İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Sucuk ekmekli teröristler

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Ocak 19, 2013

Sucuk ekmekli teröristler

BEYAZ ekmek yasaklanıyormuş. Yerine kepek katkılı ekmek gelecekmiş. İyi mi? İyi. Kötü mü? Kötü. Beyaz ekmeğin çok da faydalı bir şey olmadığı, hatta zararlı olduğu bilinen bir gerçek. Dahası buğdayın en faydalı bölümlerinin atılmasıyla elde edilen undan yapılıyor beyaz ekmek. Bu da kesin. Bu yüzden de sağlıklı beslenme arayışındakiler, daha ucuz olması gerekirken daha pahalı olan siyah ekmek, köy ekmeği, kepekli ekmek gibi ekmekleri tercih ediyor. Bu yüzden kepekli undan yapılan ekmeği teşvik etmek çok doğru. Bana kötü gelen ise bunun bir “yasak” şeklinde yapılıyor olması. Yasak dendi mi, benim tüylerim diken diken oluyor. Kepekli ekmeğin faydası anlatılsın, beyaz ekmeğe daha fazla vergi konup fiyatı artırılsın, kepekli ekmek daha ucuz olsun, okullarda, işyerlerinde kepekli ekmek de bulundurmak zorunlu hale getirilsin. Her türlü teşvik uygulansın. Hiç itirazım yok. Ama yasaklamak garip doğrusu. Şimdi “zararlı” diye beyaz ekmeği yasaklamaya evet desek... Yarın öbür gün “kuzu eti zararlı” diye kuzu etini, “yağlısı zararlı” diye kıymayı, “fazlası zararlı” diye tuzu, “yükseği zararlı” diye topuklu ayakkabıyı ve daha aklınıza gelebilecek her türlü şeyi yasaklamanın da “olabilir” olduğunu kabul etmiş olmayacak mıyız! Bir süre sonra evinde beyaz ekmek yiyen 8 kişi yakalanıp Silivri’ye atılınca garip olmayacak mı biraz. Ayrıca da ramazan pidesinin kepeklisi yenir mi hiç! Sucuk ekmek ya da kokoreç, kepekli ekmek arasında olur mu hiç! Bunları yedik diye terörist sayılmak hoşumuza gidecek mi? Salakmışım! BİR Levent Kırca mevzuudur gidiyor. Meğer 18 senedir epey bir adam o anı beklermiş. Birisi Teke Tek’e çıksa da beni bir benzetse. Levent Kırca bana “Salak” dedi ya, of anam ne sevinç, ne sevinç bazılarında. Hakan Gündüz remiksini bile yapmış. Güzel de olmuş. Doğrudur. Levent Kırca’nın katıldığı Teke Tek’te son derece kötü bir duruma düştüm. Çünkü benim derdim Levent Kırca’yı konuk alıp rezil etmeye çalışmak, bitirmek değildi. Böyle bir niyetim yoktu. Adam gibi konuşmak, sohbet etmek, sorularımı sormak istiyordum. Levent Kırca’nın da o niyette olduğunu zannediyordum. Aslında başa dönmekte fayda var. Program ekibi Levent Kırca’yı davet ettiklerini söyleyince, “Ne konuşacağız ki?” diye itiraz ettim. “Abi iyi olur” deyince çocuklar, “Tamam” dedim. Program günü Levent Kırca saat 23.00’te başlayacak programa akşamüzeri saat 16.30’da gelmiş. Gelmiş ama ne gelmek. Ben dışarıdaydım. Ekiptekiler, “Levent Bey geldi” diye haber verdiler. Şaşırdım, programa 6 saat kala gelmişti. “Ben gelinceye kadar benim odama alın, ağırlayın” dedim. Kabul etmemiş. Gazetenin otoparkında otomobilinin içinde oturmuş. “Çay getirelim” demişler, kabul etmemiş.Akşam yemeğe davet etmişler, ona da “Hayır” demiş. 6 saat otomobilin içinde oturmuş. Sonra da programa girdik. Kırca gergin ve agresifti. Ben de beklemediğim bir saldırganlıkla karşılaşınca sinirlendim. Soru sordum, yanıt vermedi. Tekrarladım, şarkı söylemeye başladı. Hiçbirini yapmadığı zaman hakaret etti. Sinirlenmeme rağmen, Levent Kırca’yı çok da kırmak istemedim. Yaşına, geçmişine hürmeten, söyleyebileceklerimi, dilimin ucuna kadar gelenleri tuttum. Fox TV’den gelen ve ayrılış hikâyelerini anlatan e-postayı bile okumadım. Sonunda ortaya hoş bir görüntü çıkmadı. Sonuç olarak şunu anladım: Kaybedecek hiçbir şeyi kalmayanlarla tartışmamak lazım. Çünkü onlar asla kaybetmiyorlar. Dalgacı, yaz ruhlu ağabeyi kaybetmek MEHMET Ali Ağabey’in ölümüyle ilgili en beklemediğim cümleyi galiba kızım etti: “Sanki aileden birini kaybettik.” Ölümünden bir gün önceydi. Mehmet Ali Birand’ın ameliyat sırasında kalbinin durduğu haberi geldi. Yoğun bakıma almışlardı ama umut yoktu. Haber geldiği sırada yanımda eşim ve kızım vardı. Zeynep’in ilk tepkisi bu oldu işte. Birkaç kez karşılaşmışlardı belki ama bu kadar etkilenecek bir yakınlıkları yoktu. “Doğduğum günden beri bizimle ve sıcak bulduğum birini kaybetmiş gibi oldum” diyerek şaşkınlığımı giderdi Zeynep. Galiba Mehmet Ali Ağabey hepimiz için öyleydi. Hep bizimleydi. Gençlikte meslek idolümüz... Hep ağabeyimiz. Hep sevdiğimiz... Kusurları olan, kusurlarını saklamayan, kusurlarıyla dalga geçen adamdı. Hem çok ciddiydi hem de çok gayri ciddi. Öğretmekten asla vazgeçmezdi. Sevdiğine de bir şeyler öğretmeye çalışırdı, sevmediğine, hatta nefret ettiğine de. Öğretmek konusunda hiç kıskançlığı yoktu. Tatlı sahtekârlıkları vardı. Saklamadan yapardı ve kızamazdınız. Beraber gülerdiniz bunlara. Yumuşacıktı. Aynı zamanda da çok sertti. Çözememiştim tanıdığım 30 yıl boyunca. Kanal D’de ana haberi sunması için teklif götürdüğümde önce reddetmiş, sonra kabul etmiş, sonra da bir anda benim koltuğuma oturmuştu. Çok gülmüştük buna. Birlikte. Bir bedende birkaç kişi, bir kişide birkaç ayrı beden gibiydi. Her yere, her şeye yetişirdi. Hiçbir şeyden eksik kalmayı sevmezdi. Yaşı yoktu. 30 yaşındayken 70 yaşında gibiydi, 70 yaşındayken de 30 yaşında gibi. Hangi yaşta olması o anki duruma uygunsa o yaşta olurdu. Ama özünde çok gençti. Genci oynamazdı. Gerçekten gençti. Hep tazeydi.Asla eskimedi. 2011 sonbaharında çok zor bir ameliyattan çıktıktan kısa süre sonra Başbakan’ınABD gezisine katılmak istemişti. Tayyip Bey de kırmamış, onu da davet etmişti geziye. “Abi delirdin mi?” demiştim. “Ne yapayım ulan. En sevdiğim şeyi yaparak devam edeceğim gittiği yere kadar” demişti yolda. Pankreas kanseriydi. Günlerinin az veya çok ama sayılı olduğunu biliyordu. Umurunda değildi. Hep nasılsa öyle olmaya devam ederek savaşıyordu hastalıkla. Zerre değişmeden. Son olarak İstanbulModern’in gala gecesinde beraberdik. İlk kez onu “iyi görmedim”. İlk kez böyle bir gecede yalnızdı. “Cemre’yi önden tatile yolladım. Ben de yarın gidicem şekerim” dedi. Ve ilk kez, “Bir daha yaz görür müyüm bilmiyorum. O yüzden yaz olan bir yere gideceğim” dedi. Onun ruhu her zaman “yaz”dı.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Çocuklarımıza verebileceğimiz en değerli hediyenin sevgi dolu ortamlar olduğunu anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Gazeteci ile kavga edilir mi!
Köşe Yazıları
Gazeteci ile kavga edilir mi!

Fatih Altaylı

Nisan 6, 2026

Bu benzetme haksızlık
Köşe Yazıları
Bu benzetme haksızlık

Fatih Altaylı

Nisan 5, 2026

Uğurcan
Köşe Yazıları
Uğurcan

Fatih Altaylı

Nisan 3, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026