bey’in cesareti var mı acaba!
Kimin aparat olduğuna halk karar versin.
Ne dersiniz Sayın Tekin?
İşlerin aynası sayılar
Ben turizmde işler pek de iyi değil deyince bazıları sayılarla yanıt verdi.
Birkaç gün önce Türkiye’nin önemli alışveriş merkezlerinden birinin verileri elime geçti.
Sayılar ilginç.
İstanbul’da yabancı turiste yapılan satışların yarıya yakınını yapan bir alışveriş merkezi.
Uluslararası tax free yani vergisiz alışveriş sistemi Global Blue’nun verilerine göre bu alışveriş merkezinde bu yıl turistlerce yapılan alışverişler için kesilen fatura sayısı geçen yıl ile hemen hemen aynı.
Sayısal bir düşüş yok.
Ancak ilginç olan şu.
Parasal karşılığı da aynı.
Yani bir önceki yıl olduğu gibi aynı dönemde 100 birim fatura kesilmiş.
Ve 100 birim ciro elde edilmiş.
Ancak ülkede yüzde 30 civarında resmî enflasyon var.
Aynı dönemde mağazalardaki fiyatlar da yaklaşık yüzde 40 artış göstermiş.
Yani aslında kesilen fatura reel olarak yüzde 40 civarında gerilemiş.
Bu yabancılara yapılan toplam satışın yaklaşık yüzde 40 küsurunu yapan bir merkezin sayıları.
Nişantaşı ve İstiklal Caddesi gibi bölgelerde durum daha da vahim.
Bırakın satışı, kimi günler yabancı turist görmeden kepenk indiren dükkanlar var.
Bunda elbette bölgedeki savaşın etkisi var ama verdiğim sayıların önemli bir bölümü savaş öncesine ait
Ve savaştan daha etkili olan şey, Türkiye’nin dolar bazındaki pahalılığı.
Gelen turist İstanbul’da bile otel dışında yemiyor, içmiyor, harcamıyor.
Niye tutuklular
İsmail Arı ve Alican Uludağ niye hâlâ tutuklu?
İşledikleri iddia edilen suç tutuklu olmalarını gerektirecek bir suç değil.
Bu tutukluluğun siyasi bir faydası da yok.
Bir an önce serbest bırakılmaları gerek.
Yarın değil bugün.
Hatta dün.
Ne zaman insan oluruz?
Sadece milletin iflahını keserek düzelmiş ekonomi görülmediğini anladığımız zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar







