İstanbul 9°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Hukuksuzluk başlarsa küçüğü büyüğü olmaz

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Haziran 15, 2010

Hukuksuzluk başlarsa küçüğü büyüğü olmaz

ANAYASA Mahkemesi Raportörü Osman Can, ilginç bir çağrı yaptı ve parlamentoyu, Anayasa Mahkemesi'nin "Anayasa değişikliği" ile ilgili kararını uygulamamaya çağırdı,

Destek de buldu,

Tavır ilginç, Henüz ortada bir karar yok ama iktidar da, iktidara destek verenler de Osman Can'ın fikrinde, Sanki Anayasa değişiklik paketinin bazı bölümlerinin Anayasa Mahkemesi'nden döneceğine kesin gözüyle bakıyorlar,

Bu köşenin okurları, Osman Can ile ilgili Habertürk'te, hatta gazete yayın hayatına başlamadan önce televizyonda ve Habertürk internet sitesinde yazdıklarımı hatırlayacaklardır, Osman Can ile ilgili olarak defalarca dile getirdiğim bir görüşüm var:

"Osman Can, iyi bir hukukçu, Hukuk felsefesi konusunda yaşına oranla oldukça birikim sahibi, Belirli bir hukuk nosyonu var, Uzun yıllar Türkiye'de hukuk konusunda önemli görüşler vermesi muhtemel bir isim, Ancak Anayasa Mahkemesi raportörü olması sakıncalı, Çünkü bu mahkemenin tek bir dayanağı ve konuları ele alışında tek bir rehberi var, O da Anayasa, Ne var ki Osman Can bu Anayasa'yı beğenmiyor, Beğenmemesi bir şey değil, Benimsemiyor, önemsemiyor, Bir hukuk adamı olarak saygıyı hak ediyor ama Anayasa raportörü olmaması gerek, Çünkü raportör olarak bu Anayasa'yı değil, kafasında oluşturduğu Anayasa'yı temel alıyor,"

Bu konudaki fikirlerimi defalarca yazdım Osman Can'la ilgili olarak, Şimdi bir kez daha haklılığım ortaya çıktı,

Osman Can'ın görevi, bu Anayasa'yı temel alarak görevini yapmak, Ama o bunu yapmıyor, yapamıyor, Bir aydın olarak övgüyü hak ettiği kadar, bir Anayasa Mahkemesi raportörü olarak yergiyi de hak ediyor,

Zaman zaman kendini, sadece kendini "Kurucu Meclis" veya "Anayasa yazarı" olarak kabul ediyor, Muhayyel bir Anayasa üzerinden yorumlar yapıyor,

Ancak son sözleri gerçekten akıl alacak gibi değil,

Kendi raportörü olduğu kurumun aldığı kararın uygulanmamasını istedi,

Bu Türkiye'de yazılı olmayan yeni bir "hukuk düzeninin" oluşması demek, Gerçi Osman Can öncesi bunun sinyallerini almaya başlamıştık,

Erzurum'da yürütülmekte olan ve "Cihaner Davası' olarak bildiğimiz dava, bunun en somut örneğiydi, Bütün hukuk uygulamalarına ve açık yasalara rağmen, dava bir türlü Yargıtay'a gönderilmiyor, bir "oldu bitti" yaratılarak "yasalar" geçersiz kılınıyordu,

Osman Can şimdi bunu bir adım daha ileri götürüp "Anayasa Mahkemesi kararının da tanınmamasını" istiyor,

Olur mu? Olabilir,

Ancak bu, hukukun hiçe sayılması demektir, Hukuku hiçe saymaya bir başlarsanız "en büyük hukuksuzluğa" karşı da söyleyecek bir lafınız olmaz,

Bilmem anlatabildim mi?


Bu sergiyi mutlaka gezin

DÜN çok ilginç bir sergideydim,

“Body Worlds” ya da Türkçesiyle “Yaşam Döngüsü”,

Hani şu bir tür mumyalanmış gerçek bedenler sergisi,

Gunther von Hagens diye yarı deli yarı dâhi bir adamın yarattığı bir tür sanat, bir tür anatomi dersi,

Çok ilginç,

Sergiyi gezerken bir an bile karşınızdakilerin bir zaman kanlı canlı insanlar olduğu aklınıza gelmiyor, Garip bir şekilde ürkütücü, korkutucu değiller,

Ama çok düşündürücü bir sergi, Yaşamın, hayatın önemini anlatan, anlaşılmaz bir yanı var, İnsanı kendi içinde bir hesaplaşmaya götürüyor,

Bu “gerçek beden heykellerinin” nasıl yapıldığını da öğrendim sergiyi gezerken,

Vücudunu Hagens’in çalışmalarına bağışlayan kişi ölünce, hemen “aseton” tankına atılıyor,

Asetonun bir özelliği varmış, Suyu kovarmış, Vücut haftalarca asetonda yatınca, hücrelerdeki tüm su asetonla yer değiştiriyor ve bedende hiç su kalmıyor, Su kalmayınca çürüme de olmuyor,

Haftalarca asetonu emen beden daha sonra çıkarılıyor ve bu kez polimer dolu havuzlara yerleştiriliyor, Ancak bu kez ortamdaki basınç düşürülüyor, Yani içerideki hava emiliyor,

Böylece buharlaşması kolay olan aseton buharlaşıyor, ancak düşük basınç nedeniyle asetonun boşalttığı hücre sıvılarının yerine polimer doluyor, Böylece ortaya, içindeki sıvılar plastikle yer değiştirmiş ve katılaşmış vücutlar çıkıyor, Tabii bütün bunlar yapılırken, bir yandan da bedene farklı eylemlerin formu veriliyor,

Attan zürafaya kadar farklı hayvanlar da sergide yerini buluyor, Tabii bu arada yapılan işlemler bedenleri ağırlaştırıyor, Bir örnek vermek gerekirse, normalde 3 ton olan bir fil, tüm bu işlemlerden sonra 7 tona ulaşıyor,

Bence mutlaka gezilmesi gereken bir sergi,

Sergi öncesi “dini hassasiyetleri” yüksek olan kesimlerin bu sergiye tepki göstermesinden korkuluyordu,

Çok şükür böyle bir şey olmadı,

Ama şunu söylemek isterim ki, bu sergi “Tanrı inancını” güçlendirmekten öte bir şey yapmıyor,

Bedenin muhteşem işleyişindeki gizem karşısında bir yaratıcıya olan inanç artıyor,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Hiç değilse hukukçular, hukuksuzluğu önermediği zaman

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026