İstanbul 15°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Nedir bu milletin Polatlardan çektiği

  • İbibik kadar olamayan

  • Düğümü karıştırarak çözme çabası

  • Terörsüz Türkiye unutuldu

detail banner reklam

Nedir bu milletin Polatlardan çektiği

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Haziran 4, 2026

Yazı İçeriği

  • Nedir bu milletin Polatlardan çektiği

  • İbibik kadar olamayan

  • Düğümü karıştırarak çözme çabası

  • Terörsüz Türkiye unutuldu

Bundan 25 sene önce başladı “Polat” çilemiz.

Önce tekildi. Polat Alemdar adıyla arzı endam eyledi. Bir dizi kahramanıydı. Yeteneksiz bir oyunculukla ortaya koyulan bir dizi kahramanıydı. Oyunculuk kötüydü ama dizi tuttu. Dizinin kahramanı, bir grup gencin gerçek kahramanına dönüştü.

Mafyatik, eli silahlı, kendi hukukunu kendi koyan, ihkakı haktan yana devlet gücünü arkasına almış bir tipleme.

Kısa sürede toplumun, daha doğrusu eğitim seviyesi düşük, umutsuz bir gençlik grubunun idolü oldu. Meyvelerini bugün yediğimiz toplumsal yozlaşmanın başlangıcı idi. Şiddet dolu, hukuk tanımaz bir topluma ilk hazırlıktı.

Son yıllarda da başka bir Polat çıktı başımıza.

Bu kez çoğul, dual Polatlar, Polatgiller.

Dilan ve Engin Polat.

Sosyal medya fenomeni dedikleri türden bir çıkış. Sonrasında güzellik merkezleri. Açıklanamayacak bir hızla büyüyen bir servet, göze sokulan görgüsüzce bir zenginlik. Kara para aklama iddiaları. Ödenmemiş vergiler. Sonra tutuklanma, türlü iddialar ve sonra ani bir salıverme.

Sonrası giderek artan rezillik.

Ortalıkta cırtlak sesiyle bağıran bir kadın. Her gün, eşim bana şiddet uyguluyor nidaları. Boşanacağım açıklamaları, sosyal medyada paylaşılan görüntüler, ayrıldık söylemleri, kocadan kadına ağır hakaretler. Daha iki gün önce kanlı, dayak izli fotoğraflar.

Ve dün bir cinayet.

Ayrıldık, bitti, boşanıyoruz, beni dövdü diyen kadın kendisini dövdüğünü iddia ettiği kocasıyla Alaçatı’da doğum günü partisi düzenliyor.

Kocasının aynı zamanda korumalıklarını da yapan kuzeni otelin önünde öldürülüyor.

Ve kadın bu cinayeti bile fırsata çeviriyor, telefondan polisi arayacağına, telefonu ile video çekiyor, o videoyu editliyor ve yine o cırtlak sesiyle sosyal medya üzerinden sözde yardım istiyor, ambulans çağırıyor.

Ve rezillik niyedir bilmem bizim önümüze de geliyor.

Ağzımdan çıkan tek nida “Allah belanızı versin” oluyor.

Bu kadının ve kocası olacak tiplemenin bu topluma kötüden de öte, berbat hatta iğrenç bir örnek oldukları aşikar.

Binlerce genç kız, belki genç erkek bu çiftin avam ama zengin hayatını örnek alıyor. Paranın nereden ve nasıl geldiğinin önemi olmadığını, saygınlık ve hatta dokunulmazlık kazandırdığını düşünen bir “kayıp genç” kuşağına berbat bir ilham, iğrenç bir sui misal oluyor.

Ve ne yazık ki, medyamız bu pespayeliği, bu iğrençliği, bu utanmazlığı, bu görgüsüzlüğü gözümüze sokuyor.

Yapmayın Allah aşkına.

Ne yaparlarsa yapsınlar.

Boklarında boğulsunlar. Ama bizim gözümüzü, gönlümüzü, ruhumuzu kirletmesinler.

Yapmayın onların haberlerini, gözümüze sokmayın görüntülerini.

Rica ediyorum.

NOT: Kılıçdaroğlu’nun yanına yerleşen CHP milletvekili Mahir Polat’ı da isteye arzu ederseniz ekleyebilirsiniz

İbibik kadar olamayan

Eski HSK üyesi ve Yüksek Yargı mensubu bir hakim dün WhatsApp üzerinden güzel bir kıssa yollamış.

Okudum, çok hoşuma gitti. Güncel olaylar ile ilgili de olduğu için sizinle de paylaşmak istedim.

“Bir gün ibibik ile karga, bir su birikintisinin mülkiyeti üzerine şiddetli bir kavgaya tutuşurlar. Anlaşmazlık büyüyünce meseleyi çözmesi için ormanın bilge hakimi baykuşun kapısını çalarlar.

Hakim her ikisinden de haklılıklarını ispatlayacak bir delil ister; ancak iki kuş da sessizliğe gömülür. Uzun süren sessizliğin sonunda hakim, hiçbir kanıt olmamasına rağmen suyun ibibik kuşuna ait olduğuna hükmeder.

Şaşkına dönen ibibik, "Efendim, hiçbir delilim yokken neden benim lehime karar verdiniz?" diye sorar. Bilge hakim, "Çünkü sen insanlar arasında dürüstlüğünle tanınırsın," der; "Herkes senin hakkında 'İbibik kadar doğru sözlü' der. Bu şöhretin benim için en büyük delildir."

Bu sözler üzerine duraksayan ibibik, şu cevabı verir: "Eğer dürüstlüğümle tanınıyorsam, ismimin tam tersi bir iş yaparak bu mirası kirletemem. O su birikintisi karganındır. Benim için dürüstlük sıfatını korumak, binlerce su çukurundan çok daha kıymetlidir."

Ne değerli bir kıssa değil mi?

Yargı mensubu dostumuz kıssaya bir de yorum eklemiş:

“Bu kıssa, aslında sadece dürüstlüğü değil; daha çok insanın hayatta geriye ne bıraktığını anlatıyor. Makam, servet, güç, şöhret ve kudretin gelip geçici olduğunu, insanın ömrü boyunca mal mülk biriktirebileceğini ama arkada bırakılacak en büyük mirasın temiz bir isim olduğunu işaret ediyor.

İşte hukukun da, devlet düzeninin de, insan ilişkilerinin de görünmeyen temeli budur: güven ve itibar. Bir insanın sözü; imzasından, makamından, hatta bazen yazılı delillerden bile daha güçlü hâle gelmişse, o kişi ömrünü karakter inşa ederek geçirmiş demektir. Çünkü dürüstlük; insanın yalnız başkalarına değil, kendi vicdanına karşı da yalan söyleyememesidir.

Kıssadaki ibibik kuşunun büyüklüğü, suyu kazanmasında değil; hak etmediği bir şeyi almaya tenezzül etmemesindedir. Asıl erdem, menfaat elinin altındayken bile hakikatin yanında kalabilmektir. Çünkü bazı insanlar kaybetmeyi göze alır ama karakterini kirletmeyi göze alamaz. İşte onları ölümlerinden sonra bile yaşatan şey budur.

Tasavvuf ehlinin dediği gibi; insanın gerçek değeri, sahip olduklarında değil, vazgeçebildiklerinde ortaya çıkar. Bir su birikintisi için dürüstlüğünü satanlar da vardır; dürüstlüğünü korumak için dünyayı elinin tersiyle itenler de…

Ve hayat, en sonunda herkesi aynı terazide tartar.

Kimileri büyük makamlar bırakır ama arkalarında kötü bir isimden başka hiçbir şey kalmaz. Kimileri ise sessiz yaşar, mütevazı ölür; fakat isimleri anıldığında insanların zihninde “iyi insandı” cümlesi yankılanır.

İnsan için en büyük servet; öldüğünde ardından edilen samimi bir dua, güvenle anılan bir isim ve kirletilmemiş bir vicdandır. Çünkü mezar taşına yazılan unvanlar değil, insanların kalbine yazılan ahlak yaşar.”

Bu satırları yazan bir yüksek yargı mensubu değerli okurlar.

Ama ülkeyi böylesine bir kaosa sürükleyen de yine yargı.

Düğümü karıştırarak çözme çabası

Dün AK Partili bir eski vekil aradı.

“Olan bitene inanamıyorum” dedi. “Bu yapılanlar CHP’yi hiç olmadığı kadar yukarılara taşıyor. Özgür Özel’e müthiş bir toplumsal destek, hiçbir CHP genel başkanına nasip olmamış bir liderlik vasfı kazandırdık. Ve bir trol ordusunun gazına gelmiş gidiyor koca parti. Önce parti trolleri gazladı, şimdi troller partiyi gazlıyor. Bugün seçim olsa Özgür Özel’in başında olduğu bir CHP yüzde 40’ın üzerinde oy alır” dedi.

“Bazen düşünüyorum da acaba arkada birileri yeni bir lider yaratmak için mu bu işleri kotarıyor sorusu geliyor aklıma. Bu kadar aymazlık olmaz” dedi.

Ben ise kendisine katılmadığımı söyledim.

Toplumsal açıdan haklı. Özgür Özel müthiş bir liderlik sergiliyor ama önemli olan sonuç.

Bugün partinin başında mı?

Değil!

Yeni parti kuracak mı?

Bilmiyoruz.

Kurarsa CHP’yle alacağı kadar oyu yeni partiyle alabilir mi?

En az birkaç puan kaybeder gibi duruyor ama belli de olmaz CHP’ye ölse oy vermeyecek bir kesim, Özgür Özel’in yeni partisine

verebilir.

Üstüne üstük Silivri’dekiler, tutuklu başkanlar unutup gündemden düştü mü?

Düştü. Davayla ilgilenen kalmadı.

Eski vekilin haklı olduğu nokta şu, yapılanların AK Parti’ye doğrudan bir faydası yok.

Ama rakibin elini kolunu bağlıyor, konsantrasyonunu bozuyor. İktidara vakit kazandırıyor. Özel güçleniyor ama ana muhalefet partisine güven azalıyor.

AK Parti iktidarı, kilitlenen oy oranlarının ortaya koyduğu düğüm olmuş misina benzeri durumu daha da karıştırarak çözmeye çalışıyor.

Bu işin AK Parti’ye tek faydası, muhalif seçmen artık Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan çok Kılıçdaroğlu’na öfkeleniyor, Kılıçdaroğlu’nu hedef alıyor.

Geçen yıl Youtube’da söylediğim “Eğer butlan davası sonunda Kılıçdaroğlu aday olma gücüne erişirse Kılıçdaroğlu’na oy vereceğime Erdoğan’a oy veririm. Hiç olmazsa bildiğimiz, tanıdığımız siyasetçi.” cümlesi belli ki herkes için geçerli oluyor.

Ve ilginçtir. İktidar tarafında en doğru yorumlar, en mantıklı cümleler hiç beklenmeyecek kişilerden, Mücahit Birinci’den ve Cem Küçük’ten geliyor. Hatta muhaliflerden bile daha doğru yorumlar yapıyorlar.

Şaşırıyorum.

Terörsüz Türkiye unutuldu

Bu arada bir “Terörsüz Türkiye süreci” başlamıştı.

Büyük heyecan vardı.

Komisyon kuruldu, Meclis’te aylar süren çalışmalar yapıldı.

Yarım yamalak da olsa, sansürlense de bir rapor çıktı.

Hatta birkaç eski keleş ve hatta Bixi falan da yakıldı.

Ne oldu süreç!

Kimse terörsüz Türkiye tamlamasını ağzına almaz oldu.

Bitti mi, yoksa bu kadar da aleni yapmayalım evresine mi geçildi?

Benden başka merak eden yok mu?

Ne zaman insan oluruz?

Mesajın aramanın yerini tutmadığını anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Arkadaşlar arası sıkıcı bir tartışma
Köşe Yazıları
Arkadaşlar arası sıkıcı bir tartışma

Fatih Altaylı

Ekim 22, 2026

Merrill Lynch de iade edecek mi!
Köşe Yazıları
Merrill Lynch de iade edecek mi!

Fatih Altaylı

Ekim 21, 2026

Bulls Yatırım avukatı: Biz SPK’yı uyarmıştık
Köşe Yazıları
Bulls Yatırım avukatı: Biz SPK’yı uyarmıştık

Fatih Altaylı

Ekim 20, 2026

  • Videolar

Tümü
"Gülle gibi" Toyota GR YARiS görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke Tek"Gülle gibi" Toyota GR YARiSToyota GR Yaris tüm dinamizmi ve gücüyle sahnede! Direksiyonda Teke Tek’in bu bölümünde Fatih Altaylı, ralli dünyasından ilham alan tasarımı, üstün yol tutuşu ve heyecan verici sürüş performansıyla öne çıkan Toyota GR Yaris’i test ediyor. Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor. #işbirliği
Ekim 21, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Almancı değilim, Adanalıyım!" görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Olgun TokerFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Almancı değilim, Adanalıyım!"Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 03:24 Oyunculuğa nasıl başladı? 10:42 Okulu kazanamayıp dönseydi ne olurdu? 12:21 İlk sahnesi 15:22 İlk dizi teklifi ne zaman geldi? 20:07 Hayat Şarkısı’ndaki Almancı rolü 22:50 Almancılık nereden geliyor, neden Almancı sanıyorlar? 27:46 Eşiyle nasıl tanıştı? 31:41 Darbukatör Bayram rolünü reddetmesi 32:21 Oyuncular bazı rolleri aldığına pişman olur mu? 35:28 Futbola merakı var mı? 36:07 Dizisi neden kalktı? 37:19 Kafasında yeni bir proje var mı? 41:09 Bu işin maddi yönünü mü seviyor, manevi yönünü mü? 44:09 Dijital platformlardaki işlere nasıl bakıyor? 48:23 Futbol üzerine bir film çekme isteği neden var? 50:59 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor. #işbirliği
Ekim 18, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Tuzlu Kahve hayaldi gerçek oldu” görseli
FatihAltaylı
YouTube
Eda EceFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Tuzlu Kahve hayaldi gerçek oldu”Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 03:05 Eda Ece'nin hikayesi nasıl başladı? 08:38 Üniversite eğitimi ile oyunculuğu bir arada nasıl götürdü? 16:50 "Yasak Elma" dizisi nasıl oluştu? 23:19 Bir senaryo yönetmeyi düşünüyor mu? 25:58 "Pis Yedili" dizisi 29:33 Batuhan Tuncer ile olan evliliği 39:47 "Tuzlu Kahve" dizisinin başlangıç hikayesi 45:56 Eda Ece'nin gelecekteki planları neler? 53:01 Astrolojiye olan ilgisi 59:21 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor. #işbirliği
Ekim 11, 2026