
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
Kafayı yemiş bir güruh
Kılıçdaroğlu’nun yeteneksizliğine üzülecek değiller
Biraz abartmadık mı!
Başkan olmasaydı efsane olurdu
Kafayı yemiş bir güruh
Fatih Altaylı
Haziran 8, 2026
Yazı İçeriği
Kafayı yemiş bir güruh
Kılıçdaroğlu’nun yeteneksizliğine üzülecek değiller
Biraz abartmadık mı!
Başkan olmasaydı efsane olurdu
Delirmiş bir topluma dönüşmüş olabilir miyiz acaba!
Dün bazı beldelerde ara seçim vardı.
Genelde AK Parti ve MHP’nin önde olduğu Orta Anadolu illerinin beldelerinde.
5’ini AK Parti kazandı, 1’ini CHP.
Ben de sosyal medyada “6 beldede alınan sonuçlar CHP’nin kayyum sürecinden ne kadar yara aldığını ortaya koydu” dedim ve ekledim: “Muhafazakâr bölgelerde seçmen pozisyon değiştirmemiş ya da değiştirmekten vazgeçmiş.”
Altına bir grup hakaret, hatta küfür.
Ne kabahat işlemişim, anlamadım.
Tokat, HDP ya da DEM Parti’nin en az oy aldığı yerlerden biri, hatta birincisi.
2024 seçiminde MHP önde.
Açılım ya da terörsüz Türkiye süreci sonrası Cumhur İttifakı’nın oy kaybetmesinin olası göründüğü yerlerden biriydi.
Ama öyle olmamış.
Kayyum yönetimi seçimle ilgili hiçbir çalışma yapmamış, parmağını kıpırdatmamış.
Seçmen de ittifak dışına çıkmamış. MHP’den AK Parti’ye geçmiş. Zaten o ittifak da tam bunu istiyor. Seçmen yer değiştirecekse, aramızda değiştirsin.
Öyle de olmuş.
Kılıçdaroğlu CHP’sine vermemiş.
İktidar ortaklarının yıllardır geliştirdiği anti Kılıçdaroğlu söylemi etkisini göstermiş.
Ya da ben böyle okumuşum.
Ayıp mı, suç mu!
Düşündüğümüzü söyleyemeyecek miyiz!
Zaten bu genel bir durumu da yansıtmıyor. Yansıtsa, iktidar ara seçime gider.
Ama ahmak bir grup, üstelik de sözde iktidarın düşünce özgürlüğüne getirdiği kısıtlardan şikayet eden bir grup, kendilerinin de düşüncelere kısıt getirmeye çalıştığının acaba farkında bile değil, saydırıyor!
Hakaretin, yakıştırmanın bini bir para.
Manyaklık sadece bununla da sınırlı değil!
“CHP’de kayyumun gazabına uğrayanlar yeni parti kurmalı” desen de kabahat oluyor, “Sakın yeni parti kurmayın, CHP gibi parti bırakılır mı!” desen de kabahat.
Her halükârda şerefsizsin. Döneksin, satılmışsın, korkaksın.
Tam bir paranoya hâli.
Herkes ama herkes, ister iktidarda olsun, ister muhalefette, kendisinden kıl kadar farklı düşünene hemen damgayı basıyor: “Hain, satılmış, şerefsiz.”
Sahte isimle, mahlasla Twitter hesabı açmış şerefsiz “Korkak” diyor.
Türkiye gerçekten yaşanmaz bir yer hâline getiriliyor.
Ama sevinerek görüyorum ki gençler böyle değil.
Ama ne yazık ki onlar da bu ülkede kalmak istemiyor.
Kılıçdaroğlu’nun yeteneksizliğine üzülecek değiller
Dün bir dönem benimle de çalışmış, şimdilerde ise iktidara yakın duran Ankaralı bir gazeteci ile sohbet ediyorduk telefonda. “Balık” mevzuu için aramış ama ister istemez siyaset konularına da girdik.
“Bizimkiler de gördü Kılıçdaroğlu’ndan bir şey olmayacağını. Kendi hâline bırakırlar yakında” dedi.
Kahkaha attım.
“Bir şey olur mu zannediyorlardı?” diye sordum gülerek.
“Ne bileyim, en azından partinin yüzde 50’sini kontrolüne alır, diğerlerini de yavaş yavaş altına toplar, 5-10 fire ile CHP’nin lideri olur diye düşünüyorlardı. Bu denli bir hezimet kimse beklemiyordu. Baksana oğlu bile kendisine destek vermiyor. Tam bir loser hareketi oldu.”
Açıkçası ben pek de bu kanaatte değilim.
İktidar, butlan kararının tam da böyle bir sonuç vereceğini tahmin ediyordu.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye’de siyaseti en iyi okuyan adamdır ve bunu öngörmemiş olması mümkün değil.
Bundan sonra yapılacak olan, yeni partinin kurulmasını engellemek için her türlü legal yolun kullanılması olacaktır.
İyi Parti’nin kuruluş sürecinde yaşananları şimdi bir kez daha yaşayacağız muhtemelen.
Bunları söyleyince karşımdaki itiraz ediyor: “Haklı olabilirsin ama kayyum meselesi AK Parti seçmeninin de pek hoşuna gitmedi. Çoğu doğru bulmuyor. Bunu da saklamıyorlar.”
Haklı, doğru bulmuyor olabilirler ama bu cephe değiştirmelerine neden olmuyor.
Bu sefer de AK Parti’den bu nedenle kaçan seçmen var ise ki pek fazla olduğunu zannetmiyorum, onları da kayyum kararını eleştiren tavrıyla MHP lideri topluyor.
Yani iktidar Kılıçdaroğlu’ndan beklediğini bulamadı söylemine pek katılamıyorum.
Eskisinden daha kötü bir Kılıçdaroğlu buldu.
Bu da iktidar için üzülünecek bir durum değil.
Sonuçta Cumhurbaşkanı alternatifi aramıyorlardı ya!
Biraz abartmadık mı!
Koç Grubu’nu savunacak hâlim yok. Hatta Türkiye’nin en dokunulmaz holdingini sık sık eleştirenlerin başında gelirim.
Kendileri ile pek bir işim de yoktur açıkçası.
Ama bu kadarı da fazla.
Bir fıkranın yaptığına bakar mısınız!
Türkiye’nin en büyük holdinginin onursal başkanına soruşturma açıldı, Rahmi Koç’a tehdit üzerine tehdit yağıyor, holdingin Türkiye’nin farklı yerlerindeki şirketlerine saldırılar düzenleniyor.
Tüm bunların sebebi manasız, gereksiz ve demode bir fıkra.
Yıllardır anlatılan, bilinen bir fıkrayı bir etnisite ile ilişkilendirip anlattı diye Rahmi Koç’a denilmedik laf kalmadı.
Özür diledi, o bile olmadı.
Bu kadar büyütmeye değer miydi, emin değilim.
En fazla “96 yaşında bir adam biraz saçmalamış” deyip geçilecek bir olay ne hâllere geldi.
Kürdü, Türkü, kadını, erkeği fark etmez, bizim milletin bu alınganlığı ile ilgili güzel bir söz vardır da burada söylemesem daha iyi olur. Bazı eylemlerin lafına bozulur da fiiline bozulmaz derler ya.
Tam o hesap.
Üstelik de bu Rahmi Bey’in grubunun başını ilk belaya sokuşu da değil.
Yıllar önce Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili söyledikleri de az ağrıtmamıştı çocuklarının başını.
Çareyi babalarını dünya turuna yollamakta bulmuşlardı, hatırlarsanız.
Adam çıkıp özür de dilemiş, zaten kastının kimseyi aşağılamak ya da ırkçılık yapmak olmadığı da aşikâr.
En fazla “Zevzeklik yapmış” der, geçersiniz.
Bu kadarı gerçekten biraz fazla oldu.
Başkan olmasaydı efsane olurdu
Fenerbahçe seçimini yaptı ve Aziz Yıldırım’ı bir kez daha başkan seçti.
Aziz Bey’i kutlarız.
Bilinmedik biri değil, geçmişte yaptıklarına bakarak gelecekte neler yapacağını tahmin etmek zor değil.
Aziz Yıldırım’ın seçilmesi bekleniyordu, diğer aday Safi’nin sürekli paradan ve güçten bahseden, zaman zaman abartılarla ve hatta palavralarla dolu tavrı Fenerbahçelilerin hoşuna gitmemiş olmalı.
Haksız da sayılmazlar.
Ancak bu kadar farkı da herhâlde kimse beklemiyordu.
Konuştuğum kongre üyesi arkadaşlarım “Bir gece önce Ali Koç ile buluşmak Safi’nin büyük oy kaybetmesine neden oldu” yorumunu yaptılar.
Şaşırdım.
Kulübe bu kadar para verip imkân sağlayıp bu kadar sevilmemek ilginç bir durum.
Zannederim Ali Koç, Fenerbahçe’ye başkan olacağına, babasının Beşiktaş ile kurduğu ilişki gibi bir ilişki kursa ve takıma maddi olarak destek olmakla yetinse, bir Fenerbahçe efsanesi olurdu.
Rahmi Bey yıllardır Beşiktaş’a toplasan birkaç milyon doları aşmayan bir reklam desteği verir, Beşiktaşlılar ona büyük saygı duyarlar.
Ali Koç ise birkaç yıl içinde yüz milyonlarca euroluk reklam desteği ve cebinden on milyonlarca euro verdi. Herkesin saygısını kaybetti.
Çok saçma bir durum değil mi!
Ne zaman insan oluruz?
Kulüp başkanlığı saygınlık yitirme değil, kazanma makamı olduğu zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar







