İstanbul 8°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

TBMM ayağına sıkmamalıydı

Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Haziran 5, 2020

TBMM ayağına sıkmamalıydı

Benim gördüğüm şudur, Binali Yıldırım, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmak için TBMM Başkanlığı’nı bırakmasaydı, bugün bu tatsız durumu yaşıyor olmazdık. Tatsız durum dediğim başta Enis Berberoğlu olmak üzere bazı milletvekillerinin milletvekilliğinin TBMM’de alelacele ya da apar topar diyebileceğimiz şekilde düşürülmesi. Binali Yıldırım, “başkanlık sistemi” sonrası işlevsizleştirilen ve önemsizleştirildiği düşünülen TBMM’nin “Hâlâ önemli ve hâlâ etkin” olduğu izlenimini uyandırmak için çok özel bir çaba sarf ediyordu. Hem içeride hem de dışarıda. TBMM içindeki partilere de olabildiğince eşit mesafede durmaya çalışıyordu. Eğer bugün TBMM Başkanı Binali Yıldırım olsa idi, milletvekilliklerini düşüren o tezkereler TBMM kürsüsünde okunmaz, Yıldırım büyük ihtimalle bu tezkereleri bu yasama döneminin sonuna kadar bekletirdi. Elbette ki, bugünkü ortamda TBMM Başkanı Mustafa Şentop’u da anlıyorum. Cumhurbaşkanlığı’ndan gelen tezkereleri “Okutmuyorum” demek kolay bir şey değil. Ama Meclislerin saygınlıklarını korumak bazen zorlu süreleri göğüslemekten geçer. İki kez Gazi unvanına sahip bir Meclis’in de böyle bir gücü, böyle direnci olmalıydı. Çünkü ne olursa olsun bir Meclis’in kendi üyelerini güle oynaya hapishaneye göndermesi hoş bir şey değildir. Seçilmişleri hapse atmak demokrasilerin işi değildir. Suç varsa elbette cezası çekilir. Ama en azından dönem sonu beklenir. Unutulmamalı ki, bazen suç bile konjonktüreldir. ***

Covid’liler idmanda

Dün bir futbol takımının doktoru ile konuştum. Oldukça öfkeli idi. “Fatih Bey, federasyon bizleri çağırdı ve bir sürü şey anlattı. Ancak anlattıklarının değeri sıfır. Ben bir hafta sonra maça çıkacak bir takımın sağlığından sorumluyum. Asıl uzmanlık alanım ortopedi ama bugün artık halk sağlığı uzmanı, virolog, göğüs hastalıkları uzmanı, Allah ne verdiyse hepsini öğrenmek zorundayız. Çünkü bugün sporcularımızı sadece sakatlıktan korumak yetmiyor, Covid-19’dan da korumak ve hastalanmaları halinde tedavilerini en iyi şekilde yapacak veya yaptırtacak durumda olmalıyız. Geçtiğimiz 3 aylık süreç boyunca birkaç oyuncumuz bu hastalığa yakalandı ve tedavi oldu. Kolay atlattılar. Yaklaşık 1 aydır hiçbir vakamız yok ve özel hayatları dahil kontrol altında tutuyoruz. Koruma için büyük gayret sarf ediyoruz.” Sonunda dayanamadım. “Sevgili doktor, çok öfkelisin. Sadede gel” dedim. “Tüm takımların sağlık ekipleri birbirimizle temas halindeyiz. Ve şunu biliyorum ki, önümüzdeki hafta maç yapacağımız takımda şu anda 6 Covid-19’lu futbolcu var.” “Olacak doktor, bu baştan belliydi.” “Evet, olacak ama Federasyon diyor ki, hasta futbolcu idmana çıkmayacak. Ancak rakibimizdeki oyuncular idmana çıkıyor. Federasyon da bunu denetlemiyor. Yaptırımı da yok. Haftaya ben bunlarla oynadıktan sonra bizim takımda da Covid vakaları ortaya çıkarsa bunun hesabını kim verecek?” Soru çok doğru. ***

En kötü savaş, kazanmak üzereyken kaybedilendir

Okurlar soruyor: “Fatih Bey, siz doktorlarla çok program yaptınız, çok okudunuz, çok araştırdınız. Bu normalleşme döneminde yapılanları doğru buluyor musunuz?” Peşin peşin söyleyeyim uzman değilim. Görüşlerimin bilimsel bir önemi yok. Ama şunları söyleyebilirim: - Bilim Kurulu üyeleri dahil doktorların büyük bölümünün de tam olarak düşündüklerini söyleyebildiklerini zannetmiyorum. Sonuçta hepsi bir üniversitede, bir hastanede çalışıyorlar, işleri, beklentileri ve düşünmeleri gereken çevreleri var. - Elbette ki, sonsuza kadar kapalı yaşamak mümkün değildi. Ülkenin ekonomik ve sosyal çarkları dönmek zorunda. Aksi halde virüsün yapacağından daha büyük yıkımlar olabilirdi. Normalleşmeye çalışmak gerekiyordu. Ben kendi adıma ne yapıyorum: - 1 Haziran öncesi kendimce uyguladığım önlemler ne ise onları uygulamaya devam ediyorum ve bir süre daha uygulayacağım. En azından yılbaşına kadar. - Gereksiz yere sokağa çıkmıyorum. - Çıktığım zaman maske takıyorum. - Toplu yerlerden uzak duruyorum. - Çok özlememe rağmen henüz dostlarımla buluşup dışarıda yemek yemedim. Buluşursam da teker teker buluşmayı düşünüyorum. - Aile büyüklerine hâlâ dokunmuyorum. Uzaktan seviyoruz birbirimizi. - Kalabalık ortamlardan denize girmeyi düşünmüyorum. - Hastalanmamış arkadaşlarım evime gelebiliyorlar ancak ayakkabı ile içeri girmek yasak. Ya çıkarıyorlar ya galoş takıyorlar. - Dışarıdan gelen paketleri hâlâ 24 saat eve sokmuyorum. Naylon poşet içindekileri dezenfekte etmeden ellemiyorum. - Bu saydığım kurallara uymayan dostlarımla da görüşmüyorum. Evet. Bugün vakalar az ve düşüşte, hastalığın öldürücülüğü de azalmış gibi görünüyor ama tarihte pek çok muharebenin ordu kazandık havasına girdiği zaman kaybedildiğini de biliyorum. ***

Covid ile ilgili yeni bulgular

Covid-19’un yeni özellikleri ortaya çıktı. Bunu keşfeden Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’nu kutluyorum: -Gündüz saatlerinde bulaşmıyor ama gece 22:00’den sonra bulaşıyor. -Hafta içi bulaşıcı değil ama hafta sonları bulaşıcı. -65 yaşından büyüklere sokakta bulaşabiliyor ama sokaktan eve gelenlerden bulaşmıyor. -Gece kulüplerinde bulaşıyor ama otel gece kulüplerinde bulaşmıyor. -Karı koca aynı yatakta yatarken bulaşmıyor ama aynı otomobilde seyahat ederken bulaşabiliyor. Bunlar da Türkiye’nin Covid literatürüne katkıları oluyor. ***

Irkçılık hastalık mı?

Bir süredir başta sosyal medya olmak üzere ırkçılık karşıtı çeşitli söylemler dolanıyor. Irkçılığın bir hastalık olduğunu söyleyip duruyorlar. Bana sorarsanız yanılıyorlar. Irkçılık bir hastalık falan değildir. Irkçılık bir kültürdür. Büyük oranda Batı’ya mahsus bir kültürdür. Bazı Doğu toplumlarında başka topluluklara kapalı olma durumu vardır Japonya’da olduğu gibi. Ama bu ırkçılık şeklinde evrilmemiştir. Batıda ise kültürel kodlamanın parçasıdır. Hastalık olmadığı için tedavisi de yoktur. Peki Türkiye’de ırkçılık var mıdır? Batı’daki tarz bir ırkçılık yoktur ama... Ben söylemeyeyim. Siz kendiniz karar verin. Mesela bizim ülkenin Floydları kimler olabilir bir düşünün! ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

İlkesel kararlar alabilmek için önce ilkeli olmak gerektiğini bildiğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Vahhh kalanlara
Köşe Yazıları
Vahhh kalanlara

Fatih Altaylı

Mart 15, 2026

Sulhu salah
Köşe Yazıları
Sulhu salah

Fatih Altaylı

Mart 13, 2026

Cahile aldanmayın, savaş yoksa Amerika yok
Köşe Yazıları
Cahile aldanmayın, savaş yoksa Amerika yok

Fatih Altaylı

Mart 12, 2026

  • Videolar

Tümü
"Keşke aile olmanın provası yapılsa" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Hasibe Eren & Devin Özgür Çınar & Bedia Ceylan Güzelce"Keşke aile olmanın provası yapılsa"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:35 "Bir Aile Provası" nasıl çıktı? 06:16 Çiğdem nasıl bir karakter? 10:12 Figen nasıl bir karakter? 12:54 "Bir Aile Provası"nı izleyen aileler kendilerinden ne bulurlar? 18:48 Figen ve Çiğdem karakterleri dışarıda birbirlerini sever miydi? 20:27 Kapanış
Şubat 27, 2026
"Bağ kurmak için çatışmak lazım" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Tülin Özen & Nilperi Şahinkaya & Bedia Ceylan Güzelce"Bağ kurmak için çatışmak lazım"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:45 Ballı süt severler mi? 01:10 "Ballı Süt" oyunu ortaya nasıl çıktı? 03:00 Oyun karakterleri 04:21 Oyuna hazırlanırken kendi hayatlarından etkilendiler mi? 09:41 Tülin Özen, günümüz gençleri hakkında ne düşünüyor? 14:02 "Ballı Süt" oyunundaki kardeşlik anlatımı 17:40 Oyun provaları nasıl geçti? 18:54 Yolları nasıl kesişti? 21:17 İzleyici oyunda kendileri için ne bulacaklar? 24:51 Bahçe Galata hakkında 26:42 Nilperi Şahinkaya'nın köpeği "Pablo Garcia Perez Fernandez de la Rosa" 27:31 Tiyatro dışında hayatları nasıl gidiyor? 27:58 Tek kelimelik soru - cevaplar 32:45 Kapanış
Şubat 20, 2026
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026