
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
Bu kadar paranın izi olur
Biliyorum deyip açıklamayan şerefsizdir, haysiyetsizdir
Milletin bam teline basarak barış istenir mi!
Hacıosmanoğlu çiftliği
Destekçinin siciline bak
Bu kadar paranın izi olur
Fatih Altaylı
Temmuz 1, 2026
Yazı İçeriği
Bu kadar paranın izi olur
Biliyorum deyip açıklamayan şerefsizdir, haysiyetsizdir
Milletin bam teline basarak barış istenir mi!
Hacıosmanoğlu çiftliği
Destekçinin siciline bak
Tutuklu Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, yine birtakım “itiraflarda” bulundu ve yine birilerine büyük miktarda paralar verdiğini iddia etti.
İddiaların hedefindeki CHP yöneticileri ve belediye başkanları var.
Böcek, daha önce de tanımadığı kişilere, CHP genel merkezinde milyonlar verdiğini, artık hayatta olmayan bir belediye başkanına torba içinde para verdiğini, duvar üstlerinden para attığını falan iddia etmişti.
Şimdi iddiaların dozunu ve miktarını yükseltti. 15 milyon euro’ya çıkardı.
2024 yerel seçimlerinden önce bir YouTube programımda CHP’nin Muhittin Böcek’i aday göstermemesi gerektiğini, oğlu ve gelini hakkındaki iddialardan ötürü Böcek’in ve dolayısıyla partinin başının ağrıyabileceğini söylemiştim.
O da bana haber yollayarak “Bu iddialar doğru değil” demişti.
Bugün geldiğimiz noktada kimin haklı olduğu açıkça ortada
Böcek’in iddialarına gelince.
Şimdiye kadar partiye ve belediye başkanlarına verdiğini iddia ettiği miktar 20 milyon doları buldu.
Bu paraları gerçekten vermiş midir, vermemiş midir, itiraf mı ediyor yoksa iftira mı atıyor bilemem.
Kimseye kefil olmayacak kadar uzun süredir siyaseti izliyorum ama miktarlar korkunç ve şunu biliyorum.
Bu miktarlarda paralar izi olmadan ne alınabilir, ne verilebilir.
Öncelikli soru bu kadar parayı Böcek nereden ve nasıl temin etmiş, kendi parası mı, birinden mi borç almış?
Kendi parası ise bu serveti (yaklaşık 1 milyar TL) nasıl edinmiş ve partiye verdiği para bu ise kendisi nasıl bir menfaat elde etmeyi düşünüyor ki, aday olmak için bu parayı verebiliyor?
Sonrasında da durum garip. Öyle evde yastık altına saklanacak miktarlar da değil bunlar.
O yüzden eğer böyle bir para verildiyse, bunun bir yerden alınmış olması lazım.
Nereden alınmış?
Hangi hesaptan ya da kimden, nereden?
Böcek “Havala sistemi ile yolladım” diyor. Havala ile yollamış bile olsa öncesinde bir yerde elinde bu paranın nasıl bulunduğunu anlatması gerek.
Mafyanın para yollama sistemi olan Havala’yı Murat Ağırel, aynı adı taşıyan kitabında anlatmıştı.
Bu yüzden Murat’ı aradım.
“Bu yolla bu miktar yollanabilir mi, izi bulunmaz mı?” diye sormak için.
Murat güldü ve anlattı:
“Abi, bunun detayları kitapta var ama ben sana daha ilginç bir şey söyleyeceğim. Muhittin Böcek ‘Havala sistemini kullandım’ diyor ya. Parayı Havala ile yolladığını söylediği tarihten çok sonra benim Havala adlı kitabımı kendisine yolladım. Adını ve sistemi ilk o zaman duymuş. Bunu bana kendisi söylemişti. Kitabı okuyunca çok şaşırmış ve etkilenmiş. Beni arayıp ‘Vay be, sahtekarlık için ne yöntemler bulmuşlar’ demişti. Adını benden duyduğu sistemi daha önce kullandığını söylemiş çok ilginç.”
Açıkçası belki de Murat Ağırel’e de tiyatro yapmış olabilir. Eskiden de biliyor, kullanıyor olabilir.
Ama Böcek bu kadar parayı nasıl elde ettiğini ve nerede nasıl sakladığını, Havala’yı kim üzerinden hangi döviz bürosu, hangi kişiler üzerinden aktardığını anlatmak zorundadır.
Biliyorum deyip açıklamayan şerefsizdir, haysiyetsizdir
“Arınma” diye işe başlayan Kayyum’un arınmadan neyi kastettiği hızlıca ortaya çıkıyor.
Arınma dediği, tüm şaibelileri etrafında toplayarak açıkta pislik bırakmamak galiba.
Önce kanserle boğuşan bir belediye başkanı genç kadına iftira atan birini yanına aldı.
Sonra da bir mafya üyesi ile yaptığı ahlak dışı konuşmanın kaydı ile gündeme gelen bir başkasını parti yönetimine getirdi.
Diğerlerini zaten biliyorsunuz, tekrarlamaya gerek yok.
Aslında bir yandan da çok iyi yapıyor.
Yarın öbür gün CHP’de bir kurultay yapılır ve parti gerçek CHP’lilere, gerçek muhaliflere, gerçek hak edenlere geri verilirse yeni yönetimin işi kolay olacak.
Çöp kovasını tek seferde boşaltıp partiyi temizleyebilecekler.
Ancak o güne kadar Kayyum’a her gün soracağım.
Sürekli olarak CHP yönetiminden nemalanan, para alan gazetecilerden söz ettin.
Artık suyun başındasın ve tüm hesaplar elinde.
CHP’den para aldığını iddia ettiğin gazetecileri açıklamazsan şerefsizsin, haysiyetsizsin, onursuzsun.
Açıklayacaksın.
Bir damla haysiyetin, bir damla onurun varsa onurlu ve şerefli insanları töhmet altında, zan altında bırakmazsın.
Açıklarsın.
Milletin bam teline basarak barış istenir mi!
Anlaşılan PKK, Devlet Bahçeli’nin başlattığı terörsüz Türkiye sürecini bitirmek, baltalamak istiyor.
Bunu niye mi söylüyorum?
Gördüklerime, duyduklarıma dayanarak.
Bu ülkede hepimiz, PKK’nın silah bırakmasını, barışın tam olarak gelmesini, Kürt sorunu denilen sorunun ortadan kalkmasını istiyoruz.
Bu, bu ülkeye 40 yıldır vurulan bir pranga. Çok da canımızı acıttı yıllardır.
Hep “Bu sorun çözülecekse ya asker çözer ya MHP” dedik.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, başbakanlık koltuğuna oturduğu günden beri kafayı bu meseleye takmıştı, biliyorum.
2004’te yerel seçim için Diyarbakır’a giderken “Diyarbakır Belediyesini kazansak İstanbul’u kaybetmeye razıyım.” demişti. Kürt sorununun bitmesi onun açısından bu kadar önemliydi. 23 yıllık iktidarının bu döneminde çözüm için bu kadar risk alınmışken PKK bu süreci zedelemeye çalışıyor, çok belli.
Öyle olmasa Öcalan’a Özgürlük mitinginde konuşan Çetin Arkaş “Ben hiç pişman olmuş birine benziyor muyum” diyerek milletin bam teline basmazdı.
Bazılarınız muhtemelen Çetin Arkaş kim diyeceksiniz.
İstanbul’da Çetinkaya mağazasını ateşe verip 12 kişiyi öldüren ve yıllarca tutuklu kaldıktan sonra hapisten yeni çıkan PKK’lı. Öcalan’ın yanında kendisine yarenlik etsin diye İmralı’ya götürülen ve Öcalan’ın sekretaryası olduğu söylenen kişi.
Pişman olabilirsiniz ya da olmayabilirsiniz.
Ama bunu milletin damarına basmak için böyle bağıra bağıra söylerseniz, bu süreci baltalamaktan, millette ters bir tepki yaratmaktan başka bir işe yaramaz.
Öcalan gerçekten çözümden yana ise önce bu adamlarını susturmalı.
Çünkü bu bir samimiyet testidir.
PKK’nın samimi olmadığının, barış istemediğinin göstergesidir.
Hacıosmanoğlu çiftliği
Türk basını eğlenceli.
Neredeyse iki yıl önce yazdığım ve futbol federasyonundaki nepotizmi, eş dost akraba kayırmacılığını anlattığım bir yazıyı hatırlatıp, federasyon başkanı Hacıosmanoğlu’nun federasyona doldurduğu yakınlarını yazdım.
Medyamız “Altaylı Hacıosmanoğlu’nu topa tuttu.”, “Deşifre etti”, “Kavgada bile söylenmeyecek sözler” başlıkları ile haberleştirdi.
Yahu arkadaşlar yapmayın, etmeyin.
Ben bu yazıyı 21 ay önce yazmışım. Neredeyse 2 sene. O gün hiçbiriniz alıp da kullanmamışsınız, ses etmemişsiniz, ulan federasyonda ne rezaletler dönüyormuş, dememişsiniz.
Aradan iki seneye yakın zaman geçmiş, sanki verilen bilgiler ilk defa gün yüzüne çıkıyormuş gibi alıp manşetlere çekmişsiniz.
Ama galiba benim kaderim bu.
Sosyal medyada da aynı durumdayız.
CHP’ye atanan kayyumla ilgili bir yıl, iki yıl önce söylediklerim yazdıklarım, sanki dün söylemişim gibi her gün sosyal medyada yüzlerce hatta bazen binlerce hesapta yeniden kullanıma sokuluyor.
Söylediklerimi, ne zaman söylediğimi, hatta böyle bir şey söyleyip söylemediğimi ben unutmuşum, arasam ben bulamam ama bazı hesaplar sanki elleriyle koymuş gibi “Altaylı’dan bomba sözler” gibi başlıklarla tüm bunları yeniden yayınlıyorlar.
Hem de adımı kullandıkları troll hesaplardan. Söylediklerimden dönmüşlüğüm, fikir değiştirmişliğim yok çok şükür. Kayyum hakkında o gün, kayyum olmadan evvel ne düşünüyorsam hâlâ aynı şeyleri düşünüyorum ama doğrusunu isterseniz, eskilerimin yeni gibi satılması da hoşuma gitmiyor. Sanki bir tür dolandırıcılığın parçası haline getiriliyorum.
“Altaylı geçen sene bunu söylemişti” diye yayınlasalar hiç itirazım olmaz ama yeni gibi pazarlanması okura, dinleyiciye haksızlık gibi geliyor.
Futbol Federasyonu meselesinde de öyle. O sözler, o yazılar eski arkadaşlar.
Ama ille bu konuya girecekseniz, sevgili meslektaşım Arif Kızılyalın gibi girin.
Beni sıralı tam listeye çok güzel ekler yapmış sevgili Arif.
“Federasyonda bir kişi dışında akrabam yok” diyen Hacıosmanoğlu için hazırladığım sıralı tam listeye yeğeni Abdullah Ayaz’a ek olarak PFDK üyesi yeğeni Yaşar Kaya Yılmaz’ı, milli takımlar sorumlusu yaptığı kayınbiraderi Muhammed Akçay’ı ve TFF’de yeni işe başlayan yeğeni Ali Osman’ı ve TFF’ye psikolog olarak aldığı Sena Hacıosmanoğlu’nu da eklemiş.
Ayıptır yahu.
İnsan babasının çiftliğine bu kadar akraba doldurmaz.
Destekçinin siciline bak
Futbol Federasyonundaki nepotizmi, akraba kayırmacılığını yazınca Hulusi Belgü diye biri itiraz etmiş. “Ne yani Galatasaraylıları mı doldursaydı?” demiş.
Şaşırdım.
Hacıosmanoğlu’nun federasyona doldurduğu akrabalarının hangi takım taraftarı oldukları ile ilgili bir iddia dile getirmediğim gibi, hangi takım taraftarı olduklarını da bilmiyorum.
Beni de ilgilendirmiyor.
Taraftarlık değil liyakat önemli.
Bu köşenin okurları daha önce bu köşede Futbol Federasyonu Başkanlığı için Aziz Yıldırım’ı önerdiğimi bilirler, hatırlarlar.
Hulusi Belgü adlı şahıs niye bu kadar alındı, anlamadım.
Bu Hulusi Belgü’nün adı kulağıma tanıdık geldi ama nereden hatırladığımı da çıkaramayınca şöyle bir internete baktım.
Sonra da güldüm.
Hulusi Belgü isimli bu kişi, “kamu kurumlarını 25 milyar TL zarara uğratma” suçlamasıyla 3 yıl kadar önce Demir Yumruk Operasyonu’nda tutuklanmış. Suç ortakları arasında Erol Evcil diye bilinen kişi de yer alıyormuş.
Daha sonra haklarında iddianame hazırlanmış ve “Örgüt yöneticisi Hüseyin Türkyılmaz ile yöneticiler Hulusi Belgü, Soner Eryılmaz, Muzaffer İzgi ve Mustafa Kırsaç hakkında, 'suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek', 'kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık' suçundan 11’er yıldan 43'er yıla kadar hapis” cezası istenmiş.
Hacıosmanoğlu’nu savunmak da işte bu tiplere kalmış.
Ne zaman insan oluruz?
Dolandırıcı ve devlet soyuculardan öğrenecek şeyimiz olmadığı anlaşıldığı zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar







