İstanbul 9°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Belediye ne yapsın!

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Şubat 1, 2008

Belediye ne yapsın!

İstanbul’da patlama oldu,
Ölü sayısı hala net değil,
20 ya da 22, Belki de 23 veya 24,
Herkes Belediye Başkanlarını, valiyi suçluyor,
Yazılar bu yönde,
Adres yanlış,
Suçlu onlar değil, yasalar, yasa koyanlar,
Belediye bu atölyeye ruhsat vermiş mi?
Vermemiş,
Belediye bu kaçak işyerini mühürlemiş mi?
Mühürlemiş, hem de 5 kere,
Daha ne yapacak belediye?
Buranın başına bir de zabıta ordusu mu dikecek?
Sorun yasada diyorum,
Çünkü belediyenin taktığı mühürü söküp içeri girmenin doğru düzgün bir müeyyidesi yok,
Belediye mühürlüyor, İş yeri sahibi mühürü söküp giriyor, Çünkü üç otuz ceza verip kurtuluyor, 
Aynen 30 keredir aynı yerde basılıp duran kumarhane gibi,
Belediye ne yapsın, vali ne yapsın!
Önemli olan müeyyideyi doğru düzgün, caydırıcı hale getirmek, Getirmezsen böyle olur işte,
Kaçak olunca, ruhsatsız olunca kalitesini, güvenliğini de kontrol etme şansın yok ki!
Anladığım kadarıyla iş yeri sahibi de patlamada can vermiş,
“İlahi müeyyide” demek lazım herhalde, 
Bazıları da konuyu kayıt dışı açısından ele alıyor,
Ruhsatı olmayan, çalışma izni olmayan, o şartlarda üretimi yasak olan bir iş yapan nasıl kayıt içinde olabilir!
Bu mantık biraz da “PKK kayıt dışı terörist çalıştırıyor”  demeye benziyor,
Tabii mantıksız bu yaklaşım, Türkiye’deki kaçak işçi çalıştırma sorununu yok saymamızı gerektirmiyor,
Doğru Türkiye bir kaçak işçi çalıştırma cenneti oldu,
Tam bir azgelişmişlik örneği ama bu konuda 5 yıl önce bir uyarı yazısı yazmıştım,
Yaşar Okuyan’ın büyük marifeti yeni Çalışma Yasası yürürlüğü girmek üzereyken 2003 yılında hükümeti uyarmıştım,
“AB ile uyum için bu yasayı çıkardınız ama Türkiye için henüz erken, Bu yasayı biraz yumuşatın, Bu haliyle yürürlüğe girerse Türkiye’de zaten yüksek olan kayıt dışı işçi çalıştırma oranları tavan yapar, Hem doğru düzgün işverenleri cezalandırmış olursunuz, hem kayıt dışındaki artış nedeniyle sosyal güvenlik sistemine zarar verirsiniz, hem de işçilerimizin sosyal güvenlik şemsiyesi dışına çıkmasına neden olursunuz,” diye yazmıştım,
Yazımdaki bu uyarı dikkate alınmış, hükümet bu yasanın yürürlük tarihini ötelemek istemiş ancak Cumhurbaşkanı Sezer konuyu derinlemesine bilmeden “İşçi haklarını koruduğunu zannedip” bunu veto etmişti,
Bugünün gelişi dünden bellidir,
Bunu vaktinde göremeyenler, sonra aptal aptal konuşurlar,


Sıkıysa ihbarcı ol

Patlamadan sonraki muhabbetlerde “Konu komşu niye ihbar etmiyor kardeşim” diyenler de vardı,
Doğru medeni ülkelerde böyle mekanizmalar çalışır,
Faydalı da olur,
Ama bizde yürümez,
Size bir ihbar hikayesi anlatayım da neden yürümediğini anlatın,
Sanayici bir arkadaşım, sanayi bölgesindeki iş yerinde komşusunun kimyasal atıkları araziye boşalttığını fark edince şikayetçi olur,
Şikayeti alan merci benim arkadaşın komşusuna “Komşunuz sizden şikayetçi” diye gider,
Komşu bizim arkadaşın kapısına dayanır, “Ulan sen beni nasıl şikayet edersin” diye,
Hır gür iş büyür,
Bir kaç gün sonra bizim arkadaşın fabrikası kurşunlanır,
Bizimki yine şikayet eder,
İş iyice büyür,
Bir süre sonra bir gece bizim arkadaşın fabrikasının otoparkındaki araçlar bir gece ansızın yanmaya başlar,
Bir kaç kamyonet, bir kaç otomobil tamamen yanar,
Bizimki yine şikayetçi olur, Fabrikaya koruma ister, Verilmez, Kendi bir güvenlik ekibi kurar,
Bir süre sonra silahsız güvenlikçilerden biri vurulur,
İşler iyice çığırından çıkmıştır,
En sonunda bir gün bizimki fabrikadan çıktığında yolda bir otomobil gelip bizimkinin aracına bindirir,
Otomobilden iner,
Diğer otomobilden inen bir adam bizimkini bacağından vurur,
Kaza düzmecedir, Maksat gözdağıdır,
Vuran kişi yakalanır,
Yargılama sonucunda bir kaç ay hapse mahkum olur,
Bir atık ihbarı olayları bu hale getirmiştir,
Bizimki ihbarı yaptığına da, yapacağına da pişmandır ama yapacak bir şey yoktur,
En sonunda fabrikasını taşımaya karar verin,
Kentin diğer ucunda bir arazı alır, Fabrikayı oraya taşır,
Bir ihbar nedeniyle ölümden dönmüş, cebinden en az 10-15 milyon dolar harcamak zorunda kalmıştır,
Bunun tek nedeni ihbarı yaptığı kurumun ihbar ettiği kişiye adını vermesidir,
Siz böyle bir ülkede ihbarcı olmak ister misiniz?


Diktatorya böyle başlar

Üniversitelerde bir düzenleme yapılıyor, Üniversitelerin sahibi bilim adamlarından görüş, öneri veya eleştiri geliyor,
Dönüp adamlara hakaret ediyorlar,
İstanbul Üniversitesi’nin ideolojik yönünü hiç bir zaman öne çıkarmayan, provokasyondan uzak tavırlarıyla her zaman çözüm üretmeye çalışan, adam gibi adam rektörü Profesör Mesut Parlak gibi bir adam bile bunlardan payını alıyor,
Aylardır diyorum “Çoğunluk diktatoryası” diye,
Bakın AK Partililerin tavrına, Haklılığımı nasıl da hergün ortaya koyuyorlar,
Kendileri dışında kim bir şey dese hakarete uğruyor,
“Sen sus, Sen konuşacak adam mısın? Sana mı soracağız? İsterseniz amuda kalkın bize ne?”
Bunlar en alt tondan olanları,
Daha beterlerini de söylüyorlar,
Üstelik de çoğunlukları seçim sistemi nedeniyle meclis çoğunluğundan ibret,
Toplumsal çoğunluk değiller,
Söylendiği gibi eğer bir gün yüzde 60 falan oy alırlarsa siz asıl o zaman görün,


El kesesinden ilan

Dün Sabah Gazetesi’ni elime aldığımda tam sayfa Dinç Bilgin ilanları gördüm,
Annesini kaybetmiş,
Sayfa sayfa ilan,
Ölüm acı bir şey, Allah kimseye göstermesin,
Dinç Bilgin’in annesine de Allah rahmet eylesin  ama ilanlara bir anlam veremedim,
Bugün bildiğimiz kadarıyla Sabah Gazetesi TMSF’nin kontrolünde,
Dinç Bilgin TMSF ile davalı, TMSF’ye milyon dolar mertebesinde  borcu var,
O zaman bu ilanlar neyin nesi?
Bunları parasız yayınlanıyorsa onayını kim veriyor?
TMSF mi?
Peki yarın Uzan ailesinden birine bir şey olsa onların ilanları da mesela Kral TV’de yayınlanacak mı, ya da Star gazetesinde!
Ya da fon kontrolündeki bankaların eski patronlarına ya da onların bir şey olsa bu bankalar gazetelere sayfa sayfa ilanı TMSF kesesinden verecekler mi?
Yazarlar dinç Bilgin’i seviyorlarsa elbette köşelerinden bir şeyler yazabilirler,
Kim ne diyebilir,
Ama el kesesinden, daha doğrusu kamu kesesinden hortumcu adına ilan vermeyi doğrusu anlamadım, Ahmet Ertürk dostum anladıysa bana da anlatsın lütfen,  

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Toplumları parçalayarak değil biraraya getirerek ileri götürebileceğimizi anladığımız zaman

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026