İstanbul 26°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Dolmabahçe

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Haziran 13, 2009

Dolmabahçe

2 yıllık bir mesele yeniden alevlendi,
Başbakan Erdoğan ile dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'm yaptığı bu "Sır görüşme" hakkında şüyuu vukuundan beter binlerce dedikodu, binlerce tez ortaya atıldı,
27 Nisan e-Muhtırası'nın ardından yapılan bu görüşmeden sonra Genelkurmay'm derin bir sessizliğe gömülmesi, bu toplantıyla ilgili çirkin iddialara neden oldu,
Neler konuşulmadı, neler yazılmadı!
Erdoğan'ın, Yaşar Büyükanıt'a, eşinin harcamaları ile ilgili belgeler gösterdiği, Yaşar Büyükanıt'm da adının karıştığı yolsuzlukların dosyalarının önüne koyulduğu iddiaları,
Hatta daha da öteye gidip, bir NATO müteahhidi tarafmdan çekildiği öne sürülen bir filmin olduğu bile anlatıldı,
Doğrusu ben hiçbirine inanamadım,
Tersi olabilirdi, ama bir amirin memuruna şantaj yapması mümkün değildi,
Bu konu şimdi yine alevlendi,
Herhalde 2, yıldönümü olduğu içindir,
Ancak Başbakan Erdoğan'ın bu konuda söyledikleri çok "enteresan",
Başbakan diyor ki, "Ben açıklamam, Ama o açıklarsa ben de bazı şeyleri açıklarım,"
Bu, çok ama çok ilginç bir cümle,
Eğer ast-üst konumundaki iki kişi normal, sıradan bir görüşme yapıyorsa, bu konuda bir açıklama yapılacaksa, bunu üst konumunda olan yapabilir,
Üst konumda olan bir açıklama yapmıyor ve ast konumda olana, "O açıklarsa ben de açıklarım" diyorsa, o zaman akla ister istemez gelen şudur:
" Bu görüşmede ele alman konu Yaşar BüyükanıtTa ilgilidir ve aleyhine bir konudur,"
Başbakan'm bu sözleri, Dolmabahçe görüşmesi ile ilgili merakları gıdıklayan ve komplo teorilerine gaz veren bir açıklamadır,
Umarım bir gün orada ne konuşulduğunu anlatacak biri çıkar,


Bir fotoğraf

Önceki gün yazıişlerinde hayatımın en zor günlerinden birini yaşadım,
Gazete yöneticiliğinde en zor kararlarımdan birini aldım,
Ramazan Kurnaz, muhabir arkadaşımız Gönül Karakuş'un haberini masaya koyduğunda gözlerimize inanamadık,
Aylardır bitmez tükenmez bir ısrarla takip ettiğimiz Münevver Karabulut cinayetinin 1 numaralı delilinin Emniyet'te çekilmiş fotoğrafı önümüzde duruyordu,
Zanlı Cem G'nin yatağının altında bulunan ve cinayetin gaddarlık derecesini gösteren kanlı testerenin fotoğrafı!
Üzerinde kanlar ve genç kızın saçlarıyla,
Delil numarasıyla birlikte çekilmiş bir fotoğraf,
İlk tepkim, "Bunu basarnayız" oldu,
Fotoğraf çok rahatsız ediciydi,
Ve yazı işlerinde çok uzun süren hararetli bir tartışma başladı,
Bu fotoğrafı basmalı mıyız, basmamak mıyız?
İki yakın çalışma arkadaşım, Doğan Sarmış ve Osman Gençer bu fotoğrafın çok önemli olduğunu ve basılması gerektiğini söylediler,
Gazeteci olarak düşüncelerine hak veriyordum,
Bu fotoğraf "saklanan zanlının" kimliği ve "cinayetin işleniş biçimi" hakkında binlerce cümleden fazla bir anlatım gücüne sahipti,
Bu fotoğrafın toplum tarafından bilinip görülmesi, bu olayı örtbas etmek, suçu cezasız bırakmak isteyenlerin "neyi örtbas etmek istediklerini" herkese anlatacak etkideydi,
Ama diğer yandan da okurlarımızı çok rahatsız edecekti,
Uzun uzun tartıştık,
Yabancı basından benzer
örnekleri bulup çıkardık,
Özellikle etkili İngiliz gazeteleri, ender olarak da olsa bu tür fotoğrafları yayınlamaktan çekinmiyorlardı,
"Belki de rahatsız etmek gerek" kararma vardık,
Bazen gerçeği çok çarpıcı biçimde sunmak, olayların çözümünde bir ilerleme sağlamaya yardımcı oluyordu,
Yayınlama kararı aldık,
Kafamda tek bir soru kalmıştı,
"Karabulut Ailesi bu fotoğrafı görünce ne hisseder? Onlara bunu göstermek doğru mu?"
Arkadaşlarım, "Aile zaten bunları biliyor ve gördü, Onlar bunun yayınlanmasını istiyor" deyince nihai kararımı verdim,
"Bu fotoğrafı yayınlayacağız, Herkes yaşanan vahşeti bilsin, Herkes bu olayın takipçisi olsun, Gençler arkadaş seçerken dikkatli olsun" diye düşünerek dünkü gazetemizi hazırladık,
Bu sayfalar, bu haberler hep tarüşılır,
Bu da tarüşılacak,
Ama biz bunu herkese göstermiş olmaktan bir rahatsızlık duymuyoruz,
Gerçekler acıtıyorsa, bu acıya katlanmalıyız,
Tek isteğim var; umarım bir daha böyle bir fotoğrafı kullanmak zorunda kalmayız,

NOT: Ayşe Karasu İran'da olmasaydı, bu noktadaki nihai kararı ona bırakırdım, Bir kadın, bir anne olarak onun sesini dinlerdim, Onun yokluğunda bu kararı almak daha zor oldu,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Güzellik kapıyı açsa da kapıdan girenin akıl olduğunu unutmadığımız zaman

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Melih bey, utanmıyor musunuz!
Köşe Yazıları
Melih bey, utanmıyor musunuz!

Fatih Altaylı

Ağustos 22, 2026

Kurşun atana af, saçını örene ihraç
Köşe Yazıları
Kurşun atana af, saçını örene ihraç

Fatih Altaylı

Ağustos 20, 2026

Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”
Köşe Yazıları
Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”

Fatih Altaylı

Ağustos 19, 2026

  • Videolar

Tümü
140 yıllık mirasın sonucu! Mercedes-Benz yeni GLC görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke Tek140 yıllık mirasın sonucu! Mercedes-Benz yeni GLCMercedes-Benz’in 140 yıllık inovasyon ve mühendislik yolculuğu, otomobilin geçmişinden geleceğine uzanan güçlü bir hikâye. DİREKSİYONDA TEKE TEK’in bu bölümünde Fatih Altaylı’dan Mercedes-Benz’in 140 yıllık tarihini ve bu yolculuk boyunca şekillenen inovasyon anlayışını dinliyoruz. Ardından, bu köklü mirasın geleceğe uzanan temsilcisi Yeni Elektrikli GLC’yi direksiyon başındaki deneyimleriyle keşfediyoruz. Mercedes-Benz’in geçmişinden geleceğine uzanan bu yolculuğa siz de eşlik edin. #MercedesBenzTürkiye #DireksiyondaTekeTek #YeniElektrikliGLC #işbirliği Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:11 Mercedes-Benz’in tarihi ve GLC’nin üretimi 03:20 800 Volt mimarisi nedir? 04:26 Dış tasarım 07:22 Yan görünüm ve içine ilk bakış 09:41 Kokpit tasarımı 11:43 Teknik bilgiler ve sürüş izlenimi 15:25 Cam tavan ve multimedya 16:20 Otonom sürüş kabiliyeti 17:05 Konforu arttıran detaylar 20:31 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli
Ağustos 21, 2026
Osmanlı'da modernleşme görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimOsmanlı'da modernleşmeShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 04:55 Modernleşme nedir? 12:00 Osmanlı'da modernleşmenin ilk adımları 18:40 Modernleşme ve gelenekçilik 23:32 Osmanlı'da bankacılık sistemi neden kurulamadı? --shorts 26:45 Osmanlı'nın zengin tebaası var mıydı? 39:29 Türk aydınları kendi çağdaşları arasında geride mi? 52:25 Batı’nın teknolojisi hariç başka bir şeyini almamak mümkün mü? 56:07 Mısır modernleşmesi niye durdu? 1:03:21 İran modernleşmesi 1:16:48 Kore modernleşmesi 1:21:15 Kapanış #işbirliği
Ağustos 16, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Faruk SabancıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:04 Neden sanayici olmadı da DJ oldu? 07:46 Zengin bir aileden gelmek bu işte avantaj mı? 09:55 Tiësto onu nasıl keşfetti? 12:29 Nasıl bir hayat geçirdi? 15:16 DJ'liğe nasıl başladı? 17:36 Parçaları sürekli değiştiriyor mu, yoksa aynı parçaları mı çalıyor? 21:47 Günde kaç saat müzik dinliyor? 23:18 Hangi ülkelerde konser verdi? 24:11 Örnek aldığı DJ'ler var mı? 25:28 DJ'likte hedefi ne? 27:07 Türk sanatçılarla projeler düşünüyor mu? 30:15 Canlı orkestrayla birlikte çalmayı planlıyor mu? 30:43 Yapay zekânın DJ'liğe etkisi 35:57 DJ'likte para var mı? 38:05 DJ'likte telif meselesi nasıl oluyor? 38:41 Bir DJ en çok nerede çalmak ister? 42:42 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 16, 2026