İstanbul 27°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Yeşilyurt vakası olmasın!

  • Benim deneyimim herkesin deneyimi değil

  • K.K.’nın dilinde Tom Barrack izi

  • Alkol tüketimi düşerken

  • Dünya Kupası başlıyor haberiniz var mı!

detail banner reklam

Yeşilyurt vakası olmasın!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Haziran 11, 2026

Yazı İçeriği

  • Yeşilyurt vakası olmasın!

  • Benim deneyimim herkesin deneyimi değil

  • K.K.’nın dilinde Tom Barrack izi

  • Alkol tüketimi düşerken

  • Dünya Kupası başlıyor haberiniz var mı!

İBB Davası tutuklu sanıklarından Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in mahkeme ifadesi, Türkiye’nin ortasına bomba gibi düştü.

Fatoş Pınar Türker ile hiç tanışmadım, muhtemelen kendisini hiç görmedim de, dahası varlığından dahi haberim yoktu, ta ki tutuklanmasına kadar.

Sonrasında kariyerini öğrendim.

Varlıklı sayılabilecek, filantropist bir aileden geliyor. Dedesi Nevşehir Üniversitesi’nin arazisini bağışlamış. Kendisi Boğaziçi Üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümü mezunu. Yapı Kredi, Koç Holding, Petrol Ofisi, HSBC gibi şirketlerde çalışmış, icra kurulu üyelikleri yapmış. İyi bir kariyer. Sonra İBB’de Medya A.Ş.’nin başına geçmiş.

“Böyle bir kariyerle İBB Medya AŞ’de ne işi var?” sorusuna vakti zamanında “Kamuya hizmet borcum olduğunu düşündüm.” yanıtını vermiş.

1 yıldır tutuklu. İki çocuğuna anne babası bakıyor.

Bunları hatırlatmamın, az sonra yazacaklarımla hiç ama hiçbir ilgisi yok.

Fatoş Pınar Türker, İBB Davası’nın son duruşmasına sanık sıfatıyla çıktı ve gözaltına alındığı sırada kendisine yapılan muameleyi anlattı.

İfadeden aktarıyorum:

“Artık kaçıncı gün ne şeyde, bir bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, ‘Arama yapacağız’ dedi. Sırayla götürüyorlar bizi. Geriye getiriyorlar. Ben de gittim. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. 'Soyun' dedi. 'Nasıl yani?' dedim. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. 'Üstünü çıkar' dedi. 'Üstünü çıkardım'. Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, 'Tamam' dedi. 'Üstünü giyebilirsin’. 'Peki' dedim, 'Gidebilir miyim?' 'Hayır' dedi. 'Eşofmanını da indir' dedi. İndirdim. 'Çamaşırını da'. 'Nasıl yani?' dedim? 'İndireceksin' dedi. Dolayısıyla ikisini de ayak bileklerime kadar indirdim. 'Şimdi yere çömel' dedi. Ondan sonra, utananlar varsa çıkabilir, ben utanmıyorum ama yani hani bu onurunu, gururunu insanların belki şeyini yıkmak için yapılıyormuş ama hani yapan utansın, ben utanmıyorum. 'Cinsel organını aç' dedi. 'Başını, arkanı dön, eğil' filan. 'Tamam' dedi.”

Türker bunları daha önce de söylemişti ama bu kez yargıç karşısında açık açık anlattı.

Dün de İstanbul Emniyeti bu ifadeleri yalanladı ve “Böyle bir şey olmadı” dedi.

Fatoş Pınar Türker çok iyi eğitimli, çok parlak bir kariyer sahibi de olabilir, ümmi ve hiçbir işi olmasa da fark etmez.

İBB Davası’nda masum da olabilir, suçlu da olabilir. O da fark etmez.

Ne olursa olsun, kim olursa olsun, suçlu da olsa, masum da olsa hiçbir Türk vatandaşına böyle bir muamele uygulanamaz.

Emniyet’in bunu yalanlamış olması önemli değildir. Türk yargısı ve hatta daha ötesi TBMM bu konuda bir araştırma yapmak zorundadır.

İddia edilen olay, çok ciddi bir “insanlık suçudur”, çok açık bir “kötü muamele”, ve hatta “işkencedir”.

Türkiye, Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde hiçbir zaman, hiçbir şekilde bir işkence suçu iddiası görmedi.

İktidarın bu konudaki sicili son derece temiz.

Bunun temiz kalması isteniyorsa eğer, bu iddia araştırılmalı, soruşturulmalıdır.

Emniyet’in kurumsal suçu da olmayabilir, Emniyet açıklamasında samimi olabilir ama bireysel olarak böyle bir suç işlenmiş de olabilir.

Varsa bu da açığa çıkarılmalıdır.

Eğer böyle bir muamele gerçekten söz konusu ise kurumsal ise yönetim, kurumsal değil ise bireyler yargı önüne çıkarılmalıdır.

Olay bu haliyle, pek çok kişide 14 Ocak 1989 gecesi Cizre’nin Yeşilyurt Köyü’nde meydana gelen ve Türkiye’nin kolluk kuvvetleri tarihine bir kara leke olarak geçen “dışkı yedirme” olayını anımsatmaktadır. O gece Binbaşı Cafer Tayyar Çağlayan komutasındaki bir grup asker, köyün ahalisini köy meydanına toplamış, fiziksel şiddet uygulamanın yanı sıra bir grup köylüyü dışkı yemeye zorlamışlardı. Olay ortaya çıkınca, failler göstermelik de olsa yargılanmışlar ve en azından Devlet’in namusu kurtulmuştu.

Hemen hemen 40 yıl sonra bile bu olayı hatırlıyor ve lanetliyorsak, bu iddia da ciddi ciddi araştırılmalıdır.

Aksi yeni bir milat demektir.

Benim deneyimim herkesin deneyimi değil

Daha önce anlattım.

Ben de 2025 Haziran ayında evimden gözaltına alındım.

Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüm.

İfadem alındı. 1 gece nezarette kaldım.

Ertesi gün sevk edildiğim mahkemece tutuklandım.

Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na yollandım.

6 ayı aşkın süre burada tutuklu kaldım.

Bu süre içinde iki kez Silivri’de, iki kez mahkeme salonuna götürülüp yargılandım.

Birkaç kez hastaneye götürüldüm.

Birkaç kez de başka davalarım için mahkeme önüne SEGBİS vasıtasıyla çıktım.

O zaman da söyledim, şimdi bir kez daha tekrarlamak isterim.

Tüm bu süreçte gözaltına alınmamdan 190 küsur gün sonra tahliye edildiğim ana kadar ne gözaltına alınırken, ne Emniyet Müdürlüğü’nde, ne Silivri’de infaz koruma memurlarından, ne mahkemeye ve hastaneye götürülürken görevli jandarma komutanı ya da erlerinden, bir tek kişiden bile kötü muamele, bırakın muameleyi, kötü bir söz, kötü bir bakış, kötü bir ima bile görmedim.

Cezaevinde, cezaevi görevlilerinin kendilerine kötü muamele ettiğini söyleyen kimseye de tanık olmadım.

Ancak benim deneyimim, bana ait.

Bu yüzden de bu konuda vardır ya da yoktur diyemem.

K.K.’nın dilinde Tom Barrack izi

Kılıçdaroğlu konuştu.

İlginçtir, Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını aşağıladığı, hakaret ettiği, suçladığı iki televizyondan, Halk TV ve Sözcü TV’den başka yayınlayan olmadı.

Konuşmanın geneli yazıldı, çizildi, konuşuldu.

Beni ilgilendiren ya da önemli bulduğum tarafı ise Kılıçdaroğlu’nun dış politika yaklaşımında, ABD Büyükelçisi Tom Barrack’tan fazlasıyla etkilenmiş olduğunun görülmesiydi.

Kılıçdaroğlu ilk kez Osmanlı coğrafyasından, Türkiye’nin bu coğrafyaya sahip çıkmasından falan bahsetti. Karşımızda neo-Osmanlıcı bir “Kılıçdaroğlu” gördük.

K.K.’nın sözleri, Tom Barrack’ın son zamanlardaki ifadeleri, beklentileri ve Ortadoğu hayali ile fazlasıyla örtüşüyordu.

Sonrasında Doğu Perinçek’in cümlelerini duydum.

CHP’deki butlan değişimini olumlu bulduğunu, haklı bulduğunu anlattı.

“İmamoğullarının, Özellerin silahlı güçleri yok. Nasıl iktidar olacaklar” dedi.

Çok ilginç ama bir o kadar da saçma sapan bir cümleydi.

Her ikisinin de, yani Kılıçdaroğlu ve Perinçek’in bende yarattığı his karmaşık.

Bazen “Bunları fazla mı ciddiye alıyoruz” diyorum, bazen de “Bunları az mı ciddiye alıyoruz” diyorum.

Ancak her ikisinin de birbirine fazlasıyla benzediğini düşünüyorum.

Alkol tüketimi düşerken

Birkaç gün önce 23 yıl öncesinden bir içkili hikaye anlattım.

Şimdi ise yeni neslin, gençlerin giderek alkolden uzaklaştığını hem görüyor, hem de verilerle öğreniyoruz.

Şaka değil, yeni gelen kuşak alkollü içkilerden uzak duruyor.

Bu yüzden de küresel alkollü içki firmaları, son 4 yılda yaklaşık 860 milyar dolarlık pazar kaybına uğramışlar. Borsa değerleri de tepe taklak aşağı gitmiş.

Gençler arasında alkol tüketiminin giderek azaldığı bir gerçek ve bu bize değil tüm toplumlara özel bir durum.

Sağlıklı yaşam arayışı, alkol kullanmamanın bir moda haline gelmesi gibi nedenlerle alkol tüketimi sadece bizde değil, tüm dünyada hızla düşüyor.

Bu olumlu bir gelişme çünkü alkollü içkiler, insan sağlığı açısından en büyük risklerden birini oluşturuyor.

Bu yüzden de ideolojik nedenle de olsa, iktidarın alkollü içkiler ile ilgili kısıtlamalarını önemli ölçüde doğru buluyorum.

Ancak hafif alkollü içkilerde, özellikle şarapta biraz daha insaflı olmaları gerektiğini kanaatindeyim. Bunun Türk ekonomisi açısından yararını göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Alkol tüketiminde bir azalma trendi varken ve bu giderek hızlanırken, ne yazık ki, hafif ya da ağır uyuşturucu kullanımında bir artış var.

Batı’da giderek daha fazla sayıda ülkede esrar diye bilinen Hint keneviri ya da Cannabis’in türevlerinin satışı ve kullanımı serbest bırakılıyor.

Bazı ülkeler THC’yi yasaklar ama CBD’yi serbest bırakırken bazıları her ikisi de serbest bırakıyor.

Şu günlerde bazı ülkelerde kokainin serbest ama kontrollü satışı ile ilgili bazı yasal düzenlemeler üzerinde fikir jimnastiği yapılıyor. Satışı kontrollü yasallaştırma yöntemiyle suç örgütlerinin ve yasa dışı gelirlerin önüne geçilebilir mi tartışması yapılıyor.

Ancak bilimsel çalışmalar THC ya da CBD farkı olmaksızın tüm esrar benzeri uyuşturucuların zararlı olduğu konusunda hemfikir. Medikal kullanımda faydaları var, bunun dışında yarattığı zararlar ve ağır uyuşturuculara geçişe giden yol olmaları nedeniyle zararları daha fazla. Kokain ve eroin ise zaten bir felaket ve ne yazık ki, Türkiye’de de, dünyada da özellikle kokain kullanımının çok arttığı görülüyor.

Diyeceksiniz ki, bunu niye yazdın.

Son zamanlarda Türkiye’de de kenevir kullanımına ilişkin bir serbestlik tanınmasını isteyen bir lobinin varlığı gözüme çarpmaya başladı.

Açık söylüyorum, böyle bir serbestlik Türkiye açısından bir felaket olur.

Bu konu gündeme bile gelmesin diye yazıyorum.

Dünya Kupası başlıyor haberiniz var mı!

Türkiye Dünya Kupası’na katılıyor.

3 gün sonra, Pazar günü Dünya Kupası finallerinde Avustralya ile ilk maçımızı oynayacağız.

Üst tura çıkma şansımızın oldukça yüksek olduğu bir gruptayız, muhtemelen turu geçeceğiz.

Takımımızda bir sürü yıldız oyuncu var.

2002’den sonra müthiş bir jenerasyon yakaladık.

Ve bakıyorum da toplumda en küçük bir milli heyecan yok.

Ne televizyonlarda, ne kalmayan yazılı basında, ne sosyal medyada.

Candaş Tolga Işık, Kafa’da şahane bir futbol ekibi toplamamış olsa, neredeyse kimsenin umurunda değil Dünya Kupası.

Heyecan yaratan tek şey Candaş.

Niye bu haldeyiz anlamak mümkün değil.

Milli diye diye milliliğin içine boşalttığımız için mi, çakma mafya babası görüntülü birilerini futbolun tepesine musallat ettiğimiz için mi, yoksa kulüp rekabeti milli duyguların çok önüne geçtiği için mi!

Bunun yanıtını bilmiyorum ama milli takımı pek de kimsenin umursamadığını biliyorum.

Çünkü görüyorum.

Ne zaman insan oluruz?

Spor suçu işleyenleri sporun başına musallat etmediğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
O paralar eğitime verilseydi
Köşe Yazıları
O paralar eğitime verilseydi

Fatih Altaylı

Haziran 10, 2026

Vergi verene eziyet, vermeyene hizmet
Köşe Yazıları
Vergi verene eziyet, vermeyene hizmet

Fatih Altaylı

Haziran 9, 2026

Manyaklık
Köşe Yazıları
Manyaklık

Fatih Altaylı

Haziran 8, 2026

  • Videolar

Tümü
Çin’in inanç tarihi: Konfüçyüs mü, Buda mı, Tao mu? görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Kürşad Demirci - Teke Tek BilimÇin’in inanç tarihi: Konfüçyüs mü, Buda mı, Tao mu?Shark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 03:09 Çin’in tarihi 11:32 Bütün Çinliler birbirleriyle anlaşabiliyor mu? 13:38 Çin yazısında belirgin bir değişiklik var mı? 17:40 Çinlilerin ten rengi gerçekten sarımtırak mı? 19:43 İlk Çin İmparatorluğu ne zaman kuruldu? 24:50 “Çin” kelimesi ilk nasıl kullanıldı? 32:42 Dinler peş peşe mi ortaya çıktı, yoksa birlikte mi var oldular? 37:48 Legalizm nedir? 47:34 Çin’de din dağılımı nasıl? 48:45 Nüfusun ne kadarı hangi dine mensup? 53:03 Mançular kimdir? 58:15 Afyon Savaşları 1:04:21 Mango kültürü 1:06:54 Konfüçyüsçülük nedir? 1:14:25 Konfüçyanizm nedir? 1:21:02 Taoizm nedir? 1:24:51 Simyacılar kimdir? 1:25:04 Taocuların cinsellikle ilişkisi ne? 1:26:34 Mohizm nedir? 1:29:46 Çin’de cenaze gelenekleri var mı? 1:30:49 Kapanış #işbirliği
Haziran 7, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Hem gotik hem prenses tarafım var!" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Melis SezenFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Hem gotik hem prenses tarafım var!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:15 Ailesi ve Silivri'de geçen çocukluğu 08:07 Küçük ilçede büyümenin avantajları var mı? 10:01 Eğitim hayatı 12:09 Oyunculuğa nasıl başladı? 13:44 Oynadığı diziler ve rolleri 15:53 Set ortamları nasıl? 19:30 Keşke ben oynayabilseydim dediği rol var mı? 21:08 Son zamanlarda beğendiği oyuncu ve diziler var mı? 22:26 Erken biten projelerde hissiyatları nasıl oluyor? 24:45 Parfüm markası anlaşması 34:58 Otomobil merakı 36:53 Yurt dışında Türk sanatçılara ilgi var mı? 41:11 Parfümü yurt dışında da satışa çıkacak mı? 45:29 Devam eden projesi var mı? 51:42 Yönetmenlik yapmak istiyor mu? 53:13 Somer Sivrioğlu'nun sözünü programda kullanmak için izin istemesi 57:01 Önümüzdeki yıllarda yapmak istediği şeyler neler? 59:46 Özel hayatı 1:02:46 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Haziran 7, 2026
"İki konser İstanbul'un havasını değiştirdi!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"İki konser İstanbul'un havasını değiştirdi!"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:33 Mutlak butlan 03:58 Mardin Bienali 14:14 Kanye West konseri 21:19 Fatih Altaylı bu aralar hangi sanatçıları dinliyor? 22:42 Fatih Altaylı’nın tekrar tekrar izlediği filmler neler? 27:17 Travis Scott konseri gerçekleşti mi? 29:01 Şebnem Ferah konserleri 29:48 Bu yaz yapılacak etkinlikler 43:12 Duvara yapıştırılan muz 50:02 Kapanış #işbirliği
Haziran 5, 2026