
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”
Şirin’den yargıya tuzak suçlaması
Kettle
Söylediğimiz tahliye
Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”
Fatih Altaylı
Ağustos 19, 2026
Yazı İçeriği
Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”
Şirin’den yargıya tuzak suçlaması
Kettle
Söylediğimiz tahliye
Dün okurların ve taraftarların ısrarla sorduğu “Galatasaray’da neler oluyor?” sualine yanıt verebilmek için, camia içinden edindiğim bilgilerle bir yazı yazdım.
Futbolla veya Galatasaray ile ilgileniyorsanız okumuşsunuzdur.
Yazı yayınlandıktan sonra Ahmet Yüce aradı, “Serdar Güzelaydın’ın sana anlatacakları varmış, seni aramak istiyor.”
“Beni herkes arayabilir” dedim. Güzelaydın da hemen aradı.
Yazıda Serdar Güzelaydın’ın da adı Başkan Özbek’in yakın çevresindeki isimlerden biri olarak geçiyordu ve Güzelaydın ilk döneminden bu yana Başkan Özbek’le çok yakındı. Ve bu yakınlık camia içinde eleştirilere neden oluyor, Güzelaydın’ın daha önce de Beşiktaş’ın eski başkanlarından Fikret Orman ile çok yakın olduğu ve aslında Beşiktaş taraftarı olduğu iddia ediliyordu.
İşin o tarafını bilmemekle beraber, Serdar Güzelaydın’ı sürekli Dursun Özbek’in yanında görüyor, genel kurullarda karşılaşıyordum ve kimseye karşı bir kabalığını, terbiyesizliğini de görmediğimi söylemeliyim. Bildiğim, Başkan Özbek’e yakın olduğu, Başkan’ın da Güzelaydın’ın fikirlerini önemsediğiydi.
Neyse, Güzelaydın ile konuştuk. Daha doğrusu o anlattı, ben dinledim.
“Fatih Abi, evet Galatasaray’ın içindeyim, evet Başkan’la yakınım ama Galatasaray’da yönetici değilim, bir görevim yok. Dursun Başkan çağırırsa gidiyorum, bir şey sorarsa yanıtlıyorum, bir akıl isterse elimden geldiğince vermeye çalışıyorum. Ama şunu söyleyeyim. Başkan bize bir şey soruyor ama asla dediğimizi yapmıyor. Hatta genelde tam tersini yapıyor. Abi, şunu söyleyeyim, benim Cenk Ergün’le hiçbir bağlantım, alakam, sohbetim yok. Benim geçen sezon sonunda Başkan’a söylediğim şuydu. Bizim orta sahamızda sıkıntı var. Manchester City’den Reijnders’i alalım, sorunu çözelim. Bir iki tavsiyem daha oldu ama en önemli gördüğüm buydu. Tabii ki, dinlemediler. Okan Hoca 10 numara diye tutturdu. Bir sürü isim uçuştu. Oysa 10 numara dedikleri oyunculardan çok yok ve işe yarar olanları çok pahalı. Pek çok takım artık 10 yerine iki 8 ile oynuyor. Ben bunu anlatmaya çalıştım.
Bazı olaylar var, yazılması sıkıntı yaratır; o yüzden oraya girmiyorum ama Galatasaray’ın asıl sorunu iletişim. Yazın biri çıkıp transfer politikamızı samimi ve açık yüreklilikle anlatsa, taraftar böyle öfkelenmezdi. Hâlâ Türkiye’nin en iyi kadrosuyuz. ‘Şu şu noktalara iki, üç takviye yapacağız’ desek konu kapanırdı. Bu yapılmadı.
Zaten kulüpte bir futbol aklı da yok. Abdullah Kavukçu yöneticimiz ama bunu yapamaz çünkü Okan Buruk yakın arkadaşı ve Okan’a bir şey diyemez. Okan da yıldız futbolcuları, büyük egoları iyi yönetti, Allah var, ama takım bugün hazır değilse onun da sorumlusu Okan. Fenerbahçe’nin milli futbolcuları Dünya Kupası biter bitmez kısa bir tatil yapıp hemen geldiler ve antrenmanlara başladılar. Bizimkiler tatil tatil üstüne, takım lig başlamaya yakın anca bir araya geldi.
Bunlar hep sorun.
Başkan Dursun Abi’ye son şunu tavsiye ettim, dedim ki ‘Başkanım, Ali Dürüst’ü Sportif A.Ş.’nin başına başkan yardımcısı olarak getirelim. Hem futbol aklımız olsun, hem tecrübesinden yararlanalım, hem de basın sözcümüz olsun medya ile iletişimimiz düzelsin. Ali Abi ile de konuştum, hayır demedi. Ama Başkan bir türlü karar veremedi. Herkese Sportif A.Ş.’de yönetim sözü vermiş. Seçimin üzerinden onca zaman geçti Sportif A.Ş.’de hâlâ atamalar yok. Mehmet Özbek’in de durumdan hoşnut olmadığını biliyorum.
Başkan hâlâ Maruf Güneş falan bir ekiple transfer konuşuyor. Kalkıp taraftara, camiaya bir şey söyleyen, anlatan da yok. Yönetimde sizin gayet iyi bildiğiniz bir ekip başka dertlerin peşinde. Haklarında davalar var, onlardan kurtulmaya çalışıyorlar. Ben hâlâ Ali Dürüst’ün Sportif A.Ş.’nin başına gelmesi gerektiğini söylüyorum.
Ama emin olun, ben hiçbir işin içinde değilim. Sadece Başkan sorarsa tavsiye veriyorum, daha doğrusu dinlemediği ve yapmadığı tavsiyeler veriyorum.”
Şirin’den yargıya tuzak suçlaması
Serdar Güzelaydın ile telefonu kapatırken, ekranıma bir mesaj geldi.
“Galatasaray tribün lideri Sebahattin Şirin’in uyuşturucu testi pozitif çıktı.”
Tebessüm ettim. “Sebo Reis ile uyuşturucu yan yana gelmez” diyen yancıları gözümün önüne geldi. Tribün lideri, uyuşturucu karşıtı bir milliyetçi muhafazakarlıktan terör örgütü liderine özgürlük isteyen bir junkie’liğe evrilmişti.
Biraz sonra test sonucuna yanıtı geldi Şirin’in. “Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır. Esfel-i sâfilîn. Aşağılıkların en aşağılısınız.” diyerek yargıyı kendine tuzak kurmakla itham ediyordu.
Kettle
Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Oktay Saral dün sosyal medya üzerinden Furkan Vakfı adlı dinî oluşumun lideri Alparslan Kuytul’a yönelik olarak “Senin de suyun ısındı” diye tweet atınca Alparslan Kuytul’un akıbeti belli olmuştu zaten.
Çünkü Saral son olarak aynı cümleyi benim için kurmuştu ve akşamına 7 aya yakın bir süre sizlerden ayrı kalmıştım.
Nitekim bu sefer de sekmedi. Kuytul da gözaltına alındı.
Vakfının tüm sosyal medya hesaplarına ve internet sitelerine erişim engeli getirildi.
Furkan Vakfı, iktidarı sert eleştiren “dinî oluşumlardan” biri. Kurucusu ve başkanı Alparslan Kuytul aslında bir mühendis. Sonra gidip El Ezher’de şeriat hukuku okumuş. 29 yaşında da bu vakıf kurmuş.
Peki iktidarı, AK Parti’yi eleştiriyor olmak bir dinî cemaati sütten çıkmış ak kaşık yapar mı!
Bana göre yapmaz.
Furkan Vakfı öyle Süleymancılar, Menzilciler, şucular, bucular gibi büyük, geniş bir oluşum değil. Onlar gibi devasa varlıklara da sahip değiller.
Ama sütten çıkmış ak kaşık hiç değiller.
Haklarında daha önce gündeme getirilmiş, yargıya taşınmış birçok iddia var. Adam kaçırma, fidye talep etme gibi çirkin iddialar.
Bu yüzden de ben bu tür oluşumlara yapılan operasyonlara asla karşı çıkmıyorum.
Dinin arkasına saklanarak, inançlı insanları sömürerek yapılan hiçbir şeye sahip çıkamayız, çıkmamalıyız.
Ama şurası da kesin, Alparslan Kuytul gözaltına alınmaktan veya tutuklanmaktan çok da mutsuz olmaz. O bunu hareketinin reklamı, hareketini büyütme fırsatı olarak görüyordur.
Kesin.
Söylediğimiz tahliye
Bir hafta kadar önce “Yasa dışı bahis, suçtan kaynaklanan gelirleri aklama gibi suçlardan bir süredir tutuklu olan Rasim Ozan Kütahyalı’nın itirafçı olduğunu ve önümüzdeki günlerde tahliye edileceğinin kulislerde konuşulduğunu” yazdım.
Kütahyalı’nın avukatı Burak Mengü aradı ve “Çok konuşuluyor ama bu iddialar doğru değil. Müvekkilim itirafçı falan olmadı” dedi.
Bu açıklamayı da aktardım.
Ve dün akşam saatlerinde, tam da dediğimiz gibi, tam da bana söylendiği gibi Kütahyalı tahliye edildi.
Demek ki, bilgi kaynaklarımız doğru imiş.
Ateş olan yerden duman çıkıyormuş.
Ne zaman insan oluruz?
Düşmanın düşmanını dost zannedecek kadar salak olmadığımız zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar







