İstanbul 17°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Rapor mu istesek!

  • Sıra Keser’e mi geldi

  • Butlanı normalleştirmek

detail banner reklam

Rapor mu istesek!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mayıs 7, 2026

Yazı İçeriği

  • Rapor mu istesek!

  • Sıra Keser’e mi geldi

  • Butlanı normalleştirmek

AK Parti Bursa milletvekiliymiş.

Adını daha önce duymamıştım. Bir varlık gösterse duyardım herhalde.

Muhtemelen siz de duymamıştınız düne kadar. Adı Osman Mesten’miş.

Hayvanlara ve hayvanseverlere kustuğu nefreti dün bir internet sitesinde gördüm.

“Can dost değil it, hayvansever değil insan düşmanı, mama lobisi değil köpekçi terörü” diye yazmış, utanmadan, sıkılmadan, ben ne diyorum ya demeden.

Yuh artık.

Hayvanları sevmeyebilirsiniz.

Sokak köpeklerine karşı olabilirsiniz.

Evde beslenen kedi, köpeğe de hoş gözle bakmıyor olabilirsiniz.

Kedi köpek sahiplerinin evine gitmekten de imtina edebilirsiniz.

Ama böyle bir şeyi yazamazsınız. Yazmamalısınız.

Biraz izan, biraz edep, hatta hepsini bırakın biraz akıl sahibi iseniz “Yahu bu kadarını da yazmayayım” dersiniz, susarsınız.

“Yahu bu memlekette pek çok kişi bu hayvanları seviyor, evinde besliyor, bu ülkede önemli makamlara gelmiş değerli insanlar bile köpek sahibi olmuşlar, evlerinde, bahçelerinde köpeklerle fotoğraf çektirmişler, sevgilerini göstermişler. Bunları söyleyip de onları da kırmayayım, karşıma almayayım.” diye düşünürsünüz.

Ve çenenizi de, elinizi de tutarsınız.

İçten içe böyle düşünseniz bile bunu bu şekilde söylemezsiniz. Çünkü bu çok ciddi bir “empati yoksunluğuna” işaret eder.

Ve ortada ciddi bir sorun var demektir.

Bu duruma bilimsel olarak “antisosyal kişilik bozukluğu” denir.

Elbette herhangi birine bu teşhisi koyacak halim yok. Ancak belirtilere bakarak böyle bir durumdan şüphelenebiliriz.

Çünkü bu rahatsızlık bireyin toplum kurallarına, ahlaki değerlere ve başkalarının haklarına sürekli saygısızlık gösterdiği, empati yoksunluğu, manipülasyon ve vicdan azabı çekmeme ile karakterize psikolojik bir bozukluktur. Genellikle çevresel faktörler (çocukluk travmaları, istismar) sonucu gelişen bu durum, bireyin ilişkilerinde ve iş hayatında ciddi sorunlara yol açar.

Sayın vekilin durumu bu mudur bilemem, teşhisi psikologlar, psikiyatrlar koyabilir, ben değil.

Ancak benim söyleyebileceğim şudur.

Galiba milletvekili adaylarından bir de ruh ve akıl sağlığı raporu istenmesi gerekiyor.

Aksi takdirde konuşanı ne kadar ciddiye alacağımız ve nasıl yanıt vereceğimiz konusunda kafamız karışıyor.

Sıra Keser’e mi geldi

Tamamen üşüttük.

Artık çok bilinen bir fıkranın anlatılmasına dahi tahammülümüz kalmamış.

Mustafa Keser, anlattığı çok da eski bir fıkra, hatta latife yüzünden hedefte.

Oysa bunu pek çoğumuz, Kayserili dostlarımızla sohbet ederken söyler, güleriz yıllardır.

Mustafa Bey’e kızacaksak, hikaye, fıkra, latife bayat diye kızabiliriz ancak.

Bu kadar hoşgörüsüz, bu kadar anlayışsız ne zaman olduk diye soracağım ama biliyor musunuz ki aslında olmadık.

Dünden beri konuştuğum yüzlerce kişiden bir teki bile Mustafa Keser’e ne kızgın ne öfkeli ne de hedef alıyor.

Normal insanlar; bizim gibi, sizin gibi aklı başında insanlar gülüyor, beğenmediyse bile gülüp geçiyor, en şakadan anlamazı bile en fazla “Zevzeklik etmiş” diyor.

Peki, Mustafa Keser’e, Mustafa Keser gibi bu toplumun tüm kesimlerine sempatik gelen, yıllardır sanatçılığı ile herkesin saygısını kazanan, hiçbir şeyi kolay kolay beğenmeyen Murat Bardakçı’nın bile “İyi sanatçıdır” dediği Mustafa Keser’e saldıranlar kim!

Söyleyeyim. Bir grup aşağılık, kompleksli, rezil, edepsiz, kişiliksiz, ezik, ruh hastası sosyal medya psikopatı.

En fazla “Beğenmedik bu sözleri” deyip geçmek varken, Keser’e sanki tarihin en büyük günahını işlemişçesine saldıranlar işte bunlar.

Öyle sayıları falan çok da değil.

Belki birkaç yüz, bilemedin birkaç bin kişi. 86 milyon içinde damla bile değiller.

Ama sosyal medya yüzünden, sanki çoklarmış, sanki sesleri yüksekmiş gibi algılanıyor.

Twitter’da birkaçı peş peşe geldi mi sanki toplumun büyük bölümünün böyle bir düşüncesi varmış gibi hissediliyor.

Oysa değil.

Çok azlar.

Kimsenin adam yerine koymadığı, köşede kalmış, büyük bölümü sağlıklı ilişkiler kuramayan, muhtemelen cinsel sorunları olan zavallılar, sosyal medya üzerinden varlıklarını göstermeye, tanınmış isimlere haklı haksız, yerli yersiz saldırarak kendilerini önemsetmeye ve önemsemeye çalışıyorlar.

Ne yazık ki, internet medyası da bunların o berbat, hastalıklı sesini birkaç tık uğruna yükseltiyor, amplifiye ediyor.

Ve zannediyoruz ki, bunlar çoğunlukta.

Ama değiller. İyi ki değiller ve asla da olamayacaklar.

O yüzden Mustafa Keser hiç üzülmesin, hiç takılmasın. Bu toplum Mustafa Keser’i tanıyor ve seviyor.

Üç beş psikopatı da kimsenin ciddiye aldığı yok.

Butlanı normalleştirmek

CHP yönetimi, özellikle de genel başkan Özgür Özel, Butlan Davası’nın iktidar yanlısı kalemler tarafından özellikle gündeme taşındığını, üzerinde özellikle çokça durulmak istendiğini düşünüyor.

Butlan Davası’nı ve çıkabilecek olası bir olumsuz sonucu “normalleştirme” çabası olarak görüyorlar.

CHP yönetimine göre iktidar şöyle düşünüyor.

“Bu butlan meselesinden sürekli bahsederek toplumu buna alıştıralım. Piyasalar yavaş yavaş buna alışsın ve CHP yönetiminin yargı kararıyla düşürülmesi beklenen bir sonuç haline gelsin. Piyasa bu riski yavaş yavaş satın alsın. Ve sonunda herkesin alıştığı, piyasanın satın aldığı bu karar çıkartıldığında tepki oluşmasın.”

CHP’nin bu düşüncesi makul mü!

El hak makul.

Her şeye alışan bir toplum buna da alışır.

Her şeyi fiyatlayan piyasa bunu da fiyatlar.

Dün bu konuda fikrini almak üzere, para piyasalarını iyi bilen birini aradım.

“CHP haklı. Son haftalarda piyasa bu riski satın almaya başladı. Dedikodular arttıkça bu özellikle borsa tarafında prim olarak koyuldu. Döviz tarafında henüz aynı oranda satın alınmadı ama orada da yavaş yavaş olabilir” dedi.

“Peki böyle bir kararın çıkmasının ülkeye maliyeti ne olur?” diye sordum.

“Bilemeyiz. Ekrem İmamoğlu maliyeti 150 milyar dolardı ama bunun üzerinde kaçan paranın fırsat maliyeti yok. Onu da eklersek İmamoğlu’nun tutuklanması belki de 300 milyar dolarlık bir yük getirmiş olabilir. Hesaplamak zor. Butlan Kararı daha riskli bir karar ama iktidar, iktidarı kaybetmemek için bence bu hesaba bakmayabilir.” dedi.

Butlan kararının maliyetini ben de bilmiyorum.

Ama CHP’nin bu meseleyi konuşup tartışarak normalleştirmeyeceğini ve iktidarın bu tuzağına düşmeyeceğini biliyorum.

Önceki gün bazı tutuklu sanıkların niye tutuklu olduklarını birinin bana izah etmesini istemiştim.

Saydığım isimler örnek isimler.

Yoksa haksızlığa uğrayan sadece onlar değil.

Onlarca belediye başkanı ve bürokratı haklı yere mi tutuklu, yargılanmaları için ille de tutuklu olmaları mı gerekiyor.

Can Atalay, milletvekili seçildiği halde ve Anayasa Mahkemesi kararına rağmen nasıl hâlâ tutuklu olabilir!

Ya da Tayfun Kahraman! En üst mahkeme “açık hak ihlali” demedi mi, niye salıverilmez.

En büyük garabetlerden biri de Remzi Sanver’in hâlâ tutuklu olması.

Prof. Dr. Remzi Sanver, Can Holding soruşturmasından dolayı tutuklandı. Can Holding’in sahibi olduğu Bilgi Üniversitesi’ndeki görevinden ötürü. Can Holding’in patronları, tepe yöneticileri bir şekilde tahliye edildi. Remzi Sanver hâlâ içeride. Muhtemelen unutuldu.

Gülistan Doku cinayetinin ve diğer pek çok faili meçhulün dosyalarını yeniden açmak elbette adalet adına güzel bir mesaj.

Ama yukarıda saydığım garabet sürerken, hiçbir doğru ve güzel mesajın yerine ulaşması mümkün değil.

Çünkü adalet gebelik gibidir, azı çoğu olmaz.

Ne zaman insan oluruz?

Hırsızlıkla suçladığımız yere dönmeye çalışmadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan’dan çıktı
Köşe Yazıları
25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan’dan çıktı

Fatih Altaylı

Eylül 27, 2026

İşi görenler kaçtı, Alkinler atladı
Köşe Yazıları
İşi görenler kaçtı, Alkinler atladı

Fatih Altaylı

Eylül 26, 2026

Cenazeyi kaldırmak için yasal düzenleme şart
Köşe Yazıları
Cenazeyi kaldırmak için yasal düzenleme şart

Fatih Altaylı

Eylül 24, 2026

  • Videolar

Tümü
"Müzeler siyasetin etkisi altındadır!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"Müzeler siyasetin etkisi altındadır!"00:00 Giriş 05:49 Trump’ın Smithsonian’a Amerikan tarihi açıklaması 12:45 F1 nasıl geçti? 18:15 Hayko Cepkin müziği bırakmaya karar verdi 19:03 Anyma konseri iptal edildi 21:01 Celine Dion sahneye çıktı 22:08 Venedik Film Festivali 27:27 Prenses Diana’nın kıyafeti satışa çıktı 29:38 Erol Evgin konseri 31:07 Hangi ayda nereye gidilir? 41:08 İş Sanat’ta görev değişikliği 42:27 Don Kişot geliyor 43:09 İstanbul Tiyatro Festivali başlıyor 44:36 Şabanoğlu Şaban tekrar çekiliyor 45:34 Venedik Film Festivali’nde Penélope Cruz ve Javier Bardem imza attılar 47:04 Ekran süresinin 2 saatle sınırlanması 47:27 Yapay zekâ tehdidi 49:47 Nijerya’nın British Museum’dan eserlerini alması 53:10 Kapanış
Eylül 21, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Gençler okumaya devam ediyor!” görseli
FatihAltaylı
YouTube
Mark FikriFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Gençler okumaya devam ediyor!”Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:35 İnkılâp Yayınevi ile alakası nedir? 02:17 İnkılâp Yayınevi nasıl kuruldu? 05:34 Hangi tür yayınlar vardı? 09:50 1927’den sonra çıkan kitapların tümü arşivlerinde var mı? 11:43 Görgü kitapları neden yok? 12:54 Akılda kalan büyük isimlerden kimler vardı? 14:47 Yayınlara baktığımızda yerli mi, yabancı mı revaçta? 17:07 Dijital yayıncılık bir tehdit mi, fırsat mı? 22:04 Kitabı yayınlarken ne tür evrelerden geçiyor? 25:38 Eski bir kitabın tekrar basılması süreci nasıl ilerliyor? 27:48 Satış noktalarından neden çıktılar? 33:46 Yayıncılıkta fiyat politikası nasıl gelişiyor? 35:57 Bundan sonraki hedefleri neler? 38:08 Türkiye’de yazarlık nereye gidiyor? 42:26 Önümüzdeki dönemde yayınlanacak kitaplar 44:10 Yayınlarını duyurmak için nasıl bir yol izliyorlar? 46:04 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Eylül 20, 2026
Çocukluk çağı kanserleri genetik mi? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Müge Gündoğdu & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimÇocukluk çağı kanserleri genetik mi?00:00 Giriş 01:14 Make-A-Wish derneği nedir? 02:24 Çocukluk çağı kanserleri 04:19 Çocukluk çağı kanserlerinde en sık rastlanan türler hangileri? 05:52 Çocukluk çağı kanserleri, ileri yaşlardaki kanserlerden daha mı tehlikeli? 08:19 Çocuklarda kanserlerin erken teşhis yöntemleri neler? 10:25 Milli Eğitim Bakanlığı'nın kanserler ile ilgili bir farkındalık çalışması var mı? 11:42 Sinsi ilerleyen kanserlere önlem almak için ailelerin ne yapması gerek? 12:16 Dünya geneline bakıldığında Türkiye'de çocuk kanserlerlerine yakalanma oranı nasıl? 13:02 Kanser tanısı konmadan kaybedilen çocuklar var mı? 13:32 Yaş gruplarına göre kanser belirtilerinde farklılıklar var mı? 14:26 Çocukluk kanserlerinde en zor teşhis edilen kanser hangisi? 16:50 Kök hücre tedavisi için göbek bağının saklanmasının bir faydası var mı? 17:36 Kök hücre ve ilik nakli için uluslararası bir sistem var mı? 19:01 Bu tedavilerde devlet desteği var mı? 19:53 Avrupa'da kullanılan tedavi yöntemleri ile Türkiye'de kullanılan yöntemler arasında farklılıklar var mı? 21:59 Çocuklardaki kanserlerin nüksetme olasılığı daha mı yüksek? 24:08 Kadınların ileri yaşta doğum yapması çocuklarda kansere yakalanmasında etken mi? 25:46 Lösemi hastalıklarının hangi boyutunda çocuklara kemik iliği nakli gerekir? 26:00 Kemik iliği nakil operasyonu riskli midir? 27:44 Kemik iliği nakillerinde başarı oranı yükseldi mi? 28:43 Kemik iliği hangi kemikten alınıyor? 29:51 İki kardeşte aynı kanserin olma ihtimali nedir? 30:51 Down sendromu ile lösemi ilişkisi var mı? 31:58 Çocuklarda HPV aşıları olması gerekiyor mu? 33:30 Obezite ve kanser ilişkisi 36:10 Hematoloji ve onkoloji arasındaki bağlantı nedir? 38:14 Çocuklarda ve yetişkinlerde yapılan lösemi tedavisinde farklılıklar var mı? 39:23 İleri yaşlarda çıkan kanserler çocuklarda görülebilir mi? 40:29 Ailelere tavsiyeleri neler? 42:00 Kapanış #işbirliği
Eylül 20, 2026