İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Borsa yine düşüyor

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Şubat 13, 2008

Borsa yine düşüyor

Geçen ilkbahardaydı galiba,
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt şimdi hatırmaladığım bir nedenle hükümete bir uyarıda bulunmuştu,
Her zaman olduğu gibi ortamın gergin olduğu günlerdi ve Büyükanıt’ın açıklamasıyla ortam daha da gerilmişti,
Açıklamanın ardından kısa süreliğine de olsa borsada “Hafif” bir düşüş yaşanmıştı,
Bir kaç gün sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Yaşar Büyükanıt’a sitem etmiş, “Borsayı düşürmekle” suçlamıştı,
Türban tartışmaları başladığından beri İstanbul Menkul Kıymetler Borsası düşüyor,
Dolar ise ufak ufak yükseliyor,
Bakıyorum da, Başbakan’dan pek ses çıkmıyor,
Herhalde aradan geçen bir yıla yakın zaman içinde Başbakan Erdoğan ülkenin önemli meselelerinin, borsadan veya dolardan çok daha önemli olduğunu anlamış olmalı,
Çünkü çıkıp da “Yahu bir türban tutturdunuz, Borsa düşüyor, dolar yükseliyor,” dediğini duymadım,


Anayasa aslında değişmedi

Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu Teke Tek’te çok önemli bir tespitte bulundu,
Kanadoğlu diyor ki, “Anayasa’da yapılan değişiklikler üniversitelerde türbanın önünü açmaz, Çünkü değişiklikler aslında hiç bir şeyi değiştirmiyor, 10, ve 42, maddeler içerikleri ve anlamları aynen korunarak farklı bir dille yeniden yazıldı, Bunlar türbanın önünü açmaz, Türbanı önünü açmak için Yüksek Öğretim Kanunu’nun ek 17, maddesini değiştirmek gerekir, Bu değişirse Anayasa’da temel bir değişiklik yapılmadığı için ek 17, maddenin yerine getirilen madde Anayasa Mahkemesi’nden döner, Yasayı değiştirenler bunu biliyorlar, Bu nedenle 17, maddeye dokunmuyorlar, Bu yüzden de türban konusunda yeni bir durum yok”
Okumadan tartışan bir toplum olduğumuz için Kandoğlu’nun ne kadar haklı olduğunu kimse farketmiyor,
10, ve 42, maddelerin yeni halini okuduğunuz zaman eski halinden pek de büyük bir fark içermediğini ve türbanın önünü açacak bir unsur içermediğini görüyorsunuz,
Ama kimse okumadığı ve herkes kulaktan dolma tartıştığı için bir kıyamettir kopuyor,


Reha’nın sevgilileri ölüm tehlikesi altında

Geçenlerde Reha Muhtar’ın evinin yakınlarında çekilmiş bir fotoğraf gazetelere yansıdı,
Reha, yeni kız arkadaşı ile birlikte otomobiline biniyor,
Reha Muhtar bu fotoğrafları çekenlere çok kızdı, Verdi veriştirdi,
Bense fotoğraflardaki başka bir unsura takıldım,
Önde, şoför koltuğunun yanındaki yolcu koltuğundaki bir görüntüye,
Bu koltuğun emniyet kemeri, koltuğun üzerinden geçirilmiş ve emniyet kemeri bağlantısına takılı biçimde duruyordu,
Belli ki, önde oturan kişi emniyet kemerini takmıyordu ve emniyet kemeri uyarı alarmı çalışmasın diye kemer yolcunun altından bağlanmıştı,
Yani Reha Muhtar’ın sevgilisi her kimse hem trafik kurallarını ihlal ediyordu, hem de ciddi bir tehlike içinde yolculuk ediyordu,
Aman Reha, o emniyet kemerini hemen düzelt,
Yanındaki her kimse kemeri kullansın,
Biliyorum senin sevgili bulma konusunda bir sıkıntın yok ama bu kızlar canlarını sokakta bulmuyorlar,


Barlas’la bir öğleden sonra

Dün Bebek’te Koru Kahve'de bir kaç dostla oturmuş sohbet ediyorduk,
Birden bire Mehmet Barlas’ı özlediğimi düşündüm,
Hemen telefon açtım,
“Nerdesin” dedi,
“Bebek’teyim” dedim,
“Yarım saate oradayım” dedi,
28 dakika sonra bütün heybetiyle kapıdan girdi,
Son olarak bir kaç ay önce yine Bebek’te buluşmuştuk,
Bir öğle yemeğinde,
Murat Bardakçı, ben ve Mehmet Barlas buluşacaktık,
Gelirken yolda Star’ın Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu’na raslamıştım,
Onu da davet etmiştim,
Sonra Mustafa Denizli telefon açınca “Hadi sen de gel” demiştim,
Öğle saatlerinde başlamış akşam üzerine kadar balık rakı yapmıştık,
Mustafa ise meyve suyuyla idare etmişti,
O gün bugündür görmüyordum,
Sarıldık, kucaklaştık,
Haliyle siyaset konuştuk,
“Türban konusu anlamsız oldu, Gereksiz bir girişim, gereksiz bir gerilim” düşüncesindeydi,
Tayyip Erdoğan’ın türbanı bir “İktidar sembolü haline getirdiğini” düşünüyor ve bunu yanlış buluyordu,
Bitmek tükenmek bilmeyen fıkralarını, her olayla ilgili yaşanmış hikayelerini anlattı,
Güldük, Eğlendik, düşündük,
Farkı düşünceleri dile getirdik, Ama birbirimizi hiç kırmadan,
Bir ara “heykel Atatürkçülüğüne” lafi getirdi, “Hangimiz Atatürk’ün yaptıklarını inkar edebiliriz, Ama o artık yok, Geleceği tartışırken 70 yıl önce ölmüş bir adam referans alınır mı hiç?” dedi,
“Peki Mehmet Abi, geleceği tartışırken 1500 yıllık bir başka referansı alanlara ne demeli” dedim,
“O da yanlış o da yanlış” dedi,
Sonra çocukluğundan bir anı anlattı, “Ankara’da çocuklar Atatürk heykelinin önünden geçerken durup selam verirlerdi” dedi,
“Ben hala veriyorum” dedim,
Şaşkın şaşkın baktı,
“Yolumda bir Mehmet Barlas heykeli ile karşılaşsam ona da selam veririm, Sevgiden, Başka bir nedeni yok” dedim,
Güldü,
Bir de haber verdi,
NTV’yi bırakıyormuş,
ATV’de haberlerde bir şeyler yapacakmış ama daha henüz netlik kazanmamış,
Herhalde Sabah’ta da yazacak,
Hayırlı olsun,


64 yıl önce Eskişehir’de

Hazır söz Barlas’lardan açılmışken, Mehmet Barlas’ın eşi Canan Barlas’a bir çift lafım var,
Canan Hanım geçen pazar Habertürk’te Basın Klübü’nün konukları arasındaydı,
Lafın bir yerinde şöyle dedi:
“Benim çocukluğum Eskişehir’de geçti, 50 yıl önce Eskişehir’de başı açık tek bir kadın vardı,”
Bu söz Eskişehir’de infial yaratmış,
Eskişehir Belediye Başkanı Profesör Büyükerşen Habertürk canlı yayınına bağlanıp bu sözlerin doğru olmadığını söylemek istemiş,
Her nedense Büyükerşen’i yayına bağlamamışlar,
Habertürk’ün yayınına ulaşamayanlar bana ulaştılar,
O yıllardan kalma onlarca fotoğraf gönderdiler,
Aslında hiç gerek yoktu,
Çünkü benim annem de Eskişehir doğumlu,
1944 yılında Eskişehir’de doğmuş,
Yani 50 sene önce değil, 64 sene önce,
Ve onu doğuran rahmetli annanemin başı açıktı,
O dönemin fotoğraflarını çok gördüm,
Başı kapalı bir tek kişi hatırlamıyorum,
Tabii bu dediğim Eskişehir’in kent merkezi,
Canan Hanım Eskişehir’in köylerinden birinde büyüdüyse onu bilemem,
Kimbilir belki o yıllarda oralarda fotoğraf makinası bile yoktu,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Einstein sergisini gezerken tartıştığımız konulardan ötürü utanç duymadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Gazeteci ile kavga edilir mi!
Köşe Yazıları
Gazeteci ile kavga edilir mi!

Fatih Altaylı

Nisan 6, 2026

Bu benzetme haksızlık
Köşe Yazıları
Bu benzetme haksızlık

Fatih Altaylı

Nisan 5, 2026

Uğurcan
Köşe Yazıları
Uğurcan

Fatih Altaylı

Nisan 3, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026