İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Başarılı olsalardı şehit olacaklardı, başaramayınca soykırım mağduru oldular

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Nisan 27, 2010

Başarılı olsalardı şehit olacaklardı, başaramayınca soykırım mağduru oldular

İSTANBUL'da yolumu keserek Sevan Nişanyan'ı, Yusuf Halaçoğlu ile Ermeni meselesini tartışmak üzere ekrana çıkarmamı "hayli sertçe" eleştiren ve neredeyse bana hakaretler savuran beyefendinin kim olduğunu öğrendim,

Bize, ona yaşatılanlardan dolayı belki de haklı bir öfkeyi, o öfkeyi pek de hak etmeyen birine kusmuş olmaktan başka bir suçu olmayan bir beyefendiyi (bana karşı öyle davranmamış olsa da) afişe etmek gibi bir niyetim yok,

Ama daha önce de vurguladığım gibi içine "düşürüldüğümüz" ruh halini yansıtması bakımından "kimliği" ile ilgili bazı ipuçları vereceğim,

Yol ortasında beni atalarıma ihanet etmekle, dedelerimin kemiklerini sızlatmakla suçlayan beyefendi, Türkiye Cumhuriyeti'nin eski bakanlarından biri,

Ben 9 yaşındayken o Sanayi Bakanlığı yapmış,

Şimdi aramızda olmayan bir Başbakan'ın hükümetinde,

Bakan olmadan önce de Dünya Bankası'nda üst düzeyde görevler almış, uzun yıllarını ABD'de geçirmiş,

Bakan olmak üzere ülkesine davet edilince gelmiş,

Sonrasında Ermeni terörüne şehit verdiğimiz diplomatlarımızın bazılarıyla dostluğu olmuş,

Zaten kendi atalarını da yüz yıl önce Ermeniler katletmiş,

Aynen benim gibi,

Ve “anlamsız açılımlar” sonucunda “ruh hali” bozulan milyonlarca yurttaşımızdan biri,

Hafta sonunda bahsettim bu bozulan ruh halimizden,

Dün olanı gördünüz,

Çanakkale’de İl Milli Eğitim Müdürü, yani gençlerimizi emanet ettiğimiz kişilerin başındaki adam patlamış,

“Ermeniler bizi arkadan vurdu, ihanet etti, Biz kimseyi suçsuz yere öldürmedik” demiş,

Sözler elbette bugünkü ortamda bir eğitimcinin söylemesi gereken şeyler değil,

Ama doğru,

Araplar gibi, Sırplar gibi, Yunanlılar gibi, Bulgarlar gibi bir imparatorluğun dağılma sürecinde o imparatorluğa saldırdılar,

Ermenilerin diğerlerinden farkı, buna geç başlamış ve başarısız olmuş olmaları,

Eğer başarsalardı, ölenlerini “şehitler” olarak anacaklardı,

Başaramadıkları için “soykırım kurbanları” olarak anabiliyorlar ancak,

Bu arada milyonlarca da Türk’ü öldürdüler busaydıklarımın hepsi,

Ama kimse onları hatırlamıyor,

Ne yazık ki, torunları bile,


Gazeteciler mi tecavüz etti bebelere

DÜN gazetenin yazı işleri toplantısı gergin başladı, Siirt’in Pervari İlçesi’nde 13- 14 yaşlarındaki 8 erkek öğrenci, 2 ve 3 yaşındaki iki bebeye tecavüz etmiş, birini ölü, diğerini ise ağır yaralı halde bırakıp kaçmışlardı,

Olayın detayları burada anlatamayacağım kadar iğrençti,

Çok kızgındım, çünkü bu haberi “atlamıştık”,

Haber bizde yoktu,

Toplantıya bu ruh haliyle girdim,

Ancak toplantıda öğrendiklerim beni daha da şaşırttı,

Haber yeni değildi,

Olay yaklaşık 1 yıl önce olmuş ve o günlerde küçük bir haber olarak gazetelerde yer almıştı,

Ancak haberi manşet yapan gazetelerde bu ayrıntı ya yoktu ya da ustalıkla gizlenmişti,

Eski bir haber, yeni gibi sunulmuştu ve ben bile yemiştim,

Oysa haberi böyle vermelerine gerek yoktu,

Çünkü durum zaten vahimdi,

Bir grup ruh hastası veledin yaptığı olay, 1 yıl içinde bir devlet ayıbına dönüşmüştü,

Zanlıların büyük bölümü serbest kalmıştı,

Olayla ilgili Adli Tıp raporu 1 yıldır gelmemişti,

Durum rezaletti, Öğleden sonra devletin en üst düzeyi çıkıp bu konuyla ilgili açıklamalar yaptı,

O da kanımı dondurdu,

Bu haberin veriliş biçimini eleştirip “Bir grubun gazeteleri, hükümeti yıpratmak için bu haberi yeniden servis ettiler ve eski bir olayı yeni gibi gösterdiler” açıklaması yapıldı,

Elbette gazetelerin yaptığı doğru değil,

Okuru kandırmak büyük hata,

Ancak gazetelerin ayıbı, olayın ayıbını ortadan kaldırmıyor,

Bir ayıp diğer ayıbı götürüp sorunu ortadan kaldırmıyor,

Her olayda gazeteleri suçlamak işin kolay yolu,

Ya tecavüze uğrayıp öldürülen bebeler ne olacak?

Onların hesabını da gazeteciler mi verecek?

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Cenazemize katılanları yalan söylemek zorunda bırakacak bir yaşam sürmediğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026