İstanbul 14°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Dalgalı bir günde ehvenişer

  • Suç ve ceza

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

Dalgalı bir günde ehvenişer

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Nisan 11, 2025

Yazı İçeriği

  • Dalgalı bir günde ehvenişer

  • Suç ve ceza

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Suç ve ceza

Dün duygu ve düşünce karmaşaları ile dolu bir gün yaşadık.

Sabah erken saatlerde Timur Soykan ve Murat Ağırel’in gözaltına alınmaları ile güne başladık.

Her ikisini de yakından tanıdığım için “Acaba nasıl bir komplonun kurbanı oluyorlar” diye düşündüm sadece.

Kısa süre sonra endişem azaldı.

Yalan olduğunu çok kolayca kanıtlayabilecekleri bir iftira ile karşı karşıyaydılar.

Ancak yine de durum çok garipti.

Devletin, suç gelirlerini aklamak suçundan tutukladığı ve mallarına el koyduğu kişilerin şikayetiyle, yıllardır bu gibi suç ve suçlularla ilgili yüzlerce haber yapan iki gazeteciyi gözaltına alması, saçmadan da saçma bir durum oluşturuyordu.

Belli ki, bu fabrikasyon iddia birilerinin de işine gelmişti ve iki gazeteciye karşı kullanılmak isteniyordu.

Murat ve Timur Emniyet’te bekletiliyordu.

Avukatlarından ve Şule Aydın’dan gelen bilgilere göre akşam saatlerine doğru ifadeleri alınacak, geceyi Emniyet’te geçirecekler, bugün sabah itibarı ile de Adliye’ye sevk edileceklerdi.

Suçsuz yere bir gece nezarette kalacaklardı.

Bir süre sonra avukatları aradı.

Olumlu bir gelişme vardı.

Emniyet ifadeleri erkene çekilmişti, öğleden sonra Çağlayan’a gönderilecek, savcılık ifadeleri alınacak ve hakim karşısına çıkacaklardı.

Arkadaşlarımızın hiçbir suçu olmadığını biliyorduk ama “Zannederim adli kontrol şartı ile serbest kalacaklar” dedim.

Avukatları da o kanaatte idi.

“Özür dileriz” diyerek salıvermeleri gerekirdi ama olmayacağından emindik. 

Çünkü her şey normal bir hukuk devletinde, gerçek bir adalet arayışı içinde olsa, bu iki gazeteci gözaltına bile alınmazdı.

Tam bu sırada 102 öğrenci ile ilgili mahkemenin “tahliye” kararını öğrendik.

Hakim “Bu suçtan tutukluluk olmaz, öğrencilerin sınavları var, tutukluluk geri dönülmez olumsuz sonuçlara neden olur” gibi makul gerekçelerle çocukların tutukluluk hallerine son verilmesine karar vermişti ama kararda hiç görmediğim bir başka değerlendirme de yer alıyordu. Hakim kararını “Bu kadar çok sanık mahkeme salonuna sığmaz zaten” diye bitirmişti.

Yine de karar sevindirici idi. Muhtemelen içerde kalan çocuklar da peyder pey tahliye edileceklerdi.

Bu ortamda olunabilecek kadar keyifli idik.

Bir yandan da Timur ve Murat’ın ifadelerini okuyor, suçlamanın anlamsızlığını, gazeteci dostlarımızın ne kadar iyi ve tedbirli gazeteciler olduğunu görüyordum.

Tam bu sırada Çağlayan’daki avukatlardan ulaşan bilgi keyfimizi kaçırdı.

Savcı, Timur ve Murat’ın ifadelerini almaya gerek görmeden, Emniyet’teki ifadeleri üzerinden yaptığı değerlendirme ile iki gazeteciyi “tutuklanma” talebiyle Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk etmişti.

Ben yine de iki meslektaşımızın tahliye edileceğine inancımı koruyordum.

Şule Aydın ile konuşurken “Adli kontrolle serbest bırakır diye düşünüyorum. Bu suçlama ve bu ifadelerle tutuklama olmaz. Asliye Ceza’da dava görülmeye başlandığında kesin beraat ederler ama şimdi mahkeme sorumluluk almaktan kaçınır ve adli kontrol kararı verir. 1 saat içinde Çağlayan’da işiniz biter. Akşam da programınızı yaparsınız.” dedim.

Ancak işler pek öyle gitmedi.

Saatler geçiyor, hakim bir türlü gelmiyor, yargılama bir türlü başlamıyordu.

Hakimin çok genç olması avukatlarda karamsarlığa yol açmıştı.

Bekleyiş saatler sürdü.

Ve gece yarısına doğru celse açıldı.

Yeni günün ilk dakikalarında karar açıklandı.

“Adli kontrol ve yurt dışı çıkış yasağı şartı ile tahliyelerine” haberini bugünkü yayını çekerken aldım.

Gözyaşlarımı tutamadım.

Kötü başlayan gün dalgalı bir seyirden sonra nispeten olumlu saymak zorunda kaldığımız bir kararla noktalanmıştı.

Normal şartlarda savcılığın “kovuşturmaya yer olmadığı” diyerek kapatması gereken bir dosyada tutuklama istenmiş.

Mahkeme biraz daha insaflı davranarak adli kontrol şartı ile serbest bırakmıştı.

Aksi bir kararda muhtemelen hakim hakkında soruşturma açılırdı.

Bu yüzden de bugünün koşullarında olabilecek en iyi karardı.

Artık ehvenişere sevindiğimiz bir dönemde idik.

Bir şey söyledik, üzerimize yapıştı.

Zannedersin Doğuş Grubu’nun avukatıyım.

Oysa söylemeye çalıştığım şey çok basitti.

“Varlığını ve zenginliğini iktidar desteği ile sağlamış, iktidar gücü ile kurduğu etik ve ahlak dışı ilişkilerle zenginleşmiş iş insanları ile korkudan iktidara boyun eğen ama iktidardan nemalanmak gibi bir gayret içinde olmayan iş insanlarını aynı kefeye koymayın”

“Suça orantılı bir ceza olmalı. Herkesi karşınıza alamazsınız” demeye çalışıyordum.

Bunu da gerekirse herkesi karşısına almaktan çekinmeyen biri olarak söylüyordum.

Doğuş Grubu bir örnekti sadece.

Boykot listesindeki bazıları ne Beşli Çete gibiydi, ne Limak, ne Rönesans, ne Cengiz, ne Bayburt, ne Kalyon ne de adlarını buraya sığdıramayacağım başka iktidar beslemelerine benziyordu.

Evet, korkuyorlardı.

Milyarlarına, dev servetlerine rağmen titrek bir zavallı gibiydiler, evet onursuz bir davranış içindeydiler ama iktidarın nimetleri sayesinde zenginleşmiyorlardı.

Evet, örnek verdiğim yerden devam edersek, Doğuş Grubu onursuz bir yayıncılık yapıyor, korkak bir fare gibi davranıyordu. Ama en azından Galataport’taki kredileri kamu bankaları tarafından üstlenilmiyor, ertelenmiyor, kamu kaynakları aktarılarak Galataport’u elinde tutması sağlanmıyordu.

Demeye çalıştığım buydu.

Doğuş veya benzer bazı firmalar suç ortağı değildi.

Suçu görmeyen, suça tanıklık ettiği halde sesini çıkarmayandı.

Elbette cezayı, öfkeyi hakediyordu.

Ama katil kadar değil.

Dediğim budur.

Benim adalet anlayışımdır.

Çünkü öfke ile adalet olmayacağını bilirim.

Bir başka bildiğim ise düşmanına benzediğin gün savaşı kaybettiğindir.

Evet, savaşacaksın.

Sonuna kadar.

Ama kötülükle savaşanın kötü olma hakkı yoktur.

İftira ile savaşanın iftira atma hakkı yoktur.

Bugün kadar onlarca, belki yüzlerce aşağılık iftiraya muhatap oldum.

Üzüldüm, kızdım, öfkelendim.

Ama bir tek kişiye bile bile bile iftira atmadım.

Demek istediğim budur.

Düşmanın gibi olmayacaksın. İyisiyle, kötüsüyle kendin gibi kalacaksın.

Doğuş Grubu’na da tavsiyem medyadan bir an önce çıkmasıdır.

Bu kadar onursuz bir medyaya sahip olmanın kimseye faydası yoktur.

Zararı ise ortadadır.

Doğuş’la aynı duruşa sahip pek çok büyük grubun Doğuş kadar hedef olmamasının belki de tek nedeni, iktidarın emrine verdikleri bir medyalarının olmamasıdır.

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Öfke adalet duygumuzu köreltmediği zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Hacıosmanoğlu’nun UEFA torpili eş üzerinden
Köşe Yazıları
Hacıosmanoğlu’nun UEFA torpili eş üzerinden

Fatih Altaylı

Kasım 2, 2026

Savcı Sayan gazeteci olsaydı
Köşe Yazıları
Savcı Sayan gazeteci olsaydı

Fatih Altaylı

Kasım 1, 2026

Kaybolmayan bir umutla nice bayramlara
Köşe Yazıları
Kaybolmayan bir umutla nice bayramlara

Fatih Altaylı

Ekim 29, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Bağımlılığı saklamak en büyük yanlış!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Dr. Esra ÇavuşoğluFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Bağımlılığı saklamak en büyük yanlış!"Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:29 Ayık Kafa podcast'i nasıl doğdu? 03:43 Neden çoğunlukla yabancı konuklar? 04:24 Esra Çavuşoğlu'nun bağımlılık hikayesi 05:21 Amerika'daki rehabilitasyon süreci 06:40 Bağımlılıktan psikoloji eğitimine 08:00 Bağımlılık nedir, neler bağımlılığa girer? 09:36 Antep'teki tedavi merkezi 11:27 Türkiye'de neden yeterince tedavi merkezi yok? 13:48 Bağımlılık sadece psikolojik mi? 14:43 Din ve "yüksek güç" bağımlılıktan kurtarır mı? 15:50 Bağımlılığın ilacı var mı? 16:49 "Ayık Kafa" kitabı 17:11 Biohacking nedir? 19:05 Vücudu sürekli ölçmek doğru mu? 21:37 Kadınlar neden son yıllarını hasta geçiriyor? 23:15 İnsanlar zarar gördüğünü bile bile neden bağımlı kalır? 26:27 Fatih Altaylı 40 yıllık puroyu bir günde nasıl bıraktı? 27:32 Bağımlılık beyne ne yapıyor? 27:59 Psikoterapi ne kadar sürer? 29:28 Bağımlılık genetik mi? 31:06 Anoreksiya ve beden algısı 33:07 Her bağımlılığın kökü çocuklukta mı? 34:46 Bağımlılık nasıl anlaşılır? 35:26 Bağımlılık bir aile hastalığı 37:02 Bırakmak bağımlılığın bittiği anlamına gelir mi? 39:20 En tehlikeli bağımlılık hangisi? 40:43 Bağımlılıktan longevity'ye 42:43 Uzun yaşamın psikolojik tarafı 45:35 Hedef ve plan sahibi olmak gençlik iksiri mi? 47:40 20 yıllık ayıklık 49:21 Boşanma çocukları nasıl etkiler? 50:00 Ailelere ve gençlere tavsiyeler 52:03 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Kasım 1, 2026
"Cumhuriyetin amacı bir millet yaratmak" görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı"Cumhuriyetin amacı bir millet yaratmak"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:24 Cumhuriyet bize ne öğretti? 03:38 Atatürk'ü diğer paşalardan ayıran neydi? 09:36 Samsun'dan Büyük Millet Meclisi'ne 12:17 Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü Kurtuluş Savaşı'na nasıl katıldı? 14:24 Atatürk Anadolu'ya İngilizlerin izniyle mi geçti? 18:22 Nutuk neden bu kadar önemli? 20:50 Sakarya Meydan Muharebesi 25:27 Büyük Taarruz'a hazırlık 28:41 Atatürk bir diktatör müydü? 29:21 Atatürk neden bir Türk tarihi yazdırmak istedi? 36:02 Harf devrimi 39:50 Soyadı Kanunu neden önemliydi? 43:42 Cumhuriyet iyi insan yetiştirdi mi? 44:46 Cumhuriyet Anadolu'ya ulaşabildi mi? 47:16 Tek parti dönemi daha mı iyiydi? 51:11 Cumhuriyetin en önemli devrimi hangisi? 54:14 Kadın hakları ve Medeni Kanun 56:04 Cumhuriyet Osmanlı'yı reddetti mi? 58:08 Atatürk döneminde bankacılık 1:00:44 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ekim 29, 2026
Denizlerimizi koruyabiliyor muyuz? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Zafer Kızılkaya & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimDenizlerimizi koruyabiliyor muyuz?00:00 Giriş 02:48 Akdeniz'de korunan alanlar 05:10 Türkiye'de ki özel çevre koruma bölgeleri 09:34 Gökova'daki balıkçılığa kapalı alanlar 17:44 Ekosistem restorasyonu 26:50 Deniz kestaneleri de istilacı bir tür mü? 33:36 Deniz çayırı ile yosunun farkı nedir? 44:52 Mercanlar yok oluyor mu? 46:38 Bu mercanların evrim geçirip hayatta kalma ihtimalleri var mı? 47:30 Trol teknesi belgeseli 51:39 Türkiye'de tutulan hamsiler 54:09 Balık çiftliklerini açık denizlere kuramaz mıyız? 1:02:44 Norveç somonu ve orkinosların ağır metal içerdikleri doğru mu? 1:05:07 Çekilen belgeseller maliyetleri karşılayabiliyor mu? 1:06:48 Mühendislik okuyup neden bu işi yapmayı tercih etti? 1:12:10 Med Sea Alliance ne yapıyor? 1:13:33 Devlet ile nasıl işbirliği yürütüyor 1:14:56 Türkiye'de kaç deniz koruma alanı var? 1:17:04 Koruma alanlarının kıyılarında imar yasağı var mı? 1:19:02 Kapanış #işbirliği
Ekim 25, 2026