Reklam

Terim hayatının en pahalı yemeğini Bozcaada’da yedi

Bir grup futbolcunun ve teknik direktörün, bir banka şube müdürü tarafından dolandırılması mevzuu geçen nisan ayı sonunda kamuoyunun gündemine gelmiş ama seçim falan derken unutulup gitmişti.

Ancak davanın görülmeye başlaması ile yeniden gündemin bir numaralı konusu haline geldi. Zenginin parası yeniden züğürtlerin çenesini yorar oldu.

Geçen nisan ayında konuyu ilk haberleştirenlerdin biriydim.

Banka yönetimi ile konuşup, detayları da ilk yazan ben olmuştum.

Bugün gelinen noktada, zannederim o günlerde yaşananları yeniden hatırlatmak farz oldu.

Olay Seçil Erzan’a yüksek getiri vaadiyle ciddi paralar emanet eden eski futbolcuların, paralarını alamamaları üzerine patlar.

Futbolcular konuyu banka üst yönetimine aksettirirler.

Miktarın ciddi bir meblağ olması nedeniyle, Terim, eski futbolcular ve banka yöneticileri geçen Nisan ayında bir araya gelirler.

Futbolcular durumu aktarırlar.

Banka yöneticileri Terim ve eski oyunculardan ellerindeki belgeleri ister.

Futbolcuların elinde doğru düzgün belge yoktur.

Birtakım imzalı kağıtlar, üzerinde banka anteti olmayan kağıtlara yazılmış sayılar, bazılarında Seçil Erzan’ın yanı sıra başka banka görevlilerinin de imzası olan belgeler.

Bankanın üst düzey yöneticisi şaşkındır.

“Bu belgelerle mi bunca parayı verdiniz? Nasıl olabilir?”

Futbolcular Fatih Terim’i işaret ederler.

“Hocanın bir bildiği vardır dedik. O yaş tahtaya basmaz dedik”

Bankanın tepe yöneticisini en çok şaşırtan an tam da bu andır.

Terim, gayet keyifli bir şekilde hatta kasılarak “Bana bu kadar güvenir bu çocuklar” der banka yöneticisine dönerek.

Parayı kaptıranlar banka yöneticisine “Ne olacak şimdi?” diye sorarlar.

Yönetici “Vallahi önce Seçil Erzan’ı bulmamız lazım. Çünkü banka sisteminde görünen bir şey yok. Mutlaka bir hesap kitap vardır elinde. Ama Seçil Hanım’a ulaşamıyoruz. Şubeye gitmemiş, telefonunu açmıyor” der.

Arda Turan atılır, “Ben telefonla konuşuyorum. Açıyor telefonunu” der.

Ve Seçil Erzan’ı arar.

Gerçekten Erzan telefonu açar.

Arda Turan, Seçil Erzan’a nerede olduğunu sorar.

Çorlu’da bir akrabasının yanındadır.

Telefonu banka yöneticisi alır. “Seçil Hanım bu işi çözeceğiz. Ben şimdi size birini yolluyorum. O size yardımcı olacak. Bilgileri onunla paylaşın ki, konuya hakim olalım” der.

Denizbank’ın Çorlu’daki şubesinden bir yönetici Seçil Erzan’ın bulunduğu eve gider.

Konuşur ve aldığı bilgileri banka yöneticisine iletir.

Ertesi gün Çorlu’ya bir banka aracı yollanır ve Seçil Erzan İstanbul’a döner.

Görünen, Erzan’ın kontrolü elden kaçırdığı, elinde doğru düzgün bir kayıt bile olmadığıdır.

Anlattıklarından ve verdiği bilgilerin bir araya getirilmesinden kimden ne kadar

para aldığı, kime ne kadar ödeme yaptığı bulunmaya çalışılır. 


Bodrum’a giden para

Seçil Erzan’ın milyonlarca dolarlık para trafiği sırasında ilginç olaylar da yaşanmıştır.

Erzan’a yüklük miktarda para veren bir “iş insanı” Erzan’dan şüphelenmeye de başladığı için, parayı teslim ettiği çantanın içine bir GPS yer belirleme cihazı yerleştirir ve takip eder.

Para dönüp dolaşıp Bodrum’a gider.

İş insanı Erzan’ı arayıp “Paramın Bodrum’da ne işi var?” diye sorar.

Yanıt da elbette bir başka yalandır.

Ancak kimilerine göre bu para Semih Kaya’ya, kimilerine göre ise bu para Fatih Terim’e gitmiştir.

Bunu ancak Seçil Erzan’ın ifadesinden öğrenebileceğiz.

Banka yönetimine göre Seçil Erzan’a verilen paralar banka dışında verilmiştir.

Eski futbolcular ise bankada verildiğini söyler sürekli.

Belli ki, kimi paralar şube içinde, kimi paralar ise şube dışında teslim edilmiştir

Erzan’a ve sonrasında nereye gittiği hâlâ meçhuldür.

Milyonlarca doların izi, yargı sürecinde mutlaka bir yerlerden çıkacaktır.

Bu arada Fatih Terim’in damadı Volkan Bahçekapılı da sürekli para taşımaktadır.

Anlaşılır ki, onun getirdiği paralar aslında Emre Belözoğlu’nun paralarıdır.


Bozcaada’da Terim için pahalı davet

Bu dolandırıcılık operasyonunda Seçil Erzan’ın en önemli kozu Fatih Terim ile olan yakınlığıdır.

Terim, avukatı Gürol ile Seçil’i tanıştırmış hatta kimine göre söz kesilmiş, kimine göre nişan bile takılmıştır. (Terim’in avukatı Seçil Erzan ile kendisini tanıştıranın Terim olduğunu, bizzat kendisi arayarak anlattı. Çünkü ben Terim ile Erzan arasındaki yakınlığın nedenini avukatı olduğunu düşünüyordum tam tersi olduğunu bizzat Gürol Bey’in beyanından öğrendim)

Terim ile Seçil Erzan iş dışında da görüşüyorlar, ailece tanışıyorlardı.

Hatta Seçil Erzan, Bozcaada’da Fatih Terim için bir davet düzenlemiş, davetin yemeklerini Çanakkale’nin ünlü ve çok pahalı balık lokantası Yalova Restaurant hazırlayıp servis etmişti.

Muhtemelen Fatih Terim, hayatının en pahalı balığını Bozcaada’da yemiş ve hesabı ona güvenen futbolcularla beraber ödemiş oldu.


Terim niye yok?

O günlerde alacaklılar sıralandığında en büyük alacaklının Arda Turan, sonrasında Emre Belözoğlu ve ardından Terim olduğu söyleniyordu. Ancak Seçil Erzan’a para kaptıranlar arasında sadece futbol dünyasının ünlüleri değil, iş insanları da vardı ve onların alacakları da az uz değildi.

Konu Fenerbahçe’nin maaşlı tetikçilerinin iddia etmeye çalıştığı gibi bir kulüp meselesi değildi.

Ancak dava süreci başladığı zaman şaşırtıcı bir şey ortaya çıktı.

Fona adını veren ve büyük alacaklılardan biri olduğu zannedilen Terim’in adı davada geçmiyordu, şikayetçiler arasında yer almıyordu.

Futbolcu menajeri damadı dosyada vardı ama o da Terim’in değil, kuzeni Emre Belözoğlu’nun parasını kaptırdığı için davacıydı.

Ben bu durumu “Terim buharlaştı” diye gündeme getirince, bazıları bu durumun üzerine atladı ve içinden hikaye üretmeye başladı.

Terim dosyada niye yok bilmiyorum.

Terim’den pek de hazzetmeyen bir eski futbolcu “Uyanıktır. Parayı alamayacağını hissettiyse bari bir de rezil olmayalım demiş olabilir” diyor.

Ben buna pek ihtimal vermiyorum.

Belki de gerçekten olaylar patlamadan parasını çoktan kurtarmıştı.

Öğreneceğiz.

Ama benim “Terim buharlaştı” dememden sonra bir açıklama yaparak alacaklı olduğunu söyledi ama niye davacılar arasında yer almadığını söylemedi.


Vergi suçu var mı?

Bazıları futbolcuların vergi kaçırdığını, kara para akladığını söylüyor.

Bu iddialar kötü niyet değilse cehalet.

Futbolcuların yıllarca kazandıkları paralar bunlar. Kazandıkları dönemde zaten vergilerini kulüpler ödüyordu.

Sonrasında başka gelirleri var ise onun vergisini ödeyip ödemediklerini Maliye bilir.

Ancak bu işlemden vergi doğmaz çünkü ortada kazanç yok. Tam aksine kayıp var. Faizleri alıp, vergisini ödememiş olsalardı vergi kaçağından söz edilebilirdi.

Mesela Semih Kaya ve Ayhan Akman için vergi incelemesi yapılabilir.

Hatta yapılmalı.


Mehmet Ağar faktörü

Kimileri, Fatih Terim’in davası olmamasına gerekçe olarak Mehmet Ağar ile olan yakınlığını gösteriyor ve “Ağar onun parasını çoktan tahsil etmiştir” diyorlar.

Zannetmiyorum.

Çünkü Mehmet Ağar’dan çok daha güçlü biri devreye girdiği halde bu iş çözülemedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan.

Olay patladıktan sonra Emre Belözoğlu ve Arda Turan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gittiler.

Durumu anlatıp yardım istediler.

Bunun üzerine banka yönetimine Cumhurbaşkanlığından telefon açıldı ve “bu çocukların” mağdur edilmemesi istendi.

Banka yönetimi ise “Ellerinde belge ve bankada bununla eşleşen kayıt var ise hemen öderiz. Ama belge yok ise ve kayıtlarda yatan paralar görünmüyorsa ödeme yapmamız mümkün değil. Dava açsınlar davayı kazanırlarsa seve seve öderiz. Aksi takdirde zimmet ve hatta bir anlamda irtikap suçu işlemiş oluruz. Ne yazık ki ödeme yapmamız mümkün değil” yanıtını verdi.

Yani Cumhurbaşkanı’nın arzusunun yerine getirilmediği bir yerde Mehmet Ağar, Terim’i kurtarmış olamaz.

Sonuçta bence “uzuuuuun” bir dava süreci olacak.

Bittiğinde olayı hatırlamıyor bile olabiliriz.


NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Buzağının altında öküz aramadığımız zaman. 

Erişilebilirlik Araçları