İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Ben bu antla büyüdüm

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Kasım 7, 2010

Ben bu antla büyüdüm

TÜRKİYE'de bu vatanı sevmek, bu ülkenin değerlerine sahip çıkmak "ayıp" oldu,
"Türküz" demekten utanacak noktaya geldik, getirildik,
"Şehitlerimiz" deyince sanki suç işlemişiz gibi bakılıyor yüzümüze,
"Vatanı sevmek" faşistlikle eşanlamlı hale getirildi bazı "hainler" tarafından,
Birkaç ay önce, "Teröre karşı İspanyollar gibi birlik olalım, 1 milyon kişi yürüyelim" dedim,
Ne provokatörlüğüm kaldı, ne faşistliğim,
Allah'tan aynı çağrıyı geçenlerde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de yaptı, kurtulduk,
Ona pek bir şey diyemediler, çağrısını karambole getirip unutturmak dışında,
Bazıları bize sürekli "demokrasi" dersi verip sanki "vatanı sevmekle" demokrasi bir arada olmazmış gibi bir hava yaratıyorlar,
Bunlara bakarsan demokrasi demek, ülkeni sevmemek, vatanını sevmemek anlamına geliyor,
Ve sanki bu ülkede yaşayan herkes salak da bir onlar akıllıymış gibi "Batı demokrasilerini" örnek gösteriyorlar,
Batı demokrasileri arasında en gelişmişlerden birisi İngilizlerinki, değil mi?
En iyi örneklerden biri,
Bakın dün o İngiltere'de nasıl bir "vatanseverlik" eylemi vardı,
Dün Londra'da, özellikle de "City" denilen bölgede herkesin ama herkesin yakasında aynı şekilde yerleştirilmiş bir minik "çiçek" vardı,
Dikkat çekecek kadar yaygın bir biçimde,
Demokrasiden asla taviz vermemiş olan İngilizler, o çiçekleri yakalarına niye takmışlardı biliyor musunuz?
Bilmiyorsanız söyleyeyim,
"Şehitleri anma günü" için takmıştı İngilizler o çiçekleri yakalarına,
Biz, şehitlerimize o kadar saygılı olduğunu söyleyen bizler, "Şehitler ölmez vatan bölünmez" diye bağıran bizler, bir gün böyle bir şey yaptık mı?
Yapmadık,
Yapamadık,
Hadi yarın ben böyle bir şey önereyim bakın ne oluyor,
"Provokasyon"dan başlayıp "Kürt sorununun çözülmesini engellemeye çalışıyor"a kadar uzanan bir dizi suçlamaya muhatap olup, "faşistlikle" suçlanır mıyım, suçlanmaz mıyım!
Kusura bakmayın ama kim ne derse desin, hatta belki taklitçilik olacak ama ben pazartesi günü yakama "şehitlerimizi anmak için" bir minik çiçek takıp çıkacağım sokağa,
Çünkü kim ne derse desin ben bu ülkeyi, bu vatanı seviyorum,
Türk'üm, doğruyum, elimden geldiğince çalışkanım,
Şimdi yasaklamaya çalışsanız da, ben bu "antla" büyüdüm,
Size göre ayıp da olsa tekrarlayacağım,
Ölene kadar,


Asmalımescit'ten yola çıktım

DİĞER gazetelerin aksine Habertürk'ün merkezi Taksim'in göbeğinde,
Hal böyle olunca biz de hayatın içinde olmaya daha fazla vakit ayırabiliyoruz,
Son zamanlarda boş vakitlerimin büyük bölümünü Beyoğlu'nda, özellikle de Asmalımescit civarında geçiriyorum,
Asmalımescit dediğiniz yer, bir sokak ve o sokakla bağlantılı sokaklar bütünü,
Toplasanız belki 1 kilometrekarelik bir alan,
Ama her yer lokanta, bar, meyhane dolu,
Gezdikçe, gittikçe insanın içini açan bir yer,
Pırıl pırıl bir gençlik, Gündüz işinde gücünde, çoğu yaratıcı işlerde çalışan gençler, Akşam kavgasız gürültüsüz eğleniyorlar,
Kimi fakir, kimi orta halli, kimi zengin, Ama Asmalımescit'te sınıf farkı yok, Herkes birlikte eğleniyor, Herkes orta sınıf orada,
Her fikirden insan da bir arada,
AKP'lisi, CHP'lisi, tutucusu, liberali, radikali, özgürlükçüsü, milliyetçisi,
Kadın, erkek birlikte,
Türkler kadar yabancılar da orada,
Önemli veya önemsiz uluslararası isimler, Her milletten,
Fakat son zamanlarda Asmalımescit ahalisinin çokça sorduğu bir soru var,
"Bize ne zaman sıra gelecek? Bizi ne zaman kapatacaklar? Buraya ne zaman el atacaklar?"
Ben de onlara dilim döndüğünce "Asla oralara el atmayacaklarını", "Yaşam tarzlarımıza asla doğrudan müdahale etmeyeceklerini" anlatıyorum,
İnanmıyorlar, Kaygıları gitmiyor,
Oysa orası AKP'li Beyoğlu Belediyesi'ne bağlı,
Ve gerçekten hiçbir negatif müdahale yok, Hatta tam aksine müthiş bir serbestlik var,
Ve ben böyle yerlere bir müdahale, bir mahalle baskısı olacağını zannetmiyorum,
Ama şunun olacağından da hiç kuşkum yok,
Böyle bir yaşam tarzını benimseyen insanlar, yani Bağdat Caddesi, Etiler, Asmalımescit diye "klişelenen" yaşam tarzına sahip insanlar, giderek "gönüllü olarak" bu yaşam tarzlarından ödün vermek zorunda kalacaklar,
Çünkü onların iş yapma imkânları, onların devlette iş bulma imkânları, yükselme imkânları, etkili pozisyona gelme imkânları giderek ortadan kalkacak,
Ya buna razı olacaklar,
Ya dönüşecekler,,,
Yaşam tarzı baskısıyla değil, ekonomik baskıyla,
Tabii kızacağız buna, Bozulacağız,
Ama onların da karşı argümanı hazır olacak, "Siz de yıllarca dindarlara, muhafazakârlara aynı şeyi yapmadınız mı?" diyecekler,
Onlar da haklı olacak, biz de!
Ne kötü değil mi!
Aslolanın özgürlük olduğunu, böyle zor bir yolla anlamak,
Karşılıklı olarak,




Mahalle baskısı değil ama

BİRKAÇ hafta önce karayoluyla Ayvalık'a gittik,
Hem annemi, hem eşimin ailesini ziyaret edecek, bir de Bekir Coşkun'la rakı-balık yapıp dönecektik,
Şansımıza Bekir Abi, Ankara'daydı, Andre ile evde çay-kahve içip programın gerisini yalnız başımıza yaptık,
Yol boyunca küçük beldelerde durduk, balık lokantalarında yedik,
Keyif yaptık,
Orada esnaftan duyduklarım beni ürküttü,
Konuştuğum içkili lokanta sahipleri, ki her biri farklı farklı yerlerdeydi, hep ortak bir hikâye anlatılar,
Bizim büyük kentlerde hissetmediğimiz baskının ne olduğunu anladık,
Daha önce bir esnaf lokantası işletirken, bu yıl içkili bir lokanta açan bir esnaf şöyle dedi:
"Eskiden Maliye kırk yılda bir uğrardı, İçkili lokantayı açınca neredeyse her gün gelir oldular, Didik didik kontrol ediyorlar, En küçük bir hatada cezayı yapıştırıyorlar, Yanımızda içki satmayan dükkân var, Ona uğradıkları yok, Bizimse anamızdan emdiğimiz süt burnumuzdan geldi, Sanki içkili lokanta açmayın diyorlar,"
Bu lokantadan 30 kilometre ötede bir lokantada aynı şeyi dinliyorum,
"Fatih Bey mahalle baskısı yok burada, Zaten mahalleli de bizden ama başka türlü baskı var, Maliye her dakika kontrolde, Bu yolla bizi vazgeçirmeye çalışıyorlar, Bir de Emniyet'in desteği var, Bakın burada üç lokanta yan yanayız, Çıkışa her akşam bir alkol kontrolü koyuyorlar, Sanki vatandaşa 'Oraya gitmeyin' der gibi,"
Bir tatil sitesinin lokantasının işletmecisinin de anlattıkları hemen hemen aynı,
Bu merkezi otoriteden kaynaklanan bir durum mu, yoksa devleti buralarda temsil edenlerin tavrı mı bilmiyorum,
Ama hoş olmadığı kesin,
Not: Tabii zor bir durum, Elbette alkollü araç kullanılmasına göz yummamak gerek, Elbette aşırı alkol tüketimi bir toplum için hoş değil ama bunun bir baskı unsuru olması da doğru değil,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Başkalarının özgürlüğünü kısıtlarken kendi özgürlüğümüzü de tehlikeye attığımızı anladığımız zaman

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026