İstanbul 21°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Provokatör yönetimlermiş

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mayıs 2, 2010

Provokatör yönetimlermiş

KAÇ 1 Mayıs’tır diyoruz, “Bırakın işçiler bayramlarını istediği gibi kutlasın, Taksim’de kutlamaya izin verseniz, çıkacak olaylar izin vermemeniz yüzünden çıkan olaylar kadar büyük olmaz” diye,

Dinlemediler bugüne kadar,

Adları “Gazcı Kardeşler”e çıktı İstanbul Valisi’nin ve eski Emniyet Müdürü’nün,

Yine dinlemediler,

İki yıldır olayların içinde yaşadık HABERTÜRK’ün merkezi de  Taksim’de olduğu  için, Bu yıl ise izin verildi ve üç yıldır ilk kez bir 1 Mayıs’ta gözümüz yaşarmadan, sokaklar gaz bulutu haline gelmeden, işçilerin ve polislerin haline üzülmeden keyifli bir bayram günü gördük,

Tek bir olay çıkmadan, kayda değer bir hırgür olmadan Taksim’e geldi işçiler, kutlamalarını yaptılar ve aynı şekilde dağıldılar,

Manzara öyle hoştu ki, ortada göze çarpan bir polis kalabalığı bile yoktu,

Herhalde dünyadaki en medeni 1 Mayıs kutlamasını gerçekleştirdi Türk işçileri,

Ve neyi gördük biliyor musunuz en önemlisi?

Provokatör korkusunun yersiz olduğunu,

Ve daha da beteri, Türkiye’de en büyük provokatörün devlet, daha doğrusu devleti yönetenler veya yönettiğini zannedenler olduğunu, Bazen resmen, bazen karanlık bir şekilde,

32 yıldır provokasyon korkusuyla kutlatılmayan 1 Mayıs’ın 33 yıl önce provoke edildiğini unutmadık hiç,

Kimdi bilmiyoruz yapan,

Ya derin devlet dediğimiz şey, ya darbeye zemin hazırlamak isteyenler, ya da “bizim çocuklar”ın abileri,

Hâlâ meçhul,

Ama 13 yıl önce hazırladığım “Gölge Oyunu” belgeselinde net bir şekilde göstermiştik Sular İdaresi’nin üzerinden topluluğun üzerine ateş açanları,

Bu “karanlık provokasyondu”,

Ama sonrasında verilmeyen izinler de bir tür provokasyon değil miydi!

Devlet bu yıl provoke etmeyince tertemiz bir bayram yaşadık,

Yıllarca boş yere işçilerden korkmuşuz,

Asıl korkulması gereken, özgürlüklerin kısıtlanmasıymış,



Kıl meselesi

HİKÂYEYİ bir okur yollamış, benim bir yazımda “çok zor sorunların çok basit çözümleri olabileceğini” yazmam üzerine, Aktarayım:

Uşaklı Osman Efendi bir sabah müthiş bir baş ağrısıyla uyanır, İlaç alır, geçmez, Bir iki gün bekler, ağrı devam eder, Doktor çağrılır, Doktor muayene eder, ağrı kesiciler verir, gider, Lakin Osman Efendi’nin baş ağrısı artarak sürer, Üstüne üstlük, baş ağrısının yanı sıra gözleri de yaşarmaya başlar, Başka doktorlar çağrılır,

Osman Efendi ağrıyı kesene servet vaat eder, Doktorların hiçbiri ağrıyı durduramadığı gibi sebebini de bulamaz, Osman Efendi’yi İstanbul’a götürmeye karar verirler,

İstanbul’da en iyi doktorlar seferber olur, Röntgenler, beyin tomografileri çekilir, testler yapılır, Görünüşe bakılırsa Osman Efendi turp gibidir, Oysa dayanması gittikçe zorlaşan baş ağrısı ve gözyaşları hayatı çekilmez hale getirmiştir, Osman Efendi bu defa da apar topar yurtdışına götürülür, O devirdeAmerika değil İsviçre moda, Zürih’e gidilir, Haftalarca hastanede kalınır, onlarca profesör konsültasyon yapar, testler tekrarlanır,

Sonuçta Osman Efendi’ye teşhis konulamaz,Artık yerinden kalkamayan Osman Efendi’ye ağrı kesici iğneler verilir, altmışlarını süren adamın ülkesine dönüp “dinlenmesi”, daha doğrusu son günlerini evinde geçirmesi tavsiye edilir,

Osman Efendi bitkin, aile perişan, “Kader” denilir, Uşak’a dönülür, Osman Efendi yayla evinde bir odaya yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar,

Bir gün, hastanın keyfi gelsin diye, Osman Efendi’nin eski berberi “BerberMehmet” çağrılır, Berber, yataktan kalkamayan Osman Efendi’yi tıraş ederken, adamcağız berbere derdini anlatır ve ölümü beklediğini söyler,  Berber Mehmet bir an düşünür,“Beyim” der, “Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın?”

Bir bakar, “Hah işte” der, “Kıl  dönmüş”, Osman Efendi’nin şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker, Ev halkı, Osman Efendi’nin köyü ayağa kaldıran çığlığıyla odaya koşar, Berber Mehmet, Osman Efendi’nin elinden zor alınır ve cımbızın ucunda tuttuğu yirmi santimlik kılla kapı dışarı edilir,

Osman Efendi’nin kanayan  burnuna pansumanlar yapılır, kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam  tekrar yatağına yatırılır, Ertesi sabah Osman Efendi aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır, Gözlerinin yaşarması geçmiştir, Baş  ağrısından ise eser kalmamıştır,Dönen kılın sinire yürüyüp gittikçe uzayarak dayanılmaz ıstıraplara
yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfeder, Çözümün bu kadar basit olabileceği kimsenin  aklına gelmemiştir, Sapasağlam ayağa kalkan Osman Efendi, Berber Mehmet’i çağırtır ve ona bir servet bağışlar,

Kıssadan hisse derler ya, Bunun hissesi de şu:

1, Berber Mehmet efendilerin fikirleri var, dinlemek gerek,

2, Bazen büyük sorunların, çok basit çözümleri olur,

3, Burnundan kıl aldırtmayanların başı çok ağrıyabilir,
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Anayasa’ya “Devlet, çocukları cinsel istismardan korur” yazanlar, bunu uygulayacak kadar adam olduğunda

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
CHP, beis ve yeis
Köşe Yazıları
CHP, beis ve yeis

Fatih Altaylı

Temmuz 6, 2026

Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!
Köşe Yazıları
Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!

Fatih Altaylı

Temmuz 5, 2026

Deniz Göktaş KKK’na ne dedi
Köşe Yazıları
Deniz Göktaş KKK’na ne dedi

Fatih Altaylı

Temmuz 4, 2026

  • Videolar

Tümü
Yunan metin çevirilerinin bilime katkısı görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimYunan metin çevirilerinin bilime katkısıShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 05:01 Solvay Konferansı fotoğrafı 07:11 Solvay Konferansı fotoğrafı bugün çekilebilir mi? 10:36 İrlandalı keşişlerin kopyaladığı eski metinler 13:52 Aristo ve doğa bilimleri 24:32 Hrıstiyanlar nasıl gelişim gösteriyor? 27:53 Modern bilimin başlangıcı 35:44 Galile'den önceki bilim adamları problemleri fark edemediler mi? 38:09 İslam dünyasının geçmiş dönemde bilimde Batı'dan geride kalmasının sebepleri 46:50 Kapanış #işbirliği
Temmuz 5, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!" görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Koleksiyoner Mehmet ÇebiFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:28 Saat koleksiyonu işi nereden çıktı? 19:01 Hangi saat markalarına sahip? 23:53 Koleksiyonerlik pahalı bir iş mi? 29:47 Türk hat sanatı hak ettiği yerde mi? 42:20 Murat Bardakçı'nın "Türk resmini sanattan saymam" cümlesi 51:15 Eserin değerini nasıl belirliyor? 1:05:07 Pandemi döneminde eserlerin fiyatları neden yükseldi? 1:08:36 Çatı Müze işi ne durumda? 1:19:20 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Temmuz 5, 2026
"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:15 Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisi 03:27 24 Haziran 2026 Scorpions İstanbul konseri 06:50 Kars'taki Gastronomi Film Festivali 08:36 Dua Lipa'nın evliliği 10:21 Fatih Altaylı evlilik hakkında ne düşünüyor? 13:28 Manifest grubu 17:02 Yaz ayındaki konserler 30:51 Fatih Altaylı'nın yakın tarihteki dünya hakkında düşünceleri 36:18 Christopher Nolan'ın "The Odyssey" filmi 36:40 İstanbul Caz Festivali 37:41 Fatih Altaylı dizi-film izliyor mu? 40:03 Kapanış #işbirliği
Temmuz 2, 2026