
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
TFF’de istifa ya da istifalar yakın
Soruşturmaya düşen ilk leke
Kamu Gözetimi Başkanı’na bak
Galatasaraylıların yemek yemesi suç mu!
TFF’de istifa ya da istifalar yakın
Fatih Altaylı
Ekim 2, 2026
Yazı İçeriği
TFF’de istifa ya da istifalar yakın
Soruşturmaya düşen ilk leke
Kamu Gözetimi Başkanı’na bak
Galatasaraylıların yemek yemesi suç mu!
Memleketin neresine dokunsan bir pislik fışkırıyor, neresine bassan ayağına bir kir bulaşıyor. Eskiden kokusu vardı ama artık kirlilik yüzeye çıktı, herkes için görünür hale geldi.
Bir yanda yıllardır yaptığımız uyarılara rağmen herkesin izlemekle yetindiği borsa rezaleti, ortaya çıkan büyük fon dolandırıcılığı ve gırtlağa kadar bunun içine batmış iktidar partisi mensubu ya da yakını isimler.
Diğer yanda toplum açısından neredeyse utanç vesilesi olmuş bir futbol federasyonu başkanı ve onun Merkez Hakem Komitesi’nin yargı eliyle ortaya dökülen rezillikleri. Futbol Federasyonu başkanının, yargıya ve siyasete, bildiği tek yöntem olan mafya usulü tehdit ve şantaj yöntemiyle verdiği yanıt.
İnsan nereden tutacağını, nereden başlayacağını şaşırıyor. Bugün en iyisi futbol rezilliğiyle başlamak.
Futbol Federasyonu’nun geçen yıl savcılığın yapacağı bir operasyona taş koymak için apar topar yaptığı açıklama ve suçlama listelerine geri dönme niyetim yok. Yakın zamandan başlamak yeterli.
Futbol Federasyonu Başkanı Hacıosmanoğlu’nun tetikçiliğini yapan MHK’ye yönelik olarak birkaç gün önce bir operasyon yapıldı. Operasyonda MHK Başkanı’nın da aralarında olduğu bazı isimler gözaltına alındı, MHK Başkanı’nın tam da bu federasyona yakışır bir şekilde hakemleri tehdit ettiği ses kayıtları ortaya döküldü. Başka çok vahim iddialar da dillerde dolaşıyor.
Tetikçisine karşı yapılan bu operasyona, Hacıosmanoğlu aylardır elinde tuttuğu ve bir tehdit aracı olarak kullandığı “bahis oynayanlar listesi” ile karşılık verdi. Hacıosmanoğlu’nun elindeki liste yeni bulunmuş, yeni öğrenilmiş bir liste değildi. Ama federasyon başkanı bu liste ile kulüp başkanlarını, yöneticileri ve kendi federasyonunun yöneticilerini tehdit ediyordu.
Köşeye sıkışınca son çare olarak siyasetçilere sığınmaya çalıştı ama yüz bulamayınca başta Trabzonspor Başkanı ve Bursaspor Başkanı olmak üzere pek çok futbol adamını ve uzun süredir tehdidi altında olan kendi yönetim kurulu üyesinin de adının bulunduğu bir liste ile savcılığın başlattığı operasyona karşı “rest” çekti.
Peki şimdi ne olacak!
Kısa vadede olacakları, dün bu federasyonun kurucu yöneticilerinden biriyle konuştuk.
“İbrahim artık bu kadarına dayanamaz” dedi.
“Bence kösele gibi, umurunda olmaz” dedim.
“O iş öyle değil” dedi ve anlattı:
“O koltukta hiçbirimizin beklemediği kadar uzun bir süre oturmayı başardı. Ama artık sonuna geldi. Bunu kendi de biliyor ve kabul etti. Federasyon yönetim kuruluna bir hafta içinde istifa edeceğinin sözünü verdi. Bugün yarın istifa edecek ve gidecek. Tüm desteği kaybolmuş vaziyette. Alakalı alakasız neredeyse tüm futbol camiasını lekelemek için yayınladığı liste bardağı taşıran son damla oldu. Haftaya orada olmayacak” dedi.
İhtimal vermediğimi söyledim, “Etmeyecek bence” dedim.
“Etmezse yönetim kurulundan altı üyenin istifaları ceplerinde. O zaman bu altı üye istifa ederek yönetimi düşürecekler” dedi.
Bu konuşmamızdan biraz sonra federasyonun sahadaki tetikçilerinden Yasin Kol adlı hakem gözaltına alındı. Federasyon başkanının ve MHK’nın bu yeteneksiz prensi hakkındaki iddialar da yenilir yutulur gibi değil.
Tüm bu rezilliklerden sonra başkan ya da üyeler istifa ederler ya da etmezler bilmiyorum. Doğrusunu isterseniz bu federasyon yönetimine güvenmek için tek bir nedenim yok.
Ama federasyon başkanı ile ilgili iddiaların da araştırıldığı yolunda Ankara’da çok fazla dedikodu var. Belki Türk futbolu bu rezillikten de ancak yargı eliyle kurtulabilecek.
Soruşturmaya düşen ilk leke
Borsa ve fon dolandırıcılığı ile ilgili olarak yürütülen soruşturma, dün toplum gözündeki ilk darbeyi aldı.
Fatma Betül Sayan Kaya hakkında bir suç duyurusu olmaması, ifadeye çağrılmaması soruşturmanın üzerine gölge düşürüyorsa da, en azından mal varlıklarının dondurulmuş olması, adaletin gereğini yapmaya çalıştığı yolunda bir izlenim uyandırıyor ve “Savcılar siyaset miyaset çok da dinlemiyor” algısını destekliyordu. Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bu işin üzerine kararlılıkla gidin, kimsenin gözünün yaşına bakmayın” talimatı verdiği yolundaki söylemi de canlı tutuyor, inandırıcı kılıyordu.
Dün bu inanca sekte vuruldu.
AK Parti’nin güçlü isimlerinden ve saygın bir hukukçu olarak bilinen, Erdoğan’ın da eski avukatı, milletvekili Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına da tedbir koyuldu. Herkes ama herkes “Bak, kimsenin gözyaşına bakmadıkları doğruymuş. Helal olsun. Hayati Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına bile tedbir kondu” derken birdenbire çok acayip bir şey oldu.
Konulan tedbir jet hızıyla kaldırıldı.
Herkes çok şaşırdı, bazıları da “Siz inanmış mıydınız ‘sonuna kadar gidilecek’ cümlesine, bu kadar mı safsınız?” demeye başladı.
Ve şu ana kadar halkın önemli bir kesiminin gözünde “başarı ile yürütülen” soruşturma ve kovuşturma bir anda tüm inandırıcılığını yitirdi.
Kim bilir belki de Hayati Yazıcı’nın oğlu gerçekten masumdu, belki de bu yolsuzluğa bulaşmamış ve nemalanmamıştı. Belki de soruşturma sonucunda aklanacak ve malvarlıklarındaki tedbir kalkacak ve aklanacaktı. Sonuçta mal varlığına el değil tedbir konmuştu.
Ama kendisine “aklanma” fırsatı bile verilmedi. Tam aksine belki de hak etmediği biçimde lekelendi.
Ve artık kimse yargıyı suçlamıyor.
Bu işin tüm vebali siyasetin üzerine kalıyor.
Kamu Gözetimi Başkanı’na bak
Eski bakanlardan, bir dönemin Cumhurbaşkanlığına en uygun AK Partili olarak görülen ismi, eski Emniyet Genel Müdürü, eski İçişleri Bakanlığı Müsteşarı, eski Sayıştay Başkanı, eski AK Parti milletvekili, eski Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün oğlu İbrahim Ömer Gönül, tüm bu fon ve borsa soygunlarının olduğu dönemde SPK başkanı olduğu için ağır eleştirilerin odağında.
Hele hele operasyonlar ancak onun görevden ayrılıp yerine başka bir ismin gelmesi sonrası başladığı için rezaletin sorumlusu olarak da görülüyor.
Son olarak da “Bir hissede 1000 kat artış normaldir. Vatandaşın teveccühü nedeniyle de olmuş olabilir” dedi. Bırakın eski bir SPK Başkanı’nı, izan sahibi herhangi birinin yapmayacağı açıklamayı yapınca eski AK Parti milletvekili ve son dönemde AK Parti’nin vicdanı gibi hareket etmeye çalışan Şamil Tayyar bile dayanamayarak “Bunu bir güzel döveceksin” diye hepimizin içinden geçeni söyledi.
Peki size daha trajik bir bilgi versem ne dersiniz!
Tüm bu soygunun, bu yolsuzluğun, bu dolandırıcılığın olduğu dönemde SPK Başkanı olarak rezaletin göbeğinde duran İbrahim Ömer
Gönül’ün kamuda önemli bir görevi daha var.
Söyleyeyim de kulaklarınıza, gözlerinize inanamayın.
Bu bey, yani İbrahim Ömer Gönül aynı zamanda Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) Başkanı.
Şaka yapmıyorum.
SPK görevini o kadar büyük başarı ile yapmış ki, SPK başkanlığı biter bitmez hemen bu göreve atanmış yani Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Kurumu Başkanı yapılmış.
Ört ki ölem derler ya.
Bu beteri. Örtseniz de örtmeseniz de ölem.
Galatasaraylıların yemek yemesi suç mu!
Çok ilginç bir durum. Kırk yıllık arkadaşlarla oturup yemek yemek, sohbet etmek bile neredeyse ayıp oldu.
Dün bir grup Galatasaraylı, sık sık yaptığımız gibi buluşup yemek yedik ama bu kez bir spor muhabiri yemek yediğimiz yerin önünden geçerken gördü diye neredeyse bir kabahat işlemiş hale geldi.
Bu konudan bahsetmek gibi bir niyetim yoktu ama dedikodulara açıklık getirmek için yazmak şart oldu.
Ahmet Yüce adını duymuşsunuzdur. Hani her yıl şirketindeki çalışanlara 25-30 maaş ikramiye vermesi ile ünlü iş insanı.
Ahmet benim 50 yıllık dostumdur.
Neredeyse her gün telefonla konuşuruz, arada buluşuruz. İkimiz de Galatasaray değerleri konusunda paralel düşündüğümüz için de benzer hassasiyetlerimiz, benzer kızgınlıklarımız vardır.
Galatasaray Spor Kulübü’nde son zamanlarda meydana gelen olaylara da tepkiliydik.
“Ben başkanı da davet edeyim, bir yemek yiyelim, Galatasaray’a yakıştıramadığımız şeyleri anlatalım” dedi.
Ve senede birkaç kez yaptığımız mutad katılımlı yemeklerden birini yaptık.
Kimler vardı derseniz.
En yakın dostum, eski başkan Faruk Süren, son zamanlarda işleri nedeniyle çok görüşemesek de, yakın zamana kadar haftada bir mutlaka buluştuğumuz Ali Dürüst, Galatasaray’ın emlak projelerini denetlemekle görevli kurulun üyesi eski Tekfen Genel Müdürü ve Başkan Yardımcısı Ümit Özdemir (Camianın Bongo Ümit’i), Galatasaraylılar Derneği Başkanı ve Galatasaray genel kurullarının başarılı genel kurul başkanı, hukukçu Metin Sinan Aslan, reklam sektörünün önemli isimlerinden yakın dostum Alper Üner birlikte yemek yedik.
Yemeğin katılımcılarından eski yönetici Özer Saraçoğlu, Mısır’dan geleceği uçak rötar yaptığı için, Tayfun Uzunova ise başka bir toplantısı nedeniyle gelemedi.
Ne konuştuk diye merak eden varsa birinci elden aktarayım.
Öncelikle Başkan Dursun Özbek’in federasyon başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nu ziyaret etmesinden ve birlikte fotoğraf vermesinden camianın ve hepimizin duyduğu rahatsızlığı aktardık.
Galatasaray’da yönetim kurulundaki yetersizlikten ve yönetimin özellikle iletişim konusundaki beceriksizliğinden ve etkisizliğinden yakındık.
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın büyük bir açık yüreklilikle Galatasaray’ı örnek alarak yapmayı vadettiği Lise, Üniversite ve Ada projelerine yönelik olarak kulüp sosyal medya hesabından yapılan seviyesiz paylaşımı eleştirdik ve bunun rakibimize karşı manasız bir ayıp olduğunu aktardık.
Özellikle Ahmet Yüce ve ben Sportif A.Ş. yönetimindeki bazı isimlerin tutuklanıp gözaltına alınmalarına rağmen, hâlâ kulüp yönetiminde olmalarını eleştirdik. Özellikle Ahmet Yüce bu konuda oldukça sert sözler söyledi.
Ahmet Yüce “Galatasaray değerleri söz konusu olduğunda ben oğlumu tanımam.” diyerek masadaki herkesin çok hassas olduğu Galatasaray değerleri konusunu açtı ve bunun üzerine uzun konuşmalar oldu.
Başkan Özbek de hem bizi dinledi hem de sürmekte olan projeler hakkında bilgi verdi.
Kulüpteki kupalara haciz geldiği iddiasına açıklık getirdi ve bunun kulüpteki bir mali sorundan değil, Ünal Aysal zamanında alınan Taç Spor Kulübü ile ilgili sürmekte olan dava nedeniyle olduğunu, kulübün mali bir sorunu olmadığını anlattı.
Federasyon ziyaretinin ise naklen yayın ihalesiyle ilgili olduğunu ve komisyon olarak federasyona gittiklerini, fotoğrafın o nedenle çekildiğini anlattı ama hiçbirimizi ikna edemedi.
Sosyal medyada bu yemeğimiz, birkaç yıl önce çekilmiş fotoğraflarla birlikte kullanıldı.
İlginçtir, bir grup Galatasaraylının bir araya gelmesi, Fenerbahçe taraftarlarının bazılarını niye rahatsız etti anlamadım.
Çok açık söyleyeyim, bizim Fenerbahçe diye bir gündemimiz yoktu. Hatta Fenerbahçe’ye karşı nezaketsizce tutumu eleştirdik bu yemekte.
Siz niye zıplıyorsunuz.
Anlamadım.
Ne zaman insan oluruz?
Bal tutan omuzunu yalamadığı zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar







