İstanbul 28°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Yabancı banka fazla olursa

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mart 8, 2013

Yabancı banka fazla olursa

2000’lerin başında yaşanan bankacılık krizi sonrasında Türk bankalarının büyük bir hızla yabancılara satıldığı dönemde pek çok yazımda bunun Türkiye açısından yarattığı risklere dikkat çekmiş ve yabancılaşma oranının çok da artmaması gerektiğini söylemiştim. Ali Babacan’ın geçtiğimiz günlerde sık sık dile getirdiği, “Bankalar sanayiye destek olmaktan çok tüketici kredisi veriyorlar” serzenişinden sonra ekonomi servisimiz ciddi bir araştırma yaptı. Türkiye’deki bankaların kredi portföylerini masaya yatırdı ve “Hangi banka sanayiyi, hangi banka tüketici kredilerini destekliyor” sorusunun yanıtını ortaya çıkardı. Tablo çok ama çok ilginç. Ortaya çıkan genel tablo şu: Türk bankaları sanayiyi daha çok destekliyor. Yabancıların kontrolündeki bankalar ise sanayiden daha çok tüketiciyi kredilendiriyor. Yani Türk bankaları daha çok risk alıyor ama ülke yararına davranıyor. Yabancı bankalar ise daha düşük riski olan tüketici kredilerine yükleniyor. Ekonomi sayfalarımızda yayınlanan tabloya bakarsanız bu durumu daha net bir biçimde göreceksiniz. Peki bu durumda ne yapılabilir? “Zorla güzellik olmaz” demeden, zorla güzellik getirilebilir. Bunun yolu da basit. Yapılacak bir düzenlemeyle sanayiye verilen krediler için ayrılması gereken karşılık oranları düşürülebilir, buna karşılık tüketiciye verilen krediler için ayrılması gereken zorunlu karşılık oranları artırılabilir. Böylelikle tüketici kredisi vermenin cazibesi düşürülebilir, bu arada tüketici kredisine olan talep de ister istemez düşeceği için bu yabancı bankalar da sanayiye kredi vermeye zorlanabilir. Yine de şunu asla unutmamak gerekir ki, bir ülkenin bankacılık sistemi gereğinden fazla yabancılaştırılırsa o ülkenin ekonomik bağımsızlığı ve gücü tehlikeye düşer. Tutanaklar eksik ve sırası değişmiş İMRALI tutanakları diye bilinen ve Öcalan ile adaya giden BDP heyeti arasındaki konuşmaların bir bölümü olduğu iddia edilen metnin yayınlanması hakkında herkes bir şeyler söyledi. Kendi adıma sessiz kalmayı, bu konuda bir şey söylememeyi yeğledim. Siz okurlardan da bu konudaki sessizliğimin nedenini ve böyle bir haber karşısında tavrımın ne olacağını soranlar oldu. Madem bu kadar merak ediliyor, söyleyeyim. İmralı tutanakları olduğu söylenen o metin, o haliyle benim önüme gelseydi, ben o metni yayınlamazdım. Bunun birkaç nedeni var. Birincisi, görüşmenin tamamı o metinde yer almıyor. Başkaları tarafından kesilip biçilmiş, edit edilmiş bir metne güvenmezdim. Bunun örneklerini gördük yakın geçmişte. Bir telefon konuşmasından parçalanarak alıntılanmış ve yazılı hale getirilmiş bir metnin, nasıl bir anlam çarpıklığına uğradığını, cümlelerin bağlamından kopunca nasıl farklı anlamlara çekilebileceğini geçmişte yaşadık. Aynı şeyin İmralı tutanaklarının başına gelmiş olması ihtimali yüksekti. Konuşmaların, cümlelerin veya sorulara verilen yanıtların, yapılan yorumların sırasında yapılacak bir değişikliğin farklı anlamlar ifade etmesi mümkündü. Elbette “Bundan gazeteciye ne”? Sıradan bir konuda “Bundan gazeteciye ne?” demek geçerli olabilir. Ama Türkiye’nin 30 yıldır ilk kez yakaladığı bir fırsatın bu şekilde sıkıntıya uğramasından da doğrusu üzülürüm. Ve tabii bir de bu metni kafasına göre şekillendirmiş olanlar tarafından kullanılma ihtimali de benim gazetecilik anlayışıma sığmaz. Bu yüzden tutanakları yayınlamazdım diye düşündüm hep. Ve bugün bu düşüncemde çok haklı olduğumu da biliyorum. Çünkü uzun bir konuşmanın ya da sohbetin kısa bir süresini kapsayan bu tutanakların farklı bir dizilim içinde sızdırıldığını, konuşmanın bazı bölümlerinin aradan çıkarıldığını artık biliyorum. Kimse de yanlış anlamasın. Milliyet’in bu konudaki editoryal tercihini de eleştirmek gibi bir niyetim yok. Yanlış yaptılar veya doğru yaptılar diyecek pozisyonda değilim. Ben sadece kendi bakış açımı anlatıyorum. Onlar da benim yaptığım pek çok şeyi yapmayabilirler. Hepimiz aynı düşüneceğiz diye bir kural yok. Allah tarafından da yok. Ve inşallah da asla böyle bir mecburiyetimiz olmaz. Kandil ne diyor? ÖCALAN tarafından Kandil’e gönderilen 21 sayfalık mektubun tam içeriğini bilmiyoruz. Ancak bir bölümüyle ilgili bazı duyumlarım var. Mektubun en önemli bölümü de aslında bu bölüm. Öcalan burada 10 madde içinde örgütün önce çatışmayı bırakma, sonra da ülke sınırları dışına çıkma stratejisini belirliyor. İşin ilginç tarafı bu 10 maddelik bölümde her madde “ülkenin birliği ve bütünlüğü” ile başlıyor, “tam demokrasi” ile bitiyor. Öcalan’ın Nevruz’la birlikte başlatmayı planladığı bu sürece Kandil ne diyor? Herkesin merak ettiği bu yanıt üç aşağı beş yukarı belli. Kandil, yani terör örgütünün yürütme kurulu, kendi tanımlamalarıyla “önderlik iradesine saygılı”. Daha önce de sıklıkla tekrarladıkları “Öcalan ne derse o olur” sözüne sadıklar ve Nevruz’la birlikte başlayacak olan “Silahları önce susturma, sonra bırakma” talebine uyacaklar. Örgütün Kandil ayağı, “Bazı tereddütlerimiz olsa da, bazı konularda uyarıları dile getirecek olsak da” diye başlayan bir cümlenin ardından, “Önderliğin sözünü yere düşürmeyiz. Öcalan ne diyorsa odur” konusunda fikir birliğindeler. Kafalarındaki tek soru işareti “takvimin çok sıkışık olması”. Yani bunu bir iki ay içinde tamamlayamayacaklarını düşünüyorlar. Yine de yaz sonu itibarıyla Türkiye’de terör örgütüne bağlı bir unsurun kalmayacağı hemen hemen kesin gibi.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Kadınlar Günü’nde kadınların acı veren durumunu değil, kadınların başarılarını yazabildiğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
ROK’un avukatı Mengü: Müvekkilim itirafçı değil
Köşe Yazıları
ROK’un avukatı Mengü: Müvekkilim itirafçı değil

Fatih Altaylı

Ağustos 9, 2026

Medyanın kirli zincirinde daha kimler var?
Köşe Yazıları
Medyanın kirli zincirinde daha kimler var?

Fatih Altaylı

Ağustos 7, 2026

Böyle yasalar referanduma gitmez
Köşe Yazıları
Böyle yasalar referanduma gitmez

Fatih Altaylı

Ağustos 6, 2026

  • Videolar

Tümü
Üniversiteye gitme isteği azalıyor mu? görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Erhan Erkut & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimÜniversiteye gitme isteği azalıyor mu?Shark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 03:26 Üniversite tercihleri ve önemleri 09:49 Üniversitelerin 3 senelik eğitime düşmesi planlanması 13:00 Üniversite kontenjanlarının dolmaması ve sonrasında azaltılması 17:44 Yapay zeka ile birlikte açılan bölümler 21:48 Üniversite sınavına giren kişi sayısının azalması 26:29 Üniversite fiyatlarının artışı 38:29 Sınavlarda sıfır çeken öğrenci sayısının artması ve eğitime etkisi 41:11 Yurtdışına eğitime gidenlerin sayısı artıyor mu? 43:18 Türkiye'deki öğrenci kalitesi düşüyor mu? 49:58 Devlet üniversitelerinin düşüşü, özel ve vakıf üniversitelerinin yükselişi 53:02 Bugünkü bilgi birikimi ile bir tercih yapacak olsa hangi bölüm ve okulda okumak isterdi? 55:13 Kapanış #işbirliği
Ağustos 9, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: Atelier Rebul'un 130 senelik hikayesi görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Kerim MüderrisoğluFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: Atelier Rebul'un 130 senelik hikayesiTeke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:46 Atelier Rebul nasıl kuruldu? 08:58 Beyoğlu'ndaki eczane duruyor mu? 10:20 Parfüm yapmaya nasıl başladılar? 13:01 Kokuları nasıl üretiyorlar? 16:04 Parfümörlük nedir? 16:37 Rebul parfümlerindeki oryantal havası 20:33 Bir parfüm nasıl oluşur? 23:45 İyi bir parfüm nasıl belli oluyor? 28:21 Yapay zekanın sektördeki yeri 40:30 Türkiye'de esans üretimi 43:41 Parfüm şişeleri nasıl tasarlanıyor? 47:42 Rebul parfümleri neden leke yapmıyor? 50:37 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 9, 2026
Türk AI girişimine 4 milyon dolar! görseli
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Dr. İbrahim Ethem HamamcıTürk AI girişimine 4 milyon dolar!Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:51 İbrahim Ethem Hamamcı kimdir ve akademik çalışmaları neler? 10:54 Kendi şirketlerini kurma süreçleri 11:37 ETH Zurich'de bu araştırma fikri ile nasıl karşılandı ve neden bu araştırmayı tercih etti? 12:39 Yapay zekayı kullanarak tıpta ne geliştirmeyi amaçlıyorlar? 16:33 Yapmaya çalıştıkları gelişim için ne kadar sürede tamamlanmasını öngörüyorlar? 17:08 Kendisine gelen iş tekliflerini neden kabul etmedi? 18:38 Şirketleri nerede ve ekipleri nasıl? 19:07 Şirketlerine yatırım alabiliyorlar mı? 19:48 Şirketlerinin gelişme planları nasıl? 20:27 Şirketlerinde tam olarak ne üretiyorlar? 23:33 Üzerinde çalıştıkları yapay zekanın kişiye özel ilaç üretiminde bir faydası olacak mı? 24:36 10 yıl sonra bu geliştirdikleri iş ile kendisini nerede görüyor? 25:03 Üniversite tercihi yapacak olan gençlere tavsiyeleri neler? 30:48 Bu yaptıkları işi Türkiye'ye taşımayı düşünüyorlar mı? 31:48 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 4, 2026