
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
AK Parti seçmenini Kılıçdaroğlu’cu yapacaklar
Namusluyum diyenin bankamatik danışmanı
Fezleke
Anlatmak ve anlamak
Duyarlı toplum duyarlı konser
AK Parti seçmenini Kılıçdaroğlu’cu yapacaklar
Fatih Altaylı
Haziran 2, 2026
Yazı İçeriği
AK Parti seçmenini Kılıçdaroğlu’cu yapacaklar
Namusluyum diyenin bankamatik danışmanı
Fezleke
Anlatmak ve anlamak
Duyarlı toplum duyarlı konser
Kılıçdaroğlu’nun “akıl hocası” Bülent Kuşoğlu, meseleyi “derin devlet”e bağladı ve CHP’ye yapılan Butlan Operasyonu’nu “devlet aklı”nın gerçekleştirdiğini ima hatta iddia etti.
Bunu daha önce de söyleyenler olmuştu aslında. İmamoğlu’na devletin emanet edilemeyeceğini, devletin bunu istemediğini anlatan kimi CHP’li, kimi AK Partili, kimi eski siyasetçi başkaları da bunları söylediler son bir yıl içinde.
Ben de bunu dile getirenlere şunu söyledim, “İyi de, devlet dediğiniz ne! 24 yıla yakın süredir iktidar olan AK Parti zaten devlet değil mi? AK Parti ile devlet dediğiniz şeyi nasıl ayırıyorsunuz?”
Yine de hâlâ ortada bir garabet var.
Bülent Kuşoğlu, CHP’nin başına Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçirilmesini “devlet aklı”na bağlıyor ama yıllardır “devlet aklı” olarak lanse edilen ve PKK ile barış projesi bile “devlet aklı” olarak lanse edilen Devlet Bahçeli, butlan meselesine pek de olumlu bakmıyor ve en azından “hızla bir kurultay yapılmasını” istiyor, Yargıtay’a da “Acele edin, olumlu ya da olumsuz kararı bin an önce kesinleştirin” diyor.
Peki şimdiye dek “devlet aklı”nı temsil eden Bahçeli mi “devlet aklı” yoksa Bülent Kuşoğlu mu!
Peki Bülent Kuşoğlu kim!
17 Haziran 2023’te yani daha Cumhuriyet Halk Partisi’nde değişim rüzgarı esmemişken ve Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin genel başkanlık koltuğunda otururken, Bülent Kuşoğlu’nu okurlarıma yani size şöyle anlatmışım:
“Mesela Bülent Kuşoğlu’na, Kemal Kılıçdaroğlu genel başkan olarak kalmalıdır diyen adama bakın. Mehmet Ağar’ın en yakını, 2007 seçimlerinde Demokrat Parti’den Ankara 1. sıra milletvekili adayı idi. Hani şu DYP ile ANAP tam birleşecekken ne olduğu bilinmeyen güçlerin devreye girerek birleşmeyi engellediği ve AK Parti’nin yolunun sihirli biçimde temizlendiği seçimde. Bülent Kuşoğlu, o seçimde AK Parti’den istifa ederek Yeni Türkiye Partisi’ni kuran Abdüllatif Şener’in partisine katılan ilk isimlerdendi. Abdüllatif Şener’in partisi kapanmak zorunda kalınca Kuşoğlu CHP’li oluverdi aniden. Refahyol’un bakanı, AK Parti’nin kurucu Quadrumvirat’ının üyesi, AK Parti hükümetlerinin bakanı Abdüllatif Şener’i de peşine takarak. Ve şimdi Kemal Bey göreve devam etmeli diye yırtınıyor.”
Bülent Kuşoğlu işte bu adam. CHP’yi sağa çeken “arızalı rot başı” bunu yaparken de derin devlet süsü vermenin, devlet aklı havası yaratmanın da tutacağını umuyor.
Tutar mı tutmaz mı bilmem ama en azından AK Parti’ye yakın gazeteciler ve troller arasında tutmuş görünüyor.
İktidara yakın, iktidarca desteklenen ve iktidarı destekleyen kanallardaki namuslu ya da namussuz tüm gazeteciler bir anda Kılıçdaroğlu meftunu oluverdiler.
Dün “vatan haini, terör işbirlikçisi, PKK’dan emir alan, Kandil’in adamı, yürüyen merdivene tersten binen zeka özürlü” diye yerden yere vurdukları Kılıçdaroğlu’nu yere göğe koyamaz oldular. Neredeyse Erdoğan’ı övdükleri istek ve şehvetle Kılıçdaroğlu’nu över hale geldiler.
Eğer bu iş böyle giderse yakın bir gelecekte, Kılıçdaroğlu iktidara karşı İmamoğlu’ndan da, Yavaş’tan da, Özel’den de daha etkili ve güçlü bir aday olabilir. Bu iktidar gazetecilerinin söylediklerine inanmayı en kolay yön tayini olarak gören bir seçmen kitlesi cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyunu Kılıçdaroğlu’na verebilir.
Gidişata bakılırsa, AK Parti seçmeninin adayı Kılıçdaroğlu olacak, muhalif seçmen o güne kadar tutuklanmayan ve siyasi yasaklı hale gelmeyen birine oy verecek.
Namusluyum diyenin bankamatik danışmanı
Kılıçdaroğlu belki yaşı itibarıyla, belki tarzı itibarıyla belli ki sadece görüntüde genel başkan. Belki de öyle olduğu için o koltuğa oturtuldu.
Asıl patron Kuşoğlu ve basın danışmanı Atakan Sönmez.
Biliyorsunuz Kılıçdaroğlu partideki bir grup emekçiyi tazminatsız, ihbarsız, kıdemsiz işten attı.
Üstelik de bunların çoğu Kılıçdaroğlu döneminde de çalışanlar. Yönetim değişince de işlerini yapmaya devam etmişler. Özgür Özel de “Bunlar Kemal Bey’in adamı” diyerek onları işten çıkarmamış. Çünkü insanlığı ölmemiş.
Kılıçdaroğlu’nun insani bir yönü olmadığını zaten biliyoruz da, daha ilginç olan bu işten çıkarmaları savunan “basın danışmanı”. Zannedersin danışman değil de genel başkan. Şöyle diyor pos bıyıklı, sözde solcu, “İdari tasarrufla bunlar yapıldı. Tek tek inceleyeceğim. Haklı fesihe ikna olmadığım bir şey varsa sözleşmeleri devam ettiririz.”
Sürekli bir 1. tekil şahıs. Patlamış bir ego. Zannedersin genel başkan, hadi bilemedin genel sekreter. Kılıçdaroğlu’nun Fahrettin’i diyeceğim ama o bile bu kadar hadsiz değildi.
Burada ortaya çıkan daha “hoş” bir gelişme var. Arınma temizlik, namus diye işe başlayan Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı yaptığı Atakan Sönmez yıllardır Kartal Belediyesi’nde “bankamatik” memurmuş.
Kılıçdaroğlu bu herifi Kartal Belediyesi’nde işe sokmuş ve yıllarca maaş vermiş. O da TGRT ekranlarında Kılıçdaroğlu’nu savunmuş.
Bunu yapan Özgür Özel olsaydı eğer şimdi hakkında fezleke düzenlememişse ben hiçbir şey bilmiyorum.
Fezleke
Fezleke demişken.
Dün bir milletvekili aradı. Cezaevinde de birkaç kez ziyaretime gelmişti.
“Geçen yaz ne konuştuysak, ne olacak dediysen hepsi oluyor. Emin ol, hiç ihtimal vermezdim bu kadarına. Sen haklı çıktın.” dedi.
Söylediklerimin özeti kabaca şuydu: “CHP’nin oy oranı düşmedikçe, iktidar alternatif olarak kaldıkça ve hatta güçlendikçe olmaz dediğiniz ne varsa olacak. Başka belediyelere de operasyonlar yapılacak. Butlan Davası da aleyhinize sonuçlanacak, daha beterleri bile olabilir.”
Daha sonra CHP’li birkaç vekille ilgili Ankara’ya yollanan dosyalarla ilgili bazı bilgiler geçti elime.
İlginçti.
Antalya Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in oğlunun daha önce ortaya attığı bazı iddialar vardı, biliyorsunuz.
Bu iddialar alt alta sıralanmış. Ancak ortada kanıt falan yok. Sadece laflar var. Milyon eurolardan söz ediyor ama bu paraları nereden almış, nereden çekmiş, hangi bankadaymış, evde saklıyorsa eve nereden gelmiş, bunlar yok. Sadece yüksek miktarda paraları CHP’li yöneticilere verilmek üzere aracılara verdiğini söylüyor ancak ortada aracıların adı da yok.
Ve bu iddiaları CHP’li isimlere Özgür Özel ve Ali Mahir Başarır’a bağlayan tek şey ise telefon kayıtları.
Birkaç kez telefonla konuşmuşlar. Muhittin Böcek’in oğlu Ankara’da bir otelde iken HTS kaydı var. Ve Ali Mahir Başarır, Muhittin Böcek ile üç kez telefonla konuşmuş. Bir parti yöneticisinin, partili bir belediye başkanı ile üç kez konuşması nasıl bir suç delili olur anlamak mümkün değil.
Bu haliyle buradan bir şey çıkmaz.
Ancak yine de CHP’li yöneticileri aradım. Özgür Özel telefonunu açmadı. Ali Mahir Başarır ile konuşabildim.
“Eşimin ve benim iki banka hesabımız var. Benimki Halkbank’ta, eşiminki Vakıfbank’ta. Burada duran paralar belli. Milletvekili olmadan önce söylemesi ayıptır biraz malvarlığımız vardı, o duruyor. Ancak şunu söyleyeyim, vekil olduğumdan bu yana aldığım maaş ile harcamalarımız arasında hep negatif bir denge var. Onu da birikimlerimden kapatıyorum. Hepsi devletin elinde, devlet bankasında.” dedi. Telefon kayıtlarını sordum. “Partinin genel başkan yardımcısıyım. Her belediye başkanımız ile konuşurum. Muhittin Böcek ile üç kez konuşmuşum. Az konuşmuşum demek ki. Aydın Belediye Başkanı ile de konuştum, Afyonkarahisar Belediye Başkanı ile de konuştum. Partililerimizle konuşmak suç mu!” dedi.
Güldüm. Hangi parti olduğunuza bağlı diyecektim ama demedim.
Anlatmak ve anlamak
Bir dönem AK Parti’de üst düzey görevler yapmış bir isimle konuştuk önceki gün.
Andera Bocelli konserine gitmişti. Onu anlatmak için aramış.
“Abi, İstanbul’da aynı gün iki dev konser. Bir yanda Bocelli, diğer yanda Kanye West. O kadar çok yabancı gelmişti ki, inanamazsın. Lüks otellerin hepsi konser için gelenlerle doluydu. Keza lokantalar da öyle. Kaç para verildi bilmiyorum ama fazlasını kazanmıştır Türkiye bu işten” dedi.
Heyecanla anlatmaya devam etti: “Butlanla, tutuklamalarla keyfi kaçan insanların bir an nefes aldığını gördüm. Herkesin yüzü gülüyordu. İstanbul’un havası değişmişti. Şehre bir günlüğüne de olsa neşe gelmişti. Bizimkilerin anlamadığı ya da unuttuğu bu. Hâlâ festival yasaklamaktan, konser yasaklamaktan medet umanlar var partide. Yahu bu parti 20 sene önce Türkiye’yi Batı’ya açan partiydi. AB’ye girecektik. Tüm sanatçıların yolu buradan geçiyordu. Bu partiye iktidarı perçinlediğini görünce yamananlar şunu anlamıyor: İnsanları mutsuz ediyorsan yönetemiyorsun demektir. Biz insanları mutlu etmek için iktidar olduk ve bunu yaptık. Şimdi kendi yaptığımızı inkar eder olduk. Şu hafta sonu İstanbul’u görseler ne demek istediğimi anlarlardı.”
“Bunu bana anlatma, sizinkilere anlat” dedim.
“Anlatacağım” dedi. Kapattık. Anlatır da, anlayan olur mu ya da anlayanların etkisi olur mu, emin değilim.
Duyarlı toplum duyarlı konser
İki ay kadar önce bir davet aldım. Kanye West konserinin organizatörleri, West’in yurt dışındaki konserlerinden birine davet ediyorlardı.
Doğrusunu isterseniz Kanye West’i daha önce hiç ama hiç dinlememiştim. Dinlediysem de farkında değildim. Kendisini Kim Kardashian’ın kocası olarak tanımış, şimdilerde de Nazi ve kadın karşıtı söylemleri ile bilmiştik.
Böyle birinin konserine gitmek istemedim doğrusu, teşekkür ettim. Hatta belki biraz da linçlenmekten korkmuş olabilirim, ne yalan söyleyeyim. “Duyarlı” halkımızın da bu konsere pek rağbet etmeyeceğini düşünüyordum.
Ancak gördüm ki, bizim millette duyarlılık sadece sosyal medyada.
120 bin kişi gitmiş. Rekor kırılmış.
Bravo duyarlı insanlarımıza. Çünkü gördüm ki, hepsi oradaymış.
Ne zaman insan oluruz?
Ağlanacak halimiz kasıklarımızı ağrıtacak kadar güldürmediği zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar







