İstanbul 11°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Hakan'ın verdiği zarar

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Şubat 26, 2013

Hakan'ın verdiği zarar

HAKAN Şükür'ün söylediği doğru mudur, yanlış mıdır, hoş mudur, nahoş mudur bilemem. Bilsem de söylemem. Ama şundan kesinlikle eminim. Hakan Şükür'ün, "Ben de Türk değilim" demesi, adına ister İmralı deyin, ister çözüm deyin, her ne derseniz deyin sürece öylesine bir zarar vermiştir ki, ne geçmişte Oslo görüşmelerinin basına sızdırılması, ne İmralı sakiniyle yapılan görüşmeler, ne de Kandil'e MİT'çilerin gitmesi toplumda bu kadar tepki uyandırmış, terörün bitmesine yönelik son sürece bu kadar zarar vermişti. Hakan Şükür, İmralı ile yürütülen görüşmelere zaten "gıcık olan", bu konuda tedirginlikler yaşayan, ne düşüneceğini henüz tam olarak kestiremeyen ama olan bitenden çok memnun olmadığını gizlemeyen, çözüm arayışlarında başvurulan yolları hoş görse de bunun sonuçlarından kaygı duyanların tamamını bir anda "karşı tarafa" itiverdi. Ne Bahçeli'nin çıkışları, ne MHP'nin tavrı, ne ulusalcıların aleyhte söylemleri, ne de medyadaki "tedirgin edici" yazı ve yazarlar, Hakan Şükür'ün yarattığı etkiyi yaratmıştı. Hakan Şükür, "Ben de Türk değilim" diyerek bir anda "mozaiğin ne kadar parçalanabilir" veya "parçalanmaya müsait" olduğunu göstermekle kalmadı, bazılarının "mozaiği parçalamaya meyilli" tavrını da gösterdi. Bir anlamda "paranoyaları" tetikledi. Bana sorarsanız bu süreç Türkiye'yi parçalanmaya falan götürmez. Tam aksine parçalanmasını engelleyecekse ancak bu çabaların sonuca ulaşması engeller. Bu çabalar da ancak PKK'nın mevcut lider kadrosu hayattayken sonuç verebilir. Ama Hakan Şükür'ünki gibi "akım derken" tarzı konuşmalar "çözüme karşı olanların", en azından barışçı çözüme karşı olanların tezlerini güçlendirir. Çünkü bir kere birileri çıkıp "Ben de bilmem neyim" diye konuşmaya başlarsa, bu topraklarda hepimizin "aslında bilmem ne" olduğu yolunda bir algı oluşmaya başlar. Önemli olan kökünde bilmem ne olmamız değil, bugün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğumuzu söylememiz ve bundan gurur duymamızdır. Moda olacağını umarak "etnik kökenlerimizi" saymaya başlarsak hangimizin ne olduğu ya da ne olduğumuzu anamıza mı babamıza mı dayandıracağımıza kadar birçok çetrefilli sorunla karşılaşacağımız gibi, ortak değerleri bulmakta da hayli güçlük çekeriz. O yüzden bugün etnik olarak "ne olduğumuz" değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin onurlu vatandaşları olarak "Türk olmakla" gurur duyup duymadığımız önemlidir. Bundan en fazla gurur duyması gereken ve Türk bayrağını yıllarca göğsünde taşıyan Hakan Şükür'ün bunu hepimizden daha iyi anlaması gerekir. Hakan Şükür unutmamalıdır ki, hem milli takımda, hem de sarı kırmızılı formada göğsündeki bayrak "Boşnak" bayrağı değildi. Bir dönemin sonu mu? ŞİMDİ söyleyeceklerimi iyi dinleyin. Bu topraklarda, Anadolu'da milli bir devlet kurulmasının tarihi topu topu 90 yıl öncesine dayanır. Yani burada "Türk" adını taşıyan ilk ve tek devlet, topu topu 90 sene önce kurulmuştur. Ama bu toprakların adı yaklaşık 1000 senedir "Türkiye"dir. Avrupalı devletlerin yüzlerce yıl önce kullandığı haritalara baktığınız zaman buraya "Turchia" denildiğini sıklıkla görürsünüz. Ki o zamanlar burada Türkiye diye bir devlet falan da yoktur. Aslına bakarsanız Türk milliyetçiliği "siyasi ve askeri" bir zaruretten doğmuştur. Avrupa'nın pek çok ülkesinde milliyetçilik akımları, Fransız İhtilali sonrası, orada doğan fikirlere bağlı olarak gelişirken Osmanlı'nın son dönemlerinde sıkışan yönetimler, özellikle de İttihat ve Terakki yönetimi imparatorluğun birliğini sağlayabilmek için öncelikle "Islam"a sarılmışlardır. "İslam ve Müslümanlık" çerçevesinde elde kalan son toprakları Avrupalılardan koruyabileceklerini, tebaayı tek vücut haline getirip milliyetçilik akımlarının Osmanlı'nın son kalan parçasına da girmesini engelleyebileceklerini düşünmüşlerdir. Ancak Arap Yarımadası'nın ve Mısır'ın, yerel isyanların da etkisiyle elden çıkması sonrasında "yapıştırıcı unsur" olarak "Türk milliyetçiliğini" kullanmak bir İttihat ve Terakki modasıdır. İttihat ve Terakki, önce İslam'a, o tutmayınca Türk milliyetçiliğine sarılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti devleti de zaten o fikrin önce askeri, sonra siyasi sonucudur. Şimdi görülen o ki, bu dönemin de sonuna geliniyor.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Aptal dostun akıllı düşmandan daha fazla zarar verdiğini unutmadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Gazeteci ile kavga edilir mi!
Köşe Yazıları
Gazeteci ile kavga edilir mi!

Fatih Altaylı

Nisan 6, 2026

Bu benzetme haksızlık
Köşe Yazıları
Bu benzetme haksızlık

Fatih Altaylı

Nisan 5, 2026

Uğurcan
Köşe Yazıları
Uğurcan

Fatih Altaylı

Nisan 3, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026