
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
CHP seçmeni nasıl güvenecek!
Kindar nesil
Roket programı da yapıyorum, alamıyoruz diyor musunuz!
Fenerbahçe seçimi sanki genel seçim
CHP seçmeni nasıl güvenecek!
Fatih Altaylı
Haziran 3, 2026
Yazı İçeriği
CHP seçmeni nasıl güvenecek!
Kindar nesil
Roket programı da yapıyorum, alamıyoruz diyor musunuz!
Fenerbahçe seçimi sanki genel seçim
Partiye oy vermek dışında bir bağı olmayan, siyasetin ayak oyunlarına uzak sokaktaki CHP’li muhalif seçmenlerle konuştuğumda şunu görüyorum, “Bizi Özgür Özel ve arkadaşları temsil ediyor. Bizim için ana muhalefet Özgür Özel’in başında olduğu partidir. Yeni parti kursunlar daha iyi. CHP’nin içindeki pisliklerle uğraşmaktansa yeni bir başlangıç daha iyidir.”
Bu fikri savunanlar CHP’ye oy verenlerin yüzde 100’üdür diyemem ama en az yüzde 60-70 oranında seçmenin görüşü bu, belki de fazlası.
Kemal Kılıçdaroğlu ve yandaşlarının yaptıklarından sonra kim, hangi CHP’liye güvenir.
İşte Necdet Saraç. Halk TV’deki tartışma programlarının demirbaşı. İki gün önce butlan kararına demediğini bırakmıyor, Kılıçdaroğlu’nu eleştiriyordu. Dün Kılıçdaroğlu’nun sağ kolu oldu. Ve kabul etti. Kılıçdaroğlu’ndaki mideye bak, kabul edendeki haysiyete bak.
Seçmen “CHP’nin içindeki pislikler” demekte haksız mı!
Nasıl ayıracaksın pisliği.
Butlan şürekasından “siyaset zengini” Gürsel Tekin de anlatmadı mı zaten rezaleti. Kılıçdaroğlu döneminin İstanbul delegeleri ile bir kurultay yapılamayacağını söylerken sayılar verdi. “Delegelerden 44’ü tutuklu, 21 delege AKP’ye geçmiş. 14 delege ihraç edilmiş, 163 delegenin adı soruşturma dosyasında.” Tutukluyu, dosyada adı geçeni bırak.
İki yıl önce Kılıçdaroğlu döneminin CHP delegesi, şimdi AK Parti’de. Seçmen bile bu kadar çabuk tavır değiştirmiyor, tüm şartlar aynıyken. Ama delege zart diye geçivermiş AK Parti’ye. AK Partili olmak ayıp değil elbet ama dün AK Parti’den kurtulmak için oy verenlerin oyunu isterken, AK Parti aynı AK Parti iken o partiye geçmek sahtekarlık değil mi! Özgür Özel yönetimini beğenmezsen istifa edersin partiden, başka bir muhalif partiye geçersin ama AK Parti’ye geçmek! Başka bir boyut.
Nasıl güvenecek buna samimi seçmen.
“Ulan bunların savunduğu her şey yalanmış. Allah belanızı versin” demeyecek mi!
Pislik değil mi bu!
Seçmen bunu görmüyor mu!
Bu yüzden “Yeni parti daha iyi olabilir” diyor zaten.
Bunu Silivri’de olduğum süreçte CHP lideri Özgür Özel’le defalarca konuştuk. Ben o zaman da butlan kararına kesin gözüyle bakıyordum. Özgür Bey ise bunun olmayacağına, hukuksuzlukta bu kadar ileri gidilmeyeceğine inanıyordu.
Böyle bir karar çıkması halinde de yeni bir parti düşünmediğini açıkça söylemişti.
“Parti içinde mücadele ederiz. Kurultay talep ederiz. Örgüt artık Kılıçdaroğlu’nu istemiyor. Çok açık. Seçime kalmadan partiyi geri alırız” düşüncesinde idi. CHP gibi kökleri olan, manevi varlığı kadar maddi varlığı da sağlam bir partiyi bırakmak elbet kolay değil. Bir anlamda vatanı bırakmak gibi görünebilir.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhuriyet’in bir değerini, Atatürk’ün bir mirasını daha yok etmesine izin vermek, emanete ihanet etmek gibi de görünebilir.
Ancak şunu da görmemiz lazım.
CHP kendi seçmeni gözünde güvenilir bir parti değil. İçinde seçmenine ve CHP’nin değerlerine her an ihanet etmeye hazır bir grubu da barındırıyor. Ve o grup şimdi işbaşında.
Belki biraz daha mücadele edilebilir.
Ama eşit şartlarda olmayan bu mücadeleyi sonsuza kadar sürdürmek çok da doğru olmayacak gibi.
“Dürüst maliyeci!” Kılıçdaroğlu’nun danışmanı vergi kaçakçısı
Kılıçdaroğlu nasıl ki Atatürk ilkelerinden, CHP’nin altı okunun manasından bihaberse kurduğu ekip de kendinden farklı değil.
Kılıçdaroğlu tarağından parti sözcülüğüne getirilen kişi, daha ilk basın açıklamasında çuvallıyor. “CHP Merkez Yürütme Kurulu” diyor.
Yöneticisi yapıldığı partiden öylesine uzak, öylesine bihaber, öylesine aymazlık içinde ki AK Parti’de bulunan bir organını CHP’ye taşıyor. Olsa CHP’de merkez yürütme kurulu diye bir yapı yok.
O yapı AK Parti’de var.
Ama Kılıçdaroğlu’nun bulup bulabildiği parti sözcüsü CHP’den ancak bu kadar haberdar.
Ya basın danışmanı yaptığı “pos bıyık”a ne demeli.
CHP üyesi bir gazeteci, Şaban Sevinç, pos bıyığın Cumhuriyet gazetesinde çalıştığı dönemde gazetenin internet sitesi gelirlerini
zimmetine geçirdiği için gazeteden kovulduğunu iddia etti.
Pos bıyık ise bu iddiaya yanıt verirken, merdi kıpti gibi “sirkatin söyledi”, kendini savunurken suçunu itiraf etti.
Dedi ki, “Ben zimmetime para geçirmedim. Kağıt üzerinde gösterilenden daha yüksek ücret alıyordum. Bu para o para.”
Zimmetine para geçirse bu gazete ile onun arasında olurdu.
Bunun itirafı ise daha vahim. Ortada açık bir “açıktan ödeme” itirafı var. Vergi kaçakçılığı, SGK prim sahtekarlığı.
Maliye Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı bu itiraf üzerine pos bıyıklı merdi kıpti hakkında gereğini yapmalıdır.
Kindar nesil
CHP’nin genel başkanlık koltuğuna oturtulan Butlan Kemal Kılıçdaroğlu, elinde balta ile züccaciye dükkanına dalmış vaziyette.
Bir sol partinin sağcı genel başkanı olarak ilk işi işçi kıyımı oldu.
Birkaç gün içinde 60 parti çalışanının görevine son verdi.
Daha doğru tabirle işten attı, kovdu.
Hem de “işçi düşmanı” patronlar gibi, tazminatsız, ihbarsız, kıdemsiz.
Galiba iktidar eliyle bir şeye sahip olanlar böyle davranıyorlar.
Demirören Medya grubu da gruba sahip olduktan sonra birçok gazeteciyi aynı şekilde işten atmıştı.
Ancak Demirören grubu işten attıklarını kendi işe almamıştı.
Kılıçdaroğlu ise kendisinin işe aldığı insanları, hatta partide 20-25 yıllık emeği olan çalışanları işten kovuyor.
Böylesine kindarlık, böylesine insanlıktan uzak tutum görülmemiş bir şey. Tam da arzulanan kindar neslin temsilcisi gibi. (Ah bir de seccadeye ayakkabı ile basmasaydı)
Sonra bu adam çıkacak partisinin işçi haklarını savunduğunu söyleyecek öyle mi!
Yersen.
Bu arada hukuki görüşlerine, tavrına çok önem verdiğim, tam bir hukuk adamı hatta adalet adamı olan Prof. Tolgan Şirin’i de partideki görevinden azletmiş.
Bence doğru yapmış.
Tolga Şirin gibi düzgün bir hukukçu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında olamazdı.
Roket programı da yapıyorum, alamıyoruz diyor musunuz!
Pazar günü, Türkiye’nin gelişen büyüyen ve dünyada söz sahibi olan sektörlerinden yat üretimi ve tersanecilik ile ilgili bir program yaptık.
Türkiye’yi mega yat sektöründe başarı ile temsil eden birkaç firmadan biri olan Mengi Yay’ın Başkanı Hüseyin Mengi’yi konuk ettim, hem Ayvansaray’da ahşap sandal imali ile başlayan 63 senelik kendi hikayelerini, hem sektörün gelişimini, hem de sorunlarını anlattı.
Yat üretimi sektörü, bugün Türkiye’nin yüzaklarından biri. Mega yat üretiminde Hollanda’nın ardından dünya ikincisiyiz. Yat üretiminde ise İtalya ve Hollanda ile yarışıyoruz. Bu kadar başarılı kaç sektörümüz var, siz söyleyin. Ancak hükümet son aldığı bazı kararlarla bu sektörü zora soktu.
Ben de bu nedenle bu sektöre dikkat çekmek istedim.
Programı yayınladık ve altına yazılan yorumlara inanamadım.
“Türkiye’nin gündemi bu mu, zenginlerin oyuncaklarından bize ne, yat alacak halimiz mi var”
Tövbe estağfurullah. Benim de yat alacak halim yok ama her şey almak, alabilmek üzerine mi!
Türkiye’de roket üretimi konusunda da program yapıyorum. Uzay gemisi mi alacaksınız. Bir şeyler anlatmaya, bir şeyler öğretmeye, bir şeyler göstermeye çalışıyoruz. “Türkiye’nin gündemi bu mu!” diye bağırıyor bazıları.
Evet bu. Bu da Türkiye’nin gündemi, butlan da, konserler de, Formula 1 de, daha aklınıza ne gelirse.
Ve sektördeki firmalar, sorunların dile getirilmesinden, konunun gündem olmasından çok memnunlar. Ben de memnunum çünkü bu işi yapan tersanelerde on binlerce insan çalışıyor, Türkiye’ye milyarlarca dolar döviz girdisi oluyor.
Ve böyle başka programlar da yapacağım. Kusura bakmayın!
Fenerbahçe seçimi sanki genel seçim
Türkiye’de ne zaman seçim olur, erken seçim mi olur, erkene alınmış seçim mi olur, zamanında seçim mi olur bilmiyoruz.
Onu bilse bilse Devlet Bahçeli bilir ama bizim bildiğimiz önümüzdeki günlerde Fenerbahçe Spor Kulübü’nde bir seçim olacağı. Türkiye haftalardır bu seçimi konuşuyor. Seçim sadece Fenerbahçelileri değil, diğer kulüp taraftarlarının da çenesini yoruyor.
Seçim ilk gündeme geldiğinde bazıları Mehmet Ali Aydınlar’ın “iktidarın adayı” olduğunu söyledi, ben de buradan itiraz ettim “Yanlış, iktidarın adayı Mehmet Ali Bey değil” diye. Mehmet Ali Aydınlar, benim Galatasaray’ın başında görmek isteyeceğim tarzda bir profildi ve adaylıktan çekilmek zorunda kaldı. Yani iktidarın adayı olmadığı kanıtlandı.
Şimdi yarış Hakan Safi ile Aziz Yıldırım arasında. Ve yarış o kadar kızışmış durumda ki, adaylar sanki bir genel seçim varmış gibi propaganda yapıyorlar. Bayram tatili boyunca Ege bölgesinde nereye gitsem Hakan Safi’nin afişlerini, billboardlarını gördüm. Dijital panolarda bile o vardı. Hatta Bodrum’da bir balık lokantasında yemek yerken karşıdan sürekli bana bakıyordu.
Benim gördüğüm kadarıyla Hakan Safi, Fenerbahçe başkanlığını kazanmak için gereken şartlara haiz.
1. Rizeli
2. Babası Rize’den Kasımpaşa’ya gelmiş, Safi orada doğup büyümüş.
Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi dediğinizi duyuyorum. Sadece o değil.
Fenerbahçeli Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da aynı. O da Rizeli, O da Kasımpaşalı.
Hakan Safi’nin ailesi iş hayatında eski ama zenginleşmesi de AK Parti döneminde olmuş.
Futbol Federasyonu ile ilişkileri son derece iyi, milli takım kampına katılacak kadar Federasyon Başkanı ile yakın.
Ve Fenerbahçe’ye hem milyarlar akıtacak kadar parası olduğunu saklamıyor, hem de iktidar ile çok yakın ilişkisini olduğunu, Şehircilik Bakanı Kurum ile Galatasaray Başkanı’ndan daha yakın olduğunu da bilen biliyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da gerçek bir bağlılığı olduğunu izlediğim tüm konuşmalarında gördüm.
Yani görünen o ki, Fenerbahçe’nin yeni başkanı Hakan Safi olacak gibi.
Tabii ki Fenerbahçe Kongresinin ne yapacağını bilmem mümkün değil ama inşallah Türk sporunu hayırlı olur.
Ama kim kazanırsa kazansın sürekli parlak transfer açıklamaları yapan iki aday da bilmeli ki, futbol transfer yapmaktan ibaret değildir.
Herkesi alarak ve çok yara harcayarak başarılı olunsaydı, Real Madrid her sene her yerde şampiyon olurdu!
Ne zaman insan oluruz?
Siyaset kifayetsiz muhterislerin mesleği olmadığı zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar







