İstanbul 26°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • “Fatih bu kez yanılıyorsun”

  • Kalanlara bile saygı duymuyor

  • Anlamak mı anlamak istememek mi!

  • İyiler hâlâ çoğunlukta

detail banner reklam

“Fatih bu kez yanılıyorsun”

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Temmuz 27, 2026

Yazı İçeriği

  • “Fatih bu kez yanılıyorsun”

  • Kalanlara bile saygı duymuyor

  • Anlamak mı anlamak istememek mi!

  • İyiler hâlâ çoğunlukta

Dün akşam yemeğinde Türkiye’nin önemli ve bilinen yöneticilerinden biriyle beraberdik. Dünyanın en bilinen ve en değerli markalarından birinde en üst düzey yöneticilik yapan bu yönetici, yönettiği markayı Türkiye’de, hatta dünyada yıllarca pazar lideri yapmıştı.

Ayrıca sorumluluğu altında pek çok başka bilinen marka da vardı. Birkaç sene önce kendi isteğiyle emekliye ayrıldı ve şimdi pek çok firmanın yönetim kurullarında bağımsız üye olarak yer alıyor ama asıl olarak hobileriyle ve teknesiyle vakit geçiriyor.

Lafı uzatmayayım. Dün yemekte yanımda otururken kulağıma eğildi ve “Sana hiç ama hiç katılmıyorum” dedi.

Damdan düşer gibi bunu söyleyince hiçbir şey anlamadım.

“Hangi konuda katılmıyorsun?” diye sordum.

“Logo ve isim konusunda. Yeni Parti’nin logosu ya da amblemi konusunda” dedi.

Başladı anlatmaya:

“Sen Yeni Parti’nin amblemini fazla basit ve hatta biraz araklama bulduğunu yazmışsın. Haklısın N’si Netflix’in N’sine benziyor ama önemli değil hatta iyi bile.” dedi ve devam etti.

“Logo dediğin şey, amblem dediğin şey basit olacak. En aptalın ya da en cahilin veya en ilgisiz kişinin bile aklında kalacak. İlla şık, sanatsal, derin manalar içeren sembollerle dolu olması gerekmiyor. Görünce anında tanıman yeter. Bak META’nın logosuna. Basit. Apple öyle. Bu da öyle. Siyasetle doğrudan ilgili olmayan biri bile sandığa gittiğinde karşısında okuma yazmayı az bilenin bile fark edeceği basit bir amblem görecek. Kırmızı bir YENİ. Eğer ona oy vermek istiyorsan karıştırman mümkün değil. Altındaki çizgi de öyle. Yeni anlayışta logo altına çizgi çok değerli ve önemli. Düzen hissi verir, logonun havada kalmasını engeller. Yakın zamana kadar dünyanın en önemli, bilinen ve değerli logosu kimindi!”

“Zannederim Coca-Cola”

“Evet aynen öyle. Coca-Cola bile logosunun altına çizgi çekti. Çizgi logoyu sağlam bastırır. Senin rafine logon sana iyi gelebilir ama doğru logo anlayışı budur. Sana söyleyeyim, ister beğen ister beğenme bu logo çok çok iyi. Yeni ismi de iyi. Sandığa giden seçmen yeni kurulan partinin adını düşünmeyecek. Yeni diye karşısında duracak. Çünkü seçim öncesi zamanı kısıtlı, iletişim olanakları az, paraları pek yok. O zaman en kolay yol milletin ağzındaki adı parti ismi olarak seçmek. Çok doğru seçim.”

“Peki, isimde ve amblemde partinin ilkelerini ve nereden geldiğini hatırlatmak iyi olmaz mıydı?”

“Gerek yok. Gerek olmayan bir şeyi yapmak da iyi değildir. Bu parti kişi partisi. Bu parti Özgür Özel’le özdeşleşti. İmamoğlu falan değil. Bu parti Özel’in senin dediğin her şeyi, ilkeleri, nereden geldiğini falan Özgür Özel temsil ediyor. Detaya gerek yok. Anadolu’daki insan için bizim oğlanın yeni partisi bu. Detaya gerek yok.”

“İsmi aldığını söyleyen başkaları var. Davalık olabilirler.”

“Olsunlar. Daha da iyi. Her yerde konuşulur. Markaya daha olumlu etkisi olur. Gözü karalığı gösterir. Bak arkadaş, AK Parti demek Erdoğan demek. Bu parti de Özgür Özel demek. DSP de Ecevit demekti.”

“İmamoğlu?”

“Yahu ne İmamoğlu’su. Özgür Özel işte. O ne derse o. İmamoğlu derse İmamoğlu olur, Yavaş derse Yavaş olur. Kendini derse kendi olur. Erdoğan demese Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olabilir miydi! Burada da öyle. Yeni Parti ve Özgür Özel çok doğru yolda. Ha şunu da söyleyeyim, Özgür Özel ve Yeni Parti’sine oy verecek herkes de biliyor ki, 3 sene sonra, 5 sene sonra bu ekip yine geldiği kaynağa döner. Ama şu an için bu partinin adı da, logosu da doğru. Bilirsin, genelde sana hak veririm, bakış açını hep farklı ve doğru bulurum ama kusura bakma bu kez yanıldın.”

Bir profesyonelin, dünyanın en önemli markalarından birini yıllarca yönetmiş birinin Yeni Parti ve amblemi ile ilgili fikirleri bunlar.

Belli ki, ben yanılıyorum.

Umarım öyledir.

Kalanlara bile saygı duymuyor

Geçen hafta burada “Butlan Partisi’nde kalanların hepsi Kılıçdaroğlu’nu destekleyenler değil. Kılıçdaroğlu’na destek verenlerin sayısı 20’yi bulmaz” diye yazdım.

Bir tarafımdan uydurmadım tabii. “Şimdilik” orada kalanlarla ya da “tedbiren” orada kalanlarla konuşarak yazdım.

Dün TBMM’nin 5. partisi konumundaki Butlan Partisi’nde grup başkanlığı seçimi vardı. Cumhurbaşkanı adayı olduğu için milletvekili olamayan ve bir daha da asla olamayacakmış gibi görünen Kılıçdaroğlu, TBMM dışında olduğu için partiye bir grup başkanı seçmek için toplandılar.

Bir yanda Kılıçdaroğlu’nun adayı Faik Öztrak, diğer yanda ise Gürsel Erol vardı ve Kılıçdaroğlu’nun adayı 39 milletvekilinin katıldığı parti içi seçimin ilk turunda 18 oy alabildi. Tam da bana söylendiği gibi. Kılıçdaroğlu’na bağlı vekil sayısı 20’yi bile bulmuyordu.

Öyle görünüyor ki, Kılıçdaroğlu’nun kifayetsiz bürokrat kompleksiyle küçük olsun benim olsun, makam odam, makam otomobilim, sekreterim, harcırahım olsun memleket ne olursa olsun diye oturduğu koltuğu bile garantili değil.

O kadar yetersiz ve o kadar eksik ki, yargı kararıyla oturtulduğu koltuğu bile koruyamayacak gibi duruyor.

Anlamak mı anlamak istememek mi!

Bazen yazıların başına, sayfanın tepesine “Aptallar ve dangalaklar lütfen okumasın” diye yazsam mı diye düşünüyorum.

Dün bir köpek restoran hikayesi yazdım.

Çok açık biçimde “İsteyen restoran içeri evcil hayvan alsın, istemeyen almasın. Ama bakanlık hepsine sıkı biçimde hijyen denetimi yapsın” dedim.

Bir grup ahmak, bir grup dangalak “Kardeşim, ben köpeklerle aynı yerde yemek zorunda mıyım?” diye türlü hakaret etti.

Değilsiniz ulan beyinsizler. Siz de köpek almayan yere gidersiniz. Evcil hayvan kabul etmeyen yere gitmezsiniz. Eğer kimse gitmezse zaten evcil hayvan kabul eden yer de fikrini değiştirir ve etmemeye başlar. Tercih diye bir şey hiç duydunuz mu ahmaklar.

Ben her yer köpek almak zorunda mı diyorum.

Hayır.

Sadece isteyen alır isteyen almaz, isteyen alana gider, isteyen almayana gider diyorum. Bu kadar basit bir şeyi anlamıyorsanız bir sorun var, anlayıp ille kendi anlayışınızı dayatmak istiyorsanız daha büyük bir sorun var.

Ama her ikisi de ahmak olduğunuz ve kötü olduğunuz gerçeğini değiştirmiyor.

Ayrıca da köpek almamak sizi pek de korumuyor. Bahçesine bile köpek sokmayan Köfteci Yusuf’un mutfağına “domuz” giriyor.

Anlayacağınız her şey yasakla olmuyor.

İyiler hâlâ çoğunlukta

Ülkede ayrım, kamplaşma öyle bir hale gelmiş ki, A Milli Futbol Takımı’nın başarısızlığına sevinen bir grup ve aynı şekilde Kadın Voleybol Milli Takımımızın Uluslar Ligi şampiyonluğuna sevinmeyen bir başka grup var.

Bir grup insanımız futbol milli takımımız Dünya Kupası’nda rezil oldu diye mutlu oldu.

Şimdi de bir diğer grup kadın voleybol milli takımımız şampiyonluk kazandı diye mutsuz oldu.

Çünkü ilk grup, futbol milli takımını AK Parti’nin takımı olarak görüyor ve özellikle de federasyon başkanından dolayı futbol milli takımının başarılı olmasını istemiyor.

Diğer grup ise kadın voleybol milli takımını kendi inançlarına aykırı bir takım ve inançlara saygısız bir kesimin takımı olarak görüyor ve başarılı olmasını istemiyor.

Bu berbat tablo içinde sevindirici olan, A Milli Futbol Takımı’nın başarısızlığına üzülen ve Kadın Voleybol Milli Takımımızın başarısına sevinenlerin hâlâ ülkenin büyük çoğunluğu ve kamplaşmayı reddeden aklıselim sahibi insanlar olması.

Zaten o çoğunluk olmasa bu ülke çoktan dağılır hatta çatışırdı.

Neyse ki, hâlâ iyiler çoğunlukta. Sosyal medyaya rağmen hem de!

Bu vesile ile ben de Voleybol Milli Takımımızın başarısını kutluyorum. Yaptıkları aslında tehlikeli bir iş. Bize başarıyı kanıksattılar ve sürdürülebilir olduğunu kanıtladılar.

Bu, diğer sporcularımız için hem motivasyon hem de zorlu bir rekabet demek.

Ne zaman insan oluruz?

Haberciye değil rezalete kızdığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Masamızda bir köpek
Köşe Yazıları
Masamızda bir köpek

Fatih Altaylı

Temmuz 26, 2026

Yeni Parti programı
Köşe Yazıları
Yeni Parti programı

Fatih Altaylı

Temmuz 25, 2026

Kalanların hepsi Kemalci mi!
Köşe Yazıları
Kalanların hepsi Kemalci mi!

Fatih Altaylı

Temmuz 25, 2026

  • Videolar

Tümü
Bir kitapla hayat değişir mi? görseli
FatihAltaylı
Bugün
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce - Teke Tek KitapBir kitapla hayat değişir mi?Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 00:00 Giriş 02:50 Puslu Kıtalar Atlası 16:15 Duygular Sözlüğü 20:25 1977 - Bugünün Bir Kısa Tarihi 37:06 Odysseia 41:58 Emma 44:19 Bizi Sürükleyen Nehir 45:17 İçimdeki Sen 51:24 Kapanış 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. #işbirliği
Temmuz 27, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Kendimi bildim bileli şarkı söylüyorum!" görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Funda ArarFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Kendimi bildim bileli şarkı söylüyorum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:10 Hayatı sakin mi? 07:23 Müziğe ilgisi nereden başladı? 13:46 İlk sahne ne zaman? 15:51 Televizyon programlarına neden çıkmıyor? 20:14 Eşiyle nasıl tanıştı? 25:18 Eşiyle dışarı çıkıyorlar mı? 28:20 Eşi iyi bir baba mıdır? 29:25 Eşiyle beraber çalışmak zor mu? 32:38 Oğlu Aras 35:50 Necip Fazıl Kısakürek’in şiirini şarkı haline getirmek nereden aklına geldi? 38:30 İptal edilen konserinden sonra geri dönüşler nasıldı? 44:55 Yeni albümü 47:35 AHBAP ve Haluk Levent 55:50 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Temmuz 26, 2026
Homeros'un üç bin yıllık Odysseia destanı görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Erman Gören & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimHomeros'un üç bin yıllık Odysseia destanıTemmuz demek SharkNinjadan indirim demek. Fanlarda %33'e varan indirim fırsatı için tıkla stoklar bitmeden fırsatı yakala! https://www.sharkninja.com.tr/collections/temmuz-firsatlari?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=sponsorluk&utm_campaign=shark_ninja_temmuz_kampanyasi_july26 00:00 Giriş 02:09 Homeros kimdir? 04:16 İlyada ve Odysseia nedir? 06:12 İlyada ve Odysseia bağlantısı nedir? 08:38 Odysseus destanı 12:07 Savaşın bitimi ve Odysseus'un geri dönüşü 19:42 Bu destanlar hangi zaman dilimlerinde geçti? 22:21 Odysseus Cyclops'u kör etmeseydi seyahati bu kadar uzun olur muydu? 30:08 Odysseus'un eşi kim ve neden bu kadar uzun süre eşini bekliyor? 35:43 Filmde kullanılan demir zırhlar o dönemde gerçekten var mıydı? 38:09 İzleyici bu filmden keyif alır mı? 40:04 Kendi yaptığı Odysseia çeviri kitabının benzer kitaplardan ne farkı var? 51:09 Kapanış #işbirliği
Temmuz 26, 2026