İstanbul 25°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

TBMM ayağına sıkmamalıydı

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Haziran 5, 2020

TBMM ayağına sıkmamalıydı

Benim gördüğüm şudur, Binali Yıldırım, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmak için TBMM Başkanlığı’nı bırakmasaydı, bugün bu tatsız durumu yaşıyor olmazdık. Tatsız durum dediğim başta Enis Berberoğlu olmak üzere bazı milletvekillerinin milletvekilliğinin TBMM’de alelacele ya da apar topar diyebileceğimiz şekilde düşürülmesi. Binali Yıldırım, “başkanlık sistemi” sonrası işlevsizleştirilen ve önemsizleştirildiği düşünülen TBMM’nin “Hâlâ önemli ve hâlâ etkin” olduğu izlenimini uyandırmak için çok özel bir çaba sarf ediyordu. Hem içeride hem de dışarıda. TBMM içindeki partilere de olabildiğince eşit mesafede durmaya çalışıyordu. Eğer bugün TBMM Başkanı Binali Yıldırım olsa idi, milletvekilliklerini düşüren o tezkereler TBMM kürsüsünde okunmaz, Yıldırım büyük ihtimalle bu tezkereleri bu yasama döneminin sonuna kadar bekletirdi. Elbette ki, bugünkü ortamda TBMM Başkanı Mustafa Şentop’u da anlıyorum. Cumhurbaşkanlığı’ndan gelen tezkereleri “Okutmuyorum” demek kolay bir şey değil. Ama Meclislerin saygınlıklarını korumak bazen zorlu süreleri göğüslemekten geçer. İki kez Gazi unvanına sahip bir Meclis’in de böyle bir gücü, böyle direnci olmalıydı. Çünkü ne olursa olsun bir Meclis’in kendi üyelerini güle oynaya hapishaneye göndermesi hoş bir şey değildir. Seçilmişleri hapse atmak demokrasilerin işi değildir. Suç varsa elbette cezası çekilir. Ama en azından dönem sonu beklenir. Unutulmamalı ki, bazen suç bile konjonktüreldir. ***

Covid’liler idmanda

Dün bir futbol takımının doktoru ile konuştum. Oldukça öfkeli idi. “Fatih Bey, federasyon bizleri çağırdı ve bir sürü şey anlattı. Ancak anlattıklarının değeri sıfır. Ben bir hafta sonra maça çıkacak bir takımın sağlığından sorumluyum. Asıl uzmanlık alanım ortopedi ama bugün artık halk sağlığı uzmanı, virolog, göğüs hastalıkları uzmanı, Allah ne verdiyse hepsini öğrenmek zorundayız. Çünkü bugün sporcularımızı sadece sakatlıktan korumak yetmiyor, Covid-19’dan da korumak ve hastalanmaları halinde tedavilerini en iyi şekilde yapacak veya yaptırtacak durumda olmalıyız. Geçtiğimiz 3 aylık süreç boyunca birkaç oyuncumuz bu hastalığa yakalandı ve tedavi oldu. Kolay atlattılar. Yaklaşık 1 aydır hiçbir vakamız yok ve özel hayatları dahil kontrol altında tutuyoruz. Koruma için büyük gayret sarf ediyoruz.” Sonunda dayanamadım. “Sevgili doktor, çok öfkelisin. Sadede gel” dedim. “Tüm takımların sağlık ekipleri birbirimizle temas halindeyiz. Ve şunu biliyorum ki, önümüzdeki hafta maç yapacağımız takımda şu anda 6 Covid-19’lu futbolcu var.” “Olacak doktor, bu baştan belliydi.” “Evet, olacak ama Federasyon diyor ki, hasta futbolcu idmana çıkmayacak. Ancak rakibimizdeki oyuncular idmana çıkıyor. Federasyon da bunu denetlemiyor. Yaptırımı da yok. Haftaya ben bunlarla oynadıktan sonra bizim takımda da Covid vakaları ortaya çıkarsa bunun hesabını kim verecek?” Soru çok doğru. ***

En kötü savaş, kazanmak üzereyken kaybedilendir

Okurlar soruyor: “Fatih Bey, siz doktorlarla çok program yaptınız, çok okudunuz, çok araştırdınız. Bu normalleşme döneminde yapılanları doğru buluyor musunuz?” Peşin peşin söyleyeyim uzman değilim. Görüşlerimin bilimsel bir önemi yok. Ama şunları söyleyebilirim: - Bilim Kurulu üyeleri dahil doktorların büyük bölümünün de tam olarak düşündüklerini söyleyebildiklerini zannetmiyorum. Sonuçta hepsi bir üniversitede, bir hastanede çalışıyorlar, işleri, beklentileri ve düşünmeleri gereken çevreleri var. - Elbette ki, sonsuza kadar kapalı yaşamak mümkün değildi. Ülkenin ekonomik ve sosyal çarkları dönmek zorunda. Aksi halde virüsün yapacağından daha büyük yıkımlar olabilirdi. Normalleşmeye çalışmak gerekiyordu. Ben kendi adıma ne yapıyorum: - 1 Haziran öncesi kendimce uyguladığım önlemler ne ise onları uygulamaya devam ediyorum ve bir süre daha uygulayacağım. En azından yılbaşına kadar. - Gereksiz yere sokağa çıkmıyorum. - Çıktığım zaman maske takıyorum. - Toplu yerlerden uzak duruyorum. - Çok özlememe rağmen henüz dostlarımla buluşup dışarıda yemek yemedim. Buluşursam da teker teker buluşmayı düşünüyorum. - Aile büyüklerine hâlâ dokunmuyorum. Uzaktan seviyoruz birbirimizi. - Kalabalık ortamlardan denize girmeyi düşünmüyorum. - Hastalanmamış arkadaşlarım evime gelebiliyorlar ancak ayakkabı ile içeri girmek yasak. Ya çıkarıyorlar ya galoş takıyorlar. - Dışarıdan gelen paketleri hâlâ 24 saat eve sokmuyorum. Naylon poşet içindekileri dezenfekte etmeden ellemiyorum. - Bu saydığım kurallara uymayan dostlarımla da görüşmüyorum. Evet. Bugün vakalar az ve düşüşte, hastalığın öldürücülüğü de azalmış gibi görünüyor ama tarihte pek çok muharebenin ordu kazandık havasına girdiği zaman kaybedildiğini de biliyorum. ***

Covid ile ilgili yeni bulgular

Covid-19’un yeni özellikleri ortaya çıktı. Bunu keşfeden Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’nu kutluyorum: -Gündüz saatlerinde bulaşmıyor ama gece 22:00’den sonra bulaşıyor. -Hafta içi bulaşıcı değil ama hafta sonları bulaşıcı. -65 yaşından büyüklere sokakta bulaşabiliyor ama sokaktan eve gelenlerden bulaşmıyor. -Gece kulüplerinde bulaşıyor ama otel gece kulüplerinde bulaşmıyor. -Karı koca aynı yatakta yatarken bulaşmıyor ama aynı otomobilde seyahat ederken bulaşabiliyor. Bunlar da Türkiye’nin Covid literatürüne katkıları oluyor. ***

Irkçılık hastalık mı?

Bir süredir başta sosyal medya olmak üzere ırkçılık karşıtı çeşitli söylemler dolanıyor. Irkçılığın bir hastalık olduğunu söyleyip duruyorlar. Bana sorarsanız yanılıyorlar. Irkçılık bir hastalık falan değildir. Irkçılık bir kültürdür. Büyük oranda Batı’ya mahsus bir kültürdür. Bazı Doğu toplumlarında başka topluluklara kapalı olma durumu vardır Japonya’da olduğu gibi. Ama bu ırkçılık şeklinde evrilmemiştir. Batıda ise kültürel kodlamanın parçasıdır. Hastalık olmadığı için tedavisi de yoktur. Peki Türkiye’de ırkçılık var mıdır? Batı’daki tarz bir ırkçılık yoktur ama... Ben söylemeyeyim. Siz kendiniz karar verin. Mesela bizim ülkenin Floydları kimler olabilir bir düşünün! ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

İlkesel kararlar alabilmek için önce ilkeli olmak gerektiğini bildiğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Yumurta küfesizler ve ucuz bir barometre
Köşe Yazıları
Yumurta küfesizler ve ucuz bir barometre

Fatih Altaylı

Ağustos 12, 2026

Sözde Tribün lideri ve çevresindeki karanlık
Köşe Yazıları
Sözde Tribün lideri ve çevresindeki karanlık

Fatih Altaylı

Ağustos 11, 2026

ROK’un avukatı Mengü: Müvekkilim itirafçı değil
Köşe Yazıları
ROK’un avukatı Mengü: Müvekkilim itirafçı değil

Fatih Altaylı

Ağustos 9, 2026

  • Videolar

Tümü
Üniversiteye gitme isteği azalıyor mu? görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Erhan Erkut & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimÜniversiteye gitme isteği azalıyor mu?Shark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 03:26 Üniversite tercihleri ve önemleri 09:49 Üniversitelerin 3 senelik eğitime düşmesi planlanması 13:00 Üniversite kontenjanlarının dolmaması ve sonrasında azaltılması 17:44 Yapay zeka ile birlikte açılan bölümler 21:48 Üniversite sınavına giren kişi sayısının azalması 26:29 Üniversite fiyatlarının artışı 38:29 Sınavlarda sıfır çeken öğrenci sayısının artması ve eğitime etkisi 41:11 Yurtdışına eğitime gidenlerin sayısı artıyor mu? 43:18 Türkiye'deki öğrenci kalitesi düşüyor mu? 49:58 Devlet üniversitelerinin düşüşü, özel ve vakıf üniversitelerinin yükselişi 53:02 Bugünkü bilgi birikimi ile bir tercih yapacak olsa hangi bölüm ve okulda okumak isterdi? 55:13 Kapanış #işbirliği
Ağustos 9, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: Atelier Rebul'un 130 senelik hikayesi görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Kerim MüderrisoğluFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: Atelier Rebul'un 130 senelik hikayesiTeke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:46 Atelier Rebul nasıl kuruldu? 08:58 Beyoğlu'ndaki eczane duruyor mu? 10:20 Parfüm yapmaya nasıl başladılar? 13:01 Kokuları nasıl üretiyorlar? 16:04 Parfümörlük nedir? 16:37 Rebul parfümlerindeki oryantal havası 20:33 Bir parfüm nasıl oluşur? 23:45 İyi bir parfüm nasıl belli oluyor? 28:21 Yapay zekanın sektördeki yeri 40:30 Türkiye'de esans üretimi 43:41 Parfüm şişeleri nasıl tasarlanıyor? 47:42 Rebul parfümleri neden leke yapmıyor? 50:37 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 9, 2026
Türk AI girişimine 4 milyon dolar! görseli
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Dr. İbrahim Ethem HamamcıTürk AI girişimine 4 milyon dolar!Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:51 İbrahim Ethem Hamamcı kimdir ve akademik çalışmaları neler? 10:54 Kendi şirketlerini kurma süreçleri 11:37 ETH Zurich'de bu araştırma fikri ile nasıl karşılandı ve neden bu araştırmayı tercih etti? 12:39 Yapay zekayı kullanarak tıpta ne geliştirmeyi amaçlıyorlar? 16:33 Yapmaya çalıştıkları gelişim için ne kadar sürede tamamlanmasını öngörüyorlar? 17:08 Kendisine gelen iş tekliflerini neden kabul etmedi? 18:38 Şirketleri nerede ve ekipleri nasıl? 19:07 Şirketlerine yatırım alabiliyorlar mı? 19:48 Şirketlerinin gelişme planları nasıl? 20:27 Şirketlerinde tam olarak ne üretiyorlar? 23:33 Üzerinde çalıştıkları yapay zekanın kişiye özel ilaç üretiminde bir faydası olacak mı? 24:36 10 yıl sonra bu geliştirdikleri iş ile kendisini nerede görüyor? 25:03 Üniversite tercihi yapacak olan gençlere tavsiyeleri neler? 30:48 Bu yaptıkları işi Türkiye'ye taşımayı düşünüyorlar mı? 31:48 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 4, 2026