İstanbul 17°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Yeşilyurt vakası olmasın!

  • Benim deneyimim herkesin deneyimi değil

  • K.K.’nın dilinde Tom Barrack izi

  • Alkol tüketimi düşerken

  • Dünya Kupası başlıyor haberiniz var mı!

detail banner reklam

Yeşilyurt vakası olmasın!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Haziran 11, 2026

Yazı İçeriği

  • Yeşilyurt vakası olmasın!

  • Benim deneyimim herkesin deneyimi değil

  • K.K.’nın dilinde Tom Barrack izi

  • Alkol tüketimi düşerken

  • Dünya Kupası başlıyor haberiniz var mı!

İBB Davası tutuklu sanıklarından Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in mahkeme ifadesi, Türkiye’nin ortasına bomba gibi düştü.

Fatoş Pınar Türker ile hiç tanışmadım, muhtemelen kendisini hiç görmedim de, dahası varlığından dahi haberim yoktu, ta ki tutuklanmasına kadar.

Sonrasında kariyerini öğrendim.

Varlıklı sayılabilecek, filantropist bir aileden geliyor. Dedesi Nevşehir Üniversitesi’nin arazisini bağışlamış. Kendisi Boğaziçi Üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümü mezunu. Yapı Kredi, Koç Holding, Petrol Ofisi, HSBC gibi şirketlerde çalışmış, icra kurulu üyelikleri yapmış. İyi bir kariyer. Sonra İBB’de Medya A.Ş.’nin başına geçmiş.

“Böyle bir kariyerle İBB Medya AŞ’de ne işi var?” sorusuna vakti zamanında “Kamuya hizmet borcum olduğunu düşündüm.” yanıtını vermiş.

1 yıldır tutuklu. İki çocuğuna anne babası bakıyor.

Bunları hatırlatmamın, az sonra yazacaklarımla hiç ama hiçbir ilgisi yok.

Fatoş Pınar Türker, İBB Davası’nın son duruşmasına sanık sıfatıyla çıktı ve gözaltına alındığı sırada kendisine yapılan muameleyi anlattı.

İfadeden aktarıyorum:

“Artık kaçıncı gün ne şeyde, bir bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, ‘Arama yapacağız’ dedi. Sırayla götürüyorlar bizi. Geriye getiriyorlar. Ben de gittim. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. 'Soyun' dedi. 'Nasıl yani?' dedim. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. 'Üstünü çıkar' dedi. 'Üstünü çıkardım'. Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, 'Tamam' dedi. 'Üstünü giyebilirsin’. 'Peki' dedim, 'Gidebilir miyim?' 'Hayır' dedi. 'Eşofmanını da indir' dedi. İndirdim. 'Çamaşırını da'. 'Nasıl yani?' dedim? 'İndireceksin' dedi. Dolayısıyla ikisini de ayak bileklerime kadar indirdim. 'Şimdi yere çömel' dedi. Ondan sonra, utananlar varsa çıkabilir, ben utanmıyorum ama yani hani bu onurunu, gururunu insanların belki şeyini yıkmak için yapılıyormuş ama hani yapan utansın, ben utanmıyorum. 'Cinsel organını aç' dedi. 'Başını, arkanı dön, eğil' filan. 'Tamam' dedi.”

Türker bunları daha önce de söylemişti ama bu kez yargıç karşısında açık açık anlattı.

Dün de İstanbul Emniyeti bu ifadeleri yalanladı ve “Böyle bir şey olmadı” dedi.

Fatoş Pınar Türker çok iyi eğitimli, çok parlak bir kariyer sahibi de olabilir, ümmi ve hiçbir işi olmasa da fark etmez.

İBB Davası’nda masum da olabilir, suçlu da olabilir. O da fark etmez.

Ne olursa olsun, kim olursa olsun, suçlu da olsa, masum da olsa hiçbir Türk vatandaşına böyle bir muamele uygulanamaz.

Emniyet’in bunu yalanlamış olması önemli değildir. Türk yargısı ve hatta daha ötesi TBMM bu konuda bir araştırma yapmak zorundadır.

İddia edilen olay, çok ciddi bir “insanlık suçudur”, çok açık bir “kötü muamele”, ve hatta “işkencedir”.

Türkiye, Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde hiçbir zaman, hiçbir şekilde bir işkence suçu iddiası görmedi.

İktidarın bu konudaki sicili son derece temiz.

Bunun temiz kalması isteniyorsa eğer, bu iddia araştırılmalı, soruşturulmalıdır.

Emniyet’in kurumsal suçu da olmayabilir, Emniyet açıklamasında samimi olabilir ama bireysel olarak böyle bir suç işlenmiş de olabilir.

Varsa bu da açığa çıkarılmalıdır.

Eğer böyle bir muamele gerçekten söz konusu ise kurumsal ise yönetim, kurumsal değil ise bireyler yargı önüne çıkarılmalıdır.

Olay bu haliyle, pek çok kişide 14 Ocak 1989 gecesi Cizre’nin Yeşilyurt Köyü’nde meydana gelen ve Türkiye’nin kolluk kuvvetleri tarihine bir kara leke olarak geçen “dışkı yedirme” olayını anımsatmaktadır. O gece Binbaşı Cafer Tayyar Çağlayan komutasındaki bir grup asker, köyün ahalisini köy meydanına toplamış, fiziksel şiddet uygulamanın yanı sıra bir grup köylüyü dışkı yemeye zorlamışlardı. Olay ortaya çıkınca, failler göstermelik de olsa yargılanmışlar ve en azından Devlet’in namusu kurtulmuştu.

Hemen hemen 40 yıl sonra bile bu olayı hatırlıyor ve lanetliyorsak, bu iddia da ciddi ciddi araştırılmalıdır.

Aksi yeni bir milat demektir.

Benim deneyimim herkesin deneyimi değil

Daha önce anlattım.

Ben de 2025 Haziran ayında evimden gözaltına alındım.

Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüm.

İfadem alındı. 1 gece nezarette kaldım.

Ertesi gün sevk edildiğim mahkemece tutuklandım.

Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na yollandım.

6 ayı aşkın süre burada tutuklu kaldım.

Bu süre içinde iki kez Silivri’de, iki kez mahkeme salonuna götürülüp yargılandım.

Birkaç kez hastaneye götürüldüm.

Birkaç kez de başka davalarım için mahkeme önüne SEGBİS vasıtasıyla çıktım.

O zaman da söyledim, şimdi bir kez daha tekrarlamak isterim.

Tüm bu süreçte gözaltına alınmamdan 190 küsur gün sonra tahliye edildiğim ana kadar ne gözaltına alınırken, ne Emniyet Müdürlüğü’nde, ne Silivri’de infaz koruma memurlarından, ne mahkemeye ve hastaneye götürülürken görevli jandarma komutanı ya da erlerinden, bir tek kişiden bile kötü muamele, bırakın muameleyi, kötü bir söz, kötü bir bakış, kötü bir ima bile görmedim.

Cezaevinde, cezaevi görevlilerinin kendilerine kötü muamele ettiğini söyleyen kimseye de tanık olmadım.

Ancak benim deneyimim, bana ait.

Bu yüzden de bu konuda vardır ya da yoktur diyemem.

K.K.’nın dilinde Tom Barrack izi

Kılıçdaroğlu konuştu.

İlginçtir, Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını aşağıladığı, hakaret ettiği, suçladığı iki televizyondan, Halk TV ve Sözcü TV’den başka yayınlayan olmadı.

Konuşmanın geneli yazıldı, çizildi, konuşuldu.

Beni ilgilendiren ya da önemli bulduğum tarafı ise Kılıçdaroğlu’nun dış politika yaklaşımında, ABD Büyükelçisi Tom Barrack’tan fazlasıyla etkilenmiş olduğunun görülmesiydi.

Kılıçdaroğlu ilk kez Osmanlı coğrafyasından, Türkiye’nin bu coğrafyaya sahip çıkmasından falan bahsetti. Karşımızda neo-Osmanlıcı bir “Kılıçdaroğlu” gördük.

K.K.’nın sözleri, Tom Barrack’ın son zamanlardaki ifadeleri, beklentileri ve Ortadoğu hayali ile fazlasıyla örtüşüyordu.

Sonrasında Doğu Perinçek’in cümlelerini duydum.

CHP’deki butlan değişimini olumlu bulduğunu, haklı bulduğunu anlattı.

“İmamoğullarının, Özellerin silahlı güçleri yok. Nasıl iktidar olacaklar” dedi.

Çok ilginç ama bir o kadar da saçma sapan bir cümleydi.

Her ikisinin de, yani Kılıçdaroğlu ve Perinçek’in bende yarattığı his karmaşık.

Bazen “Bunları fazla mı ciddiye alıyoruz” diyorum, bazen de “Bunları az mı ciddiye alıyoruz” diyorum.

Ancak her ikisinin de birbirine fazlasıyla benzediğini düşünüyorum.

Alkol tüketimi düşerken

Birkaç gün önce 23 yıl öncesinden bir içkili hikaye anlattım.

Şimdi ise yeni neslin, gençlerin giderek alkolden uzaklaştığını hem görüyor, hem de verilerle öğreniyoruz.

Şaka değil, yeni gelen kuşak alkollü içkilerden uzak duruyor.

Bu yüzden de küresel alkollü içki firmaları, son 4 yılda yaklaşık 860 milyar dolarlık pazar kaybına uğramışlar. Borsa değerleri de tepe taklak aşağı gitmiş.

Gençler arasında alkol tüketiminin giderek azaldığı bir gerçek ve bu bize değil tüm toplumlara özel bir durum.

Sağlıklı yaşam arayışı, alkol kullanmamanın bir moda haline gelmesi gibi nedenlerle alkol tüketimi sadece bizde değil, tüm dünyada hızla düşüyor.

Bu olumlu bir gelişme çünkü alkollü içkiler, insan sağlığı açısından en büyük risklerden birini oluşturuyor.

Bu yüzden de ideolojik nedenle de olsa, iktidarın alkollü içkiler ile ilgili kısıtlamalarını önemli ölçüde doğru buluyorum.

Ancak hafif alkollü içkilerde, özellikle şarapta biraz daha insaflı olmaları gerektiğini kanaatindeyim. Bunun Türk ekonomisi açısından yararını göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Alkol tüketiminde bir azalma trendi varken ve bu giderek hızlanırken, ne yazık ki, hafif ya da ağır uyuşturucu kullanımında bir artış var.

Batı’da giderek daha fazla sayıda ülkede esrar diye bilinen Hint keneviri ya da Cannabis’in türevlerinin satışı ve kullanımı serbest bırakılıyor.

Bazı ülkeler THC’yi yasaklar ama CBD’yi serbest bırakırken bazıları her ikisi de serbest bırakıyor.

Şu günlerde bazı ülkelerde kokainin serbest ama kontrollü satışı ile ilgili bazı yasal düzenlemeler üzerinde fikir jimnastiği yapılıyor. Satışı kontrollü yasallaştırma yöntemiyle suç örgütlerinin ve yasa dışı gelirlerin önüne geçilebilir mi tartışması yapılıyor.

Ancak bilimsel çalışmalar THC ya da CBD farkı olmaksızın tüm esrar benzeri uyuşturucuların zararlı olduğu konusunda hemfikir. Medikal kullanımda faydaları var, bunun dışında yarattığı zararlar ve ağır uyuşturuculara geçişe giden yol olmaları nedeniyle zararları daha fazla. Kokain ve eroin ise zaten bir felaket ve ne yazık ki, Türkiye’de de, dünyada da özellikle kokain kullanımının çok arttığı görülüyor.

Diyeceksiniz ki, bunu niye yazdın.

Son zamanlarda Türkiye’de de kenevir kullanımına ilişkin bir serbestlik tanınmasını isteyen bir lobinin varlığı gözüme çarpmaya başladı.

Açık söylüyorum, böyle bir serbestlik Türkiye açısından bir felaket olur.

Bu konu gündeme bile gelmesin diye yazıyorum.

Dünya Kupası başlıyor haberiniz var mı!

Türkiye Dünya Kupası’na katılıyor.

3 gün sonra, Pazar günü Dünya Kupası finallerinde Avustralya ile ilk maçımızı oynayacağız.

Üst tura çıkma şansımızın oldukça yüksek olduğu bir gruptayız, muhtemelen turu geçeceğiz.

Takımımızda bir sürü yıldız oyuncu var.

2002’den sonra müthiş bir jenerasyon yakaladık.

Ve bakıyorum da toplumda en küçük bir milli heyecan yok.

Ne televizyonlarda, ne kalmayan yazılı basında, ne sosyal medyada.

Candaş Tolga Işık, Kafa’da şahane bir futbol ekibi toplamamış olsa, neredeyse kimsenin umurunda değil Dünya Kupası.

Heyecan yaratan tek şey Candaş.

Niye bu haldeyiz anlamak mümkün değil.

Milli diye diye milliliğin içine boşalttığımız için mi, çakma mafya babası görüntülü birilerini futbolun tepesine musallat ettiğimiz için mi, yoksa kulüp rekabeti milli duyguların çok önüne geçtiği için mi!

Bunun yanıtını bilmiyorum ama milli takımı pek de kimsenin umursamadığını biliyorum.

Çünkü görüyorum.

Ne zaman insan oluruz?

Spor suçu işleyenleri sporun başına musallat etmediğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Fon operasyonu aslında ne zaman başladı?
Köşe Yazıları
Fon operasyonu aslında ne zaman başladı?

Fatih Altaylı

Eylül 23, 2026

Duayen bankacıdan fonzedeler için kurtarma önerisi
Köşe Yazıları
Duayen bankacıdan fonzedeler için kurtarma önerisi

Fatih Altaylı

Eylül 22, 2026

Solcu Türk kadın kazandı, Yahudiler rahatsız oldu
Köşe Yazıları
Solcu Türk kadın kazandı, Yahudiler rahatsız oldu

Fatih Altaylı

Eylül 21, 2026

  • Videolar

Tümü
"Müzeler siyasetin etkisi altındadır!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"Müzeler siyasetin etkisi altındadır!"00:00 Giriş 05:49 Trump’ın Smithsonian’a Amerikan tarihi açıklaması 12:45 F1 nasıl geçti? 18:15 Hayko Cepkin müziği bırakmaya karar verdi 19:03 Anyma konseri iptal edildi 21:01 Celine Dion sahneye çıktı 22:08 Venedik Film Festivali 27:27 Prenses Diana’nın kıyafeti satışa çıktı 29:38 Erol Evgin konseri 31:07 Hangi ayda nereye gidilir? 41:08 İş Sanat’ta görev değişikliği 42:27 Don Kişot geliyor 43:09 İstanbul Tiyatro Festivali başlıyor 44:36 Şabanoğlu Şaban tekrar çekiliyor 45:34 Venedik Film Festivali’nde Penélope Cruz ve Javier Bardem imza attılar 47:04 Ekran süresinin 2 saatle sınırlanması 47:27 Yapay zekâ tehdidi 49:47 Nijerya’nın British Museum’dan eserlerini alması 53:10 Kapanış
Eylül 21, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Gençler okumaya devam ediyor!” görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mark FikriFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Gençler okumaya devam ediyor!”Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:35 İnkılâp Yayınevi ile alakası nedir? 02:17 İnkılâp Yayınevi nasıl kuruldu? 05:34 Hangi tür yayınlar vardı? 09:50 1927’den sonra çıkan kitapların tümü arşivlerinde var mı? 11:43 Görgü kitapları neden yok? 12:54 Akılda kalan büyük isimlerden kimler vardı? 14:47 Yayınlara baktığımızda yerli mi, yabancı mı revaçta? 17:07 Dijital yayıncılık bir tehdit mi, fırsat mı? 22:04 Kitabı yayınlarken ne tür evrelerden geçiyor? 25:38 Eski bir kitabın tekrar basılması süreci nasıl ilerliyor? 27:48 Satış noktalarından neden çıktılar? 33:46 Yayıncılıkta fiyat politikası nasıl gelişiyor? 35:57 Bundan sonraki hedefleri neler? 38:08 Türkiye’de yazarlık nereye gidiyor? 42:26 Önümüzdeki dönemde yayınlanacak kitaplar 44:10 Yayınlarını duyurmak için nasıl bir yol izliyorlar? 46:04 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Eylül 20, 2026
Çocukluk çağı kanserleri genetik mi? görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Müge Gündoğdu & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimÇocukluk çağı kanserleri genetik mi?00:00 Giriş 01:14 Make-A-Wish derneği nedir? 02:24 Çocukluk çağı kanserleri 04:19 Çocukluk çağı kanserlerinde en sık rastlanan türler hangileri? 05:52 Çocukluk çağı kanserleri, ileri yaşlardaki kanserlerden daha mı tehlikeli? 08:19 Çocuklarda kanserlerin erken teşhis yöntemleri neler? 10:25 Milli Eğitim Bakanlığı'nın kanserler ile ilgili bir farkındalık çalışması var mı? 11:42 Sinsi ilerleyen kanserlere önlem almak için ailelerin ne yapması gerek? 12:16 Dünya geneline bakıldığında Türkiye'de çocuk kanserlerlerine yakalanma oranı nasıl? 13:02 Kanser tanısı konmadan kaybedilen çocuklar var mı? 13:32 Yaş gruplarına göre kanser belirtilerinde farklılıklar var mı? 14:26 Çocukluk kanserlerinde en zor teşhis edilen kanser hangisi? 16:50 Kök hücre tedavisi için göbek bağının saklanmasının bir faydası var mı? 17:36 Kök hücre ve ilik nakli için uluslararası bir sistem var mı? 19:01 Bu tedavilerde devlet desteği var mı? 19:53 Avrupa'da kullanılan tedavi yöntemleri ile Türkiye'de kullanılan yöntemler arasında farklılıklar var mı? 21:59 Çocuklardaki kanserlerin nüksetme olasılığı daha mı yüksek? 24:08 Kadınların ileri yaşta doğum yapması çocuklarda kansere yakalanmasında etken mi? 25:46 Lösemi hastalıklarının hangi boyutunda çocuklara kemik iliği nakli gerekir? 26:00 Kemik iliği nakil operasyonu riskli midir? 27:44 Kemik iliği nakillerinde başarı oranı yükseldi mi? 28:43 Kemik iliği hangi kemikten alınıyor? 29:51 İki kardeşte aynı kanserin olma ihtimali nedir? 30:51 Down sendromu ile lösemi ilişkisi var mı? 31:58 Çocuklarda HPV aşıları olması gerekiyor mu? 33:30 Obezite ve kanser ilişkisi 36:10 Hematoloji ve onkoloji arasındaki bağlantı nedir? 38:14 Çocuklarda ve yetişkinlerde yapılan lösemi tedavisinde farklılıklar var mı? 39:23 İleri yaşlarda çıkan kanserler çocuklarda görülebilir mi? 40:29 Ailelere tavsiyeleri neler? 42:00 Kapanış #işbirliği
Eylül 20, 2026